şükela:  tümü | bugün
  • zalım, zorba anlamına gelir norvec lugatında.
  • harald hardraade diye bir norvec krali da vardir. adi bu kelimeden gelmektedir.
    http://encyclopedia2.thefreedictionary.com/…rdraade
    http://en.wikipedia.org/wiki/harald_iii_of_norway
    *
  • onuncu nesil sabırtaşı yazar.
  • gayet asosyal yazar.
  • şu entry'siyle alkışı haketmiş bir yazardır kendisi.
  • tanımam etmem ama sağlıkla alakalı yazdığı bir yazı vesilesiyle bana çok acil lazım olan yazar. tanıyan, eden, bilen varsa saygılar.
  • çok iyi klarnet çalar. *
  • amerikalıları mı yoksa çocuklarımı sevmediğini anlayamadım yazar.çok aklı başında entryleri varken hesabını çocuksuz bir ergen liseliye çaldırmış anlaşılan.

    babamın lafıdır : " çocuksuz insan zalim olur "
  • uzun zaman önce, en yakın kız arkadaşımla oturup yemek yediğimiz esnada geldi oturdu masamıza. kız arkadaşımın arkadaşı idi ve bir kitap bırakıp gidecekti. selamlaştık, tanıştık. gözleri mavi bu adamın ama ışık nasıl vuruyorsa bir mavi, bir yeşil, bir kahverengi görünüyor. diktim gözlerimi bakıyorum. birinin gözlerine ya da yüzüne uzun uzun bakmak rahatsız etmez beni, varsın "iş atıyor hatun" desinler, ne önemi var?
    neyse...
    dikkatli baktığımı fark edince döndü bana "evet gözlerim çok güzel biliyorum!" dedi ve sevimsiz sevimsiz sırıttı.
    "aslında ne renk olduğuna bakıyordum, o kadar da güzel değil bence." dedim. bozuldu mu ne?
    bir çay ile bize eşlik edip masamızdan ayrıldı.
    nasıl tanımladım zihnimde kendim de anlamadım; hem antipatik hem de sempatik. ona dair tüm tanımlarım avuç avuç oksimoron ifadelerden oluştu. sonra yazdıklarını okumaya başladım, özellikle dünya siyaseti ve ideolojik çıkarımları hakkındaki yazılarına "ya ben bu açıdan hiç bakmamıştım! aslında çok doğru olabilir, farklı bir bakış açısı!" dedim hayretler içinde ve günlerce beynimi meşgul ettiler. her meşguliyetin sonunda da "benim göremediğimi görmüş! inanamıyorum muazzam bir zekası var!" diyerek noktaladım.
    muazzam bir zekası ve bilgi birikimi var, evet. oturup konuştuğumuz sıralarda hayatın güncelliğinden arınıp konuşma fırsatı bulamasak da; zaman zaman konu arasına giren parantezler ile bile kendini gösterir bu ve beni yine hayretler içinde bırakır. çünkü herkes gibi bakmıyor bu adam. okuyup geçmiyor ya da klasik argümanlar üzerinden çıkarım yapmıyor. kendi argümanlarını yaratıp, özgün fikirlerini ortaya koyuyor.

    her ne kadar güneşin tam karşısına beni oturtsa da,
    her ne kadar kendine kahve almaya kalkarken "sen de içer misin?" diye sormasa da,
    her ne kadar ortak arkadaşlarımızdan biriyle ona karşı olup "yumurtanın fırçalanmayan tarafı!" diye üzerine yürüsek ve dişlerini sıkarak sinirden delirdiği halde gülümsemeye çalışsa da,
    her ne kadar rakı kadehini alıp karşıma oturmasa da,
    bu adam diğerleri gibi yüzeysel okuyucu ya da araştırmacı değil, bildiğin bilgi küpü ve ben bu adamı gerçekten seviyorum.
    var ol arkadaşım...
  • hem bakan hem gören adam. savları ad hominemle çürütülemeyecek bir kişi.