şükela:  tümü | bugün
  • tarihin gelmiş geçmiş en büyük seri katili, 24 yıllık doktorluk hayatı boyunca bilinen 300 civarında ölüm vakası var. hemen hepsi kadın olan kurbanlarını eroinle öldüren doctor deathin şüpheli görünen 150 ölüm vakasında daha parmağı olduğu düşünülüyor.
    manchesterda yaşayan shipman isimleri norah, winifred, irene vb olan ve yaşları 75le 84 arasında olan kadınların 236 sını kendi evlerinde, 6 tanesini de ameliyat masasında ölüme göndermiş
    daha fazla bilgi için
    http://europe.cnn.com/
  • annesi kanserden ölene kadar ona bağımlı yaşamış psikopat bir çocukluktan sonra nasıl olduysa doktor olmuş ingiliz seri katil.1975-1998 yılları arasında baktığı hastaları büyük bir soğukkanlılıkla öldürerek ölüm raporlarını değiştirmiş ve sonunda hapishanede kendini asmıştır.
  • seri katiller dünyasının en katili. tabii modern zamanların.
    (bkz: erzsebet bathory)
  • hastalarını yüksek dozda morfinle öldürdüğü belirlenen tipik bir manyak...
  • bazı tıp öğrencilerine tıp tarihinin en ünlü doktoru kimdir diye sorulduğunda hipokrat' tan önce akla gelen doktormuş, hipokrat ise house mdden sonra gelerek ancak üçüncü sıraya yerleşebilmiş.

    (bkz: http://news.bbc.co.uk/1/hi/7654432.stm)
  • meslek hayatı boyunca yaşları 41 ile 93 arası değişen, 171'i kadın, 44'ü erkek, 215 kişinin ölümünden sorumlu olan ve 45 cinayette de parmağı olduğundan şüphelenilen tıp insanı, psikopat seri katil.

    burslu olarak tıp eğitimine başladı. eğitim hayatı boyunca genel olarak mesafeli, farklı, diğerlerinden uzak ve kendi halinde bir öğrenciydi. sadece futbol gibi rekabet gerektiren alanlarda rekabetçi ve ısrarcı biri oluyordu. doktorluğu süresince herkesin sempatisini, güvenini kazandı ve birçok sadık hastası oldu. bunun nedeni psikopat bir yalancı oluşuydu. öyle ki, öldürdüğü hastalarının ardından ölümlerin suçunun hastalarda olduğunu söyleyebiliyor ve gayet soğukkanlı bir şekilde yaptığı hiçbir şeyi üstlenmiyordu. o yıllarda bir televizyon programına, "akıl hastalarına nasıl davranılmalıdır" konusunda röportaj vermesi de ayrı bir ironidir.

