şükela:  tümü | bugün
  • bizim evin girişinde vardı bir tane. çok eskiden...

    kokardı bu mevsimlerde. çok da güzel kokardı. efil efil derler ya hani, hah işte öyle aynen.

    çocukken, kış mevsiminde aşağı inemezdik biz. yani annemiz izin vermezdi. zaten okul da vardı. ilkbahar hem havaların ısınması, hem derslerin hafiflemesi demekti ve aynı zamanda aşağı inmelerin başladığı aydı bizim için.

    aşağı inmeye başladığımız ilk zamanlarda, bütün kışın hıncını almamız gerektiği gibi bir endişemiz vardı sanki. bisikletti, toptu, koşmaydı, kovalamacaydı, kavga, dövüş ne varsa çocukluğa dair. bir saatten sonra narin bacaklarımız kaldıramazdı yorgunluğu, gider bir yerde otururduk sonra. o yorgunlukları atma mekanımız, nefeslendiğimiz, yukarı çıkacağımız zaman fırça yememek için terimizin soğumasını beklediğimiz yer, işte hanımeli ağacının önündeki duvardı. dayak yediğimizde gidip ağlamışızlığımız da vardır o duvarda, oturup çekirdek yediğimiz de, yaptığımız yaramazlıkları anlatıp bu konuda daha büyük başarılar için birbirimizi motive ettiğimiz de, gevezelikler edip cıvıl cıvıl kahkalar attığımız da! bilirsiniz, tam çocukluk işte ya...

    pis, kirli, leş gibi bir duvar. ama hep orda otururduk. neden hep orda oturduğumuzu büyüdükten sonra anladım.
    hanımelinin, aslında bilinçaltımıza işleyen kokusuymuş bizi hep aynı duvarda oturmaya iten. duvara değil, kokuya gidermişiz.

    en büyük endişemizin sokaktan eve erken çağrılma, en büyük korkumuzun da bir sonraki gün ceza yiyip aşağı inememe ihtimali olduğu günlerimizde işlemiş içimize o hanımeli ağacının kokusu.

    şimdi yine bizim evin girişinde var bir tane hanımeli ağacı. her akşam eve girerken kokusuyla selam gönderiyor bana çocukluğum.

    hanımelinin, bilinçaltıma işlediği koku kadar eskiye özlem aslında benim her akşam eve girerken kimyamı bozan.

    bak diyor, sen beni unutsan bile seni unutmadım.
  • aşığıyım. bildiğin aşığı. bir çiçek bu kadar mutevazı görünüp bu kadar güzel kokabilir mi? bakarsın, böyle bir gülün, orkidenin estetiği yoktur, sarmaşık gibi takılır kendi halinde. çiçekleri çok büyük ve şekilli değildir. hemen vazoya koymazsan solar zaten. ben her gün yolumun üzerindeki bir bahçeden koparıyorum onları, eve gelene kadar kendimden geçiyorum. evi de huzurla dolduruyor, cennet çiçeği sanırım bu, her çiçeğin kokusu güzel, sevenine göre verilmiş işte bu koku da bana verilmiş, sahiplendim çok. uzun aramalardan sonra kokusuna da her an sahip olma sırrına vakıf oldum. yüksek dozda hanımeli kokusundan gidicem. olsun ya ölümüm ondan olsun, böyle ota, böceğe methiye düzen insan değilim ama bu kokuya meyyalim vallahi kendisinden. misal bu gece benim için kandilin kokusu oldu hanımeli, bu gece ayrı bir güzel koktu. içimi açtı kendimi görebileyim diye
  • bu çiçeğe bahçe kapısı demirlerini sarmaladığı bir durumda rastlanılınca insanın içi açılır güzel kokusundan; yanından geçen bir yolda ilerlemek üzere programlanmış da olsanız o bahçeye giresiniz gelir. en güzel kokan üç beş çiçekten biridir.
  • çok güzel kokan. sarmaşık gibi yetişen bi çiçek. içinde balımsı bir öz bulunur.
  • içime çektiğim en güzel kokunun sahibi.

    ama öyle bi duruyor ki, "sen daha güzel kokuyorsun, şımartma beni :')" diyecek dile gelse. bu kadar güzel olup bu kadar mütevazı olman beni çok etkiliyor.

    keşke insan olsan ey can. hep severdim seni.
  • bu aralar tam çiçek açma zamanı. o kadar çok seviyorum ki kokusunu evimden yaklaşık 2 km ötede bulunan bir sitenin etrafında bulunan hanımellerini koklamak için bisikletime atlayıp sitenin etrafında bir iki tur atıp eve dönüyorum. emeklilik hayalim etrafı hanımelleri ile sarılmış bir evde yaşamak.
  • kokusu ayrı görüntüsü ayrı güzel olan. birgün kendime ait bahçeli bir evim olursa salt kokusu sebebiyle mutlak suretle bahçemde olacak bitkilerden biridir hanımeli. bir diğer mutlak suretle olacak bitki yasemin. ağaç olarak da ıhlamur ve iğde bahçemde olması gereken güzel kokululardan. sonra neden ilkbaharı bu kadar çok seviyorsun diye sorarlar. etraf bu kadar güzel kokularla, yeşilliğin her türlüsüyle doluyken sevmemek elde değil.
  • böyle naif, mini mini, mis kokulu, zarif ama kişilikli bir kokusu var bu çiçeğin... sarı-beyaz, dibinden balı emilen ve hep çocukluğu çağrıştıran..

    bir de estee lauder, meşhur pure white linen parfümünün pink coral versiyonunda hanımeli kullanır. o yüzden benim gibi hanımeli severler o kokuyu anımsattığı için bu parfümü de sevebilirler.

    edit: bir de brasil dream'i var ki, buram buram hanımeli kokuyor resmen, yeni keşfettim, aman aman! muhteşem!
  • içindeki bala ulaşmayı ilk deneyip, korkmadan ağzına ilk götürenin, aklından zorunun acaba ne olduğunu sorgulamak da, sene olmuş 2011, yeni aklıma gelmiş. ileride biri bana çiçek diye hanımeli getirse, en candan teşekkürlerimi eder, nezaket falan dinlemez yerim, net.
  • o güzel kokusunu içime çekmek uğruna her gün yolumu değiştirdiğim, uzattığım yolun her metresine değen, oldukça kötü bir günü bile güzelleştirmeye yeten mutluluk sebebi.