şükela:  tümü | bugün
  • ı was always working steady
    but ı never called it art
    ı got my shit together
    meeting christ and reading marx
    ıt failed my little fire
    but it’s bright the dying spark
    go tell the young messiah
    what happens to the heart

    there’s a mist of summer kisses
    where ı tried to double-park
    the rivalry was vicious
    the women were in charge
    ıt was nothing, it was business
    but it left an ugly mark
    ı’ve come here to revisit
    what happens to the heart

    ı was selling holy trinkets
    ı was dressing kind of sharp
    had a pussy in the kitchen
    and a panther in the yard

    ın the prison of the gifted
    ı was friendly with the guards
    so ı never had to witness
    what happens to the heart

    ı should have seen it coming
    after all ı knew the chart
    just to look at her was trouble
    ıt was trouble from the start
    sure we played a stunning couple
    but ı never liked the part
    ıt ain't pretty, it ain't subtle
    what happens to the heart

    now the angel’s got a fiddle
    the devil’s got a harp
    every soul is like a minnow
    every mind is like a shark
    ı’ve broken every window
    but the house, the house is dark
    ı care but very little
    what happens to the heart

    then ı studied with this beggar
    he was filthy, he was scarred
    by the claws of many women
    he had failed to disregard
    no fable here no lesson
    no singing meadowlark
    just a filthy beggar guessing
    what happens to the heart

    ı was always working steady
    but ı never called it art
    ıt was just some old convention
    like the horse before the cart
    ı had no trouble betting
    on the flood, against the ark
    you see, ı knew about the ending
    what happens to the heart

    ı was handy with a rifle
    my father’s .303
    ı fought for something final
    not the right to disagree
  • öteki dünyadan ziyarete gelen leonard cohen şiiri.

    kalbimize piercing taktın, leo.
  • üstadı neden sevdiğimizi hatırlatan şiir.

    sanat izleyen/dinleyen/deneyimleyende vücuda bürünen bir şeydir kaidesinden hareketle nacizane anladığımı aktarayım

    ilk kıtada delikanlılık yıllarının hayallerini ve bunalımlarını safça yaşarken geçmiş ustaları tanıyıp kendine çeki düzen verdiğini ve kalbindeki "cocukluk heyecanı, aklı bir karış havadalığı ve hevesi" diyebileceğimiz şeyi dizginlediğini anlatıyor.

    ikinci kıtada bir çok sevgilisi olduğu hareketli dönemi anımsıyor. o yıllardaki hareketleri çok da önemi olan şeyler değil ama kalbinde pek de hoş olmayan bir iz bıraktığını itiraf ediyor.

    3. kıtada evlenmiş, mutfakta karısı, bahçede oğlu, ticaretvari bir işle uğraşıyor - ancak esas gönlünün olduğu şey bu değil - zira bunu bir nevi "çok da sıkboğaz etmeyen hapishane" gibi anlatıyor. kalbinin bu dönemde yaşadığı sıkıntıyı da (hapishane hayatından az çok memnun olduğu için ) görmezden geliyor.

    4. kıtada belki muhtemelen gayrımeşru bir yeni aşktan bahsediyor. aşk kısmına karşı duramasa da bir yanıyla bu durumdan hoşnut olmadğını, çirkin bir şeyin parçası oldugunu biliyor. muhtemelen iki cocugunun annesi suzanne elrod'u aldattığı bir zamandan bahsediyor diye okuyorum.

    bir sonraki kıtada tüm insanları kastederek "herkes çakal herkes ekmeğinde, skerler böyle işi - yaktım köprüleri" tarzı bir yaklaşımla "saldım artık" diyor.

    6. kıtada - dilenci ile akıl yürttüm/öğrendim/çalıştım derken kendi aptallığı yüzünden yara aldığı ilişkilerine yine aynı aptallıkla analiz yapmaya çalışan birinden bahsediyor. benim tahminim burada kendinden iyice yabancılaşarak kendini bu yaralı ve aptal dilenci olarak anlatıyor. dilencinin ta kendisi olduğunun farkına vararak durumunu değerlendiriyor

    7. kıtada - "hep yaptığım şeyi yapmaya devam ettim çünkü bildiğim/hep yaptığım şey buydu" diyor. bunu anlatırken ahlaken doğru olmayan seçimleri sonunu bilmesine rağmen kolaylıkla yaptığını ifade ediyor.

