şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • bak ben bu çocuk kadar ilgisiz bir insan görmedim, adam olmaya niyeti yok resmen. 11 yıl boyunca dursleyler ile yaşıyorsun . merdiven altında yatıyorsun, azar, aşağılama, açlık, ceza bini bin para. okula dudley'nin kıyafetleriyle gidiyorsun çuval gibi, üstüne bunu bir de filli boya ile boyayıp yolluyorlar. soytarı gibi geziyorsun kısaca. sonra bir gün bir dev gelip seni götürüyor buralardan, büyücü olduğunu öğreniyorsun. başta inanmak zor gelse de doğruluğunu kendi gözlerinle görüyorsun, taşak geçen yok seninle. adeta baştan doğuyorsun. devler, asalar, süpürgeler, cincüceler, duvarın içinden geçmeler, kitaplarda, gazetelerde resimlerin hareket etmesi vs.

    anormallik burada başlıyor işte, çocuk hiçbir şekilde bunlara ilgi göstermiyor. ilkokulda hayat bilgisi, matematik gören yeniyetme, burada iksir, tılsım, biçim değiştirme dersleri görüyor ama hala bir azim yok. kitaplarını aldım diagon yolu'ndan, gittin dursleylere. aç bir oku amk. hayatta olmasına ihtimal vermediğin yepyeni bir dünya var karşında. büyü yapıyorsun, uçup kaçıyorsun. herifte bir gram ilgi yok amk.

    koca yaz tatilinde önünde bir sürü kitap var, derse gelince snape haliyle soru soruyor. "çirişotunu pelinotuna eklersem ne olur?" cevap yok, "bezir nerede bulunur?" cevap yok, "düğünçiçeğiyle küpeküp arasındaki fark ne?" cevap yok. lan olm, birini bil bari. sonra "snape bana taktı". hocan sormayacak olmasa bile bil, fen bilgisi değil ki bunlar. orada öğreniyorsun bir daha kullanmıyorsun. iksir öyle mi? daha ilk derste biçim değiştirmeye geç kalıyor mesela, daha okulun ilk günü. kadın kedi olmuş bekliyor orada, sen de adam gibi öğrensen olacaksın ileride ama yok. sihir tarihinde uyuyor hoca hayalet, sıkıcı diye. bir hayalet nasıl sıkıcı olabilir bir kere. adamın suratına bakıp "vay amk, demek ki hayaletler varmış bu dünyada, çok garip" diye diye 1-2 yıl geçirirsin. hadi onu geçtim, koca bir büyücülük tarihi var . cincüce savaşları, karanlık sanatlar, kötü büyücüler, ayaklanmalar, vs.

    bak ron'u anlarım. zaten yıllardır büyücü aileyle yetişmiş. 5-6 tane abisi var, içinde büyümüş adam. tembel olması normal. çalışkan olmak için hiçbir motivasyonu yok ama sen niye böylesin ? bunun en doğrusu kim biliyor musunuz ? hermione'dir. inek falan diye dalga geçiyorlar da, anası babası dişçi. büyücü olmasa nolcaktı? onlar gibi milletin ağız kokusunu çekecekti. geldiği dünyanın ne kadar çılgın olduğunun farkındaydı, hiç de kaybetmedi motivasyonunu. çalıştı, çabaladı. bu kızcağız olmasa harry bir canavarın altında kalır, ölüp giderdi. bizim malın yaptığı tek iyi şey de quidditch'tir, ona da malfoy sayesinde başladı.

    böylelerini büyücü yapıyorlar işte. anası lily, babası james gibi büyücülük dünyası için önemli şahsiyetler olmasa, kesin muggle'dı bu.
  • her bir halttan kaçış gezegenim. büyülü dünyam.

