şükela:  tümü | bugün
  • aral gölü, hazar denizi ve iran arasında kalan harezm denilen yerde kurulmu$ eski türk devleti. cumhurba$kanlıgı forsunda temsil edilen o me$hur 16 türk devletinden biridir. bayrakları simsiyahtır, hiç bir amblem vs. yoktur. en önemli imparatorları alaaddin töki$'tir. büyük selcuklu devleti'nin yıkılmak üzere oldugu dönemlerde altın çaglarını ya$adıktan sonra anadolu selcuklu devleti ile takı$mı$lardır. 1230 yılında bu devletle yapılan yassıçemen sava$ını kaybeden harzem$ahlar, imparatorları celaleddin harzem$ah'ın sava$ sonrasında öldürülmesiyle tarih sahnesinden çekilmi$lerdir.
  • 5 milyon km kare lik bir topraga sahiptiler. bayrakları oldukca basarılıdır takdir ettim kendilerini.

    hükümdarları sırası ile

    k. muhammed harzemşah (1097 - 1128)
    adsız harzemşah (1128 - 1156)
    il-arslan harzemşah (1116 - 1172)
    alaeddin tekiş harzemşah (1172 - 1200)
    aleddin muhammed harzemşah (1200 - 1220)
    celaleddin harzemşah (1220 - 1231)
  • (bkz: harezmî)
  • 11. yüzyılın sonlarında harezm'de kurulan ve 1230'da yıkılan türk imparatorluğu. (harezm, aral gölü'nün güneyinde bir ülkedir. )

    harezmşahlar soyunun kurucusu anuş tigin garca adlı bir türk kölesidir. garca, büyük selçuklu emîrlerinden bilgi tigin tarafından, gürcistan'dan satın alınarak saray hizmetine verildi. kısa bir süre sonra, başarılı çalışmaları sebebiyle, harezm valiliğine getirildi. ölümünden sonra, oğlu kutbeddin muhammed, muhammed harezmşah unvanıyla, sultan sencer tarafından harezm'e gönderildi. otuz yıl süre ile harezm'i yöneten kutbeddin muhammed, iyi bir yönetici, anlayışlı bir siyaset adamı idi. zamanında harezm, büyük bir ilerleme gösterdi. kutbeddin'in ölümünden sonra, büyük oğlu kızılarslan atsız, harezmşah olarak görevlendirildi. atsız, ilk zamanlarda selçuklulara bağlı kaldı. sultan sencer ile birlikte seferlere çıktı. kendi gücünü arttırmak için, cend ve mangışlak gibi, seyhun ötesindeki sahalara kadar ilerledi. bir süre sonra sencer ile arası açıldı. sencer, atsız'ı beğeniyordu. bunan yararlanan atsız, bağımsızlığını ilan etti. selçuklu memurlarını hapsederek, mallarına el koyduğu gibi, horasan yollarını da kapattı. bu sırada belh'te bulunan sencer, büyük bir ordu ile harezm üzerine yürüdü (1138). yapılan savaşta, atsız'ın ordusu yenilgiye uğradı, oğlu atlığ da esir edilerek öldürüldü. sencer, harezm'in yönetimini süleyman bin muhammed'e vererek vezir, atabey, hâcib gibi memurlardan meydana gelen bir dîvan kurdu, sonra merv'e döndü (1139). bu durum, harezm halkını gücendirdi. bundan da faydalanan atsız'ın çalışmaları sonucu, süleyman ve adamları, harezm'den ayrılmak zorunda kaldılar (1140). bir yıl sonra harezm hâkimiyetini elde eden atsız, sencer'e bağlılığını bildirdi (1141). sencer, aynı yıl, karahıtaylarla yaptığı savaşta yenildi. bunun üzerine atsız, tekrar bağımsızlığını ilan etti. horasan üzerine yürüyerek, sencer'in (selçuklu) başkenti merv'i ele geçirdi. 1142'de de nişapur'u alarak kendi adına hutbe okuttu.

