şükela:  tümü | bugün
  • efendim kendisi köln almanya dogumludur, orda buyuyup okumustur. universitede hukuk okuduktan sonra oyunculuk icin amerika yollarına dusmustur. luk diye anilmasinin nedeni almanlarin haluk derken sekiz olması o da kolaylık olsun die luk u secmesidir. kendisi cok efendi bir insandır suya sabuna dokunur alkol sigara elini surmez. severiz ailecek.
  • (bkz: güzel adam)
  • (bkz: sahte prenses)
  • osman sınav'ın pusatdizisinde başrol oynayan oyuncu.

    pars kiraz operasyonu'nda da oynamıştı.

    pusat'taki karakteri:
    ____________________

    ali pusat (haluk piyes)

    24 yaşında… sivas, suşehri doğumlu… soyadı “savaşta kullanılan zırh” manasına gelen ve bu lakapla tanınan boksör… babası, hatırlayamayacağı kadar küçük bir yaşta onu ve annesini terkedip kayıplara karışır. ali annesinin, yıllar sonra evlendiği üvey babası fırat’ı bir türlü kabullenemez.

    ali pusat hızlı ve çok düşünmeden karar veren bir kahraman. zaman zaman hızlı karar vermesinin bedelini ödese de bu onun tipik yapısı. en çok beslendiği kaynak hocası selahaddin... dünyaya genel hatlarıyla hocasının baktığı gibi bakma gayretinde.

    şampiyonluk kürsüsüne çıkacağı gün hapishaneye girmesi onun hayatındaki en büyük dönüm noktası.

    ringde kendine has bir stille dövüşür. önce rakibin izler, kendini savunur, zırhlanır. sonra rakibini öğrenir ve saldırıya geçer.

    istanbul'a geldikten sonra bir pansiyonda yaşamaya başlar.
    pusat hediye’ye genç yaşlarından beri âşıktır. pusat için hediye'yi vazgeçilmez kılan onun masumluğu ve narinliğidir. pusat yıllardır hasretini çektiği “aile” özlemini, hediye’yle evlenerek gerçekleştirme hayalini kurar. hediye’nin güleryüzü onun aradığı sıcak ev ortamının en önemli gereklerindendir. hediye, çiçeklerle ilgili anlattığı hikâyelerle de pusat'a her zaman yeni bir bakış açısı kazandırır. bu yüzden hediye'ye olan bağlılığı oldukça güçlüdür.

    hayatta iki temel hedefi şöyle özetlenebilir: milli takıma giden yolda şampiyon olmak ve hediye ile evlenebilmek.

    (bkz: pusat)

    (bkz: ali pusat)

    kaynak:http://www.pusat.tv/
  • kendisi oldukça dinine düşkün biriymiş,sanat camiasında olduğu içinde pek mutlu olduğu söylenemezmiş,kimseye de bu camia içinde olmayı önermezmiş.duydum şaşırdım..
  • luk piyes'i (bkz: o da beni seviyor) görünce şahsıma herhalde yabancı biridir dedirten lakin 'ha'nın kaba söylenişinden olacak ki isminin içinden 'ha'yı atan aslının haluk piyes olduğunu öğrendiğim, ekranlarda önümüzdeki sezonlarda da görmeye devam edeceğimizin işaretlerini veren oyuncu. aklıma gelmişken: halim- lim, halide- lide, hasan- san, harun- run, hayrettin- yrettin...

    düzeltme: noktalama işaretlerinden önce boşluk...
  • habertürk de ki röportajının ardından aslında balçiçek pamirin gerçekten zeka kıtlığı çeken biri olduğunu ve meslekte bunca yılı nasıl devirdiğini çözememe sebebiyet vermiş kişidir. kadının soruları o kadar saçmaydı ki adamın her dediği kadının zeka seviyesini yerlere düşürmüştür.
    dahası bir ufacık tefecik turşucuk içi dolu kutucuk lafını doğrulatmıştır.

    röportajdan bazı satırbaşları.

    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    - evet, kebabçı, üç kağıtçı , halı satan filan onları zaten hukuk okurken o dönemde onlardan sıkıldığım için hukuktanda sıkılmıştım. hep üç kağıtçı ahmet filan örnekler.bu medyayada yansıyor ve almanlar bunları hayatta tutuyor. dikkat edersiniz belki bazı arkadaşlara ağır gelecek ama bugüne kadar yapılan ödüllü filmler dahil almanya'da türkler tarafından yapılan filmleri hiçbir alman eleştirmemiştir

    -kesinlikle kırıyor. çünkü 30 senedir ford fabrikasında çalışıyor mağdur durumda şöyle bir problememiz var, biz çok entegre olamıyoruz gittiğimiz ülkelerde. kendi tuzumuzu biberimizi hep devam ettirmek istiyoruz. karşı taraf, hükümet bunu farkedince entegreyede yardımcı olmuyor. çünkü çelişkide olan insan çok daha fazla markaya düşkündür. kızların hepsi jennifer lopez, erkeklerin hepsi rapci olmak istiyor. markaların daha iyisini almak istiyor.

    -bizim insanlarımız hapkolikler, daha çabuk hastalanıyorlar bu öfkeden dolayı çelişkiden dolayı fabrikalarda hayatları çürüyor. paraları topluyor çocukları okutmak için ama sağlıkları elden gidiyor ve ona harcıyorlar.bundan alman hükümeti özellikle böyle insanları kullanıyorlar ve bu yüzden bu klişeyi hayatta tutmaya çalışıyorlar. medya da bir aracı.