    8. son kıtadaki tüfek neyi sembolize ediyor emin olamıyorum.
    "fikir ayrılığı için değil, nihai bir şey için savaştım" dizesi bana bir tık fazla muglak geliyor. dörtlüğü "intihar etmeden önceki son sözler" olarak okumak şiirin kalanından farklı bir seviyede yaklaşım gerektiriyor diye düşünüyorum. ilk 7 kıtadaki tema ve sembolizmi bir seviyedeyken son 4lükteki dümdüzlük ayrık duruyor. varsa daha iyi bir yorumu olan eklerse süper olur.
  • şarkının sözleri o kadar duru ki bilgeliğini çırılçıplak sunmuş leonard cohen. insan olmanın çelişkileri daha nasıl naif anlatılabilir ki...

    "ı was always working steady
    but ı never called it art
    ı got my shit together
    meeting christ and reading marx
    ıt failed my little fire
    but it's bright the dying spark
    go tell the young messiah
    what happens to the heart ..."

    https://www.youtube.com/watch?v=2ammb9cisci
  • leonard cohen in aşmış sesi ile derinden etkileyendir.
  • son zamanlarda çokça dinlediğim cohen şarkısı. her kıtasının sonunda tekrarlanan "what happens to the heart" tamamen kontemplatif (başka kelime bulamadım şimdi) ve insanı aniden derinleştirme etkisinde... ve javier mas'ın ispanyol udu şarkıyı başka bir boyuta ve sıcaklığa taşımış.
  • yarim saattir tekrar tekrar caliyor. spotify'da hakkinda soyle bilgiler var, birebir aktariyorum:

    "happens to the heart" is the first single from the new album thanks for the dance. written by leonard*, with music composed and produced by his son adam*, the track features long-time collaborator javier mas, who flew barcelona to la* to capture the artist's spirit on leonard's own guitar, the berlin-based s t a r g a z e orchestra, famed producer daniel lanois on piano, and zac rae from death cab for cutie on felt piano. the video for this song was directed by daniel askill who most notably also directed sia's* "chandelier" video. a collaboration with uk based nowness: a movement for creative excellence in storytelling celebrating the extraordinary of every day.
  • büyük adamın büyük şiiri, buruyor kalbimi evet. acı değil melankoli, ölümüne acı bir arnavut biberinden çok sevgilinin yaptığı domates biber konservesinin içine karışmış tek tük acı sivri biberin acısı gibi. tekrar tekrar ve tekrar dinleyebilirim. asla boğucu değil, ağlak ya da arabesk. yaşadıklarından kalanların burukça bir anlatımı, sanki is tatlı iyi bir viski gibi, belki kenarda yanan bir parça sandal ağacı, yanında kenarında uyuyan kedi, birazcık çok azcık gözyaşı.

    yaşlıca bir adamım, babamdan kalan tüfeğim yok, tüfekle fena değilim, bazı fikirler bırakmıştı bana evet, fikir farklılıkları değil, nihai sonuç için son savaşın fikri ama gel gelelim onun kadar cesur olamadım savaşmak için, eyleme geçemedim asla, içimde yaradır. son satırları vuruyor en çok. babamı özledim. yaşlandım.
  • kendi kendimeyken dinlemekten zevk aldığım, bu aralar yine replayde thanks for the dance albümünün en sevdiğim şarkısı.
  • gönlümüze ne mi oluyor?

    hayat yolculuğunun içinde yaşadıklarımız izler bırakıyor benliğimizde ruhumuzda, değişim kaçınılmaz oluyor; ne amaç uğruna harcandığı unutulan hedefler, mücadeleler, kaba kaçışlar, uyumsuz ilişkiler, ahlaksız alışverişler; ateşimizi; ışığımızı söndürüyor, gönlümüzü öldürüyor, daha ne olsun ...

    o yüzden ne olursa olsun iyi ve güzellikle olsun.

    anadoluda aşık deriz, gönülle; diğer deyişle kalpten gelen ısı, metaforik ışık ile ilişkilidir.

    yunus emre ışk diyor. bizim yüz yıllardır anadoluda sorduğumuzu tekrar sormuş, anlatmış zamane aşıklarından leonard cohen: gönlümüze ne oluyor?