    ancak, atsız'ın bu başarısı çok uzun sürmedi. horasan'da hakimiyetini tekrar kuran sencer'in üzerine geldiğini duyan atsız, aldığı yerleri boşaltarak harezm'e döndü. tekrar, sencer'e bağlılığını bildirdi (1144). merv'den aldığı hazineleri geri verdi. karahıtaylara her yıl 20 000 dinar altın vermeyi kabul etti. bir taraftan da sultan sencer'i öldürtmek için merv'e iki fedaî gönderdi. durumu haber alan sencer, bu suikast teşebbüsünden kurtulduğu gibi, harezm'e karşı üçüncü defa sefere çıktı (1147). hazarasb kalesini, iki aylık bir kuşatmadan sonra aldı. harezm'in başkenti olan gürgenç önlerine geldi. bu sırada araya giren bir dervişin ricasını kıramayarak, atsız'ın atından inip toprağı öperek, kendisini metbu tanıma isteğini kabul etti. fakat atsız, atından inmeden, sencer'in isteğini başıyla selam vererek yerine getirdi. bunun üzerine sencer, merv'e döndü. horasan üzerindeki niyetlerini bir tarafa bırakan atsız, seyhun kıyılarını aldı (1152). oğuz-selçuklu savaşında sultan sencer, oğuzların eline esir düştü. bu olay üzerine atsız, bir yandan sencer'i kurtarmağa, bir yandan da oğuzlarla sencer'in arasını bulmağa çalıştı. sencer'in esaretten kurtulmasından sonra, ona tebrik mektubu göndererek, emrinde olduğunu bildirdi. aynı yıl temmuz ayının otuzuncu güü öldü (1156). atsız'ın yerine veliaht olan ebu feth il-arslan geçti. harezm'de bulunan amcaları inal tigin ve yusuf'u, kardeşleri hitay han ile süleyman şah'ı öldürten il-arslan, rakipsiz olarak harezmşah tahtına çıktı. sultan sencer'in ölümü, harezmşah devletini, doğu iran'ın en güçlü devleti haline getirdi (1157). sencer'e bağlı mahallî hanedanlar, oğuz reisleri, büyük selçuklu emîrleri, yönettikleri bölgeleri genişletmek için büyük bir çaba gösteriyorlardı. irak'taki selçuklu sultanı gıyaseddin muhammed bin mahmud'un durumu pek sağlam değildi. il-arslan, bu durumdan yararlanarak, bağımsızlığını ilan ettiği gibi, durumu selçuklu sarayına da duyurdu. harezmşahlar artık, selçukluların uydusu değil, dostu oldular.

    il-arslan, selçuklu emîrlerinin doğu iran'da yaptıkları muharebelere, zaman zaman, çıkarı için karıştı. bağdat halifesi ile irak selçuklu sultanı arasında aracılık etti. nişapur'u kendisine merkez yaptıktan sonra tus, bistan, pamyan taraflarını da ele geçirdi. karahıtaylar, harezm üzerine yürüdüler (1172). il-arslan, öteki harezmşah hükümdarlarının yaptığı gibi, topraklarını su altında bırakarak savunmak istedi. aynı yıl, hastalanarak nişapur'da öldü.

    il-arslan'ın ölümünden sonra küçük oğlu celaleddin, harezmşah tahtına oturdu. cend'de vali olan büyük kardeşi tökiş, celaleddin'in emrini yerine getirmediği gibi, karahıtaylara sığınarak, askerî yardım talebinde bulundu. karahıtaylar, tökiş'in isteğini olumlu karşılayarak, çok kuvvetli bir orduyu onun emrine verdiler. bunun üzerine celaleddin şah ve annesi, harezm'den ayrılarak, irak selçuklularının nâibi melik ay-aba'nın yanına geldiler. kardeşinin kaçması üzerine tökiş (1172-1200), kolayca harezmşah tahtına geçti. tökiş, ailenin en büyük hükümdarlarından birisi olarak ün kazandı. saltanatının ilk yıllarında, kardeşi celaleddin şah, melik ay-aba ile onun üzerine yürüdü. tökiş, subarlı kasabasında ay-aba'yı bekledi. ordusunu pusuya düşürüp yok etti. ay-aba'nın başını kestirdi (1174). celaleddin şah ve annesi, bu başarısızlık üzerine dihistan'a kaçtılarsa da, tökiş, terken hatun'u yakalatıp öldürttü. celaleddin şah ise gur sultanı gıyaseddin'e sığındı. çok geçmeden tökiş ile karahıtayların arası açıldı. bu durumu öğrenen celaleddin şah, karahıtaylar ile birleşerek harezm'e yürüdü.

    harezm, topraklarını sular altında bırakarak, başkentte kendisini savundu. büyük bir savaşı göze alamayan karahıtaylar, geri çekildiler. yalnız, celaleddin şah'a bir miktar asker vererek merv, serahs şehirlerini içine alacak küçük bir emîrlik kurmasına yardımcı oldular. zaman zaman, kardeşi tökiş ile dostça geçinen celaleddin şah, kardeşinin iran seferinde bulunuşunu fırsat bilerek nişapur üzerine yürüdü (1187). başarı sağlayamadan merv'e dönmek zorunda kaldı. bir süre sonra burada vefat etti.

