şükela:  tümü | bugün
  • yeniden bir harry potter filmi izleyecek olmanın heyecanıyla sinemaya koştuğum fakat o heyecanla filmin dublajlı olup olmadığını sormayı unuttuğum filmdir bu.

    gözüm heyecan bulutlarıyla öylesine kaplanmıştı ki etrafımı saran 0-15 yaş çocuk topluluğu da dikkatimi çekemedi. hatta kendi kendime "iyi güzel hoş ta bu çocuklar nasıl anlayacaklar bu filmi" deme salaklığını bile gösterdim.

    ta kii dev harflerle perde de "harry potter ve ateş kadehi" yazana dek. işte o andan sonra tüm hevesim bir anda kaçtı. kitaplarda duymaya alıştığım terimlerin türkçe çevirilerini öylesine garipsedim ki kendimi filme bi türlü veremedim. ruh emici* (böyleydi galiba), ölü yiyenler* (miydi acaba) gibi terimler arasında şaşalarken parseltongue un yani çataldilin çocuklar anlasın diye türkçeye çevrilmeye çalışılıp tıslamalar arasında bir takım türkçe kelimeler duyulması ise oha dedirtti.

    tüm oha lar bununla sınırlı kalacak derken fleur de la cour un beceriksizce bir dublaj kurbanı olan fransız aksanı beni benden aldı. cesur kurtarma sahnesinin ardından harry e tesekkür edip hemen sonrasında "gideyrum" demesi ise "bu dublör fransanın karadeniz bölgesinden mi acaba" diye düşünmeme yol açtı.

    yani neymiş: tüm kitapları ingilizce okuyup daha önceki filmleri de orijinal haliyle izlemişsek türkçe dublaj bünyede büyük hasarlara yol açabiliyormuş.
  • mike newell, yönettiğin filmi beğenmedim ve sana laflar hazırladım:
    her konudan biraz bahsedeyim derken hiçbir konunun derinine inmemiş, kitabı okumamış insanların kafasında bin tane soru işareti oluşmasına, okuyanların da hayal kırıklığı ve kızgınlık içinde saç baş yolmasına sebep olmuşsun.
    film boyunca quidditch stadyumunun ve hogwarts kulelerinin tepesinden inemedik bir türlü, anladım çok büyük bir quidditch stadyumu tasarlamışsınız ama içinde çift kale quidditch oynanmayan stadyumu ne yapayım? viktor krum artizine süpürge üzerinde parendeler attırmak yerine çocuğu snitch peşinde koştursaydın, izlerken gaza gelip irlanda lehine tezahürat yapabilseydik?
    bilmiyorum kitabın tamamını okudun mu ama "mahkemede sağa sola kükreyen manyak" olarak beyazperdeye aktardığın barty crouch jr. mahkemede babasına yalvaran, masum olduğunu söyleyen zavallı görünümlü bir velet olarak anlatılıyordu kitapta. harry'e barty'nin azkaban'a hapsedildikten kısa bir süre sonra öldüğünü anlatan dumbledore mad eye moody'nin yerine geçmiş olduğunu farkedince "azkaban'a sorun bakalım firar olmuş mu" değil "e öldüydü bu adam? " diyordu. barty'nin hapisten nasıl kaçtığını anlatsaydın babasının yasaları uygulamak ve oğlunu kurtarmak arasında nasıl sıkışıp kaldığını, sonunda nasıl bir karar verdiğini ve bunun nelere sebep olduğunu da anlatma şansı bulabilirdin. ama neville'in odasında gizli gizli dans egzersizleri yapması çok daha önemliydi, onu izlettin bize.
    üçbüyücü turnuvası yılbaşı balosu'nda hoplaya zıplaya dans eden kalabalığa dakikalarca yer ayırıp sirius black'i sadece harry ile şömineden haberleşirken gösterdin. sahi bu adam nerden bulmuştu şömineyi falan? harry sormadı, sen söylemedin.
  • burada yazılanları okuyunca film versiyonunun benim gibi kitapları yalayıp yutan harry potter hayranını hayal kırıklığına uğratacağını bile bile gittiğim, ve doğal olarak hem sıkıldığım hem de nefret ettiğim bölümdür...

    --- spoiler ---

    mike newell (ki kendisi az önce bunca yıl sonra çaylak olmama sebep olmuş yönetmendir, saygılarımı sunuyorum buradan...) filmi kitabı okumayanlara da yönelik çektiğini iddia ediyor... tam bu noktada, sabahın köründe kovukta uyanan harry, ron ve hermione'nin weasley ailesiyle birlikte ne amaçla dağın başına gittiklerini anlamak gerekiyor...

    tüm sinir bozuculuğuyla ortada olmayan percy, bill, charlie bir yana, dursleyler, mrs weasley, ludo bagman, dobby, winky, patlar uçlu keleker tümden es geçilmiş...

    kızlar ve erkekler için 2 çadır kuruluyor olması gerekirken salon salomanje tek çadır görünüyor.. pahalı geldi 2.si herhalde...