    13 yaşımda, hayatıma ilk girdiğinde beni nasıl etkilediyse ve nasıl sevdiysem şuan 27 yaşımda beni yine aynı şekilde etkiliyor harry potter’ın dünyasının içindeki herşey. büyüler, süpürgeler, iksirler, sihirli yaratıklar ve pek tabii hogwarts'ın içinde kaybolmayı çok seviyorum. ne zaman kaçmak istediğim bi konu olsa kitaplardan birini elime alır gömülürüm. bayılıyorum.
  • ilk kitaptan son kitaba, bir annenin sevgisiyle başlayıp, yine bir annenin sevgisiyle sona eren hikayenin kahramanı.

    her şey nasıl başlıyor? lily potter ile, onun sevgisiyle. o olmasa, voldemort ile harry'nin arasında durmasa sağ kalan çocuk da olmayacaktı, bizim ayıla bayıla okuduğumuz olaylar da.

    son kitaba gidelim. voldemort, harry'nin öldüğünü sandığında gerçeği öğrense, oracıkta harry'nin işini bitirirdi. ama narcissa, o çok değerli lorduna yalan söylüyor. çünkü oğlunun yanına, hogwarts'a girmesinin tek yolu bu. o anda galibiyet önemli değil, önemli olan tek şey oğluna kavuşabilmek.

    bu anneler çok farklı. lily potter ve narcissa malfoy. ak ile kara, gryffindor ile slytherin, harry ile draco kadar farklılar. farklı taraflarda savaşıyorlar. ama ikisinin de oğullarına duydukları sevgi, harry'nin hayatta kalmasını sağlıyor.

    yıllar sonra bile, böyle şeyleri hatırladıkça ya da fark ettikçe rowling'e olan saygım artıyor.
  • her zaman favori kitap serim olarak kalacak ve her zaman kütüphanemin baş köşesinde duracak olan seri. bu seriye karşı hislerimi bir sürü kelimeyle anlatabilirim-ki bunu daha önce iki entry girerek yapmıştım (bkz: harry potter/@deathlycrimson)-ama bunu yapmayacağım çünkü bu seferki entry'mde harry potter kitaplarından sonra olan 28 şeyi yazacağım. belki aramızda bunu görmemiş olanlar, duymamış olanlar olabilir. ya da bir kısmını duyup bir kısmından haberi olmayanlar da olabilir.

    --- tüm kitapları okumadan okunmaması gereken spoiler ---

    1-) harry, ginny weasley'le evlendi. üç çocukları oldu; james sirius, albus severus ve lily luna.
    2-) kingsley shacklebolt sihir bakanı oldu.
    3-) hermione'yle ron evlendi ve iki çocukları oldu; hugo ve rose.
    4-) draco malfoy daphne'nin küçük kız kardeşi astoria greengrass'la evlendi. bir çocukları oldu; scorpius hyperion.
    5-) ebeveynlerinin ölümünden sonra teddy lupin büyükannesi andromeda tarafından yetiştirildi.
    6-) george weasley quidditch takım arkadaşı olan angelina johnson'la evlendi. iki çocukları oldu; fred ve roxanne.
    7-) harry ve nihayetinde ron sihir bakanlığındaki seherbaz dairesine katıldılar. hermione ise büyülü yasa uygulama departmanında (tam olarak türkçe'ye çeviremedim; orjinali department magical law enforcement) yüksek rütbeli bir memur oldu.
    8-) bill ve fleur weasley'nin kız olan ilk çocukları hogwarts savaşı'nın yıl dönümünde doğdu. ona fransızca'da zafer anlamına gelen 'victorie' ismini koydular.
    9-) ruh emiciler bir daha sihir bakanlığı tarafından kullanılmadılar.
    10-) ginny weasley birkaç yıl boyunca profesyonel bir quidditch oyuncusu oldu ama sonra emekli olup daily prophet'de (gelecek postası) quidditch muhabiri oldu.
    11-) harry ve dudley ailelerinin bir arada olması için birbirleriyle görüşmeye karar kıldılar.
    12-) percy weasley kingsley shacklebolt yönetimindeki yeni sihir bakanlığında memur oldu ve audrey adında bir kadınla evlendi. iki kızları oldu; molly ve lucy.
    13-) bill ve fleur weasley'nin üç çocukları oldu; victorie, louis ve dominique.
    14-) hermione yedinci yılını tamamlamak ve n.e.w.t.s.'i (fybs - feci yorucu büyücülük sınavı) vermek için hogwarts'a geri döndü. harry ve ron dönmediler.
    15-) mr. weasley sonunda sirius black'in motorunu tamir etmeyi başarabildi ve onu harry'ye verdi.
    16-) luna lovegood doğacı newt scamander'in torunu olan rolf scamander ile evlendi. iki çocukları oldu; lorcan ve lysander adında erkek ikizleri...
    17-) minerva mcgonagall hogwarts'ın müdiresi oldu.
    18-) harry, severus snape'in portresinin onarılmış bir halde en uygun olduğu yerde yani hogwarts müdürünün odasında olmasını sağladı.
    19-) alice ve frank longbottom asla iyileşemediler. ömürlerinin sonuna kadar st. mungo'da yaşadılar.
    20-) harry içindeki hortkuluk yok edildikten sonra yılanlarla konuşabilme yeteneğini kaybetti.
    21-) firenze en sonunda at adam sürüsüne tekrar kabul edildi.
    22-) cho chang bir muggle'la evlendi.
    23-) teddy lupin ve victorie weasley sevgili oldular.
    24-) gilderoy lockhart'ın sırlar odasında aldığı hasarlar hiçbir zaman iyileşmedi.
    25-) neville longbottom hogwarts'ın bitkibilim profesörü oldu. the leakly cauldron'ın (çatlak kazan) sahibi olan hannah abbott'la evlendi.
    26-) dolores umbridge muggle doğumlulara karşı işlemiş olduğu suçlardan dolayı tutuklandı, sorguya çekildi ve hapse atıldı.
    27-) harry ve ginny'nin çocukları the marauder's map'i (çapulcu haritası) çaldılar ve onu gizlice hogwarts'a soktular.
    28-) harry, ron ve hermione chocolate frog (çikolatalı kurbağa?) kartlarına dahil oldular.