    kardeşinin ölümünden sonra tökiş, bütün doğu iran ve horasan'a söz geçirmek ve oraları buyruğu altına almak istedi. abbasî halifesi nâsır ile anlaşarak, selçuklu sultanı ii. tuğrul'u yendi ve öldürttü (1194). hemedan ile öteki selçuklu kalelerini ele geçirdi. selçuklu sultanlığının yıkılışından sonra tökiş, kendisine sultan unvanını verdi, kestirdiği sikkelere bu unvanı yazdırdı. harezmşahların, batı iran'da üstünlük kurmaları kolay olmadı. tökiş, öümüne kadar, iran işleriyle uğraşmak zorunda kaldı. isfahan'ı kutluğ inanç'a, rey'in idaresini onun oğlu yusuf'a verdi. büyük emîrlerinden mayacuk'u atabey yaptı. kendisi harezm'e döndü. bu sırada, halife ordusunun irak'a yaptığı saldırı püskürtüldü. yusuf hanın, rey'den ayrılmasıyla, mayacuk yönetimi ele aldı. durumu düzeltmek için tökiş, üçüncü defa irak seferine çıktı (1196). bağdat ordusunu yendi. hemedan'ı kendisine sığınmış olan atabey özbek'e, isfahan'ı da oğlu erbaş'a verdi. 1198'de mayacuk ayaklandı. tökiş, onu yendi ve öldürttü. ismailîlerin elinde bulunan bazı kaleleri aldıktan sonra harezm'e döndü, orada öldü (1200). oğlu alâeddin muhammed, onun yerine geçti.

    büyük kardeşi melikşah'ın 1197'de ölümünden beri veliaht olan alâeddin muhammed, önce gur sultanları şahabeddin ve gıyaseddin ile savaştı. tökiş'in ölümünden faydalanan bu sultanlar, merv ve tus şehirlerini aldıktan sonra nişapu'u ele geçirdiler. hindu han, melikşah'ı, alâeddin'e karşı koz olarak kullanmak için, merv ve serahs vilâyetlerinin idarsiyle görevlendirdi. nişapur'a yürüyen alâeddin, gurluları, ülkelerine serbestçe dönmek şartı ile bıraktı. merv ve serahs'ı geri aldı. hindu han, gur ülkesine dönmek zorunda kaldı. harezm'e dönen alâeddin, bir yıl sonra, herat üzerine yürümeye karar verdi, fakat sultan şahabeddin'in, harezm'e yürümek için ordu hazırladığını duyunca, bundan vazgeçti. harezm'e çekilen alâeddin'in ardından gurlular da tus'a geldiler. kardeşi gıyaseddin'in ölüm haberini alan şahabeddin, gur'a döndü. bunun üzerine alâeddin, herat'ı almak istediyse de başarı kazanamadı. gur'da durumunu düzelten şahabeddin, hızla harezm üzerine yürüdü. alâeddin, daha önceki savunma usulüne başvurarak, harezm'in o çevresini sular altında bıraktı. fakat, gur ordusu, harezm tarihinde ilk defa olarak, kırk günde bu bölgeyi geçti ve alâeddin'in ordusunu yendi. karahanlı sultanı osman ve karahıtay orduları, alâeddin'in yardımına geldi. gurlular, ağırlıklarını yakarak geri çekildiler. onları takip eden alâeddin, hazarasb'da, gurlular'ın sağ kolunu dağıttı, bir çok esir ve ganimetle döndü. karahıtay ordusu ile anahod önünde, şahabeddin'in ordusunu çevirerek, iki gün süren bir savaştan sonra mağlup etti. zorlukla anahod kalesine sığınan şahabeddin, semerkand sultanı osman'ın aracılığıyla, büyük bir fidye karşılığında gazne'ye dönebildi. karahıtayların başarısı, harezmşah'ı korkuttu. bu yüzden, bir süre sonra, gurlu sultanı şahabeddin ile dostluk kurmak için gazne'ye elçi gönderdi. hindistan'da büyük başarılar kazanan bu müslüman hükümdar, dinsiz karahıtaylar'dan öc almak istediği için, alâeddin'in dostluk teklifini iyi karşıladı. 1205'te, ordusunun eksiklerini tamamlamak için hindistan'a bir sefer düzenledi. dönüşünde de alâeddin'e haber göndererek, karahıtaylar üzerine yürüyeceğini bildirdi. fakat, bir hintli veya batınî tarafından hançerlenerek öldürüldü (1206). onun ölümünden sonra gurlular yıkıldı. harezmşah alâeddin, bu durum karşısında, nişapur'a emîrler göndererek, horasan ordusunu herat'ı almak için görevlendirdi. kısa zamanda herat alındı, valiliğine hüseyin getirildi. ordusunun başında belh'e yürüyen alâeddin, kuvvetli bie kuşatmadan sonra burayı teslim aldı (1207).

