şükela:  tümü | bugün
  • 13 temmuz 2005'te sag omzumdaki benign tumoru ucbucuk saat suren bir operasyonla alan prof. patolojik teshis: myositis ossifikans. kendisi ilk baslarda oldukca korkutmustur beni
  • 1995 yılında sağ ayağımdaki bir problemden dolayı gittiğim çapa'da ki doktorum. o zamanlar kendisi doçentti ben de 14 yaşındaydım ve yuruyemiyordum. hastalıgımdan sonra korktugum tek şey harzem hocaydı. sozlukte adını gorunce şaşırdım ve o gunler aklıma geldi. benden istemediği film çeşidi, tomografi, mr, tahlil kalmayan guzel insandır kendisi. beş kez de biyopsi var tabi. ama bunların tek nedeni beni hastaneye yatırmayı başaramamasıdır. dalında turkiye'nin onde gelen doktorlarındandır. ben çocuklugun verdiği duyguyla ondan korkuyordum ama bu adam bir nevi beni hayata donduren insandır. hiç unutamadıgım bir diyalogumuz vardır:
    (tedaviden sonra bir kontrolde)

    - hocam merhaba nasılsınız?
    + ooo seni yururken gormek ne guzel
    - sayenizde hocam. size nasıl teşekkur etsem az.
    + hastaneye yatsaydın teşhis için bu kadar uğraşmazdık ama neyse artık. şimdi iyisin. şoyle uzan bi muayene edeyim seni
    - ne uzanması ben iyiyim ya gerek yok
    + uzan olm kontrol korkma
    - yok uzanmam iyiyim ben
    + kızıyorum haberin olsun
    - hocam ben bir şey sormaya geldim size ya
    + sor bakalım
    - ben basket oynamak istiyorum yeniden. onumuzdeki ay antrenmanlar başlıyo katılabilir miyim? babam siz evet derseniz gonderecekmiş
    + hımmm. şimdi sen bi tomografi çektir bakalım ne var ne yok. olmazsa bir de mr alırız.
    - ne mrı ya ne tomografisi hocam ben basket diyorum
    +sen bilirsin olm sonra tekrar yuruyemezsen burda bana ağlama yatırırım hasteneye
    - yok yok ben bıraktım basketi falan tamam. hadi ben kaçtım gorusuruz. iyi gunler...
    + olm gel bir mr sadece...

    allah gostermesin ama boyle bir rahatsızlığı tekrar yaşasam beni iyileştireceğine inandığım tek doktor. titiz insan, hayatımın donum noktasında ki baş kahramanım.
  • istanbul tıp fakültesi ortopedi ve travmatoloji ad. öğretim üyesi, profesör doktor.
    özellikle ortopedik onkoloji konusunda oldukça başarılı bir doktordur.
    bunun yanında ortopedi sözlülerinin korkulu rüyasıdır, dört kişi girilen sözlülerde "size 100 verdim paylaşın" sözünün kendisine ait olduğu söylenir, yine de çok korkmamak çalıştığınızı, derse girdiğinizi göstermek geçer not almanıza yetebilir.
  • yaptığı operasyondan sonra ortadan kaybolan, telefonla asla ulaşılamayan, yok konferans yok tatil, yok bilmemne kişisi .. doktorluk sadece kesip biçmekse..ohh ne ala..
    bu şekil hastasını yok sayan doktorun başka ülkelerde mesleğini sürdürebilmesi olası değil, anında meslekten men edilir... ne ala memleket..
  • 5 sene önce annemin hayatını kurtarmış doktor.
    şöyle ki; annem bel fıtıgı var diye medical park ta fizik tedavi görüyor.
    o dönem orayla çalışan harzem hoca, geçerken annemin eğri oturuşunu farkediyor ve ''nesi var bu hastanın '' diye soruyor
    ''fıtık hocam '' diyorlar.
    ''multipl miyeloma bence '' diyor ''siz şu şu şu testleri yaptırın ''
    tetkikler yapılıyor ve sonuç hakikaten - malesef multipl miyeloma yani kemik iliği kanseri çıkıyor.
    harzem hoca en kısa zamanda bizi en doğru doktora yönlendirerek - söz konusu hastalık kemik tümörü değil, bir kan kanseri türü ama kemiklere hasar veriyor - tedavinin hemen başlamasını sağlıyor.

    söz konusu hastalıkta, hastalığın teşhis edilmesi çok zor. genelde fıtık vs zannediliyor. pek kimsenin aklına ''multipl miyelom var mı '' diye bakmak gelmiyor. hastalık iyice ilerledikten sonra, kemikler çatır çutur kırıldıktan böbrekler hasar gördükten sonra teşhis alınıyor genelde maalesef.
    annemin şansı, o gün harzem beye rastlamak olmuş.

    geçen kalça kemiği kırıldı annemin , harzem hoca ameliyat etti.
    nüks mü diye epeyce korktuk ama zometanın bir kaç yıllık kullanımında kemiklerin kırılgan hale gelmesi - e hasarlıydı zaten kemil - sonucu bir kırılma olduğu ortaya çıktı.
    kendisine ulaşmak biraz zordur, çok hastası vardır, randevuları sıkışıktır, ama yapacak bir şey de yok gerçekten.
    ülkenin artı bir değeri, keşke ondan daha çok olsa..
    bir de keşke muayenahanesi eskisi gibi nişantaşında olsa,
    terrace fulya da, kanserden o kadar korkmam, mekanın otoparkından korkuyorum yeminle.
  • bakmayın siz kendisinin sert, otoriter ve soğuk duruşuna. ego ya da kibirden değil o, mizacı öyle. ama aslında bir o kadar da yufka yüreklidir. eline doğmuş (laf gereği, fiziksel olarak değil) erkek kardeşim bile kendisine muayene olmamıştır korkusundan, omzunu çıkarttığında o kadar diyeyim.

    bu arada bilmeyenlere not: kendisi recep özgültekin 'in kayınbiraderidir.