*

şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: hale etkisi)
  • "halo effect" türkçe'ye halo etkisi veya hale etkisi olarak çevrilmiştir. insanlar veya nesneler için halo effect duyumsanabilir. bir kişinin ya da nesnenin belli başlı bazı özelliklerinin baz alınarak o kişi veya nesne hakkında kesin yargılara ulaşılmasını sağlayan bir hatadır. ilk izlenim yanılgısı da denilebilir. örnek verilecek olunursa; yakışıklı bir erkeğe rastlandığında bu erkeğe aynı zamanda çok iyi, cana yakın, sıcakkanlı gibi sıfatlarında yüklenmesidir. ya da sadece surat ifadesinden bazı insanlara "anaç" denilebilmesi durumudur. nesneler için örnek verilecek olunursa; paşabahçe markasından aldığınız bir ürünün bıraktığı izlenim dolayısıyla kazandığınız "paşabahçe" marka ürünlerin hepsi iyidir algısının oluşması.
  • başkalarını, genel olarak ya da yalnızca bir tek özellikleri bakımından olumlu algıladığımızda onlara başka olumlu özellikler yükleme eğilimidir. kısaca, insanları değerlendirirken, ilk edinilen izlenimin etkisi altında kalma. birey bir özelliği bakımından nasıl değerlendirilmişse, bütün diğer özellikleri bakımından da aynı şekilde değerlendirilmesi.
    1970'li yıllarda sosyal psikolog richard nisbett konuyla ilgili bir çalışma yapmıştır.profesör nisbett, iki gruba ayırdıkları üniversite öğrencilerinin bir öğretmeni fiziksel görünüm, davranışları ve aksan konusunda değerlendirmelerini istiyor. öğretmenin yabancı aksanı var ve ingilizce ana dili değil. öğretmen, aslında deney ekibinden. her iki gruba da,görünüm ve davranışlarını birebir aynı olarak sergiliyor. tek fark olarak, öğretmen, bir gruba biraz daha sıcakkanlı, diğerine ise daha mesafeli bir kişilik sergiliyor.
    sonuçlar, halo etkisini açık ve net olarak gösteriyor. öğrenciler, sıcakkanlı olarak algıladıkları öğretmenin, tüm değerlendirme konularında pozitif olduğunu ve hatta aksanının çok hoş olduğunu söylüyor. öğretmeni, sadece daha mesafeli bir tip olarak izleyenler ise, tüm değerlendirmelerini, bu negatif olarak düşündükleri özellik üzerine kurarak öğretmenin her özelliğine düşük not veriyor.
    deneyin ilginç olan sonucu ise, deney sonrasında yapılan birebir görüşmelerde öğrencilere açıkça, öğretmeni sempatik bulmalarının değerlendirmelerini etkileyip etkilemediği soruluyor. öğrenciler, kesinlikle bunu reddediyor. tamamen objektif olduklarını ve hatta öğretmenin sempatikliğinin neredeyse farkında bile olmadıklarını söylüyorlar.
    öğretmeni daha itici rolde izleyenler ise, öğretmenin bu kadar soğuk bir tip olmasından dolayı ondan pek hoşlanmadıklarını söylüyorlar. sempatik bulmadıkları öğretmenin, bu özelliğiyle alakası olmayan diğer özelliklerini de negatif olarak değerlendiriyorlar.
    her iki grup da, düşünce ve değerlendirmelerinin, bilinçlerinin tamamen dışında, bazı pozitif veya negatif algılarına göre toptan şekillendiğinin farkında değiller. düşünün ki, aklınızda bir konu veya birisiyle ilgili pozitif bir kanı var ama bunun neden böyle olduğunu bilmiyorsunuz. bu gerçeğin ortaya çıkmasıyla birlikte, özellikle pazarlama konusunda, bilinçaltına mesaj yerleştirme olgusu çok ön plana çıkmıştır. şu ana kadar fark etmediğiniz ama şimdi sorgulayınca farkına varacağınız bazı marka ve ürünlerle ilgili, nereden geldiğini ve nasıl oluştuğunu bilmediğiniz bir sempati ve güven duygusu mutlaka vardır.
  • harika bir insan dediğimiz insanlara kötü sıfat yakıştıramama durumu. bilinçdışımızda onları başlarının üzerinde bir hale varmış gibi konumlandırır buna göre yaklaşırız. basit bir mekanizma, herkeste işler.