    --- tüm kitapları okumadan okunmaması gereken spoiler ---

    bazı isimlerin türkçe karşılığından yüzde yüz emin olamadığım için ingilizcelerini yazıp parantez içine türkçelerini yazdım.
    ayrıca bu 28 gerçek dışında birkaç extra daha buldum ama onu da başka bir ara buna ekleyeceğim.
    bu 28 şeyin orjinalini okumak isteyenler buraya tıklayabilirler. metin ingilizce ama okumasanız bile güzel çizimler yapılmış durumda. en azından onlara bakın.

    sihir sonsuza dek sizinle olsun!

    edit: harry potter serisi bittikten sonra olanlar hariç bazı bilgiler de buldum onları da paylaşayım;

    --- tüm kitaplar spoiler ---

    1-) ilk harry potter kitabı aynı zamanda the battle of hogwarts'ın (hogwarts savaşı'nın) da olduğu 1998 yılında yayınlandı.

    2-) yunan mitolojisinde kahin cassandra kimsenin kehanetlerine inanmaması yönünde lanetlenmişti. profesör trelawney'nin büyük-büyükannesinin adı cassandra'ydı.

    3-) the mirror of erised (kelid aynası) bir insanın en içten isteğini gösterir. dumbledore aynaya baktığı zaman harry'yle aynı şeyi gördü; tüm aile bireylerinin mutlu ve bir arada olduğunu...

    4-) ron weasley'nin patronusu su samurlarını kovalamakla bilinen jack russel terrier'dı. tesadüfen hermione'nin patronusu da su samuru.

    5-) fred'in ölümünden sonra george bir daha asla patronus büyüsü yapamadı.

    6-) little whinging savaşı'ndan sonra 13 kişi kovuk'ta alastor moody'nin yasını tutmak üzere toplandı. lupin ceseda bakmayı öneren ilk insandı. remus daha sonra hogwarts savaşı'nda ilk ölen insanlardan ilki oldu, bu da trelawney'nin kehanetini doğru yapıyordu. "on üç kişi beraber yemek yerse, masadan ilk kalkan ilk ölen olur." sözü gerçekleşmişti. (buradaki bilgiye göre remus deniliyor ama bir yerde de aynı kehanetin sirius için gerçekleştiğini okumuştum, beşinci kitapta on üç kişi yemek yiyorlardı ve ilk sirius kalkmıştı diye hatırlıyorum ama tam emin değilim)

    7-) j.k. rowling voldemort'un en büyük korkusu ölüm olduğu için onun böcürtünün kendi cesedinin şeklini alacağını söyledi.

