şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ergenekon ilk dalga operasyonlarında tutuklanan emekli jandarma albay. jandarma istihbarat biriminde uzun süre görev yapan atilla uğur'un şam'da askeri ateşe olduğu dönemde abdullah öcalan ile aynı apartmanda oturduğuna dair iddialar olmasına karşın apo'yu imralıda sorgulayan ekipte yer aldığı biliniyor. ayrıca apo'nun türkiye'ye getirilmesi sırasında da uçakta olduğuna dair iddialar da var.
  • alay komutanımdı. köyünden kopup gelmiş binlerce acemiye "şu çılgın türkler" kitabını ucuza alma fırsatı sağlamış, alaya da bir kütüphane kazandırmıştı. ben böyle hatırlıyorum kendisini.
  • savunmasında şu ilginç noktalara parmak basmış kişi :

    - "1999 yılının şubat ayında terörist başının sorgulanması görevini devletim bana ve arkadaşlarıma verdi. elbette bu büyük bir onurdu...
    imralı'daki görevimi de başarıyla tamamladım.
    daha sonra terörist başının, avukatlarına defalarca 'beni sorgulayan kim, adını öğrenin' şeklinde talimatlar verdiği bilgisini aldım.
    devletim ve şahsım bu konuyu yaklaşık 10 yıl gizli tutmayı başardık. taa ki bu dava ile gözaltına alınıncaya kadar bu konu gizli kalabildi.
    ciddi devlet anlayışının da gereği zaten buydu.
    ancak bu gözaltından sonra tamamen deşifre oldum.
    bu husus sorgu sırasında heyetinizde yer alan sedat sami haşıloğlu'na da şahsım ve avukatım tarafından söylendi.
    deşifre olmama müteakip eşim ve çocuklarım defalarca tehdit aldılar, hâlâ da
    sıkıntı içerisindeler..."

    - "emniyet amiri mehmet karabörk, bana 'albayım, sen 25 sene ben 15 sene hizmet etmişiz. bak seni kullanmışlar, bunu söylemekten çekinmiyorum, bir dönem ben de kullanıldım. bu çok doğaldır.
    seni de kullanmışlar, sen bize şener (eruygur) ve hurşit (tolon) ile ilgili şeyler söyle, mesleki taassubu bırak. savcı zekeriya öz biz ne dersek onu yapar, seni bıraktıralım.
    bak göreceksin, şener ve hurşit kesinlikle tutuklanacaklar' dedi.
    sayın başkan, emniyet amiri bana bunları söylediğinde şener ve hurşit paşaların henüz sorguları yapılmamış ve mahkemeye de sevk edilmemişlerdi. bir emniyet amiri, onların tutuklanacaklarını nereden biliyordu ve nasıl böyle emin
    konuşabiliyordu, takdiri size bırakıyorum."

    - "savcı zekeriya öz, emniyette bana,
    'biz seni geçen sene alacaktık, baktım yeni emekli olmuşsun, bırakalım biraz emekliliğini yaşasın, dedim.
    bu şener ve hurşit'le ilgili bir şeyler anlat hakkında iyi düşünelim, seni yarın bırakalım.' dedi."

    - "01 temmuz 2008 günü gözaltına alındım.
    emniyette 6 metrekarelik bir hücreye konuldum.
    içeri leş gibiydi ve kokuyordu, gözüme vuran ışık ve ortam, zaman mefhumunun kaybettirilmesini amaçlamıştı.
    tabiri caizse uyku uyunmaması için tüm şartlar mevcuttu.
    ben askeri ve komando eğitimi almış bir insan olarak, bunlara dayanabilirdim, ama hiç böyle yerleri görmemiş bazı insanlar için bu resmen bir çökertme harekâtı idi. nitekim yanımdaki hücrelerde bulunan bazı insanlar rahatsızlandılar ve bağırış çağırış ile doktora sevk edildiler.
    ben yıllarca terörle mücadele etmiş bir jandarma subayı olarak bölücü teröristlere ve hatta sorgulamam nasip olan terörist başına bile bu eziyeti yapmadım.
  • (bkz: ilker paşam bu savcilar size de binecekler)

    şöyle demiş kişidir:
    "artık ben yazdım hepsini şeye, ilker paşa'ya. dedim komutanım kafanızı kaldırın, sizi dedim sordular bana savcılar, biliyor musunuz dedim. ilker paşa da vardır bu işlerin içinde biz biliyoruz filan diye "

    (bkz: engin alan/#18271853)
    (bkz: cem aziz çakmak)