    yıllar sonra gelen edit: bilinçaltı bilinçdışı olarak değiştirildi.
  • sigortacılıkta kullanılan bir kavram olup, sigortanın üçüncü kişileri daha tedbirli olmaya yönlendirmesini ifade eder. şöyle ki, sigortalayanın belli bir rizikoya karşı sigorta hizmeti satın aldığını bilen üçüncü kişi, rizikonun gerçekleşmesine sebep olmamak için daha dikkatli davranacaktır. aksi takdirde, zararı tazmin eden sigortacı sigortalayanın haklarına halef olarak rizikoya sebep olan kişiyi hukuken takip edecektir. başka bir deyişle, hiç kimse karşısında, alanında uzman her gün defalarca benzer olaylarla karşı karşıya kalan profesyonel sigorta şirketini almak istemez. işte buna sigortanın halo etkisi denmektedir.

    edit: imla
  • birinci dünya savaşı sırasında, amerikalı psikolog edward thorndike, komutanların kendilerine bağlı askerler hakkında bir araştırma yaptı.
    her komutana askerlerinin fiziksel yetenekleri, zekaları, emirleri uygulama becerileri… hakkında sorular sordu.
    şaşırtıcı olan, komutanların “üstün asker” olarak nitelendirdikleri bütün askerler, sağlam yapılı ve yakışıklıydılar. komutanlara göre bu askerlerin hepsi aynı zamanda, iyi nişancı, disiplinli, kararlı, zeki, fedakar, liderlik yetkinlikleri olan… askerlerdi.

    komutanların askerlerin dış görünüşlerinden etkilenip, onlara –gerçekte var olmayan- pek çok olumlu özellikler atfetmesine doktor thorndike, “halo etkisi” adını verdi.
    ==================================
    malumunuz, hayatımız boyunca ya bunu yaşadık ya da insanlara yaşattık; ama dile getirebilen olmadı.
  • tanıdığınız bir insanın kibar ve yakışıklı olması üzerine bir süre sonra zeki, çalışkan gibi olmayan özelliklerinin de var olduğunu düşündürtmeye başlatan etkiye verilen bir isimdir.
    aynı zamanda olumsuz durumlar icin de gecerlidir bu durum. bilgi dahilinizde sadece arkadaş canlısı olmayan bir insanı zamanla tembel, nankör diye değerlendirebilirmenize neden olabilecek bir etkidir.
  • bir alanda yaratılan izlenimin başka konularda da etkili olması. marketingde falan işe yarar. geleriye bir tane m4* koyup günde beş adet 116i* satmak gibi. üstünde bmw yazıyorsa kaputun altındakinden bağımsız olarak seri kaçar gibi bir algı oluşuyor, buna halo etkisi deniyor.
  • 1977 yilinda michigan universitesinde gorevli richard e. nisbett ve timothy decamp wilson, fiziksel olarak cekici insanlarin, diger insanlar uzerinde, olmayanlara gore; zeki, basarili ve canayakin bir izlenim birakma olasiliklarinin daha fazla oldugunu kanitlar bir halo etkisi deneyi yaparlar.

    bu deneyde denek olarak universite ogrencilerini kullanirlar ve katilimcilari rastgele iki gruba ayirilar. bu grup uyelerine, icinde ana dili fransizca olan belcika asilli ancak ingilizceyi belirgin bir aksanla konusan bir psikoloji egitmeninin iki farkli videosunu izletirler.

    egitmen ilk gruba, kendisini, oğrencinin zekasina,fikirlerine saygili, yeni bir seyler ogretme konusunda yeniliklere acik,sicakkanli bir profil cizerken, ikinci gruba karsi, soguk, kibirli, guvensiz ve kati bir intiba birakir.

    ogrenciler, sicakkanlı olarak algiladiklari egitmenin, tum degerlendirme konularinda pozitif oldugunu ve hatta aksaninin cok hos oldugunu soylerler.
    egitmeni, sadece daha mesafeli bir tip olarak izleyenler ise, tum degerlendirmelerini, bu negatif olarak dusundukleri ozellik uzerine kurarak egitmenin her ozelligine dusuk not verir.

    her iki grup da, dusunce ve degerlendirmelerinin, bilinclerinin tamamen disinda, bazi pozitif veya negatif algilarina gore toptan sekillendigini farkinda olmazlar.

    sonuc sudur ki ; insan zihni, grilikleri sevmez; siyah-beyaz dusunmek daha kolayina gelir. insan, bir baska insan hakkında olumlu bir izlenime sahipse, onun hatalarını gormez; goremez. karsimizdaki birey, tek bir olumlu yonuyle guvenimizi kazandiysa ya da tek bir olumsuz yonuyle bizi irrite ettiyse; ondan sonraki davranislari psikolojik olarak bizlere ayni etkiyi lanse eder. yani bireyi ilk degerlendirmede olumlu ya da ne kadar olumsuz olarak hafizamiza kodladigimiz; kisinin sonraki hareketlerinde de bizim elimizde olmasa da bir iyilik duvarı ya da olumsuzluk duvarı olarak karsimiza cikar
  • türkçesi hale etkisi olan olgunun yarı ingilizce yarı türkçe versiyonu..

hesabın var mı? giriş yap