    -ben onu anlamadım.gurbette şöyle birşey var bizim mahalemizde rus'u, türk'ü, yunan'ı, mezhep farkına göre alevi,sunni,kürt vs. hepsi bir ortak noktada buluşuyor. bir baskı altındasınız, gurbetteseniz, birlik var. türkiye'ye gelince anladım ben asıl." inşallah yaparız."diyoruz bu adam dinci mi diyorlar.

    -sonra "türkiye'yi seviyorum. "dedim bu adam faşist, milliyetçi. sonra dedm ki "fakirle zengin eşit olmalı " bu adam kominist mi? karar verin ben de "sosyal kimliğimi muhafaza eden müslüman bir komünisttim." böyle şeylere takılmayalım . herbiri bir tezgah kurmuş ideoloji anlamında , siyasi anlamda,ticaret anlamde. çocukların kafasını karıştırmayalım yeter

    -bir de aile özellikle anne babalar "seni seviyorum" kelimesini kullanmıyor.
    %96.4 babalar çocuklara hiç kullanmamış.

    -senin baban sana kullandı mı hiç?
    bende duymadım hiç. ben babamla temasa tekrardan girdim görüyorum.

    -bir taraftanda sosyal sorumluluk projelerin devam ediyor.
    üniversitelere,liselere,ilkoklulara gidiyoruz. onların pusat abisi olarak onlara barlardan değil de madde ve şiddet bağımlılığla ilgili seminerler veriryorum. çok şaşırıyorlar ,çok mutlu oluyorlar.çünkü çocuklarımız ilgiye,sevgiye ve bilgiye muhtaç.

    -ama sonra orta siklette şampiyon olmuşsun.

    hırslıyım hep hırslıydım ama pozitif anlamda hani hizmet için egom çok kabarıktır. ama bir marka düşkünlüğüm görüntü düşkünlüğüm yoktur. hukuktan sonra o lokan bir yardımda ziyade çok büyük bir etken var medya şimdi bu ortam bu ortamda ne söylersek çocuklar taklit ediyor. şimdi "dişlerini fırçalayın çocuklar diyeceğim." kesin biri fırçalayacak

    -doğal olarak bu kulvarda ne yapabilirim diye düşündüm. zaten bir aşı almışım küçükken. küçük tiyatro oyunları oynatmış öğretmenimiz bize zaten dünyamızı açan hem benim annem ,türk öğretmenim ve boks hocam. paylaşmayı öğrettiler ,farklı açılardan bakmayı öğrettiler. ilk derse geldiği zaman türk öğretmenimiz ,bizim annelerimiz kırsaldan gelen insanlar öyle bir fotoğraf var gözümüzde bir geldi rujlu, tırnaklar yapılı ama ilk derste bize kelime-i şahadati öğretti. hiç ummuyorduk ama tezatlık yarattı ama ikinci derste aziz nesin , yaşar kemal derken şiirler , küçük oyunlar..

    -o açıdan yola çıkarak ben hedef kitle çocuklar olması gerekiyormuş gibi düşündüm. ilk etapta almanların ,onların düşüncelerini değiştirmeye çalışıyorsunuz devletin tarzını değiştirmeye onları uyarmaya çalışıyorsunuz ama bu çok zor bir iş. gerçekten projeler direk çocuklara yönelik olmalı o yüzden de bir sponsor aracışığla los angeles uçtum. orda okudum senaryo ve yönetmenlik ağarlıklı. almanya'ya geldikten sonra hep oyunculuk teklifleri geldi.

    -komşular,ırkçılıklar onun yelpazesi geniş, şiddeti sadece fiziksekl şiddet halinde görememek lazım. şimdi ekonomik boyutta da sosyal boyutta da şiddet uygulanıyor. eşinize yeterli para vermessenizde şiddet uygulanıyor, çocukları eğitmesseniz bilerek eğitmesseniz devlette bazen bir nevi şiddet uyduluyor.

    -katılıyorum da ,aklım almıyor 5 ya da 6 yaşında ki bir çocuğun sokaklardayken şiddet görmesi yani sen ilk dayağını o yaşlarda yemişsin bu almanlar'dan olabilir komşulardan olabilir bunun detaylarını en biliyorsun?
    tabi çok. ama yani şimdi şöyle bir şey oluyor insan büyüyücünce diğer tarafı bilmediği için sizin baktığınız gibi bakamıyor yani ben o ortamda büyüdüğüm için daha iyisini bilmiyorum.

    -burdaki yoksul insandan 5 kat daha yoksul gurbetteki türk. dolayısıyla burda ki çelişki anlamak zor. burda insanlar hertürlü acıyı yaşayabilir ama kimse o insan ağlarken git memleketinde ağla demez yani bir artı baskı daha var biz bu baskıyla büyüdük.

    --- spoiler ---

    röportajın berbat çözümlemesi için http://www.haberturk.com/…640&cat=190&dt=2008/07/25
  • 1975 doğumlu yakışıklı oyuncu. almanya da doğmuş büyümüş olsa da türkçe yi bi alamancı gibi değil türk gibi konuşuyo.