    koca quidditch sahası yapmışsın, insan birazcık maç sahnesi görmek istiyor, ne cincüce altınları, ne bahisler, ne veelalar, ne paytak yürüyen krum biblosu hiç bir şey yok..

    kupa sonrası çıkan olayların ne olduğunu anlamak zor, hani mugglelara yapılan işkenceler? harry neden durup dururken taşa takılıp bayılıyor bilmiyoruz..

    locada narcissa malfoy olmasa da olurdu elbet ama sirius sadece korlar arasında photoshop karakteri mi olmalıydı? gary oldman "ben bu filmde oynadım" diyebilir mi cidden?

    yakın plan her sahnede dil atan barty crouch jr'ın kimin nesi olduğunu anlamak, azkaban'dan nasıl kaçtığını bilmek gerekmez miydi?

    hogwarts ekspresi'nin camından bakarken birden hogwarts camından bakıyor oluyoruz ve şansımıza uçarak gelen beauxbatonsları ve gölden çıkan durmstrangleri görüyoruz.. dumbledore ancak ondan sonra zahmet edip da "yaa işte böyle üçbüyücü turnuvası diye bişi var, misafir okullar da var gelecek" demeyi akıl ediyor...

    misafir okulların salona girişleri hakikaten atraksiyonlu olmuş falan ama en azından fransızlarınki karma okuldu... kız okulu değildi belirtmek isterim..

    üçbüyücü turnuvası kupası üzerinde 3d viz gördüm gibi geldi ya da sadece 3 wiz.. neyse benzettim herhalde..

    dumbledore agresif olmuş, sakalına boncuk takmış falan ama richard harris'ten sonra asıl dumbledore dumbledore olamamış da hata orada bence... gay de olsa ian mckellen dururken, bu dar omuzlu, cüppesi üzerinden kayan karizma yoksunu adamcağız nasıl 2 tur daha dumbledore olabilir bilmiyorum...

    gerçekte olmayan dans dersi sahnesi ekleyerek zaten kısıtlı sürenin neden boş işlerle harcandığını bilemeyiz elbette... yönetmenin dehasına giriyor olsa gerek o kısmı ama dersi veren hocanın mcgonagall olması ise komedi gibi geldi bana.. nerede o otoriter sert hoca nerede bu keklik gibi seken kadın.. ille biri lazım idiyse trelawney daha uygun düşerdi gibi geliyor...

    acayip kızkardeşler, acayip biraderler haline gelmiş.. olabilir.. ama ron'un cüppesi taa kovuk'ta annesi tarafından sandığına konulmuşken, dantelleri balo öncesinde bizzar ron tarafından sökülmeye çalışılmışken, cüppenin yemek salonuna baykuş postasıyla gelmesi ve ron'un herkese maymun edilmesi reva mıdır yani sorarım size..

    rita skeeter olayı çözümlenmeyip ortada kalmış olsa da hatun rolüne yakışmış, tez tekrar tüyünü ise başarılı buldum.. hele sağa sola bakışları muhteşemdi...

    gryffindor'un renkleri kırmızı ve altın sarısı olmasına rağmen, harry'nin formaları, mayosu neden hep kırmızı siyahtı bilmiyorum..

    birinci görev olan ejderha olayı ise tam çuvallama içerikli... amaç ejderha yumurtaları korurken arasından altın renkli olanı almaktı.. hatta bunun için dişi ejderhalar getirilmişti.. erderha yumurtadan gözünü ayırmadığı için iş zordu zaten.. yok sanki öyle değilmiş gibi harry'nin ejderi ipini koparıp hogwarts üzerinde sekiz tur atıyor, okulu yıkıp döküyor.. bir de en matrağı şu... bu hayvanat uaçbiliyor biliyorsunuz.. ama çatı sahnesinde harry süpürgeyi düşürüp güç bela saçağa tutunmaya çalışırken bizim macar boynuzkuyruk dağ tırmanışı sırasında çay siparişi telefonu alan nasuh mahruki gibi öyle asılı kalıyor çatıya.. hayvan güç bela kiremitleri kıra döke yolunu buluyor.. uçsana ulan ne biçim ejdersin...

    labirentte olmayan engeller, olmayan sfenks vs çok acıklıydı resmen.. sanki bütün olay karaorman'da insan yiyen sarmaşıklar boyutuna indirgenmiş...

    kılkuyruk hesapta sızlana sızlana zorla kolunu kesecekti, cengaver gibi davrandı adam.. sanırsın yemek programında maydonoz doğruyor...

    mezarlık sahnesinde 6 ölümyiyen bile yoktu.. pek sakin geçti toplantı...

    ayrıca harry'nin asa bağlantısı koptuktan sonra önce cedric'in yanına gidip onu taşımaya çalışması gerekiyordu.. bu cedric olmadan accio anahtar yaptı cedric nasıl ışınlandı bilmiyorum...

