şükela:  tümü | bugün
  • rasim özdenören'in yılın en iyi öykü kitabı olarak gördüğü "leyla"yı yazmış isim.
  • hasibe çerko, haziran 1971 tarihinde zahide hanım ile çiftçi durmuş bey’in kızı olarak niğde’de doğdu. yedi çocuklu bir ailenin beşinci çocuğudur. ilk ve orta eğitimini niğde/çamardı’da tamamladı. devlet kurumlar sınavı sonucu il birincisi olarak istanbul validebağ sağlık meslek lisesi’ne girdi, yatılı okudu. istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi sosyoloji bölümünü bitirdi. 1995’te istanbul’un gaziosmanpaşa ilçesinde felsefe öğretmenliğine başladı. halen kabataş erkek lisesi’nde felsefe öğretmenliği yapmaktadır.
    eserleri bağlamında edebi kişiliği'ne bakacak olursak eğer;
    ilk yazısı medeniyet mektebi adlı e-dergide yayınlanan hasibe çerko’nun ”bir sokrates oyunu” adlı ilk öyküsü 2007 yılında gri dergisinde çıkmıştır. daha sonra hece, heceöykü, karabatak, itibar, post öykü, türk dili gibi dergilerde öykü ve yazılarını neşreden hasibe çerko, ilk öykü kitabı us lekesi’ ni 2010 yılında yayımlamıştır. ölüm, fanilik, isyan etrafında dolaşan yazarın karakterleri, doğudan ve batıdan on yedi filozof. anlatımda kendine has, yerleşik ve kökensel çağrışımlarla birlikte fantastik damardan beslenen felsefi dil dikkat çekicidir.

    hüseyin su , “us lekesi, bundan sonra artık yazmasa bile yazarını öykücü yapmaya yetecek öneme sahip” diyerek bir değerlendirme yapmıştır. (hüseyin su, 2016)

    çerko’nun ikinci öykü kitabı diana’nın kanlı kavakları 2013’te yayımlandı. on üç öyküden oluşan bu kitabında çoksesli çağrışımların en uzak, en yaban, en kaotik simgelerine yüklenme peşinde bir yazarla karşı karşıyayız. ilk kitaba sinmiş destansı dil, bu kitapta da hâkim. herhangi bir kalıba sığmayan şiir ve müzik duyuşunun filizlendiği öyküler yaban, fantastik, alegorik, masalsı.

    bu kitapla ilgili: “öykülerde özellikle kadınların yalnızlaşma serüveni iç burkan bir derinlikle işlenir. bir ait olma, yurt edinme, sürgünlük, yabancılaşma kavramları etrafında insanlar ve nesneler hikâye edilir. duyarlıkları iyice incelmiş bu kahramanlar kaba dünyada kendilerine ait bir yer, yurt bulamazlar. kırılgan yapılarıyla kaçınılmaz olarak yalnızlığa sürüklenirler… hayatı anlamlandırma çabaları yalnızlık ve acı etrafında dönen duygusal ağırlıklı öyküler akışkanlık, yoğunluk, bütünlük içinde var olurlar. insanlar arasındaki iletişimsizlik, kıyıcılık, merhametsizlik, iç burkan bir derinlikle işlenir. öykülerinde derin ve imgesel anlatım belirleyicidir.” (necip tosun, 2013)

    2015’te basılan leyla, hasibe çerko’nun üçüncü kitabıdır.

    leyla’da düş evreninin sisli atmosferinde yürüyormuşçasına gizemli, imgesel ve ezgili bir dil kullanan çerko, kelimelerin saydamlaştığı ahenkli ve ritimli derinlikler, varoluşlar dünyasını hedef almış görünüyor. kitap, pastoral görünümlerin ardında dünyanın kıyıcılığına, zalimliğine karşı acı dolu bir ses. zihnimize, insan varoluşunun acıdan ayrı düşünülemeyeceğini kazıyor. türkçeye ustaca ve bütünüyle yeni yaklaşımı bu lisanın sınırlarında daha önce yapılamamış şeylere olanak tanıyor: alışılmışın dışında ritimler, köklerini baroka dayandıran derin bir müzik duyuşu. rüya gibi, ruhu ilk kez görmek gibi, yoğun ve bütünüyle sanatsal, derinlikli bir eser.

    yazar, kendisiyle yapılan bir konuşmada leyla’daki öykülerini şu cümlelerle değerlendirmiştir: “eğer nesne ve olayların gerisinde bütün bir doğanın kendine özgü bir yorumunu ortaya koymazsam tortulaşmış bir uzlaşımın ötesine uzanamayacak, yazının altüst ediciliğinin gücünden yararlanamayacaktım. o zaman öykünmeci realizmin suyuna bırakırdım sözcüklerimi. ve kendiliğinden olmayan ödünç kavramlarla ne doğanın ne de insanın ayırıcı karakterini hiçbir zaman belirleyemezdim. öykücü, kendi kelimelerini ve imgesini yaratmadığı sürece nesnel düzlüklerin verdiğinden fazla bir şey var edebilir mi? bu sualin yanıtını vermeksizin yazın uğraşına koyulmaktan daima geri çekilmişimdir.

    …imgesel olan, katı gerçekçilikle bir arada düşünülmemeli. katı gerçekçilikte imgelerin yeni bir oluşumunu ve orientasyonunu göremeyiz. sonsuzu, umudu algılayamayız.” (heceöykü:81)

    rasim özdenören, leyla’ya dair fikirlerini şu cümlelerle belirtmiştir: “2016’nın en iyi hikâye kitabı hasibe çerko’nun leyla adlı eseri. öykülerinde kullandığı dil çok samimi. kitaptaki hikâyelerin anlatım tarzı ve anlatımda türkçeye getirdiği yenilikler ile pastoral olanı kentli diliyle ifade etmesini özgün buldum. (özdenören, 22 aralık 2016).”

    “…hasibe çerko, olağanüstü özgün bir uslupla yazıyor. (özdenören, 23 eylül 2016).”

    hasibe çerko, üç öykü kitabı ile son dönem türk edebiyatının özgün bir ismidir. öykülerinde modern bir dil kullanan çerko, hece dergisinde kent izlenimlerini kaleme aldığı, felsefeyi şiire, şiiri felsefeye yaklaştırdığı coşkulu üslubuyla da dikkat çekmektedir.
    merak edenler için
    (bkz: https://www.youtube.com/watch?v=ddxnqfp7lho)

    (bkz: https://www.youtube.com/watch?v=iu0f6a3wd3s)