    (bkz: 24 saat polis korumasındaki rektörün darbe yapması)
    (bkz: özel koruma altındaki askerin darbe yapması)
  • terörü tek yanlı görmesiyle hayranlık uyandırmış eski komutanlardan. yazdığı mektupta açıkça devlet terörü diye bir şey olmaz demekte.
  • hukuk sisteminin tek mağduru değildir. kahraman komutanımızın kendi suçsuzluğuna kanıt diye "kahramanlığını" sunması da ayrıca komedidir. devlet terörü görmek istemiyorum lakin gözümüze gözümüze sokuyorlar. şimdi google'ı açın. oraya "mardin kızıltepe hasan atilla uğur" yazıp aratın. çıkanları da gelip burada komutanın kahramanlığına yorabilirsiniz. devlet terörü görmek isteyen kim istemeyen kim, artık iyice karışıyor benim kafam.
  • hala silivri 4.no lu cezaevinde tutuklu. 14 mayıs cuma günü mahkeme heyetinin karşısına çıktı ve şu savunmayı yaptı:

    “sayın başkan, değerli heyet, ben görevim gereği 2007 yılına kadar birçok duruşma izledim. eski adı ile dgm’lerin hem ankara hem de diyarbakir’daki terör örgütü davalarına tanık oldum. bu konuda en çarpıcı örnek; imralı adasında 2 no’lu dgm başkanı turgut okyay beyin, hüseyin beyin, mehmet maraş beyin icraatlarını tüm duruşmalar boyunca yakınen izledim. cumhuriyet savcıları talat şalk ve cevdet volkan beyin hazırladıkları iddianameyi okudum. karşılarında 40.000 kişinin ölümünden sorumlu bir terör örgütü ele başı olmasına, tüm ülke kamuoyunun vicdanında suçlu olarak mahkum ettiği bir terörist olmasına rağmen o iddianamede o tarihte yürürlükte olan cmuk hükümlerine aykırı olacak tek bir uygulama dahi yok idi. uydurma hiçbir delil konulmamıştı. kin ve nefret ile yazılmış, siyasi yorumlar içeren bir tek paragraf yoktu. cmuk hükümlerine aykırı olarak elde edilmiş tek bir delil yoktu!..
    teröristbaşı avukatlarının çoğu zaman türkiye cumhuriyetini; yüce mahkemeyi ve cumhuriyet savcılarını hedef alan sloganvari ve hakaretamiz söz ve tavırlarına bile “savunma hakkıdır” diyerek müdahale edilmemişti. c.savcıları o tarihteki yasaya göre mahkeme başkanı kanalı ile sordukları sorularda kin ve nefret içeren hiç bir tavır sergilememişlerdi. bütün dünyanın terörist olarak kabul ettiği bir bebek katilinin avukatlarını korkutmadılar. savunma sırasında hiçbir avukat gözaltına alınıp tutuklanmadı.
    o insanlar adil yargılamanın nasıl olacağını tüm dünyaya gösterdiler. allah onlardan razı olsun. kendilerini bu vesile ile saygıyla selamlıyorum.
    sayın başkan; burada ise; maalesef bir linç kampanyası sürüp gitmektedir. terörist başına bile yapılmayan usulsüzlükler ve hukuksuzluklar burada pervasızca uygulanmaktadır. başta; cmk 134 olmak üzere onlarca konuda bu icraatların aynen ifade ettiğim gibi olduğu aşikardır.

    biz işgal altinda miyiz

    sayın başkan; son iki hafta içinde 14 şehit verildi. 14 eve ateş düştü… gencecik fidanlarımız türk bayrağına sarılı tabutlar içerisinde anababa ocaklarına gönderildiler… bölücülerin saldırıları artarak devam etmektedir. ancak burada, bu alçaklara karşı kanıyla canıyla mücadele etmiş ve etmekte olan insanlar terörist suçlaması ile yargılanıyor… ve bunun da demokrasi ve hukuk adına yapıldığı iddia ediliyor.
    kendisini burada tanımaktan şeref duyduğum (emk) albay levent göktaş geçen hafta huzurda (terörle mücadele anılarını anlatırken) gözyaşlarına engel olamadı. bir devlet, kahramanını bu durumlara düşürür mü? biz işgal altında mıyız?
    öte yandan gene terörist örgütlerin korkulu rüyası haline gelmiş türk polisi özel harekatçıları da burada. onlardan birisi olan fahri süslü’nün geçen hafta haklı isyanına tanık olduk. kahrolduk, içimiz acıdı… bu insanların feveranları kime fayda sağlamaktadır?
    gencecik subay ve astsubaylarımızın hainlerle savaşırken derdest edilerek bu çuvalın içine atıldıklarını görmekteyiz.
    sayın başkan; yıllarını bu mücadele içinde geçirmiş sıradan bir jandarma subayı olarak; atatürk’ü rehber edinmiş bir kişi olarak, tekrar söylüyorum: bu durum; bir devletin, bir milletin intiharıdır, dünyanın en geri ülkesinde bile, vatanı için ölüme koşmuş ve koşmakta olan insanlara böyle bir eziyet yapılmaz, yapılamaz…