    --- spoiler ---

    sonuç itibarıyla son 3 filmi peter jackson çeksin noolur..
  • işler bir türlü denk getirilememiş, araya babanın ameliyatı girmiş, annenin kitabı okuması beklenmiş, filmi görmek için anneannenin ziyarete gelmesi beklenmiş ve 2.5 saatlik film için bir türlü makul zaman bulunamayarak tee bu zamanda üstelik dublaj, üstelik de 13 yaş sınır olan filmde anaokulu beslenme saati tadında bir seansta film seyredilebilmiştir..

    film uzun olduğu için 2 büyük mısır pörtleğini* zıkkımlanmış olan yul tuzdan kavrulmuş vaziyette kendini serin sularda hayal etmektedir...

    babanın ne kitapla ne konuyla uzaktan yakından ilgisi yoktur, evde yanlız kalıp sıkılmamak için takılmıştır, hatta film sırasında uyuklamıştır...

    anne ve anneanne (bkz: #8679246) konu ile gayet ilgilidir... ve hayalkırıklıkları üzerine tartışmaya başlarlar... anne krum biblosunu merak ettiğinden, portre insanlarının muhabbetini beklediğinden ama göremediğinden dert yanar..

    bir kaç saat sonra mike newell'a en derin sevgilerini sunacağından ve anında çaylak olacağından o an için habersiz olan yul da konuşmalara katılır...

    "veelalarla ilgili hiç bir şey yok, ron neden kıza hayran belli değil... fleur de la cour'un büyükannesinin veela olduğunu bilmeden millet nasıl anlasın" diye geyiğe katılacak olur...

    o ana kadar kenar süsü konumunu koruyan baba lafa karışır: "ulan eşşoğlueşşek, halandan dayından öte akraba bilmezsin flör bilmemkimin babaannesine kadar tanıyorsun..."

    harry potter hayranlığı işte böyle bir şey olsa gerek...
  • kitaplari okumasaniz bile en azindan harry potter in diğer bolumlerini izlediyseniz de hayal kirikligindan kurtulamayacaginiz,ikinci yarisindan daha bi hosnut kalacaginiz harry potter şeysidir.
  • kitap olani serinin simdiye kadar cikmis en iyi kitabi, film olani da en iyi uyarlama simdiye kadar seride. edit gereksinimi olsun diye parmaklarimizi boyle yaptigimiz entry oluyor bu entry haliyle.

    jarvis cocker'i daha cok gorelim bi daha gorelim weird sisters'la yatalim kalkalim diye sarki soyletti film, kitabi okurken cedric buraya diye bagiriyorduk halbuki.
  • filmin sonunda "no dragons were harmed in the making of this movie.*" yazıyor.

    (bkz: crazy credits)
  • şahsıma sinemada eşlik edecek bir insan evladı bulamamış olmamdan mütevellit - neymiş efendim çocuk filmiymiş bu! - evde monitöre yapışarak izlemek durumunda kaldığım, harry potter serisinin son filmi. harry potter'ımız daniel radcliffe'ı pek büyümüş gördük ancak ron weasly'miz rupert grint bu hususta harry potter'a fark atmış gibi geldi bana sanki. hermione'miz emma watson ise birkaç yıla kalmaz kasıp kavuracak ortalığı demedi demeyin.

    -- spoiler --

    lord voldemort'un yeniden dirilişine şahit olduğumuz sahneler (seni seviyoruz ralph fiennes) itibariyle harry potter'a çocuk filmi diyen bünyelere "ho ho" diye gülmek istiyorum burdan zira ben gerim gerim gerildim ekran başında. o deniz altındaki yaratıklar bile ürküttü beni. bir de filme 12 yaş sınırı koymuşlar! şahsen benim 14 yaşında çocuğum olsa izletmem kardeşim bu sahneleri.

    üç büyücü turnuvası için gelen o fingirdek fransız kızlar ile harry potter ve tayfasının yanlarında çelimsiz kaldığı edeleli oğlanlar filme konsantre olmamı engelledi. hollywood setlerinden fırlamış da gelmiş bu elemanları ne diye soktular bu filme anlamadım. night of nations misali çinlisi, hintlisi, fransızı, rusu bütün uluslar oradaydı maşallah. ben o eski naif hogwarts günlerini özleyedurayım yapımcılar seriyi iyice şenlendirmek istemiş olacaklar ki harry potter'ımızı balo hadisesi ayağına kem küm ettirdiler cho chang'in önünde. hermione ile ron arasındaki kıvılcımları da hissetmedim değil hani. hal böyleyken bunun sonu nereye varacak diye endişeleniyorum.

    son olarak, hogwarts'ta tez zamanda bir psikolojik danışmanlık merkezi açılsa iyi olur diye düşünüyorum zira harry potter telef oldu bu bölümde. garibimin beti benzi attı. sudan çıkmış balığa döndü. yazıktır günahtır.

    -- spoiler --
  • bu kitapta bir yerde "decent people are so easy to manipulate" diyordu, cok sasirmistim o tarz bir kitapta oyle agir bir cumlenin gecmesine, benim bildigim hp kitaplari cocuk kitlesine hafiften hayat dersleri verirdi ama bu tip laflar sarf etmezdi, acikcasi hosuma gitmisti. benzer cumlelerle order of the phoenix'te de karsilasmistim, sevindirmisti beni rowling.
  • şöyle ete kemiğe bürünmüş bir wronski feint göstermeyip içimde ukte bırakmış film