şükela:  tümü | bugün
  • 68 yılında istanbul'da dogdu. okul yıllarının sonlarında uzun yıllar osman f. seden'in yonetmen yardımcısı olarak calıstı. sektorun en önemli sirketlerinden olan ifr'ye 1994 yılında katıldı. ezel akay'ın yönetmen yardımcılığından sonra 1997 yılında casting director olarak calısmaya basladı. daha sonra seattle broadway hall'de "how to agency your agency" adlı work shop calısmasına ve northweast photoghrahy center "black and white" fotograf kursuna katıldı. 2000 yılında .istnabul'a geri dönüp kendi adına casting directorluk sirketini kurdu. halen bircok reklam, sinema ve tv dizisinin cast calısmalarını yürütmektedir.
  • yurtdışında çekilen filmlere türk oyuncu öneren ancak iyi derecede ingilizce bilen türk oyuncu sayısının çok az olduğundan yakınarak onlara "akşam gezmeyin de ingilizce çalışın" öğüdünü veren casting direktörü.
  • bir arkadaşıma cv yolla deyip, cv sini yollayan arkadaşıma gelin görüşelim diyen, 5 saat bekletip görüşmeyen, oyunculara saygısı olmayan cast drektörü.

    duyduklarımla fazlasıyla ukala bulunan, ünlü olmayanla iş yapmayan, garantici hatunmuş.
    eee düşündüm de bende ünlünün elinden tutsam onu ünlü yaparım, ondan iyi iş çıkartırım. işin sırrı nerede? olinde! iki kere rafine.
  • şirin mi şirin tatlı mı tatlı bir cast direktörü.işini layıkıyla yapan sayılı insanlar arasındadır.gülümsemek ona çok yakışıyor.
  • uluslararasi platformda adi sani bilinen, isini iyi yapan, yetinmeyip hizmet olsun diye workshop filan duzenleyen cast direktoru. ne yapmis? diyenler imdb'de aransin.
  • can yayınları'ndan çıkan öykü sözlüğü niteliğindeki ipekli mendil kitabının yazanlarından biri.
    (bkz: ipekli mendil)
  • işine o kadar önem veriyor ki, o önemi kelimelere dökecek olursam;

    hangi sektör olursa olsun, eğer bir işi layığı ile yapmıyorsanız sizi patronunuz işten atar. harika uygur da öyle, yeteneğin yoksa sıfırsın. ben yakışıklıyım, boyum var, güzelim, seksiyim bu kadında işe yaramıyor. kadın çok bir şey istemiyor aksine tek bir şey istiyor. " oynarken hissedin, kalbinizi dinleyin. kalpten oynayın " diyor. saçınızı nişantaşında kestirip zara pantolon giyme ile oyuncu olunmuyor malesef. vallahi yaptığı her proje adından söz ettiriyor ( bizim halkımız ne kadar recep ivediklere gitsede ) ve izlettiriyor.

    dip not: 2016 akademi ödülleri ( oscar ) en iyi yabancı filmlerin arasında kalan ilk 5 filmden biri olan " mustang " filmin cast direktörüdür aynı zamanda. hani demişsiniz ya ünlü değilsen işe yaramazsın diye. 5 başrol kızdan yanlış bilmiyorsam sadece 2 tanesi oyuncu geçmişi var. diğerleri daha ilk projesi ve oscarda! bir şeyide tebrik edin. reaksiyon en beğendiğim projelerinden biridir.
  • bu rol senin ismiyle atölyelerindeki, işini yaparkenki tecrübelerini destek yayınlarından çıkan bir kitapla paylaşmış kast direktörü.

    burada yayınevi hatalı bence, çünkü harika hanım yazar olmadığı için iyi bir editörle kitabı daha güzel bölümlendirebilirlerdi ve daha kısa da olabilirdi. maalesef birçok kez tekrara düşüyor ve bu da okuyucuyu zorluyor. kendisi bunlar çok önemli olduğu için vurguladığını söylüyorsa da ilk yüz sayfa aslında herkesin, bir ilkokul öğrencisinin bile bilmesi gereken "günlük yaşamda kibarca iletişim, temizlik ve hijyen kuralları"nı anlatarak geçiyor bir nevi.

    bu durum yüzünden harika hanıma mı kızmalı yoksa seçmelere önüne gelen gidiyor da, türk insanı kibar konuşmayı bilmiyor diye toplumsal çıkarım mı yapmalı bilemedim! aklıma "ünlü yeşilçam aktrisleri sarımsak kokuyordu öpüşme sahnelerinde" diyen eski aktör geliyor. burada o insanlara "insanlığı" öğretmeye çalışacağına, her önüne gelenin oyuncu olmaya çalıştığı düzene sallasaydı daha iyi olurdu belki de...

    deneyimli olanlar için değil ama yeni başlayanlar için sektörü ayrıntılarıyla tanıtan güzel bir kitap. arada arkadaşlarının atölyesi craft'ın ve ege işlek'in reklamlarını da yapıyor da o kadar da olur tabii. haluk bilginer ve ahmet mümtaz taylan'dan kısa kısa kısımları güzel, inşallah onlar da kendi deneyimlerini paylaştıkları kitaplar yazarlar. neyi bekliyorlar, emekliliği mi? oyuncuların bir kast direktöründen öğreneceği şeyler ile deneyimli tiyatroculardan öğrenecekleri bir değil sonuçta. yönetmenler senaryo kitaplarını paylaşıyorsa, oyuncular da bu ketumluktan vazgeçmeli artık. sanki bir kişi aynı anda tüm rolleri oynayabilirmiş gibi sürekli bu birbirlerine çelme takma halleri, egoları insanı sinir ediyor! (sözüm direkt onlara değil) genel olarak türkiye'deki kuram/metot üretemeyen, paylaşmayan oyunculardan bahsediyorum...

    beni en çok şaşırtan harika uygur'un kendisinin yurtdışındaki oyunculuk atölyelerine katıldığını okumak oldu. o kısmın üzerinde daha çok durabilirdi. kimbilir o atölyelere buradaki "ben oldum" diyen ne oyuncular gitmedi de o gitmiş. ne tuhaf ülkeyiz...