*

şükela:  tümü | bugün
  • http://www.kanalturk.com.tr/…ar.php?yazarlar_id=214 melike ilgün'ün bir yazısının başlığıdır.

    edit: link çoktan uçmuş.
  • ülkemin korkak siyasilerinin sonunda temiz, vatansever halka sordurtmayi basardigi sorudur.
    (bkz: cocugumu bu vatana helal etmiyorum)
  • sorulması itibariyle bir şeylerin ciddi bir şekilde değişmeye başladığını gösterir sorudur.evet herkes vatanını sever, herkes gerektiğinde canını vermeye hazırdır. dikkat edelim; gerektiğinde. masa başı hesapların, diplomatik restleşmelerin ve iğrenç pazarlıkların sounuçları gencecik insanların hayatına mal olduysa yıllarca ve millet olarak bir türlü bu soruyu soramadıysak yazık. bir gün bir anne bu soruyu sormaya cesaret etti neyse ki. zaten bunu sormak ve cevabını vermek de ondan başka kimseye düşmezdi. gördük ki pisi pisine ölümler devam ettikçe kamuoyu vicdanı zedelendi ve oğlunun şehit olması bir anneyi teselli etmeye yetmedi. yani artık yok yere ölümleri kemiklerimize işlemiş ucuz safsatalarla geçiştiremiyoruz.günaydın.
  • (bkz: melike ilgün)
  • yazının tamamı(bir yerlerde dursun diye):

    pamuklara sarıp yetiştirdin çocuğunu. bebekken geceleri kalkıp
    ayakucunda nefesini yokladın, içinde her anne gibi hep bir garip
    korku, ya ölürse ...

    önce okul kapısında bekledin, sonra "arkadaşlarım dalga geçiyor"
    dedi, pencere önünde gözledin dönüşünü... 5 dakika gecikse ruhun
    sıkıldı hep, araba mı çarptı, biri mi sataştı, düştü dizi mi yarıldı.

    sonra büyüdü, "aman okusun" dedin, binbir zorlukla bir üniversiteye
    girdi, hiç bir şeyini eksik etmedin. evde, malda, mülkte değildi
    gözün. yemedin yedirdin, giymedin giydirdin. oğlunu üç kuruş "helal"
    maaşınla adam ettin.

    ve birgün askerlik geldi dayandı kapıya... senin gibilerin evladı
    nerelere giderse o da oralara gitti. otobüs terminalinde arkadaşları
    " en büyük asker bizim asker" diye omuzlarına aldığında bile için
    titredi. "aman düşeceksin oğlum, bir yerin incinecek, aman oğlum"

    o nöbetteyse sen de nöbette, operasyondaysa tetikdeydin. bebekken
    nasıl dinliyorsan öyle dinledin nefesini kilometrelerce öteden.
    içinde hep bir garip korku, ya ölürse...

    bir eylül günü kara haberi geldi oğlunun subaylar eşliğinde. sonra
    kameralar yığıldı kapının önüne.. haberi duyan geldi, duyan geldi...
    ertesi gün cenazede tanıdığın, tanımadığın bir sürü insanın önünde,
    için taş kesmiş, damarların koparılmışken, son bir kez saramadığın
    oğlunu buz gibi çerçevelenmiş bir resimde arıyorken, herkes senden
    aynı iki kelimeyi bekledi. sen demedin, diyemedin, "vatan sağolsun"
    diye.... "hakkımı helal etmiyorum" diye haykırdın, "etmiyorum,
    hakkımı helal etmiyorum"

    hakkını helal etmediğin kendi çocukları amerika'da okurken seninkini
    ateşe atanlardı.

    hakkını helal etmediğin senin oğlun çelik yeleksiz kimin eliyle
    beslendiği belli düşmana koşarken, uğruna savaşılan vatan toprağını
    pazarlıkla satanlardı.

    hakkını helal etmediğin "haram" yiyip "helal" üzerinden politika
    yapanlardı.

    şimdi "vatan sağolsun" demeni bekliyorlar senden. yarın lübnan'da
    muhtemelen üzerinde "made in usa" yazan bir kurşunla "yanlışlıkla"
    öldürülen bir başka evladın annesinden de aynı şeyi bekleyecekler.
    sen oğlunun hasretinden bayram sabahları şehitlikteki taş mermerleri
    severken, onlar havaalanında amerika'dan dönen oğullarını
    bekleyecekler. akşam haberlerinde onların oğullarının açtığı
    pastörize yumurta fabrikalarını göreceksin. onların oğulları amerikan
    bankalarında çalışacak. onların oğullarının yaptığı ölümlü trafik
    kazaları usta ellerce örtbas edilecek. sen hergün taş keseceksin,
    biraz daha, biraz daha...

    analar uyanıyor, anaların isyanından korkun beyler.
    siz ki hak üzerinden politika yaparsınız hep, anaların haklarını
    helal etmemesinden korkun, hiçbirşeyden korkmadığınz kadar.

    çünkü artık inanmıyorlar size. sizin vatan bildiğinizle onların vatan
    bildiği aynı değil, biliyorlar. ve artık yüksek sesle soruyorlar.
    hangi vatan sağolsun, sizinki mi, bizimki mi?

    siz ki kanundan, kuraldan, halktan, haramdan korkmazsınız. ama
    anaların isyanından korkun.

    onlar ki riksos otel'de bir gecelik konaklamanın bir çelik yelekten
    daha pahalı olduğunu bilirler. teşvikiye camii'nden hiç şehit
    cenazesi çıkmadığını bildikleri gibi...

    onlar ki lübnan'a neden asker göndermek istediğinizi de bilirler,
    vatana ihanetin ne olduğunu bildikleri gibi....

    onlar ki sıksan şüheda fışkıracak toprak için yıllarca oğullarını
    başlarına kına yakıp yolladılar askere. artık "vatan sağolsun"
    diyemiyorlarsa bir bildikleri vardır.