şükela:  tümü | bugün
  • vücut geliştirmenin bir türü.
    ingilizce yazmamın sebebi ise türkçe'de tam manasıyla karşılayacak bir terimin olmaması.
    hardcore body building, cilalı, içinde 20 tane koşu bandı olan, "ay incinirim" diye ağır giremeyen adamların çalıştığı salonlarda bulamayacağınız birşeydir.
    breathing squat yaparken kusan, deadliftte barı yamultan, bench press'te squatta göremeyeceğin ağırlıkları basan adamlarla dolu salonlarda yaşayabileceğin bir tecrübedir, hardcore body building.
    pro vücutçulardan en iyi örnek, dorian yates'tir. onun dışında kütle deyince akla gelebilecek ilk isim olan markus ruhl da hardcore'dur.
    keza ronnie coleman da. bu adamların çalıştığı salonları görürseniz anlarsınız.
    40 kiloluk dev flanşların olduğu, ağırlıkları fırlatıp atabileceğiniz zeminlere sahip, zindan görünümlü yerlerdir bunlar.
    aksine hardcore ile alakası olmayan jay cutler'ın çalıştığı salon çocuk bahçesi gibidir. böyle yerlerde gerçek vücut geliştirmenin tadını alamazsınız.
    neticede, hardcore body building, bir yaşam biçimidir. çok az kişiye nasip olur.
  • gregg valentino'nun yaşamadığı, yaşayamayacağı şey.
    gregg valentino hardcore body builder değildir, olamaz da .
    hardcore adamın, syntholle işi olmaz, çünkü kendisini kandıramayacak kadar adanmıştır vücut geliştirmeye.
    keza synthol ile şişmek için salona gitmenize bile gerek yoktur, nihayetinde.
  • turkcesi kanirtircasina vucut gelistirme falan olsa gerek.
  • haddinden fazla steroid iceren olgu. ust ya$ siniri 35'tir. sonrasinda yavas yavas tum hardcore nitelikler softcore duruma burunur.
  • azi karar cogu zarar düsturuyla yaklaşıldığında pek de akıl karı olmayan antrenmanlara sahip spor çeşidi. spor yaparken kusmak da ne ola ki? (bkz: spor)

    ha eğer "kardeşim ben profesyonelim, avrupada, amerikada yarışmalara girecem, podyuma çıkacam. ucunda yüzbinlerce dolar var, bu benim mesleğim, bu yüzden vücudumu steroid manyağı yapacam. günde şu kadar kilo hindi eti, soya, yumurta, beyaz et yiyecem.. ekmek parası ne de olsa" derseniz buyrun tabi, hardcore takılın.

    bununla beraber memlekette mantar gibi türeyen club tarzı, içerisi parfüm kokan, zevkli dekore edilmiş salonlarda dup tıs müzikler eşliğinde motive olmanın zorluğu da bi gerçek. gerçek de, yok mu hemşerim şu işin bi orta yolu?
  • hardcore body building'te kusmak bir zorunluluk değildir, ama onu göze alacak kadar sert çalışmak, zorunluluktan da öte içten gelir.
    (bkz: this is animal. can you handle it)
  • bir gereklilik değildir.
    tamamen vücut geliştirmeye bakışı ifade eder. yani bu sporu, eğlence, kızlara şekil yapmak gibi sebeplerden öte, bir hayat tarzı olarak benimsemektir. bir davul virtüözü ile bir gazino davulcusu arasındaki fark gibidir, hardcore vücutçu ile plaj bodycisi arasındaki fark.
    steroid kullanımıyla direk bağlantısı yoktur. steroid kullanmadan da bu yolu takip eden bir çok sporcu tanıdım. (bkz: kendimden biliyorum)
  • (bkz: gym jones)