    alâeddin'in bu tarihten sonra karşısında bulunan siyasî ve askerî güç, karahıtaylardı. harezmşahların her yıl vergi vermek zorunda oldukları bu devleti ortadan kaldırmak, alâeddin'in en büyük hedefi idi. bunu gerçekleştirmek isteyen alâeddin, büyük bir orduyla mâverâünnehir seferine çıktı. karahıtayları yenerek, buhara'yı aldı (1208). bu tarihten sonra karahıtaylar bir daha toparlanamadılar. küçlük kumandasındaki naymanların, cengiz'in önünden kaçarak karahıtay topraklarına girişi, bu devletin yıkılışını kolaylaştırdı. ayrıca, semerkand, alâeddin tarafından zaptedildi (1212). mâverâünnehir, kesin olarak, harezmşahların hakimiyeti altına girdi. gazne'yi alan alâeddin, bu bölgenin yönetimini, büyük oğlu celâleddin'e verdi (1215). iran'a sefer yaptı (1217). fars ve âzerbaycan atabeylerini itaat altına aldıysa da, hemedan'dan esedâbâd yolu ile bağdat'a gönderdiği ordu, ağır kış yüzünden, ağır bir kayba uğrayarak dağıldı (1218). bu sırada cengiz'in zaferlerini duyan alâeddin, bilgi edinmek için moğol hakanına bir elçi gönderdi. cengiz'in gönderdiği elçilik heyetini kabul etti. cengiz, elçisi aracılığıyla alâeddin'e, dostluk e ticaret ilişkilerinin sıkılaştırılması dileğini bildirdi. fakat, bir süre sonra cengiz'in bir kervanı, otrar'da, alâeddin'in muhammed'in valisi inalcuk tarafından yağmalanarak, kervanda bulunanlar öldürüldü. kervandan kaçıp kurtulabilen bir kişi, durumu cengiz'e bildirdi. bunun üzerine cengiz, harezmşah'a bir heyet göndererek, gayır han diye bilinen inalcuk'un teslimini ve malların tazminini istedi. alâeddin muhammed, bu isteği şiddetle reddederek, cengiz ile savaşa karar verdi. alâeddin'in bu kararı, harezmşah imparatorluğunun birden ortadan kaldırılması, doğu islâm dünyasında yüz binlerce müslümanın ölümü, birçok şehir ve eserin yakılıp yıkılmasıyla sonuçlandı.

    cengiz, harezmşahlara karşı 200 000 kişilik bir ordu hazırladı. alâddin muhammed, kurduğu harp meclisinde, moğol ordusunun seyhun nehri kıyısında karşılanması görüşünü kabul etmeyerek, mâverâünnehir'de savaş yapılmasını kararlaştırdı. kuvvetlerini, büyük şehir ve kalelere dağıttı. bu kuvvetlerin başına ayrı ayrı kumandanlar getirdi, kendisi de horasan'a geçti. cengiz, ordusunu küçük birliklere ayırıp, mâverâünnehir'in sağlam kalelerini birer birer ele geçirdi, savunan ve kendini koruyan şehirleri yakıp yıktı. kısa bir süre içinde buhara ve semerkand, otrar, sıgnak, barçlığ, kend, cend, benâkend ve hocend gibi şehirler, cengiz'in eline geçti. mâverâünehir'in en güçlü savunma merkezi olan semerkand, türk kumandanının büyük kahramanlık göstermesine rağmen teslim oldu. cengiz, ordusuna, küçük vilâyetlerin alınmasını emretti. belh'te bulunan alâeddin, irak'a, oğlu rükneddin'in yanına gitmek bahanesiyle tus'a kaçtı. moğollar, her yanda hızla ilerliyorlardı. nişapur ve bistâm yoluyla rey'e gelen alâeddin, oğlunu da yanına alarak, devletâbâd yakınlarında moğolları durdurmak istedi. yenilerek abiskun'da bir adaya sığındı. biraz sonra, burada hastalanarak öldü (1220). yerine oğlu celaleddin geçti.

    harezm'e dönen celaleddin, veliahdlığını tanımak istemeyen bazı türk kumandanlarının, kendisini öldürteceklerini, moğolların da yaklaştığını öğrenince horasan'a kaçtı. bir süre sonra iki kardeşi uzlug şah ve ak şah horasan'a geldiler. harezm'de toplanmış olan 90 000 kişi, humar tigin adlı bir emîrin idaresi altında, harezmşahların merkezi gürgenç'i (harezm-ürgenç) dört ay savunduktan sonra moğollara teslim olmak zorunda kaldılar (1221). celaleddin harezmşah, imparatorluğun ortasından koparabildiği ve kurtarabildiği insanlarla, harezmşah devletini, vefatına kadar sürdürdü. moğolların doğuda ve batıda yayılmasını bir süre geciktirdi.

