1. ilk eylemlerini 1092 yılında (nizamülmülk cinayeti ile) gerçekleştirmiş olan canlı bombalar haşhaşilerdi. bütün zamanların en korkunç tarikatı olarak bilinen bu örgütün kurucusu hasan sabbahtı (halifeliğe ve sünni islama savaş açan bir şii önderiymiş kendisi).
    örgüt içindeki fedailer büyük üstadları hasan sabbah tarafından belirlenen tekniklerle yoğun bir ruh ve beden eğitiminden geçiyor ve hazırlanan suikastlerin özellikle büyük bir korku ve hayranlık uyandırıcı nitelikte olmasına özen gösteriliyordu. suikastı gerçekleştirdikten sonra olay yerinden kaçmayıp kendilerini de feda eden müritler bu dehşet ve korkunun uyandırılmasını daha da kolaylaştırıyorlardı.
  2. davaları uğruna intihar eylemini gerçekleştirenler. bunlara "haşhaşi" denilmesinin nedeni ancak haşhaş içenlerin kendini feda edebileceği düşüncesinden kaynaklanmaktadır. batı dillerindeki assassination (suikast) sözcüğü haşhaşilerden kalmıştır. ne varki, ilk suikast eylemi onlar tarafından gerçekleştirilmemiştir. eski mısır'dan roma'ya taht kavgalarının olduğu her yerde suikast vardı. ancak, suikastı gerçekleştirenlerin soğukkanlılıkla kendilerini de feda etmeleri, amacın can almaktan cok korku ve dehşet saçmak olması bakımından haşhaşi geleneği farklı bi yönteme sahiptir. bin yıl kadar sonra(yaklaşık) 2. dünya savaşı japon kamikazelerine, 11 eylül saldıralarına model oluşturturmuştur demek kanımca pek yanlış olmaz.
  3. hashas kelimesi dunyanin bir cok yerinde esrarin saf halindeki recinesine verilir. turkcede afyon ile es anlamli olsa dahi, hashasilerin ismi esrardan koken alir. yani hashasileri esrarkes olarak tanimlamak daha dogru olur. hikayaye gore tarikata yeni katilan bireyler uzun bir koridordan cennet vari bir bahceye dogru yol alirken hashas tutsusu yakilirdi ve bahceye vardiklarinda - hurilerin de etkisiyle - kendilerini gercekten cennette hissetmeleri saglanirdi. belli bir sure sonra tekrar disari cikarilan muridler, geri donmek icin artik herseyi yapmaya hazir hale geliyorlardi.
  4. osman çakmaçı'nın çıkardığı yeni dergi.

    "haşhaşi’nin çıkış amacı ana akım dışında yer alan imzalara, fikirlere ve eserlere yer vermek. haşhaşi, edebiyatımızın marjlarında, o tehlikeli ve tekinsiz alanda dolaşanlar ve orada yaşadıklarını yalın ve iletmek amacıyla dışavuranlara yer verecek. biçimsel söz oyunları, biçimsel fantezilerden uzak durulacak.

    bu çerçevede “90’lı yılların şiirinde öznenin varlıksal durumu” adlı yazıyı kapağına çıkaran bu derginin ilk sayısında şiirleriyle lâle müldür, levent yılmaz, elif sofya, ali karabayram, irfan yıldız, süreyya evren, osman çakmakçı, murat uyurkulak ve hilmi tezgör; hikâyeleriyle aslı erdoğan ve semra topal, yazılarıyla da hüseyin kıran, yaşar güneş, halil turhanlı, yves bonnefoy, osman çakmakçı ve sören kierkegaard yer alıyor. dergide aynı zamanda ali karabayram ile yapılan kısa bir söyleşi de bulunuyor."

    timeturk'ten alıntı.
  5. metin kaçan'ın 'el kayyum' adlı nefis bir denemesiyle, walter benjamin'in esrar üzerine ilginç bir anlatısını da barındıran zengin içerikli güzel ve yeni bir dergi.
  6. arapların gözüyle haçlı seferleri isimli eserde kendilerinden ve istila sürecinde frenklerle olan sıkı fıkı ilişkilerinden, işbirliklerinden, satılmışlıklarından, suikastlerinden vs.vb. bolca bahsedilen değişik bir örgüt.

haşhaşi hakkında bilgi verin