    8-) hogwarts savaşı'ndan bir süre sonra harry snape'in portresinin müdür odasına asılmasını sağladı. ama snape portredeki yerini terk etmiş olduğu için bu gerçekleşmedi. ( it originally did not because snape abandoned his post cümlesini tam olarak türkçe'ye uyarlayamadım)

    9-) voldemort aşk iksiri etkisi altında meydana geldiği için kimseyi sevemez.

    10-) iki farklı jenerasyonda hogwarts'ın şakacı tipleri olan sirius black ve fred weasley gülerek öldüler.

    11-) harry potter privet drive 4 numaraya ilk olarak sirius'un motorbisikletini kullanan hagrid'le gelmişti, oradan son defa da aynı şekilde ayrıldı.

    12-) j.k. rowling lupin'in; durumunu saklamasına ve sosyal toplum tarafından dışlanmasına korkmasına sebep olan bir aids hastasının metaforik bir temsili olduğunu söyledi.

    13-) fred ve george weasley'nin birbirlerinin yaşlılık hallerini gördüğü tek an ateş kadehine isimlerini koydukları andı.

    14-) j.k. rowling eğer snape karanlık sanatlara doğru yönelmeseydi lily evans'ın ona romantik duygular besleyebileceğini söyledi.

    15-) j.k. rowling son kısımda neredeyse dudley'yi platform 9 3/4'te büyücü bir çocukla yazacağını itiraf etti.

    edit: orjinalini okumak isteyenler için; link

    --- tüm kitaplar spoiler ---

    edit: imla
  • filmlerinde severus snape'i canlandıran alan rickman'ın hakkında şöyle harika bir laf ettiği efsane kitap serisi.

    " when i’m 80 years old and sitting in my rocking chair, i’ll be reading harry potter. and my family will say to me, ‘ after all this time?’ and i will say, ‘always. "
  • joanne kathleen rowling'in fransızca ve latince bilgisinden* nelerin çıkabileceği için bkz:

    --- harry potter'dan birkaç kelime kökü ---

    accio: latince. almak, elde etmek, kabul etmek gibi anlamları vardır.

    albus: latince. beyaz anlamına gelir.

    animagus: latince. büyücünün ruhu. animus ruh,magus ise büyücü.

    argus (filch): argus 100 gözü olan bir yunan tanrısı. sürekli etrafı gözetler ve uyuduğu zaman bile elli gözünden fazlasını kapatmaz.

    avada kedavra: eski suriye dilinde ”herşey yok olsun” anlamına gelir. asıl bilinen hali abra kadabra.

    beauxbatons: fransızca "güzel sopalar" anlamına gelir. sopalar, büyücü değnekleri anlamında kullanılmıştır.

    cedric: kelt (bugünkü breton. irlanda ve galya’lıların ataları) kökenli bir isim, komutan.

    cho (chang): sonbahar anlamına gelen çince bir isim.

    crookshanks: çarpık bacaklı demenin eski-moda bir şekli.

    crucio / cruciatus: latince. işkence anlamına gelir.

    dedalus diggle: doğanın yasaları konusunda dikkatsiz olan icarus’un babası. diggle ise voldemort’un kaybolduğu gün yine dikkatsizce gökyüzündeki kayan yıldız sağanağını yaratmıştır.

    dementor / ruh emici: deli, çılgın anlamına gelen ”demented” kelimesiyle oynanarak yaratılmıştır. böylece ruh emici, sizi deli eden demekdir.

    dobby: akşamları ev işlerini yapan yardımsever ev cinlerine verilen eski bir ingiliz adı.

