şükela:  tümü | bugün
  • 1982 yılında güründe ağır ceza mahkemesi başkanı iken "memnu haklarını" (yasaklı haklarını) iade ettiğim (geri verdiğim) koca şair.
    bu onur bana yeter...
    (bkz: memnu hakların iadesi)
  • dünyanın en naif dizelerinin sahibi..

    "incecikti
    gül dalıydı
    dokunsam kırılacaktı
    dokunmadım
    kurudu.."

    (bkz: akarsuya bırakılan mektup)
  • bir imza gününde, "iyi de üstad haziranda ölmek zor da temmuzda * ölmek kolay mı?" diye soran okuyucusuna "dilerim ki sen onüçüncü ayda ölesin" diyen şair.
  • aramizda bu cam bölme

    ayırmışlar seni benden
    aramızda cam bölme
    biliyorum ordasın sen
    şu camın arkasındasın
    şu incecik
    şu zavallı
    renkli camın ardındasın
    yapayalnızsın

    uzanmışsın soylu çıplaklığınla
    ama çıplak değilsin
    pembesin
    yeşilsin
    morsun
    kızılsın
    saçlarınla oynuyorsun durmadan
    sabah kesip kısa kısa
    akşam uzatıyorsun
    gözlerinle oynuyorsun durmadan
    gözyaşın değişmiyor
    gülüyorsun pencereden sokağa
    kuytuda ağlıyorsun
    bekliyorsun ağlayarak
    o mavi kuşu

    biliyorum
    biliyorsun dilini duvarların
    kapıların karanlığa kapanışını
    gece köpek seslerini yolcu uçaklarını
    filmin öbür yarını
    sonun ardını
    çiçekli balkonların gizli yanlızlığını
    aşkın kedi çığlığını ıslaklığını
    içkinin yasalara amansız düşmanlığını
    duyuyorsun
    biliyorum
    yaşıyorsun çırılçıplak
    ama işte ardındasın şu camın
    kozanın içindesin
    saçlarınla oynuyorsun durmadan
    gözlerini boyadıkça artıyor dalgınlığın
    bekliyorsun
    biliyorum
    bekliyorsun ağlayarak
    a mavi kuşu

    bense öbür yüzünde zavallı camın
    vangölü’nün karanlık sularını çılgınca
    çılgınca kulaçlıyorum kavuşmak için sana:
    -tamarraaaa
    ah tamarraaa
    güzel tamarraaa!

    bitmiyor su
    bitmiyor su
    kıyı kaçıyor
    çığlıklarım karışıyor karanlık dalgalara

    varıyorlar bizden sonra seninle bana
    anlıyorlar bizden sonra seninle beni
    sen bir avuç barut külü bir yanda
    ben bir avuç ateş külü bir yanda
    durur küller arasında yalnız ve uzak
    o incecik
    o zavallı
    cam bölme.....
  • hiç unutmam, çocukken bir sabah cumhuriyet gazetesi'ni okurken, sayfalardan birisi diğerinin yarısını kaplarken, yarısı kapanan sayfada kocaman, büyük puntoyla "h" ve "hü" harflerini alt alta gördüm. içimden "acaba?" dedim. sayfayı açınca hem tahminimin doğru çıkmasına şaşırdım, hem de hasan hüseyin'in ölüm ilanına üzüldüm.
  • kızılırmak'tan bir bölüm :

    "birgün çıkıp geldiler-anlamsız yüzlerini gülüşlerini-tüketimartıklarını üretimorganlarını ve eski külotlarını-çikletlerini çukulatalarını getirip bıraktılar-tiklerini mimiklerini çiğliklerini-geçkızların düşlerini getirip bıraktılar-hergün hergün yeniden getirip bıraktılar-iplerini oltalarını konserve kutularını-süttozlarını soyalarını salemlerini-kısırlıkhaplarını madalyalarını tasmalarını-bayraklarını bayrakyırtmalarını sövmelerini-anamıza bacımıza çocuğumuza-en çok önem verdiğimiz şeylerimize-üretimorganlarını ve tüketimartıklarını kullanarak-tanrının ve isa'nın ve bizimkilerin izniyle-atlarını seyislerini çombelerini-traşlarını ve dişlerini getirip bıraktılar-hergün hergün yeniden getirip bıraktılar-sonra güzel güzel anlaşmaları-sonra güzel güzel sözleşmeleri-sonra güzel güzel paylaşmaları-asılmışların ve asılacakların izniyle-ve durmadan durmadan baltazar bayramlarını-sonra güzel güzel savaş uçaklarını-radarları rampaları atombombalarını-denizaltı denizüstü birşeylerini-bilinçaltı bilinçüstü herşeylerini-piekslerini bitekslerini bitpazarlarını-eroinlerini kokainlerini getirip bıraktılar-hergün hergün yeniden getirip bıraktılar-
    ve sonra çekilip gitmediler gemilerine
    ve sonra çekilip gitmediler gemilerine
    ve sonra çekilip gitmediler gemilerine
    ve artık okadar çok şey getirdiler ki
    ve artık okadar çok şey getirdiler ki
    ve artık okadar çok şey getirdiler ki
    bağımsızlığa yer kalmadı ülkemde.
  • "gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç " dizeleriyle insanın içini dışına çıkarmayı başaran duygu kervanı...

    gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
    ağaçlar bükmesinler n'olursun boyunlarını
    neden akşam oluyorum tren kalkınca
    kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
    mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
    öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
    az önceki çiçekler nasıl da diken diken
    gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik bitti
    o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
    artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
    günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
    oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
    kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
    nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
    gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
  • basit ama çok içten ve etkileyici dizelerin şairi :

    "...ve kasım yağmurları kırınca belini son umutların
    bir dürülü yorgandır gurbet eşikte."
  • havasi barut kokan yurdun sairi.
  • buyuk siirlerin, buyuk sairi. oyle siirler yazmistir ki bazilari zamani asmis, her daim yururluktedir, bugun oldugu gibi.

    elbet bir bildiği var bu çocukların
    kolay değil öyle genç ölmek
    yeşil bir yaprak gibi yüreği
    koparıp ateşe atmak
    pek öyle kolay değil
    hem öyle bir ağaç ki şu yaşamak denilen şey
    her bahar yeniden yeniden tomurcuklanır da
    yalnız bir bahar çiçeklenir
    a benim gülüm!