şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: hale etkisi)
  • harika bir insan dediğimiz insanlara kötü sıfat yakıştıramama durumu. bilinçaltımızda onları başlarının üzerinde bir hale varmış gibi konumlandırır buna göre yaklaşırız. basit bir mekanizma, herkeste işler.
  • sigortacılıkta kullanılan bir kavram olup, sigortanın üçüncü kişileri daha tedbirli olmaya yönlendirmesini etkisini ifade eder. şöyle ki, sigortalayanın belli bir rizikoya karşı sigorta hizmeti satın aldığını bilen üçüncü kişi, rizikonun gerçekleşmesine sebep olmamak için daha dikkatli davranacaktır. aksi takdirde, zararı tazmin eden sigortacı sigortalayanın haklarına halef olarak rizikoya sebep olan kişiyi hukuken takip edecektir. başka bir deyişle, hiç kimse karşısında, alanında uzman her gün defalarca benzer olaylarla karşı karşıya kalan profesyonel sigorta şirketini almak istemez. işte buna sigortanın halo etkisi denmektedir.
  • bir alanda yaratılan izlenimin başka konularda da etkili olması. marketingde falan işe yarar. geleriye bir tane m4* koyup günde beş adet 116i* satmak gibi. üstünde bmw yazıyorsa kaputun altındakinden bağımsız olarak seri kaçar gibi bir algı oluşuyor, buna halo etkisi deniyor.
  • 1977 yilinda michigan universitesinde gorevli richard e. nisbett ve timothy decamp wilson, fiziksel olarak cekici insanlarin, diger insanlar uzerinde, olmayanlara gore; zeki, basarili ve canayakin bir izlenim birakma olasiliklarinin daha fazla oldugunu kanitlar bir halo etkisi deneyi yaparlar.

    bu deneyde denek olarak universite ogrencilerini kullanirlar ve katilimcilari rastgele iki gruba ayirilar. bu grup uyelerine, icinde ana dili fransizca olan belcika asilli ancak ingilizceyi belirgin bir aksanla konusan bir psikoloji egitmeninin iki farkli videosunu izletirler.

    egitmen ilk gruba, kendisini, oğrencinin zekasina,fikirlerine saygili, yeni bir seyler ogretme konusunda yeniliklere acik,sicakkanli bir profil cizerken, ikinci gruba karsi, soguk, kibirli, guvensiz ve kati bir intiba birakir.

    ogrenciler, sicakkanlı olarak algiladiklari egitmenin, tum degerlendirme konularinda pozitif oldugunu ve hatta aksaninin cok hos oldugunu soylerler.
    egitmeni, sadece daha mesafeli bir tip olarak izleyenler ise, tum degerlendirmelerini, bu negatif olarak dusundukleri ozellik uzerine kurarak egitmenin her ozelligine dusuk not verir.

    her iki grup da, dusunce ve degerlendirmelerinin, bilinclerinin tamamen disinda, bazi pozitif veya negatif algilarina gore toptan sekillendigini farkinda olmazlar.

    sonuc sudur ki ; insan zihni, grilikleri sevmez; siyah-beyaz dusunmek daha kolayina gelir. insan, bir baska insan hakkında olumlu bir izlenime sahipse, onun hatalarını gormez; goremez. karsimizdaki birey, tek bir olumlu yonuyle guvenimizi kazandiysa ya da tek bir olumsuz yonuyle bizi irrite ettiyse; ondan sonraki davranislari psikolojik olarak bizlere ayni etkiyi lanse eder. yani bireyi ilk degerlendirmede olumlu ya da ne kadar olumsuz olarak hafizamiza kodladigimiz; kisinin sonraki hareketlerinde de bizim elimizde olmasa da bir iyilik duvarı ya da olumsuzluk duvarı olarak karsimiza cikar
  • türkçesi hale etkisi olan olgunun yarı ingilizce yarı türkçe versiyonu..