    draco ejderhanın latincesi. aynı zamanda takımyıldız anlamındadır. aynı zamanda draco adında acımasızlığıyla tanınan bir yunan tanrısı da vardır.

    dudley (dursley): dud kelimesiyle (işe yaramaz kimse) oynanarak oluşturulmuştur. sıkıcı kimse anlamı da vardır.

    dumbledore (albus): bumblebee’nin (yabanarısı)eski ingilizcesi. dore fransızca bir kelime, altından yapılmış anlamındadır.

    durmstrang almanca kökenli bir anlatımdan gelir. kelimesi kelimesine çevirisi “fırtına ve gerilim’dir. bir tiyatro oyunu ve aynı zamanda alman edebiyat akımlarından biridir. günümüzde kullanılan anlam ise büyük acı, sıkıntı’dır.

    dursley: ingiltere’de küçük bir kasaba.

    expecto patronum: latince, ”koruyucuyu serbest bırak” anlamındadır. ya da koruma* bekliyorum*

    filch (argus): çalmak anlamındadır.

    firenze: floransa’nın italyan’cadaki anlamıdır.

    fleur delacour: soylu kadın anlamına gelen fransızca bir tanımlamadır.

    flitwick: londra’nın dışında bir kasaba.

    gilderoy (lockhart): altın kral.

    hagrid: yunan mitolojisinde olympus’tan kavulan bir tanrı’dır. fakat zeus kalmasına ve hayvanlara bakmasına izin vermiştir.

    hedwig viking’lere ait eski bir isveç adı. koruyucu ve güvenilir kişi anlamına gelir.

    hermione (granger): etkili ve güzel söz söyleme anlamındadır. yunan mitolojisi’nde esin perisi anlamına gelir. şairlere esin veren peridir. ayrıca troya’lı helen’in kızının adıdır.

    lumos: latince lamba veya ışık anlamındadır.

    lupin (remus): latince bir kelime olan ve kurt anlamına gelen lupus’dan türemiştir. ayrıca ingiltere’de sık rastlanan bir çiçek adıdır.

    magus: latince’de büyücü anlamındadır.

    malfoy: fransızca “mal foi” güvensizlik veya inanmamak anlamındadır.

    mandrake/adamotu: geniş, çatallı kökleri olan ve insan şekline benzeyen bir akdeniz bitkisi.

    maxime (olympe): fransızca. ilke/yöntem veya yönetici anlamındadır. bayan maxime beauxbatons’un yöneticisidir.

    minerva (mcgonagall): roma mitolojisinde eğitim tanrıçası.

    muggle : j. k. rowling bu kelimeyi mug yani enayi/aptal kelimesinden yarattığını söylüyor.

    narcissa: roma mitolojisindeki kendine aşık olan narcissus’tan esinlenerek oluşturulmuştur.

    mrs.norris: yazar jane austin’in “mansfield park”ından alınmıştır. vaizin herşeye burnunu sokan karısıdır.

    nox: latince gece.

    padma (patil): hint dilinde lotus anlamına gelen bir kelime lotus,bir hint sembolüdür. sağlığı ve sağlık tanrıçasını temsil eder.

    parvati (patil): hint adıdır, kibar anlamına gelir. ayrıca hint dininde üstün bir tanrı olan shiva’nın karısının adıdır.

    patronus : latince koruyan, savunan anlamındadır. sonuçta latince baba kelimesinden gelir.

    peeves: argoda kızgın/sinirli anlamına gelen peeved kelimesinden oluşurulmuştur.

    poppy (pomfrey): en eski tıbbi bitkilerden biridir.ağrı kesici ve uyutucu olarak binlerce yıldır kullanılır.

    remus (lupin): remus ve romulus bebekken terkedilmiş ve dişi bir kurt tarafından emzirilmiş ikizlerdir. daha sonra ikisi roma’nın kurucusu olmuşlardır.

    rubeus (hagrid): latince’de kırmızı.

    salazar (slytherin): antonio salazar, portekiz’i 1968’deki ölümüne dek 36 yıl yöneten faşist diktatör’dür. adı geçmişteki hitler gibi saf ırka inanan diktatörlere atfen kullanılmıştır. tıpkı slytherin gibi.

