şükela:  tümü | bugün
  • ingilizceye the giant olarak çevirilmis bask filmi.
  • 1800'lü yıllarda biri gigantism hastalıklı iki kardeşin hikayesini anlatan ispanyol yapımı, drama janralı bir film.

    durgun film severlere tavsiye ederim.
  • böylesine naif ve derinlikli bir filmin bu kadar az ilgi çekmiş olması çok şaşırtıcı. abartıya kaçmadan dramın hakkını sonuna kadar veren çok güzel bir film. hollywood yapımı olsaydı sayfalarca entryi girilmiş olurdu ancak bu haliyle sinek avlıyor ne yazık ki.

    gerek kardeşlik teması gerekse engelli bir insanın sırf engelinden dolayı insanların gözünde 'görmek için paraya değer bir cisim' gibi gözükmesinin yarattığı tahrip edici psikoloji çok başarılı aktarılmış. izlerken farklı duygular birbirine giriyor ancak filmin başından sonuna kadar değişmeyen tek duygu burukluk hissi oluyor. hayata dair iç burkan bir kesit sunuyor izleyene. bunda kurgusunun göze batmayan sadeliği ve oturaklığının yanı sıra özellikle kardeşleri oynayan oyuncuların karakterleri oldukça başarılı yansıtmış olmalarının etkisi büyük.

    --- spoiler ---
    +
    +

    babasının savaşa tereddütsüz olarak martin'in katılmasını istemesi ve martin'in buna bozulup sitem etmesindeki maria etkisi. maria'nın hem kardeşe hem abiye pas atmış olması nedeniyle martin birden kendini savaşta bulunca hoşlandığı kızı kaptırma hissini yaşıyor hem de kardeşine. üstüne kardeşi jaquien ile maria'nın flört ettiği haberini duyunca içi iyice burkuluyor. o an savaş meydanında belki de kendisini çok şanssız, kardeşinin çok şanslı olduğunu düşünüyordu zira kendisi her an ölmek üzereyken kardeşi sevdiği kadının koynuna girebilirdi..

    ancak 3 senenin ardından eve döndüğünde (ki kardeşinin maria ile olan yakınlığını bozmamak için bu kadar beklemişti) işlerin pek de düşündüğü gibi gitmemiş olduğunu görüyor kardeşinin sürekli büyüme hastalığına kapılmış olması nedeniyle. böylece maria'yla kendisi evleniyor, devleşen jaquien ise hem onlara hem diğer insanlara gıpta ile bakıyor, isyan ediyor normal bir insan gibi yaşayamıyor oluşuna ve gösterinin sonunda dev tahta bacak gösterisi yapan adamların kostümlerinden çıktığı gibi çıkamıyor oluşuna cüssessinden.

    şanslı olan martin, şanssız olan jaquien oluyor. acaba babası martin yerine jaquien'in gitmesini isteseydi ya da evlatlar arası ayrım yapmasaydı kaderleri daha mı değişik olurdu? martin'in "niye ben?" sitemine karşı bir cevap mıydı kaderin getirdiği? kimse bilemeyecek sanırım tıpkı kemiklerin nerede olduğu bilinmediği gibi. fakat şanslı olmak ve şanssız olmak durumlarının ne denli değişken ve göreceli olduğunu etkili bir şekilde görmüş olduk. hayatta da buna benzer birçok durum yaşamışızdır. kıskanılan kişinin bir süre sonra bizden daha kötü bir konuma düşmesi ve geçmişte kıskanmış olmanın verdiği vicdan azabı hissi. hele o kişi sevilen bir yakınsa kardeş gibi.

    --- spoiler ---

    --- spoiler ---
    en etkileyici sahne ise kar fırtınasında birbirlerine sarıldıları ve jaquien'in içten bir şekilde "amerikaya gitmek için beni daha iyi pazarlamalısın" demesiydi. insan üzülüyor be...
    --- spoiler ---