    (bkz: copy paste in ustasiyim gozlerinin hastasiyim)
  • resmi tarih, bu devletin yıkılışını yassıçemen savaşı'na bağlar.
    yani demek isterler ki: "oturup sadece moğollarla uğraşsalardı, bize hiç bulaşmasalardı güçsüz düşüp moğollara yenilmezlerdi."

    ancak yaygın kabul gören tez odur ki harzemşahların yardım istediği islam ülkeleri (bkz: anadolu selçukluları)(bkz: memlukler) moğol işgalinin ciddiyetini kavrayıp biraz olsun yardım etselerdi işgal yaşanmazdı.
    ayrıca (ara: *mın *ları olsa *m olurdu)
  • on birinci yüzyıl sonlarında harezm bölgesinde kurulan türk devleti.
    harezmşahların atası anuştegin, bir türk kölesiydi. büyük selçuklu emirlerinden bilge tegin, onu satın alarak, saraya getirmiş ve özel olarak yetiştirmiştir. selçuklu sarayında taştdârlık vazifesinde bulunan anuştegin, gösterdiği başarılar neticesinde, harezm valiliğine getirildi. ölümünden sonra oğlu kutbeddin muhammed, harezmşah unvanı ile sultan sencer tarafından aynı vazifeye tayin edildi. büyük selçuklu devleti'nin valisi sıfatıyla 30 yıl harezm’i idare eden kutbeddin, aynı zamanda harezmşahlar devletinin kurucusudur. kutbeddin, saltanatı müddetince, mükemmel bir idareci olarak, âdilane hareketleri ile halkı kendisinden hoşnut etti. her ne kadar, müstakil bir hükümdar olarak hüküm sürmedi ise de, oğullarının gelecekteki faaliyetleri için sağlam bir zemin hazırladı. onun idaresi zamanında, harezm ülkesinin, selçuklulara tabi ülkelerle ticarî faaliyetleri yoğunlaştı. harezm, maddî ve manevî yönden gelişmeler gösterdi.

    1127 yılında kutbeddin muhammed’in ölümü üzerine, yerine büyük oğlu alâeddin atsız tayin olundu. küçüklüğünden itibaren iyi bir tahsil ve terbiye görmüş olan atsız, aynı zamanda sultan sencer’in şahsî teveccühüne mazhar olmuştu. nitekim atsız, ilk devirlerde sultan sencer’in seferlerine bizzat ordusuyla katıldı ve onun başarılarında büyük yardımı oldu. atsız, aynı zamanda kendi siyasî nüfuzunu genişletmeye de çalışıyordu. bu sebeple cend ve mangışlak gibi askerî bakımdan mühim merkezleri zaptetti. ancak atsız’ın bu faaliyetleri, sultan sencer’i kızdırdı ve tekdir edilmesine yol açtı. atsız, sultan’ın bu tutumu üzerine, kesin olarak bağımsızlığını ilan etti. sultan sencer, bu duruma nihaî bir çözüm getirmek amacıyla, 1138 yılında, büyük bir ordunun başında, harezm üzerine yürüdü. yapılan savaşta sencer, atsız’ın ordusunu hezimete uğrattı. atsız’ın kardeşi atlığ da ölenler arasındaydı. harezm’in idaresini süleyman bin muhammed’e veren sencer, onun başkanlığında vezir, atabeg ve hâcib adı verilen memurlardan müteşekkil bir dîvân kurdu ve 1139 yılında merv’e döndü.

