şükela:  tümü | bugün
  • is a warm gun. (bkz: the beatles)
  • the happy man is he
    who in the midst of the crowd
    keeps with perfect sweetness
    the independence of solitude

    demiş ralph waldo emerson
  • elliott smith'in figure 8 albumunden bir sarkı.

    activity's killing the actor
    and a cop's standing out in the road turning traffic away
    there wass nothing she could do until after
    when his body'd been buried below
    way back in the day
    oh my, nothing else could've been done
    he made his life a lie
    so he might never have to know anyone
    made his life the lie you know
    i told him he shouldn't upset her
    and that he'd only be making it worse
    involving somebody else
    but i knew that he'd never forget her
    while her memory worked in reverse
    to keep her safe from herself
    and oh my, nothing else could've been done
    she made her life a lie
    so she might never have to know anyone
    made her life the lie you know
    what i used to be will pass away and then you'll see
    that all i want now is happiness for you and me
  • ing. mutluluk
  • eğer filmin tematiğine bir rating verirsek ve american beauty aynı kulvarın* softcore bir filmiyse, happiness kelimenin tam anlamıyla hardcore bir film. kısaca birbirinden sapık karakterlerin günlük hayatını birbirine kurgulayan, bu karakterlerin yollarını bir şekilde kesiştiren bir film happiness; gelin isterseniz bu karakterleri kısaca tanıyalım:

    joy jordan-esasen filmin sempati duyulabilecek tek karakteri. gerçi kendisi yabancı deyimiyle bir "pathetic loser"*. ama o "kaybeden" edebiyatının altında en azından tiksinç sapkınlıklar yok; sadece çirkin sapkınlıklara sahiplerin bakıp bakıp "iyi ki onun gibi bir loser değilim" diyerek kendilerini avuttukları bir karakter diyebiliriz joy içün. "neşea..vs" manasına gelen ismi ile film boyunca ağladı ağlayacak suratı arasındaki tezat "aman ironi yakaladım" diyenleri coşturur türden.

    bill mapplewood-oğlancı. çoluk çocuk sahibi, iyi aile babası olupta hayatından memnun olmayan film karakterleri antolojisinde en marjinal uçlardan birinde duruyor bence bill. american beauty'deki kevin spacey'nin kızının arkadaşına sarkması konseptini ters yüz edip, 11 yaşındaki oğlunun erkek arkadaşlarından ikisine tecavüz ediyor bill. yuh dedirten bill. "iğrençsin" dedirten bill. film boyu seyirci tarafından en çok "yapmaaaaa, etmee!" çığlıklarının bill'in oynadığı sahnelerde haykırıldığını belirtelim.

    trish mapplewood-oğlancının zavallı karısı. kendisinde biraz kıskançlık, biraz da göze hoş ve sevecen gözükme kaygısı farkedilebiliyor. nisbeten normal karakterlerden.

    billy mapplewood-trish ve bill'in sorunlu oğlu. en büyük sorunu ise yaşıtı sınıfdaşlarının ağacına su yürürken bill'in uğraşlarının nafile çıkması... ama finalde muradına eriyor kendisi. bu arada bir filmde gördüğüm en dokunaklı ve sinir bozucu sahnelerden birisinde babasıyla karşılıklı ağlaşıyorlar. karakteriyle duruşuyla "işte böyle yetişiyor sapık insanlar" dedirten bir karakter.

    allen-bir diğer sapık. bir çok açıdan haneke'nin piyanist'indeki erica kohut'u hatırlatıyor insana; sapıkça fantazileriyle kendini tatmin etmeye uğraşırken, fantazileri gerçek olmaya yüz tuttuğunda korkup tutuk davranıyor, gerçeklikten korkuyor.

    diğer karakterlerin isimlerini aramaya üşendim. bir gün bulursam devamını getiririm.

    sonuç olarak amerikan ailesi ve değerleri üzerine konuşurken iyimser sonlarıyla "şaka şaka" demeye getiren bir çok filmin karşısında, taviz vermez tutumuyla aradığını bulamamış bireylerin cinsel sapkınlığını çok güzel tesbit eden; ama bunları çok acı bir şekilde ileten bir film.
  • michael stipe şarkısının sözleri aşağıdaki gibidir

    it seems the things i've wanted in
    my life i've never had.
    so it's no surprise that living
    only leaves me sad.

    happiness, where are you?
    i've searched so long for you.
    happiness, where are you?
    i haven't got a clue.
    happiness, why do you have to stay
    so far away... from me?

    when i'm in despair and life has
    turned into a mess,
    i know that i don't dare to end my
    search for happiness.

    happiness, where are you?
    i've searched so long for you.
    happiness, where are you?
    i haven't got a clue.
    happiness, why do you have to stay
    so far away... from me?

    happiness, sometimes i think
    i see you from afar.
    when i run to catch you, though,
    that's just not where you are.

    happiness, you know i'll get a hold of
    you some way.
    until i do, you know i'll keep on
    searching every day.

    happiness, where are you?
    i've searched so long for you.
    happiness, where are you?
    i haven't got a clue.
    happiness, why do you have to stay
    so far away... from me?

    gonna find it, gonna find it,
    gonna find my happiness.
    gonna find it, gonna find it,
    gonna find my happiness.

    when i'm in despair and life has
    turned into a mess - gonna find it -
    i know that i don't dare to end my
    search for happiness - gonna find my...

    happiness, where are you?
    i'm gonna get to you.
    happiness, where are you?
    i'll know before i'm through.
    happiness, you know you just can't stay
    so far away... from me.

    gonna find my - happiness where are you?
    gonna find it - i'm gonna get to you.
    gonna find my - happiness what are you?
    gonna find it - i'll know before i'm through
  • (bkz: fridge/6)
  • çok matrak bir film. allen isimli karakterin saptığı kadına telefonda söyledikleri ve söyleyiş tarzı, o hırs.. bravo dedim. bir de:
    - baba, beni hiç siktin mi?
    - seni sikmektense osbir çekmeyi tercih ederim...
    ve tabii ki:
    "i came..."
  • macy gray in junkie oldugunu itiraf ettigi sarkisi.

    happiness for a day or two
    thats my limit.
    i m a junkie.
    how about you?