    scrabbers: argo, tembel, çalışmayan insan anlamına gelir.

    severus (snape): severe kelimesinden gelir. katı, acımasız anlamındadır.

    sinistra (profesör): uğursuz, kötü anlamına gelen sinister kelimesinden uydurulmuştur. latince’de sol anlamına gelir.

    skeeter (rita): sinek kelimesinin amerikan argosundaki şeklidir.

    snape: ingiltere’de küçük bir kasaba.

    sybill (trelawney): eski çağlardaki kadın peygamberler anlamına gelir.

    trelawney (sybill): bir şiirdeki kahramanın ismi.

    veritaserum içildikten sonra herkesin doğruyu söylediği bir içecek. italyanca “la verita” gerçek anlamındadır.

    viktor (krum) latin kökenli bir isim; fatih anlamındadır.

    voldemort: fransızca kelimelerden oluşur. vol; uçuş, de; -nin/-nın ve mort; ölü/ölüm. ölümün hırsızlığı; voldemort, ailesini öldürerek harry’den onları çalmıştır.

    wingardium leviosa: havaya yükseltmek. wing-kanat-wingardium’un kökü, levitate ise leviosa’nın köküdür ve- havadauçmak- anlamına gelir.

    sirius (black): sirius astronomide köpek şeklindeki bir takım yıldızıdır. black(siyah) da siriusun siyah ve köpek şeklindeki bir animagi olması.

    nimbus: meteorolojide çok hızlı giden bir buluttur.

    dolores (umbridge): acı, keder, hüzün

    locomotor: locomotion - hareket etmekten gelir. kelimenin asıl kökü latince olmalı.

    avis : (4.kitapta asalar tartılırken) biyolojide kuşlara verilen isim aves'dir.

    orchideus: 4.kitapta asalar tartılırken) orkide olduğunu tahmin ediyorum.

    hogwarts: bir çiçek (sanırım menekşe) türü.

    --- harry potter'dan birkaç kelime kökü ---

    not1: alıntı ve alın teri

    not2: düzeltmeler* gelebilir.
  • 12 yaşında hiçbir çocuk harry potter dışında 800 sayfalık bir kitabı 1 ya da en fazla 2 günde bitirmemiştir. böyle müthiş bir seridir.
  • 7 sene boyunca yaptıklarını özetleyen atasözü nedir biliyor musunuz ? sikim hıyar diyene tuzla koşmak. şöyle biraz geçmişe gidiyorum;

    felsefe taşına bakıyoruz, geldin, bir şekilde yuvarlanıp gidiyorsun okulda. herhangi olağandışı bir yeteneğin yok (biraz quidditch oynuyorsun), basit büyüler yapabiliyorsun. sonra malfoy'un oyununa gelip gecenin köründe şatoda dolaşırken köpeğe rastlıyorsun. ve taşı koruduğunu varsayıyorsunuz. olm ondan sonrası sana ne? taşı kurtaracakmış snape'ten. bak sen. hadi mantıklı bir şekilde dumbledore'a söylemeye gidiyorsun. ama adam sihir bakanlığında. beklesene amk. sanki metrobüsle gitti de dönemeyecek, adam 3 sn'de buharlaşıyor, 1-2 saat muhabbet etse orada hemen dönecek. gitsen napacan amk sanki, bildiğin tek büyü wingardium leviosa. yukarı kaldırıp yere mi çarpacan milleti ? hermione olmasa ölürlerdi orada, bak ben sana deyim.