    harezm’de işbaşına geçen yeni idare, atsız ve taraftarlarının da karşı faaliyetleri üzerine, halkı memnun etmekten uzak kaldı. harezm halkı, huzur dolu eski idareyi aramaya başladı. bu sebeple, atsız’ın, harezm’de hakimiyeti ele geçirmesi uzun sürmedi. 1140 yılında devletin başına geçen atsız, sencer’in yeni bir seferinden çekinerek, onu metbu tanımayı ve ona uymayı ihmal etmedi. fakat, bu durum uzun sürmedi. sencer’in, 1141 yılında karahitaylarla yaptığı savaşı kaybetmesi üzerine atsız, büyük bir orduyla horasan’a gelerek merv’i zaptetti. 1142 yılında ise nişapur’u alarak adına hutbe okuttu. bu arada, sencer, horasan’da yeniden hakimiyetini kurmaya muvaffak olunca, atsız, geri çekilmeye mecbur kaldı ve yeniden sultan’a bağlılığını arz etti (1144). atsız’ın sencer’e karşı giriştiği isyanlar, sultan’ı üçüncü defa harezm ülkesine girmeye mecbur etti. hazarasp kalesini fetheden sultan sencer, harezmşahların merkezi gürgane önüne geldi ise de, müslümanlar arasında kan dökülmesini istemeyen bir dervişin ricasını kırmayarak, atsız’ın, kendisini metbu tanıdığını bildirmesi ve affını rica etmesi üzerine geri döndü.

    1156 yılında atsız’ın vefatı üzerine, yerine veliaht ebû feth il arslan geçti. il arslan, daha hükümdarlığının başında, saltanatta hak sahibi olabilecek durumda bulunan amca ve kardeşlerini ortadan kaldırdı. il arslan’ın hükümdarlığını, sultan sencer de kabul etti. ancak, sencer’in çok geçmeden vefat etmesi ile, doğu iran sahasında selçukluların etkisi kalmadı. böylece, bölgede harezmşahlar kuvvetli duruma geldiler ve selçuklularla bağlarını kopararak müstakil bir devlet oldular. nişapur’u kendisine merkez yapan il arslan, 1170 yılında tus, bistam ve damgan taraflarını fethetti. bu arada harezmşahların, karahitaylara ödedikleri vergiyi kesmeleri, iki devleti karşı karşıya getirdi. karahitayların üzerlerine gelmesi üzerine onlar, her zaman olduğu gibi, yine istila sahalarını su altında bırakmak suretiyle kendilerini korudular. il arslan, 1172 yılında vefat etti.

    il arslan’ın vefatı, ülkeye yeniden kardeş kavgalarını getirdi. il arslan’ın küçük oğlu ve veliaht olan sultan şah, annesi terken hatun’la beraber harezm’de bulunuyordu. babasının ölümüyle tahta oturan sultan şah’a, kardeşi tekiş itaat etmedi. tekiş, kardeşinin kendi üzerine kuvvet sevk etmesi üzerine, karahitaylara müracaat ederek kendisini desteklemelerini istedi. her fırsatta harezmşahların iç işlerine karışan karahitaylar, bu talebi severek kabul etti. tekiş’in, çok kuvvetli bir karahitay ordusunun başında olarak nişapur’a geldiğini duyan sultan şah, taraftarlarıyla birlikte irak selçukluları’nın naibi olan melik ayaba’nın da kuvvetlerini yanına alarak, sultanlığını ilan eden tekiş üzerine birçok kereler sefere çıktı ise de, hemen hepsinde başarısızlığa uğradı. hattâ, bu seferlerden birinde yakalanan ayaba öldürüldü (1174). terken hatun ve sultan şah dihistan’a kaçtılar.

    bundan sonra tahta geçen alâeddin tekiş, harezmşahlar sülalesinin en kudretli şahsiyetlerindendir. harezmşahlar devleti, onun sayesinde imparatorluk hâlini aldı. tekiş, ilk olarak karahitaylar ile mücadeleye girişti. harezmşahlardan vergi istemeye gelen karahitaylı elçinin gururlu oluşu ve edepsizliği, tekiş’in onu öldürtmesine yol açtı. bu şekilde başlayan çarpışmalar, harezmşahların başarısıyla sonuçlandı. 1187 yılında, kardeşi sultan şahın ölümü, tekiş’i daha rahatlattı. doğu iran ve horasan’ı tamamen emri altına alabilmek için faaliyetlere girişti. selçuklu sultanı ikinci tuğrul şahı, giriştiği muharebede öldürttü. tekiş, artık kendisini selçukluların vârisi sayıyordu. bağdat halifesinden irak, horasan ve türkistan sahalarının hakimiyetini tasdik eden saltanat menşûrunu (fermanını) aldı. ismailîler elinde bulunan bazı kaleleri geri aldı. bu geniş fütuhatları gerçekleştiren tekiş, harezm’e döndüğü 1200 yılında vefat etti. yerine bu sırada turziz muhasarasında bulunan oğlu muhammed, alâeddin unvanı ile tahta çıktı.

