şükela:  tümü | bugün
  • saplantıları sorguladığı romanı the vegetarian göksel türközü çevirisiyle april yayınları tarafından ülkemizde pek yakında yayımlanacaktır.
  • ülkemizde çok seveni olan vejetaryen adlı kitabın yazarı. kitabı merak edenler için; https://www.instagram.com/…axwk/?taken-by=bookogina
  • 27 kasım 1970 doğumlu, the vegetarian ve the white book gibi çok satan romanları kaleme alan güney koreli yazar. kendisi, üniversitede, kore dili ve edebiyatı okumuştur, babası ve erkek kardeşi de kendisi gibi yazardır. aynı zamanda müzikle ve şiirle de yakından ilgilenen han kang, the vegetarian kitabıyla 2016 yılında son derece prestijli man booker international prize ödülüne aday gösterilen ve kazanan ilk koreli yazardır, aynı ödüle ikinci adaylığını da the white book ile elde etmiştir. yalın dili, insan doğasının karanlık yönlerini rahatsız edici derecede açıkça ele alması ve görsel betimlemelerdeki hakimiyetiyle dikkati çekmektedir. kitaplarını okumak, daha önce aklınızdan geçen ve sizden başka kimsenin bilmesine katlanamayacağınız iğrenç düşüncelerin, suratınıza acımasızca vurulmasıyla eşdeğerdir.
  • kitaplara karşı -aşırı- saygılı bir insanım. bir obje olarak kitaba, onun hammaddesi olan ağaca, yazara, editöre, matbaacıya, nakliyeciye, o kitap ile ilişkili herkese ve her şeye saygı duyuyorum ve ne olursa olsun bir kitaba gözüm gibi bakıyorum. kitaplarımın yıpranmaması için de kitaplığından ödünç kitap vermeyen insan olmayı seçmiş biriyim.

    ama ilk defa bir kitabı paramparça edip geri dönüşüme yolladım. kitabı olduğu gibi atmadım, parçalayıp attım. çünkü bu kitap hayatımda okuduğum en iğrenç kitaptı. kitabın adı vejetaryen, yazarı da han kang'dı.

    hayatımda kaç kitap okudum bilmiyorum. gerçekten kötü kitaplar da okudum. "ormanda yürüyordum. birden durur. çünkü ağacın dibinde bir ceset görür. hemen kaçmaya başladım." benzeri saçma sapan cümleler içeren kitaplardan tutun da gramerden, imladan, kurgudan bihaber kitaplara, bir amaç olmadan yazılmış kitaplardan tutun da daha ilk cümleden sıkan kitaplara kadar akla gelebilecek her türlü kötü hususta kitap okumuşumdur da vejetaryen kadar iğrenç bir kitabı hiç okumadım.

    kitabın incelemelerini okuyup da büyük bir hevesle aldığımda beklentimi çok yüksek tutmuşum, bunu fark ettim. uluslararası man booker ödülü almasının da bunda etkisi çoktu. bir başkaldırıyı anlatan, kadın hakları savunucusu, alt metinleri kuvvetli ve iyi kurgulanmış bir kitap bekliyordum ve büyük bir hayal kırıklığına uğradım.

    kitap tamamen yazarın yozlaşmış, sapkın ve uçuk dünyasını yansıtıyor. taciz, tecavüz, ensest, fanteziler, çarpık ilişkiler gerçek hayatta görmek, duymak istemediğimiz şeyler olsa da her türlü kitapta -kurgu dahilinde- karşılaşabileceğimiz şeyler. ama bu kitaptakiler öyle değil. han kang'ın fotoğrafını görmemiştim kitabı okumadan önce. kitabı okuduktan sonra fotoğrafına baktığımda karşımda yonğhe'yi gördüm. kitaptaki tasvirlerden yola çıkarak gözümde canlandırdığım kişinin gerçekte yazara ne kadar çok benzediğini görünce bir kez daha iğrendim. han kang'ın ödüllü kitabını da kitaplığıma ulaşabilen kimse okuyamasın diye paramparça ederek geri dönüştürülüp başka bir kitap olması için attım.

    --- spoiler ---

    kim bilir belki de o paramparça yapraklar birleşip bir ağaç olur

    --- spoiler ---

    ekleme:

    --- spoiler ---

    kitabın adı vejetaryen ama içerik tamamen veganlıkla alakalı. ismi bile yanlış.

    --- spoiler ---
  • vejetaryen isminde kitap yazmış ama ana karakter vegan.
  • yazarın 2014 yılında yayınlanan ingilizce ismi human acts olan kitabı türkçeye göksel türközü çevirisi ile çocuk geliyor ismiyle april yayıncılık tarafından yayınlanmış.
  • “tanımadığınızı düşündüğünüz birini nasıl affedebilirsiniz?”

    the vegetarian’ını okurken buna benzer bir cümle yazdığını anımsıyorum. kitabı bitirdikten sonra aklıma kalan cümlelerin en başında bu geliyordu belki de.
    han kang gerçekten de fotoğrafına baktığınızda fiziksel olarak ana karakter yonghe’ye benziyor. ani bir değişimi arzuladığı, bunu yaparken kendini içinde bulunduğu toplumun tüm normlarından kurtarma çabası yonghe’de tezahür etmiş olabilir mi?

