şükela:  tümü | bugün
  • zülfü livaneli'nin huzursuzluk romanında ortadoğu'nun lanetini özetleyen kelimedir.

    harese nedir bilir misin oğlum? arapça eski bir kelimedir. bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. harese şudur evladım: develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. tuzlu kan dikenle karışınca bu tad devenin daha çok hoşuna gider. böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. bunun adı haresedir. demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. bütün ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz.

    kendi kanının tadından sarhoş olur.*
  • harese otu yani hırs otu devenin severek yediği dikenin bir adıymış. deve dikeni yerken ağzı kanıyor, parçalanıyor, kanadıkça hörgücünden gelen tuzlu su ile ağız içeriği hemhal oluyormuş. iştahını bu daha açıyormuş. deve doymak bilmeden yiyor, iş kısır döngüye dönüyormuş. herhalde devenin kan kaybından ölmesi abartıdır, doğru değildir, türk milleti duymasın.

    (bkz: devedikeni), deve dikeni/@ibisile
    (bkz: ihtiras)
  • aslı hint tarikatlarına dayanan, astarı olmayan saçmalık.

    edit:

    boşverinbeni ardından nick bulmam lazim da aynı soruyu sorunca benim gibi tembel bir insanın bile açıklama yapması farz oldu. yeni gelecek soruları önleme adına. bu yüzden buraya boşverinbeni ye verdiğim cevabı birebir kopyalıyorum.

    sanırım ilk önce islami bir sohbette denk geldim bu tanıma. konuşan kişi bu olayı örnek vererek şimdi hatırlamakta zorlandığım, kabul etmekte zorlanacağım bir konuda delil gösterdi.

    antipatim böyle oluştu bu terime hemen doğruluğunu araştırmak istedim. zira oldukça ilginç geldi çünkü hiç akla yatkın bir olay değildi. bitki kendini korumak için diken oluşturur, hayvanlarda zamanla dudakları ve dilleri kalınlaşarak karşılık verir. yani bir dikenin kolay kolay bu canlılara zarar vermesi mümkün değildir. canlılar kendilerini korumak ister ve kendi kanından zevk alması da hiç tutarlı gözükmüyor. çevremde gördüğüm tabiat ve evrim kanunlarının dışında bir durum.

    arapça bilmediğim için türkçe ve ingilizce araştırma yapabildim. türkçe böyle safsatalar için çok uygun bir dil. birçok gereksiz kalitesiz kaynak buldum.

    ingilizce araştırma yaptığımda bunun doğru olup olmadığı ile alakalı az sayıda yahoo ask sorusuna denk geldim. tatmin edici cevap yoktu.

    bulduğum en doyurucu kaynak 3. sınıf bir hint tarikatı sitesinin bir hikaye sayfasıydı.

    o zaman bu örneğin ne maksatla oluşturulup temellendirildiğini anladım.

    arap sitelerinde ingilizce arattığımda dahi hiçbir kaynağa ulaşamadım.
    en çok konu ile ilgili bilgi birikimin olması gereken sayfalar boştu.
    öyle ya da böyle türk kültürüne sirayet etmiş deyimlerin olması gerekir bu da yoktu.
    yeni peydah olmuş, bazı insanların bişey anlatırken dinleyenlerin ilgilerini çekebilecek nitelikte olduğu için sarıldıkları bir hikaye idi.

    izlediğim hiçbir belgeselde böyle bir olayın geçtiğini görmemiştim.
    deve gibi sağlam zor hayat şartlarına olağanüstü uyum sağlamış bir hayvan bu dikeni yiyip ölüyorsa şimdiye kadar soyu çoktan tükenmiş olması gerekmez miydi?

    en çok ilgimi çeken anlatıda sanki devenin nasıl zevk aldığı çok net biliniyormuşçasına betimlenmesiydi. sanki adam daha önceki hayatında deveydi de sonra insan olarak dünyaya gelmiş anılarını paylaşıyordu. halbuki hikayesini hayattan alan gerçek halk söylencelerinde böyle bir durum gözlenmez sebeplere girilmeden durum tahlili yapılır. hayvanların çektiği acılara ve zevklere fazla vurgu yapılmaz.

    doğu toplumlarının hemen hepsinde seks günaha yakın bir eylem olarak ele alınır ve uzak durulması gereken bir tutkudur. okuduğum hint hikayesinde bu durum ele alınıyor ve sevişmenin aslında kendi ömrümüzden çalınan bir eylem olduğu anlatılıp devenin kendi kanını içmesine benzetiliyordu.

    hindistanda bildiğim kadarıyla böyle bir inanç var 6 7 ay cinsel perhiz yapıp müsabakalara hazırlanan güreşçilerin olduğu bir haber hatırlıyorum.

    bütün bunların ışığında yeterli kaynak bulamayıp, yaptığım akıl yürütmeler ile bu terimin uydurma olduğuna karar verdim.

    esasında önemsiz bir konu olduğu için ve belki de bilinçaltımda ya gerçekse durduk yere suyu bulandırıp madara olmayalım diyerek kısa bir cümle ile tepkimi ortaya koydum.

    yine de eğer inandırıcı kaynaklara sahiplinik ise görüşlerimi değiştirmeye açığım.

    zülfü livaneli ile alıp veremediğim bir husus yok. şarkılarını çok severim. sınırsız fikir özgürlüğüne inanan bir kişi olarak istediğini söyleyip yazabileceğini düşünüyorum.

    ancak yalan bilginin yayılmasından da tarifsiz rahatsız oluyorum. yarın öbür gün bu bilgi kanıksanacak ve cahil insan toplulukları bu kitabı kaynak gösterecek. insanlara laf anlatmak çok daha zor hale gelecek.

    şu an içinde bulunduğumuz durum bu aslında binlerce yıllık safsataların içinde debelenip duruyor, dünyanın düz olmadığını insanlara anlatmaya çabalıyoruz.

    eyyorlamam bu kadar.
  • coğrafya kaderdir.
  • demek ki, deveye diken insana ... yaraşır.