    sırlar odası'na bakıyoruz, dobby götünü yırttı yazın başından beri, çok kötü şeyler olacak hogwarts'ta diye. bu ne yapıyor ? neredeyse kafasız nick'in partisine gidiyor, çıkışında duvarların içinde kimsenin duymadığı "parçala, öldür, öldürme vakti" diye sesler duyuyor. ve napıyor biliyor musun? (evet, biliyorsun) sesi takip ediyor. lan manyak mısın ? niye peşinden gidiyorsun ? sen mi kurtaracaksın büyü bilmeyen halinle ? sonra sen suçlu duruma düştün işte. sırlar odası açıldı, bütün okul altına sıçıyor ne olacak bize diye. mcgonagall sadece salazar slytherin'in kontrol edebileceği bir yaratık var diyor. bu yine muhteşem büyü bilgisiyle sırlar odasına inp ginny'i kurtaracak. olm hadi lockhart sahtekar çıktı, dumbledore yok, git snape'e, mcgonagall'a, "bak hocam, burada basilisk var, gözüne bakınca ölüyorsun,vs" diye anlat. onlar işini bilir zaten, sana görev kalmaz.

    ateş kadehi'ne bakıyoruz, bir şekilde girdin üçbüyücü turnuvasına, deli göz'ün yardımıyla ejderhayı da atlattın (bak bu çok önemli : bu çocuk daha çağırma büyüsü yapmayı falan bilmiyor, götünü yırtmıştı öğrenmek için). sen ikinci görevde niye kalan herkesi kurtarmaya çalışıyorsun olm? koca dumbledore var orada, karkaroff var, barty crouch var. insanları ölüme terk edeceğini falan mı sandın? kendin boğuluyordun lan sonra.

    zümrüdüanka yoldaşlığı'na bakıyoruz, umbridge denen bir manyak gelmiş okula, sen hala bunun dersinde "voldemort döndü" diye götünü yırtıyorsun. lan adamlar sana inansa o kadını gönderirler mi zaten okula? sonra olan senin eline oldu. sonra sirius'u yakaladık diye bir yem attı sana voldemort, sen de oltaya geldin. bunun doğru mu yalan mı olduğunu öğreneceğin son yer umbridge'in şöminesi. hadi dumbledore yok, snape siklemedi, mcgonagall'a sorsana, elinde sirius'un sana verdiği ayna var ona baksana. gittin ne olduğu ? sirius'u kurtaracam diye oraya gittin, durduk yere adamı da öldürttün ? dumbledore gelmese voldemort da seni öldürecekti.

    velhasılı kelam, o kadar okuduk ettik, filmini izledik, yenisi çıksa yine okuyup izleriz ama bu çocuk adeta dandik jason statham filminden çıkmış başrol oyuncusu gibi. her işe burnunu sokuyor ve ölmüyor. belki de anlatılmak istenen budur. bak burası kurgu, burada ölmezsin ama gerçek hayatta sikerler olm sizi, adam olun. benim çıkardığım şey, sikinin doğrultusuna gitme, hermione'yi dinle, dumbledore'un bir bildiği vardır!
  • 30 yaşındayım, orta dünya ile kıyaslıyorum ve harry potter'ı daha güzel buluyorum. çünkü size sormayı unutmuşum, kusura bakmayın.

    harry potter, en kasvetli, en kötü anında bile daha içten, daha içine çeken ve her daim içinde olmak istediğim dünyası ile gerçekten büyülü bir hikaye. asla orta dünya'da olmak istemezdim mesela. harika bir olay örgüsü olsa da, oldukça ürkütücü ve sıkıcı mekanlara sahip. shire bile en sonunda subaşı savaşıyla öyle bir yere dönüşüyor. yani zaten afedersiniz, bok gibi bir gerçek dünyada yaşıyoruz. daha fazla yangına, acıya, kedere ihtiyaç yok. elbette detaylı, ilgi çekici yan karakterleri olan, kapsamlı bir hikaye de okuyalım ancak ben ve benim gibi milyonlarca insan, karanlığı, acıyı, savaşı, kan ve şiddeti daha dozunda bir hikayeyi tercih edebiliyor (dünyada incil'den sonra en çok satan kitap serisini bu kadar sevdiğimiz için tekrar sizlerden özür dileriz). şahsım adına ne lotr, ne got kaçıp sığınabileceğim bir evren değil. orta dünya'da olsun, westeros'ta olsun kıçını keserler adamın iki dakikada. okurken de iç çekip "ahh ah keşke orada olsam bee" demişliğim hiç olmamıştır.