    günümüzde sık rastlanan büyük duygu/durum değişikliklerinin sonucunda yapılan, çoğu zaman da hiç yakışmayan saç değişiklikleri, dövmeler, piercingler, giyilen farklı kıyafetler yonghe’nin her şeyi değiştiren rüyasının mini sonuçları gibi görünüyor. et yemeyi bırakmak, cinselliği daha doğal ve kişilerden azade bir edim olarak ele almak, her şeyi bu doğallık ve doğaya karışma normalliği içerisinde ele alırken yaşamanın ne kadar da anormal bir şey olduğu düşüncesine kapılmasıyla yavaş yavaş kendini ölüme terk etmek ise kitaptaki makro sonuçlar gibi…
    bu entryi kitabın altında da değil de yazarın altında yazmış olma sebebim tüm bu düşünceleri kurgusal olarak ele almaktan ziyade kendi içinden geçirdiğini hissetmemden ötürü.

    gerçekten de tanıdığınızı düşündüğünüz birini affedemezsiniz. birini affetmek için ya eski kişiyi öldürmek ya da karşınızdaki kişinin eskisi gibi davranmayacağını düşünmeniz gerekir. affediş aynı zamanda bir güven kontratıdır. kesildiğiniz yerden yeniden kesilmeyeceğinizi umut ederek karşınızdakine keskin bir bıçak verip boynunuzu altına uzatma eylemidir. yonghe’nin etrafındaki insanlar kendilerinden başka bir şeyi düşünmeyen, yonghe’nin iyiliğinin kendi iyilikleriyle olan bağlantısı dışında bir şeyi umursamayan insanlar… bu göstermelik arkadaşlar, hayatınızda karabatak gibi dalıp çıkan, kağıt üstünde sizin yanınızda olduğunu yazan, ama sizi gerçek sizle tanıştırmak yerine mevcut durumunuzdan menfaat sağlamaya çalışan insanlar. yonghe’nin kocasının menfaat musluklarının kesilmesi sonucu ortadan kaybolması, eniştesinin sanatını ve cinsel dürtüsünü üzerinden tatmin etmesi yönelimleri , babasının kızının sağlığından çok et yememe eylemini utanç verici bulması sebebiyle aşırı tepki vermesi gibi… yonghe’nin durumunun “stabil” olması onlar için yeterli… doğru bir düşüncede mi, yanlış bir yolda mı, gerçekten karşısındaki ne düşünüyor, umurlarında değil. karşınızdaki kişinin fırtınasının doğuracağı yeni insanı kucaklamak ve tüm bu süreci yaşamak, bu fırtınayı durdurup kişinin kendi çıkmazında kısılı kalmasından daha cesaretli bir iş çünkü.
    bu yüzden kendi açıkça eksik yönlerini törpüleme konusunda isteksiz/cesaretsiz insanlar, kendilerini “böyle kabul etme” kisvesi altında, sizi bir adım bile ileri taşıyamayan arkadaşlar, aile bireyleri, sevgililer ekseninde yaşayıp bir adım dahi ileri atmadan sıkışıp kalıyorlar. sıkılıyorlar ve bunalıyorlar. tebrikler, bir adım ileri gitmediniz, sadece kendinizi rahatlatıp kendinizle tartışmayı kestiniz. olduğunuz yerde saplanıp kaldınız.

    bu yüzden “beni seven böyle sevsin, çok agresifim ama benim de huyum bu”, “ben susarım ama çiftem pektir” ya da “dobrayım haksızlığa gelemiyorum” gibi ışıltılı, etiketli sözlerin ardında, bu fikrinizi dolduruşlarıyla destekleyen, işlerine geldiği ve içsel karışıklıklarınızla uğraşmak istemediği için “tabii ağam, paşam” diyen etkisiz kalabalıkların arasından sıyrılarak, dünyanın bir ucunda, tüm bunlardan sıyrılıp amuda kalkan, sadece suya ihtiyaç duyan bir ağaca dönüşmeyi umabilirsiniz.
    han kang acaba tüm bu değişimini nasıl tamamladı ya da tamamlayabildi mi? bu kitabı yazmak bu değişimine nasıl etki etti?

    kendisine sordum, yanıt gelirse yazarım.
  • yonsei university'de kore dili ve edebiyatı eğitimi almış olan yazar.
  • az önce çocuk geliyor isimli kitabını bitirdiğim yazar. 1970 gwangju doğumlu yazar yine doğduğu ilde 1980 yılında gerçekleşen gwangju olaylarını ve darbeyi anlatıyor kitabında. bizzat olayları yaşamış çocukların,kadınların,farklı farklı insanların gözünden olayları anlatan ve böylece o dönem hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlarken kitabın son kısmında kendisinin de olayla ilgili anılarını anlatan, anlatımı çok başarılı bir yazar. kitabı okurken bazı paragraflar,karakterler arasında kurduğu ilişkiler, cümleler,okuru heyecanlandırıyor çünkü bunlar yazarın ileride çok başarılı işler yapacağına dair bir selam çakıyor. yeni kitapları için heyecanlıyım ve takipteyim kendisini.
  • vejetaryen öykü kitabı oldukça başarılı olan yazar.
hesabın var mı? giriş yap