    bu katliami lütfen durdurunuz

    buradan tüm kamuoyuna sesleniyorum:
    “esas tehlike, bizden sonra gelen insanların mücadele ve azimlerinin kırılmasıdır. türk ordusunun gözbebeği özel kuvvet mensupları, sat ve sas komandoları, jandarmanın seçkin subay ve astsubayları terörist suçlaması ile içeri alınmaktadır. yakında hava kuvvetlerimizin güzide f-16 pilotlarının da alınması ihtimal dahilindedir… neler oluyor sayın başkan? ülkemiz işgale mi hazırlanıyor? ya da işgal edildik de bizim mi haberimiz yok?
    ülkenin sigortası kabul edilen kritik birimleri tek tek etkisiz hale getiriliyor. bir subay olarak gelmekte olan facia konusunda tüm kamuoyunu uyarmak istiyorum. bu katliamı lütfen durdurunuz.
    sayın başkan, değerli heyet; insanlarımızın kafası karıştırılmıştır. haftalardır sizlere “terör örgütünün şahsımla ilgili tehdit ve sevinç çığlıklarını” anlatıyorum. bunları ağlamak, sızlanmak için değil, bir türk yargıcı olarak en azından vicdanınıza danışınız diye söylüyorum.
    kayıtlara da geçen bu söylediklerim; gelecekte mutlaka tekrar okunacak ve nihai kararı tarih ve türk milleti verecektir.
    geçen 15 gün içinde vatan toprağına emanet ettiğimiz şehitlerimize yüce allah’tan rahmet, yakınlarına ve türk milletine başsağlığı diliyorum. teşekkür ederim…

    (e) jan. albay atilla uğur
    silivri 4 no’lu cezaevinde tutuklu”
  • ergenekon tiyatrosunun kurbanlarından. ülkesine ve milletine hizmet etmenin bedelini ödeyenlerden biri.

    kendisiyle ilgili bir yazı:

    kahramanlar böyle ölür!

    yakalanması sonrasında abdullah
    öcalan’ın verdiği ifadelerden bir bölüm:
    “1997’de yunanlı iki istihbarat generali ile silah yardımı ve lavrion kampının imkanlarından yararlanma karşılığında
    anlaştık.
    yunanlı general bizden ısrarla turizm bölgelerini vurmamızı ve pilot bölge olarak da antalya’yı seçmemizi istedi.
    anlaştık ve antalya’da terör için örgütün seçkin kadrolarından iki grup oluşturduk.
    birinci grubu tolhildan kodu ile antalya’nın kemer tarafına, ikinci grubu da tandürek kodu ile manavgat tarafına konuşlandırdık. hedefimiz türkiye’nin akdeniz sahilinde turizmi bitirmekti.”
    tarih: 1997’nin aralık ayı!
    kemer-aslanbucak dağ yolunda safari yapan yabancı turistlerin yolu bir grup pkk’lı tarafından kesildi ve örgüt propagandası
    yapıldı.
    dahası, 9 araç ateşe verildi!
    turizmin merkezindeki bu olay üzerine dönemin başbakan’ı mesut yılmaz başkanlığında askerlerin de katılımı ile acil olarak iç güvenlik zirvesi yapılarak bu konu masaya yatırıldı. saatler süren toplantı sonrasında özel bir birliğin antalya kırsalına gönderilip pkk ile göğüs göğse muharebe etmesi karar altına alındı.
    hemen birlik oluşturuldu ve başlarına da gözüpekliği ve kararlılığı ile tanınan bir subay atandı.
    işte o subayın komutasındaki özel birlik, mit, emniyet ve jandarma istihbaratı ile de koordinasyon kurarak tamı tamına 6 ay antalya kırsalında cirit atıp operasyonlar yaptı.
    günler ve haftalarca şehre inmeyip antalya’nın dağlarında pkk’lı kovalayan ve operasyonlar yapan bu birliğin komutanı haziran ayının 14’ünde raporunu şöyle verdi:
    -antalya kırsalı terörist unsurlardan tamamen temizlenmiştir, arz ederiz!
    pkk mücadelesinde sembol olmuş bu kahraman komutan abdullah öcalan’ın yakalanması sonrasında devlet tarafından sorguya da dahil edildi.
    peki kim midir bu komutan?
    albay atilla uğur’dur.
    şimdi ki yeri ve rütbesi mi?
    o şimdi cezaevinde!
    niçin mi?
    kendisi ve hiç kimse bilmiyor!
    nasıl mı olur?
    silivri’de ergenekon kapsamında yatırılanlar için oluyor işte!
    dehşet verici olan ayrıntı, teröristle mücadelenin kahramanı olan bu subayın bugün terörist ithamı altında olmasıdır!
    adeta 1997’de antalya kırsalındaki pkk avının rövanşı yapılıyor ya da hesabı
    soruluyor!
    kahramanları ancak böyle öldürürsünüz!
    kahramanları öldürülen topluluklar ise er ya da geç dağılırlar!