şükela:  tümü | bugün
  • bir bayan ismi
    mazide kalmıştır ve günümüzde kullanımı yok denecek kadar azdır
  • 31 mart 2015 23:26

    aslen bu yalnız hikayem 25 eylül 2005 b.b. ankaraspor beşiktaş maçı ile başladı. hikayemin başrolü, başlığın sahibi... 21 yılımın üzerine 95 gün daha geçmişken ilk kez buluştuk onunla. nasıl da heyecanlıyım, ilk defa bir kadınla buluşuyorum. ellerim titriyor. bir yandan da kalbimin ritmi değişmiş. o kadar güzel ki... en uzun yaz gününde tutulan orucun ardından içilen su kadar değerli ve anlamlı.

    sonraki buluşmaya göz rengini kahverengiden maviye döndürerek geliyor. oturup 2 şer bira içiyoruz. biraz dertleşiyoruz. boynunda pembe bir atkı var. ankara'da hava soğuk oluyor o vakitlerde. ekimin ilk haftası. vedalaşıyoruz, bir sonraki buluşmayı bekliyor gözlerim. nasıl da çok hoşlanıyorum. ama cesaretim olmuyor, arkadaşlığı benimsiyorum.

    hani böyle arada kalbin yanar, o anda elinden tutup kalbine götürmek istersin... sıcaklığını hissetsin diye. arkadaşlığı seçiyorum sonra, o şekilde yaşıyorum.

    ilk öptüğüm gece... içiyoruz. kızılay meydanı'nda ayrılık vakti. hava buz gibi. üzerinde bembeyaz bir mont var. 'seni çok seviyorum' diyorum. ne yazık ki, o günün tarihini ezberleyemiyorum, özür diliyorum. 'ben de seni seviyorum' diyor. yanağından öpüyorum. sıcacık bir gülümsemeyle bakıyor yüzüme. çok mutluyum.

    yaşanan bir çok gün, hafta, ay... sonunda ayrılık vakti geliyor. nasıl vedalaştığımızı da unutuyorum. insan önem vermediği şeyleri unuturmuş derler, öyle olduğuna inanıyorum.

    2 yıl sonunda tekrar karşılaşıyoruz. cebimde 2005'ten beri sakladığım 5 ytl'si ile onu ziyaret ediyorum. yollarımız yeniden kesişiyor. halbuki küserek ayrılmıştık. zaman herşeyi siliyormuş. çok güzel bir demet çiçek yaptırıyorum. tarif ettiği şekilde evine doğru yol alıyorum. ama evi bulamıyorum. oradaki pastaneye oturuyorum. 10 dakika sonra geliyor. 'nasılsın?' ' iyiym, hep aynı işte.' tarih 20 ekim 2012 cumartesi. o gece onda kalıyorum. kendime 2 bira alıyorum. o da birşeyler içiyor. yanımızda 2 arkadaş daha var. ilk biramı çok hızlı içiyorum. sonra nedense 3 kızın arasında ağlamaya başlıyorum hüngür hüngür. galiba hatalıyım, geçmişte hatalar yapmışım. ama o zaman belki de öyle olması gerekiyormuş. insan pişman oluyor.

    o günden ağustos-2015'in son haftasına kadar ufak tefek dargınlıklarımız oluyor ama barışıyoruz her seferinde. ona durup durup hediyeler alıyorum. mutlu oluyor. hayatım boyunca şu ana kadar aldığım en güzel hediyeler...

    sonra yeniden küsüyoruz olmadık yere. üzülüyoruz. ben susmak yerine daha çok üzerine gidiyorum nedense ve kopuyoruz. bugün 7 ay bitiyor.

    7 ay boyunca kendi kendime düşünüyorum. telefondan kaç kez silip yeniden kaydediyorum. adeta liderini kaybetmiş bir kuş gibi oradan oraya savruluyorum. o günden sonra kimseye mutlu bir şekilde günaydın diyemedim. sabah uyandığımda aklıma geliyor, telefona bakıyorum. mesaj atıyorum bazen 'günaydın' diye. whatsapp'ta iletilmiyor.

    bugün bir bira aldım, yalnızım yine her zamanki gibi. içtim onu, sonra yazmaya başladım. sözlüğü okurken whatsapp başlığına tıkladım. arama özelliği mi ne gelmiş. birisi demiş ki, karşı tarafın rehberinde ekliyseniz sizin listenizde gözükür. aklıma hemen sen geldin hasibe. hemen numaranı kaydettim. aklımdan silemiyorum zaten. listedeki kişi sayısı 62'den 63'e yükseldi. tebessüm ettim. 'beni silmemiş' diyerek. sonra yanlışlıkla arama tuşuna bastım whatsapp üzerinden...hemen iptal ettim. zaten gördüysen bile görmezden gelecektin. sonrasında 3-4 entry daha okudum. o listenin android kullanıcılarına ait olduğu, rehberle alakası olmadığını gördüm. yeniden üzülür gibi yaptım. beni sildiğine hiçbir zaman inanmıyorum. içimde hep bir umut var. bir gün yine çok alakasız bir yerde karşılaşacağız, aniden...belki birbirimize sarılırız. şahsen ben sarılmak isterim. varsın olsun yeniden küselim, ama hiç değmiyormuş böyle şeylere.

    hayatımda en çok sevdiğim insanlardan biridir hasibe. ben ona hep hasibeciğim derim. annem bilmez, babam bilmez, sadece 1-2 arkadaşım bilir onun ismini. kimseye göstermem yüzünü, çünkü o zaman güzelliği bozulur. ama şimdi ben de göremiyorum yüzünü. beni sevgiyle sardığı günleri özlüyorum. 'hadi 2 bira ısmarla da içelim' dediği günleri özlüyorum. uykudan uyanmasın diye 3 saat boyunca tekrar tekrar okuduğum 12 temmuz 2014 tarihli gazeteyi özlüyorum. pazar sabahı 8'de cep telefonuna gönderdiğim parayı özlüyorum. 'günaydın' deyişini özlüyorum. küçük oscar heykelini özlüyorum. bana yaptığın köfteyi ve pilavı özlüyorum.

    kendine iyi bak, güzel insan.

    00:26
  • babaanne isminden yeni nesil alamancı (muhtemelen) popçu.
  • yarim yarim parçasıyla çıkış yapmış olan gayet sempatik bir şarkıcı. tabii asıl sturridge için dansı için yapılan bir klipte parçasının çalmasıyla millet tanımaya başladı diyebilirim...

    umut timur'un da destek verdiği bir isim olduğunu gördüm. şarkılarda güzel ve kulağa hoş gelen altyapıları kullanıyor. bu hanımın da parçasındaki yapı çok tatlı. yolu açık olsun diyelim. demet akalın, hande yener ve türevlerinin yerine böyle genç ve dinamik isimleri pistlerde görmek isteriz...
  • daniel sturridge'in trabzonspordan çok kendisine faydası olmuştur (bkz: yarim yarim)
  • rafet el roman'in kadin hali. almanya'nin ayni köyünden de olabilirler bilemedim.