şükela:  tümü | bugün soru sor
  • kendinizi bir serçenin yerine koyun. sonra da, bir serçenin allah’ı nasıl övdüğünü ve ona nasıl şükürler sunduğunu düşünmeye çalışın. düşündüklerinizi, serçenin dilinden anlatın. daha sonraki günlerde serçeleri daha yakından gözleyin ve onlar hakkında bilgi toplayın. sonra, yeni gözlem ve bilgilerinizin ışığında, bu alıştırmayı bir daha tekrarlayın.
    anladınız değil mi? hamdolsun!

    dalga geçiyorum sandınızsa bakınız.
    http://www.frmtr.com/…bilgi-yazi-icerik-hikaye.html
  • içinde hem "övmek" hem de "şükretmek" anlamlarını barındıran sözcük. yunus emre'nin:

    mevlam neyler
    neylerse güzel eyler

    sözleri hamd etmeye çok güzel bir örnektir.
  • (bkz: hamdolsun)
  • (bkz: kavvali)
  • "şanı ve ehemmiyeti olup da 'el-hamdülillah' ile başlanmamış olan her iş bereketten kesiktir’’ hz. muhammed, sallallahü aleyhi vessellem
  • hamd konusundaki ayetler şöyledir:

    "1- "bütün hamdler, o allah'a mahsustur ki, kulunun (muhammed sallallahu aleyhi ve sellem *in) üzerine o kitabı (kuran-ı kerimi) indirdi ve onda hiç bir eğrilik (mana ve lâfzında bir çarpıklık) yapmadı.(kehf: 18/1)

    2- "hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden al-laha mahsustur. (bunca ayet ve delillerin zuhurundan, meydana çıkmasın­dan) sonra, kâfir olanlar (hâlâ putları, kendilerini yaratan, besleyip büyüten) rab'leriyle denk tutuyorlar." (en'am: 6/1)

    3- "ve o, âllah'dır. ondan başka hiç bir ilâh yoktur. önünde (dünyada) da sonunda (ahirette) de hamd ona mahsustur, hüküm de onundur. ve siz an­cak ona döndürül (üp götürül) eceksiniz." (kasas: 28/70.)

    4- "göklerde ve yerde ne varsa (hepsi), kendisinin olan allah'a hamd olsun. ahirette de hamd o'nundur. o, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olan da yalnız o'dur." (sebe': 34/1)

    5- "gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı (olmak üzere, kendisiyle peygamberleri ve salih kulları arasında) elçiler yapan allah'a hamdolsun. o, yaratmakta ne dilerse (onu) artırır. şüphe yok ki, allah her şeye hakkıyla kadir (gücü yeten) dir." (fatır suresi: 35/1)

    6- "ve (habibim) şöyle de: hamd allah'a mahsustur. o, ayetlerini size gösterecek, siz de onları (görüp) tanıyacaksınız. ve rabbin ne yapacağınızdan gafil (habersiz) değildir." (neml: 27/93.)

    7- "andolsun ki, onlara: "gökten su indirip onunla, ölümünün ardından yer yüzünü canlandıran kimdir ?" diye sorsan, elbette, «allah.» derler. de ki: (öyleyse) hamd, allah'a mahsustur. fakat onların çoğu aklını kullanınazlar." (ankebut: 29/63. )

    8- "andolsun ki, onlara gökleri ve yeri kimin yarattığını sorarsan, mu­hakkak «allah» derler, (habibim) sen: «elhamdülillah (hamdolsun allah'a)» de. hayır, onların çoğu bilmezler." (lokman: 31/25)

    9- "de ki: «hamd, evlât edinıneyen mülk (ün) de hiç bir ortağı olmayan züllün (güçsüzlük) den dolayı yardımcıya da (ihtiyacı) bulunmayan allah'a ait­tir.» ve ona son derece tazim et de et " (isra: 17/111)"
    kaynak:mahmud ustaosmanoğlu, ruhu’l-furkan tefsiri, sirac yayınları: 1/82-83.
  • sürekli "olan" bir şeydir..
  • hamd ile şükür arasında ciddi bir fark vardır.
    hamd süreklidir ve allah'ın bizleri ve evreni yaratmasından dolayı ona gösterdiğimiz şükranı ifade eder.
    şükür ise memnun kalınan bir olay üzerine yapılır.
  • övmek ve şükretmek olarak anlaşılması yanlıştır.
    böyle deyince sanki ötelerdeki bir tanrıdan bahsediliyormuş gibi oluyor, bu da şirke yol açıyor. memnun edilecek, gözüne girilecek bir öte tanrı düşüncesi açık şirktir (bkz: gizli şirk) ve affedilmeyen bir hatadır, en büyük günahtır.
    oysa allah ismiyle işaret edilen kavram, rasulullah ve kuran-ı kerimden anladığımız üzere; tüm boyutlarıyla varlığın, işleyiş mekanizmalarının kendisidir ve her şeyin anlamının zatıdır. kendini, kendinde, kendiyle seyreden, varlığı kendisinden var eden mutlak tekliktir.

    hamd "değerlendirme" demektir. fatihanın genelde "övgü allaha aittir" şeklinde çevirilen "elhamdulillahi rabbil alemiyn" ayeti aslında "mutlak değerlendirme alemlerin rabbi olan allah'a aittir, bizim durumlar hakkında şartlanmalar yoluyla verdiğimiz birimsel hükümlerimiz subjektif ve geçersizdir. dolayısıyla iyi aslında kötü, kötü de aslında iyi olabilir" şeklinde anlaşılmalıdır.

    din eğitimi şekilci, taklitçi ve yüzeysel olduğu için, kuran-ı kerim çevirileri de derin ve değerli anlamından mahrum kalıyor. ama çoğu çok eski olsa da harika çeviri ve tefsirler var tabi neyse ki.