    alâeddin muhammed’in ilk devirleri, daha babasının sağlığında istiklâl emelleri besleyen melikler ve gur sultanları ile mücadele hâlinde geçti. bilhassa, tehlikeli bir hâl almış bulunan gur istilâsını güçlükle önlemeye muvaffak oldu. gur sultanı şehâbeddin’in ölümü üzerine, alâeddin, herat’a hakim oldu (1207). gurluların, tehlikesiz bir hâle getirilmesinden sonra harezmşahlar için en büyük tehlike karahitaylar idi. mâverâünnehir’i hakimiyetleri altında bulunduran bu devletin nüfuzunu kırmayı ve islâm dünyasını böyle bir dertten kurtarmayı amaçlayan alâeddin, bunu kendisi için pek mühim bir vazife biliyordu.

    nitekim, 1207 yılında mâverâünnehir’e karşı giriştiği sefer ile, bu büyük hareketi başlattı. 1208 yılında, karahitay ordusunu, büyük bir hezimete uğratan alâeddin, buhara’yı zaptetti. yine bu sırada cengiz’in önünden kaçan naymanların, karahitay ülkesine girişi ile karahitaylar, bir daha kendilerini toparlayamadılar ve tamamen harezmşahlar’a tâbi hâle geldiler (1212). harezmşahların nüfuz ve kudreti, iran ve afganistan sahalarında devamlı artmaktaydı. 1225 yılında gazne’yi alan alâeddin, bu bölgenin idaresini oğlu celâleddin’e verdi. 1217 yılında iran’a bir sefer yaptı. ancak bu sefer, diğerleri gibi başarılı geçmedi ve ordu büyük zâyiata uğradı.

    harezmşahların bu haşmetli devresinde, doğuda büyük bir tehlike başgösterdi. bu tehlike, doğuda yalnız harezmşahları ortadan kaldırmakla kalmayacak, bütün dünyanın tarihî mukadderatı üzerinde derin izler bırakacaktır. çünkü, tam bir çapulcu sürüsü olan moğol ordusu, önüne gelen her yeri yakıp yıkmakta, girdikleri ülkelerde kültür ve medeniyetten eser bırakmamaktaydı. başlangıçta harezmşahlarla, moğollar arasında dostluk ve ticarî ilişkilerin geliştirilmesi gayesiyle elçiler gelip gittiyse de, bir moğol kervanının, otrar valisi inalcık tarafından, casusluk iddiası ile tevkif edilip, tacir ve kervancıların öldürülmesi, araya soğukluk getirdi. cengiz, harezmşah’a bir elçi göndererek inalcık’ın teslimini ve malların tazminatını istedi. sultan alâeddin’in bu teklifi reddetmesi, iki devlet arasında savaşı kaçınılmaz kıldı. her ne kadar, alâeddin’in, bu teklifi reddetmekle, yüzbinlerce müslümanın kanını akıtacak bir olaya sebebiyet verdiği iddia edilmekteyse de, bu teklifin kabulü neticesinde, kibir timsali cengiz’in daha da şımaracağı, yeni istekler peşinde koşarak harbe sebebiyet vereceği belliydi. nitekim, 1216 yılından itibaren, uzun askerî hazırlıklar içinde olan cengiz’in hedefi, islâm âlemi idi.

    gerçekten de cengiz, 1219 yılı sonlarına doğru, 200 bin kişilik ordusuyla ilk olarak harezmşahlara karşı harekete geçti. harezmşahların, kuvvetlerini, büyük şehir ve kalelere dağıtmasından da istifade ederek, önemli merkezleri tek tek ele geçirmeye başladı. mukavemet gösteren mevkiler, korkunç bir katliama uğratılıyordu. kısa bir süre içinde buhara, semerkand, otrar, sığnak, berakend ve hocend gibi şehirler, moğolların eline geçti. harezm müdafaa kuvvetlerinin, büyük kahramanlıklar göstermesine rağmen, sonuç değişmiyordu. sultan alâeddin, son olarak devletâbâd yakınlarında moğolların karşısına çıktı ve tekrar yenildi. abiskun’da bir adaya sığınan alâeddin, çok geçmeden burada hastalanarak, 1220 yılında vefat etti ve yerine oğlu celâleddin tahta çıktı.

    harezmşahların bu son hükümdarının hayatı, maceralar ve kahramanlıklar ile dolu geçmiştir. celâleddin harezmşah, saltanatının daha ilk yıllarında, kendisini tanımak istemeyen türk kumandanlarının suikast tertipleri neticesinde horasan’a çekildi. burada toparlayabildiği kuvvetlerle, gece-gündüz demeden, var gücüyle moğollara karşı çarpıştı. neticede, batıya doğru yayılan bu istilâ selini bir müddet geciktirmeye muvaffak oldu. celâleddin ile birlikte harezmşahlar devleti de son buldu (1230).