    shipman bağımlılığa yatkın bir insandı. önce annesine, annesi ölünce ilaçlara, ilaçlardan kurtulunca da öldürmeye bağımlı oldu. öldürmenin onun için bir bağımlılık olduğu öldürdüğü kişilerin sayısının zamanla artmasından ve cinayetler arasındaki sürenin kısalmasından rahatlıkla anlaşılabilir. zaten yakalanması da öldürmenin onun için bir bağımlılığa dönüşmesiyle oldu *. mart 1998'de, ölülerin yakılmasıyla ilgili ölüm raporlarını imzalayan doktorlardan birinin dikkatini shipman'ın hastalarındaki ölüm sayısı çekti. doktorun polise başvurması sonucu polis ufak bir soruşturma yaptı amma velakin polis "kendini bilen, tatlı bir adam"ın böyle bir şey yapabileceğine inanmadı ve delil yetersizliğinden bu soruşturma kısa sürede son buldu. bu sırada üç cinayet daha işledi shipman. son cinayetinde, öldürdüğü kadının vasiyetinde yaptığı değişiklik ona yönelik kuşkuları arttırdı. bu değişiklik, kadının tüm vasiyetini çocuklarına değil, doktoruna vermesi yönündeydi. bundan şüphelenen kadının avukat oğlu, annesinin cesedi üzerinde araştırma yapılmasını istedi ve bunun sonucunda cesette yüksek dozda morfin bulundu. bu ve 1976 yılında shipman'ın uyuşturucu nedeniyle rehabilitasyon merkezinde tedavi görmüş olduğu gerçeği birleşince shipman, 7 eylül 1998'de cinayet ve sahtecilik suçlarından dolayı tutuklandı ve soruşturmasına başlandı. bunun ardından shipman'ın tüm ölen hastalarının cesetleri incelendi ve 15 hastasında yüksek dozda morfin bulundu. 5 ekim 1999'da hakkındaki 15 cinayet ve bir sahte vasiyet suçlamasıyla mahkemeye çıktı. mahkeme boyunca aleyhindeki tüm yorumlara rağmen tüm suçlamaları reddetti ve tüm mahkeme boyunca kibirli ve küstah duruşunu korudu. suçlu bulunana dek kendini suçsuz çıkarmak için farklı yollar denedi (ambulans çağırdığını söylemek, "ölen kadınlardan biri uyuşturucu bağımlısıydı, o yüzden morfin bulunmuştur" demek, ölüm anlarında ölümün gerçekleştiği yerde başka biri varmış gibi göstermeye çalışmak vesaire) ama hepsi de yalan çıktı ya da sonuçsuz kaldı. 31 ocak 2000 yılında shipman, 15 cinayet ve bir sahtecilik suçundan 15 yıl hapis cezası aldı. şubat 2000'de ise resmen şartlı tahliyesiz ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. hapiste de ölüm ve sahtecilik suçlamalarını kabul etmeyen shipman, küstah, ilgisiz tavrını sürdürdü ve kurbanların yakınlarını şöhret meraklısı olmakla suçladı. 13 ocak 2004 yılında, 58. doğum gününden bir gün önce, hücresinde kendisini asarak intihar etti. bu intihar hakkında farklı yorumlar yapıldı... kimileri 60 yaşından önce ölürse karısının emekli maaşını alabileceğini bildiğinden dolayı bunu yaptığını, kimileri ölümünden bir hafta önce alınan telefon etme gibi bazı ayrıcalıklarının etkisi olduğunu, kimileri başından beri ona inanan, güvenen karısının son zamanlarda ondan şüphe etmeye başlamasının, kimileriyse gücün kendisinde kalmasını istiyor olmasının intiharının altında yatan neden olduğunu öne sürdü. fakat sonuçta shipman "suçunu itiraf etmediğin sürece suçsuzsun" mantığına göre "suçsuz" olarak öldü, karısına emekli maaşı bağlandı ve adından fazlasıyla söz ettirdi!
  • ingiltere bbc kanalı tarafından son bin yılın en kötü ingilizleri listesine seçilmiştir. yakın hastalarını bir bir öldüren ve bu yüzden 15 kez müebbet hapis cezası alan dr shipman ın kurban sayısının 215 ila 260 olduğu varsayılıyor. bu cinayetleri yaklaşık 23 yıla yayan doktor kesinleşen cezasını çekmek için kapatıldığı hücrede kendini asarak intihar etmiştir.
  • hastalarını öldürürken kullandığı hasta yatağı 10.000 euro ile satışa çıkarılmış.
  • tıptaki ünlü bazı ölüm melekleri:
    dr. harold shipman
    dr. jack kevorkian
    dr. josef mengele
    hemşir charles cullen
    hmş. jane toppan
  • ingiliz tıp tarihinde, hastalarını öldürdüğü gerekçesiyle suçlu bulunmuş tek doktordur. wiki
    ama suçlamaları asla kabul etmemiştir.

    buna benzer suçlamalar geçmişte başka ingiliz doktorlara da yöneltilmiş ama aklanmışlardır.
    (örn. john bodkin adams, wiki leonard arthur vb.)

    not: ingiliz hapishanelerinde kendini asarak intihar etmenin yaygın olması çok can sıkıcı.

hesabın var mı? giriş yap