    --- spoiler ---

    şarkı sözleri:

    i was always workin' steady but i never called it art
    i got my shit together meeting christ and reading marx
    it failed my little fire but it spread a dying spark
    go tell the young messiah what happens to the heart
    there's a mist of summer kisses where i tried to double park
    the rivalry was viscious, the women were in charge
    it was nothing, it was business, but it left an ugly mark
    i've come here to revisit what happens to the heart
    i was selling holy trinkets, i was dressing kind of sharp
    i let pussy in the kitchen and a panther in the yard
    in the prison of the gifted ı was friendly with the guards
    so ı never had to witness what happens to the heart
    i should a seen it coming, after all i knew the chart
    just to look at her was trouble, it was trouble from the start
    sure we played a stunning couple, but i never liked the part
    it ain't pretty, it ain't subtle, what happens to the heart
    now the angel's got a fiddle, the devil's got a harp
    every soul is like a minnow, every mind is like a shark
    may have broken every window, but the house
    the house is dark, i care but very little
    what happens to the heart
    then i studied with this beggar, he was filthy, he was scarred
    by the claws of many women he had failed to disregard
    no fable here, no lesson, so singing meadowlark
    just a filthy beggar guessing what happens to the heart
    i was always workin' steady, but ı never called it art
    ıt was just some old convention like the horse before the cart
    i had no trouble betting on the flood against the ark
    you see, i knew about the ending, what happens to the heart
    i was handy with a rifle, my father's 303
    i fought for something final, not the right to disagree

    benim tercümem:

    her zaman düzenli çalışıyordum ama buna asla sanat demedim
    mesih'le tanışıp marx'ı okuyarak kendimi toparladım.
    küçük ateşimi başarısızlığa uğrattı ama ölmekte olan bir kıvılcım yaydı
    git genç mesih'e kalbe ne olduğunu söyle
    aşk kaçamaklarım da yaz öpücüklerinin buğusu var
    rekabet kurnazcaydı, kadınlar sorumluydu
    bir şey değildi, işti ama çirkin bir iz bıraktı
    buraya gönüle ne olduğunu tekrar ziyaret etmeye geldim.
    güzelleri satıyordum, biraz uyanık görünürdüm
    evde kediciğe ve dışarıda bir pantere izin verdim
    yeteneğin esaretinde sokulgan uyanıktım
    bu yüzden gönüle ne olduğuna asla tanık olmak zorunda kalmadım
    geldiğini görmeliydim, ne de olsa planı biliyordum
    sadece o kadına bakmak belaydı, başından beri belaydı
    tabii ki harika bir çift oynadık ama rolü hiç sevmedim
    güzel değil, hoş değil, gönüle ne oluyor
    şimdi melekler dalavere de, şeytanlar savaşta
    her ruh derinliklerdeki küçük balık, her akıl bir köpek balığı gibidir
    zarar görmüş olabilir, ama ev
    ev karanlık, umursuyorum ama çok az
    gönüle ne olur
    sonra bu dilenci adamla çalıştım, ahlaksızdı, dertliydi
    pek çok kadının tırnak izlerini görmezden gelmeyi başarmıştı
    burada masal yok, ders yok, açıkça konuşuyoruz minik kuşum
    sadece gönüle ne olduğunu tahmin eden ahlaksız bir dilenci
    her zaman düzenli çalışıyordum, ama buna asla sanat demedim
    el arabasından önceki at gibi sadece eski bir gelenekti
    tufanın içinde iddiada topluluğa karşı sorunum olmadı
    görüyorsun, gönüle ne olduğunun sonunu biliyordum
    babamın eski tüfeği ile becerikliydim
    sonuç için savaştım, karşı olmak için değil.

    --- spoiler ---

    leonard cohen, happens to the heart
hesabın var mı? giriş yap