    oysa hp okurken, sıradan bir weasley ailesi noel sofrasında bile olmak için ölürsünüz. o kadar sıcacık işlenmiştir o zaman, mekan anlatımları. insanlar tam olarak bu sıcaklığı yüzünden sever hp evrenini. king's cross'ta bir peron duvarına koşma istediği uyandırır insanda. "lütfen beni de hogwarts'a alın, bıktım şu kodumun dünyasından". 30 yaşındaki ben için, lotr çok güzel, fantastik dünyanın harika detaylarıyla bezenmiş, destansı bir masal kitabı, harry potter ise içinde yaşamak istediğim evrendir.

    bu arada fantastik öğelerin; elf (ev cini ve goblin), peri, ejderha, üç başlı köpek, basilisk, deniz halkı ve tüm diğer yaratıkların ve fantastik şeylerin gerçekten lotr evreni ile ortaya çıktığını düşünenler var. bunu gerçekten her okuduğumda gözüm seğiriyor. size kötü haberlerim var ama tüm bu yaratıklar ve daha fazlası orta çağdan bile önce biliniyor. londra'da sıradan bir tarih müzesinde orta çağdan kalma bir ejderha eskizi yada süpürgesinde uçan, kazanda iksir kaynatan cadı çizimine rastlamanız oldukça mümkündür. ingiltere'de neredeyse ufak kasabaların bile kendine özgü bir efsanesi, yaratığı var. ingiltere, bizim gibi fantastik öykü fakiri bir ülke değil. biz, dede korkut hikayelerimize, türk mitolojisine sahip çıkamadığımız için efsanelerimiz yüz yıllar içerisinde yok olup gitmiş. bu yüzden doğa üstü hikayelerimiz, filmlerimiz neredeyse sadece "üç harfliler" ile alakalı iken, onlar fantastik hikayeler yaratmak için oldukça zengin efsane ve mitlerle bezeli bir tarihe sahip. örneğin, filmlerde de gösterilen cinperi cornwall denen bir yere ait. mesela, kelpie, aslen lochness canavardır. bunun dışında at-adam, mantikor gibi yaratıklar örneğin yunan mitolojisinde gelmekte... tekrar üzgünüm ama fantastik edebiyatta geçen öğeleri tolkien yaratmadı. çoğu anonim ve kimin yarattığı bilinmeyen, yunan, mısır, uzakdoğu vb. mitolojilere, bugün bile modern insanların kafasını karıştıran oldukça eski hikayelere dayanmaktadır.

    dipnot: özet olarak, bu kıyaslama özellikle kitaplar için yapılmaktadır. harry potter kitaplarına yapılmış en büyük kötülük, istikrarsız ve özensiz senaryolarla çekilmiş olan filmleridir.
  • british medical journal’da geçtiğimiz aylarda yayınlanan ve her şeyden çok sempatikliğiyle göz dolduran bir araştırma, harry potter serisinin -şimdilik- son iki kitabının, harry potter ve zümrüdüanka yoldaşlığı ile harry potter ve bulanık prens’in piyasaya sürüldüğü haftasonlarında hastanelerin acil servislerine travmatik yaralanma şikayetiyle gelen çocuk ve gençlerin sayısında emsali görülmemiş bir düşüşün gerçekleştiğini belgelemiştir, ki her ne kadar korelasyonel bir çalışma da olsa gayet keyifli bir yaz havasının hüküm sürdüğü (21 haziran 2003 ve 16 temmuz 2005’te raflara düşmüştü kitaplarımız, hatırlayın) bu hafta sonlarında koşan, düşen, bir tarafını kıran muggle çocuklarının önceki yıllara ve başka karşılaştırılabilir haftasonlarına göre bunca azalmasını zannetmem ki harry potter’ın büyüsünden başka bir sebebe bağlayabilelim.

    seri aynı geometrik artışla kalınlaşmaya devam ederse, yedinci kitabın çıktığı haftasonu harry potter cildinin altında kalmak suretiyle haşat olan yavrucaklar dolduracak acil servisleri, o ayrı..