    kültür ve teşkilât: harezmşahların askerî ve idarî teşkilâtı, ana hatları ile büyük selçuklular'dan alınmıştır. harezmşahların ordusu, tekiş zamanında, doğunun en büyük askerî kuvveti hâlini almıştı. harezmşahlarda malî işler dîvân-ı istifâda, askerî işler ise dîvân-ı arz’da görülürdü. dîvâna sultanın vekili sıfatı ile vezir-i âzam başkanlık ederdi.

    harezmşahlarda ordu, hassa ordusu ve eyalet askerlerinden meydana geliyordu. memleketin her tarafına dağılmış haldeki ıktâ sahiplerinden teşekkül eden muazzam bir süvari kuvveti bulunuyordu. ayrıca, muhtelif eyaletlerde askerî valilerin emri altında özel kuvvetler vardı. bunlar, sultana tam bağlı olup, istenildiği yere kuvvet sevk ederlerdi.

    harezmşahlar devletinin adlî teşkilâtı bütün müslüman-türk devletlerinde olduğu gibi şer’î ve örfî kanunlar idi. memlekette en çok hanefî ve kısmen de şâfiî mezhebinin hükümleri uygulanırdı. şer’i mahkemelere kadılar bakmaktaydı. orduya mensup olanların şer’î meselelerini halletmek için, kazaskerler yani ordu kadıları vardı.

    harezmşahlar devrinde başkent cürcan başta olmak üzere, herat, belh, merv, nişâbur, buhâra ve semerkand bir bilim ve sanat merkezi hâline gelmişti. cürcan’da on büyük vakıf kütüphâne vardı. nişabur, ilim ve sanat adamlarının toplandıkları parlak bir medeniyet merkezi olmuştu. eski binalar tamir edilmiş, yeni yeni medreseler, hânkâhlar ve saraylar ile süslenmişti. hükümdar ve şehzadeler, genellikle iyi tahsil görmüş, kültür sahibi insanlardı. âlimleri ve şairleri saraylarında topluyor, onlara en büyük değeri veriyor ve himaye ediyorlardı. meselâ atsız, horasan seferinden dönüşte zemahşerî, fahreddîn râzî, şemseddîn muhammed gibi âlim ve bilginleri harezm’e getirmişti. avfi, harezm’deki ilim ve sanat adamlarını gökteki yıldızlara benzetmektedir. bu durum, moğol istilâsından önce, harezm’in medenî inkişafını çok iyi belirtmektedir. memleketin her tarafında kütüphaneler, hastaneler, eczaneler ve hanlar yapılmıştı.

    http://www.dallog.com/devletler/harezm.htm
  • (bkz: harzemsahlar)
  • xııı. yüzyıl dünya tarihinin en önemli olayı olan moğol istilalarının önünü açan, moğolların deyim yerindeyse "ilk sille"sini yiyen ve çok güçlü-kudretli bir dönemden yalnızca 10-12 yıl sonra tamamen yıkılan devlet. harzemşahların ortar valisi inalcık, yaptığı hareketin yalnızca ülkesinin yıkılmasına değil, dünya tarihinin altüst olmasına neden olacağını bilse yine de moğol kervanını darmaduman eder miydi, bilinmez ama olayı duyan moğol hükümdarı cengiz'in öfkeden çılgına döndüğünü, sinir krizleri geçirdiğini yazar o dönem kaynakları...
  • moğolların bilimum kuşatma savaşı taktiğine deneme tahtası olma talihsizliğini yaşayan devlet. kendilerini yüksek duvarlarının arkasında güvende hisseden harzemşahlar, moğolların çin'den getirdiği roket, mancınık, trebuchet vs. gibi teknolojilere ilk elden tanık olma fırsatını bulmuş, düşen şehirlerin hayatta kalan ahalisi de yol üstündeki bir sonraki şehre saldıran moğol ordularına canlı kalkan olma şerefine erişmiştir. moğol saldırısından 10 sene önce abbasi halifesini "himayesi" altına alacak kadar palazlanmış olan bu devletin "barbar" göçebeleri ciddiye almamaları kendilerine çok pahalıya malolmuştur. ayrıca moğollardan kaçan tümen tümen harzemşah süvarisi, dönemin ortadoğu devletleri ve emirliklerinde paralı asker olarak görev yapmış ve hınçlarını haçlı ordularından almıştır.