şükela:  tümü | bugün
  • nazi ordusunu insan haklari orgutu kimliginde sunarak bizi dumur eden, ciddiye alinmamasi gereken bir film, hayir, bir corba: amerikan milliyetciligi mi dersin, irkcilik mi dersin, nazi, hapis, iskence, savas, onur, yale, entrika mi dersin, hepsini koymuslar, asure gibi olmus; lakin tutmamis, kivami kacmis...
  • 1944'de nazi kamplarindan stalag'da, esir amerikan subaylari arasindaki bir cinayet icin yine bu esirler arasinda bir mahkeme kurulur.. makdul beyaz, yargilanan sanik ise zencidir.. olaylar gelisir..
  • filmin adı türkçe'ye "şeref ve cesaret" olarak çevrilmiş.

    başrolde bruce willis olmasına rağmen, asıl rolü savaştan önce hukuk öğrencisi olan bir teğmeni canlandıran colin farrell oynamaktadır.

    diğer entrylerde de vurgulandığı üzere, nazi askerlerinden beklenmeyecek tutumlar sergilendiğinden senaryo inandırıcılığını kaybedip önemsenmeyecek filmler kategorisine koyulmasında bir sakınca olmayan film.
  • (hart's war) türkçeye şeref ve cesaret şeklinde çevrilmiş*, başrollerini bruce willis, colin farrell ve marcel iuresin paylaştığı, john katzenbach'ın romanından billy rayin sinemaya uyarladığı ve gregory hoblitin çektiği 2002 yapımı film.
    2. dünya savaşı sırasında esir kamplarıyla ilgili hikayelerin anlatıldığı diğer "bazı" yapımlardan farklı olarak bu filmde inanılmaz bir oyunculuk gözlemleniyor. özellikle marcel iures ile bruce willis kendilerini tam anlamıyla bir karakter savaşının içine sokmuşlar ki, filmden inanılmaz keyif almayı sağlıyor. marcel iures daha önceden kendini zaten ispatlamış bir oyuncu. burada dudaklarını bükmekle adam olmadığını ispatlayan bruce willis olmuş. ayrıca bu mihenk taşlarının yanında recruit colin farrell de rolüne tutunabilmiş. bu açıdan oyunculukları gerçekten izleyeni etkileyebiliyor. yoksa savaş klasiklerine bir lafımız yok. hele ki toplama kampı filmlerinin en üst sıralarına oturan schindler's list ve ben kingsley faktörü kafamıza dayanmış bir namlu iken.
    oyuncu seçimleri konusunda deborah aquilayı ve bir savaş filmi için yapılmış bu güzel müzikler için rachel portmanı ayakta alkışlamak gerekiyor.
    (hiçbir abartısı olmayan bu film gerçekten son dönemlerde izlediğim en film gibi film.)

    today's trivia: siz insanın göt korkusuyla 3 dakikada cümle kurup entry editleyebilmesinin sebebinin kocaman bir beyaz köpekbalığı yüzünden olabileceğini biliyor muydunuz? (ayrıca the great escape posterini de öperim nedir yani)
  • sabahın 5inde pürdikkat seyretmemden dolayı, bitip de uyuduğumda, inanılmaz bir nazi macerası rüyası görmeme sebep olmuş film. gördüğüm rüya filmden çok daha iyiydi ayrı mevzu.
  • bir alman esir kampi'ni, hukuk fakultesi kampusu gibi cekmi$, hak hukuk gibi gayet saglam duygulari olan bir alman kamp komutani'ni sonuna kadar efendi cizgisinde tutmayi ba$armi$, amiyane tabiri ile axis-allied herkesin delikanli oldugu film.
    bu almanlar bu kadar efendi olsa bu kadar insan olur muydu diye sorgulatiyor. ama gercekcilik ve film kiyasini birakir isek, pek cok yonu ile cok ba$arili film.
  • sahsima yer yer stalag 17 filmini animsatan kurgulara sahip film.
    nazi kampi icerisinde amerikan askerlerinin imtiyazli tutukluluk gunlerini gozler onune sererken, amerikan zenci-beyaz irkciligini da odak noktasi yapmis filmdir.

    filmde, eski hukuk ogrencisi ustegmen rolundeki colin farrell ile nazi kampinin ss albayi rolundeki marcel iures'in oyunculuklari en ust seviyelerde olup filmin kotarilmasini saglamislardir. bruce willis ise vasatin ustune cikmayan bir performans sergilemistir.

    gerceklerden uzak bir senaryo uzerine kurulu film, izleyiciyi adaptasyon guclugune maruz biraksa da, cogu zaman tansiyonlari yukseltmekte ve surpriz gelismelerle seyirlik oranini artirmaktadir.
  • filmi henuz izlemeye baslamis biri olarak diyebilirimki gordugum en gaz girislerden birine ve guzel dogfight sahnelerine sahip film. hos bu konuda olan ilgimden dolayi olabilir bu his ve objektif de olmayabilir..
    (bkz: me 109)
  • bir yandan tek tek askerleri kurtarmaya çalışan bir üsteğmen*, diğer yandan bazı askerlerini harcamayı göse alarak da olsa düşmana zarar vermeye çalışan bir albay*. hart'ın bir savaşı bu üsteğmenle ise de, asıl büyük savaşı, savaş esirleri kampının komutanı olan nazi subayı* iledir. aralarındaki konuşmalar satranç müsabakası gibidir. türkçe'ye şeref ve cesaret olarak çevirilmesinde albay hart'ın amerikan ordusunun şerefini korumak için yaptığı cesur hareketler etkili olmuş olabilir.
  • vizyondan kalkmasına yakın bir tarihte gitmiş olmamdan sebep koca salonda tek başıma izlediğim,izlerkende 5 veya 6 kere yer değiştirdiğim,bilet satan teyzenin filmin adını söylediğimde başını kaldırıp bana ters ters baktığı ,yer göstericinin istediğin yere otur der gibi umursamaz tavrı nedeniyle bana en ilginç sinema tecrübemi yaşatmış 2002 yapımı film.