şükela:  tümü | bugün
667 entry daha
  • darwin bu adamdaki evrimi görse maymunla babunla uğraşmazdı...
  • "soytarılık tarihin her döneminde zor işlerden biri olmuştur. hükümdarı en çok ben eğlendireceğim derken hükümdarı da işin içine katarak pot kırıp da kellesi mi gidenler dersin, en şaklaban ben olacağım diye gak gak konuşurken kendi tükürüğü ile boğulanlar mı dersin, en şahane taklayı ben atıp göze gireceğim derken belini kıranlar mı dersin, hepsi vardır.

    soytarılık zor iştir azizim. hele ki bir de yaşlanıp da çaptan düşmüşsen, çok daha zor iştir. çünkü hükümdarı güldüreceğim derken o gülmez ama bir de bakmışsın ondan gayrı herkesi kendine güldürmüşsün."

    edit: bir yazarın kitabından alıntıdır.

    edit 2: mesajla soranlar oluyor. okuduğum kitaplardan sevdiğim söz ve satırları bir deftere not alıyorum. bu satırları okuduğum kitabın adını not almamışım, anımsar veya bulursam paylaşacağım.
  • eşim hemşire ve yoğun bakımda koronalı hastalarla muhatap olması muhtemel. enfekte olacak biliyoruz ancak onlarca belki yüzlerce can kurtaracak. bu dalyarak bir alkışı ona çok görüyor. senin ben değerlerini sikeyim.. umarım enfekte olursun da sağlıkçıların eline düşersin.
  • haşmet babaoğlu'nun zaman gazetesine verdiği son röportajinda akp'nin "izmir'in fethi" hareketine, hem de akp'ye akıl vere vere, gelecek gaziemir'den doğacak akıllı olun diye diye tesbitleyerek katılması şaşırtıcı değil. gaziemir'i muhtemelen uçaktan indiği zamanlar izmire giderken arabadan seyrediyordur. ama vaktiyle abartılmış bir değer atfedilen bu tuhaf, yazamayan yazar takımınin tüm üyeleri, "ah biz aslinda ne kadar da azınlığız ve nasil da gurbetteyiz, ah ne kadar novalisiz biz oh kırılganım" türküsünü söyleye söyleye ekalliyetten ekseriyete geçebilecekleri bir sandala atlamayı marifet zanneder desek ayıp olmaz. olursa da yapacak birşey yok ve eh izmir gibi, babaoğlu da iktidar sandalına atlamak için çoğunluğa yakın olmayı sever. hep sevdi.

    ama bu işin sevindirici bir yanı var. hıncal abiii hıncal abiiiiili günlerden kopup gelen haşmet babaoğlu'nun, futboldan, sinemadan, resimden, müzikten, operadan ve yine ah o operadan, kadindan, yemekten, çocuktan, psikolojiden, psikanalizden, lacandan, marxtan göebelsten, rummenigeden ve fergusondan, şaraptan ve yine kadindan ve hep hep kadindan aynı anda ve aynı mesafede ve aynı derinlikte anlayıveren ve bilinçaltı dediğinde "ama onun aslı bilinçdışı" diye düzeltiveren, hem mahalle delikanlısı ama aynı zamanda hem de çok bilmiş dö la monşer havası yine iş yapmaya başladıysa sevinmek gerekir.

    her muhafazakar ve sağ iktidarın çözülme ve gerileme döneminde haşmet babaoğlu ve onun gibiler bu dekadansın bir nişanesi olarak patlayıp sönen bir havai fişek gibi yeniden popüler olur. iktidarı merkeze, kültürü undergrounda, kadını çeşmeye, elmayı armuta, sinemayı mamuta, psikolojiyi köprücük kemiğine eşitleyiveren, lale'yle orhan'la eskiden gümüşlük'ten denize girerdik, semih'de orada çok mühim şeyler söyledi aslinda derken bile bile bile derin taklidi yapan bu yüzeysel kültür ve onun katir kutur peksimetleri kapışılır gider. eh zaman'da da artik böyle peksimetlere sayfa açmak büyüklüğün bir alameti olarak görülüyor olsa gerek.

    neyse, vampirlerden ve kiçi yere yakın olanlardan korkar mısınız bilmem, ama kendi geçmişini ve hayatını, hadi onu da geçtim bizzat yaşayışını kurgu ve süsleme ve kurgu oğlu kurgu yoluyla yeniden yapılandırarak yaratmaya meyleden, bir yandan akp'ye akıl veren, bir yandan da "ruhun evi yok onun evi olmaz hepimiz gurbetteyiz" diye diye rimbaud ve novalis tirmalarken tişört yakası kaldıran sakallı adamdan korkacaksın. korka korka gülmek diye bir şey var şu hayatta..
  • kendisine burada yazılan yakıştırmaların çoğunu anlıyorum ama sadece birini anlamıyorum.

    bu adama neden tırnak içinde bile olsa entel diyorsunuz? youtube kanalında max 2000 tık almış birkaç videosunu izledim. akıcı bir biçimde üst üste üç tane anlam bütünlüğü olan cümle dahi kuramayan birisi. klasik bir boomer gibi kameraya aşırı yaklaşıp konuşmaya çalışıyor. sanki çok anlamlı bir şey söylemiş gibi birkaç saniye kameraya bakıyor manalı manalı. ben çok sarkastiğim ayaklarına yatmaya çalışması, tipik bir internet öncesi dönem gazetecisi gibi sürekli kişilerle polemik peşinde koşması falan orhan pamuk'un kara kitap'ındaki parodi gazetecileri hatırlattı bana ahaha.

    amca geçti o devirler geçti (iyi ki de geçti).

    yukarılarda bir yazar arkadaş uzayla ilgili bir şeyler söylemeye çalıştığı videoyu koymuş. herkese izlemesini tavsiye ediyorum. gerçekten ibretlik. izlerken üzülmedim desem yalan olur. böyle bir şeyler demeye çalışıyor ama ne diyeceğini kendi de bilmiyor. kurduğu cümleler arasında hiçbir rasyonel bağ yok. sokak röportajlarında hayatında ilk kez mikrofon görüp bilinçaltını komple boşaltan dedeler gibi en sonunda fetö falan diyor.

    başa dönersek eğitim seviyesi buradaki ortalamanın bile altında, kayda değer/ciddiye alınacak hiçbir çalışması olmayan birine neden entel diyorsunuz arkadaşlar? entelektüel gözükmeye çalışan ortalama bir insan bile değil kendisi.
  • götü tam yalarken burnuna osurulan adam... hıncal da yapardı buna alışkındır kendisi
  • --- spoiler ---

    güne gözünü açınca ilk iş olarak ekşi sözlük'te kendisiyle ilgili girilen yeni yorum var mı, diye bakan çok gazeteci bilirim.

    --- spoiler ---

    yazısı çıktıktan hemen sonra sözlüğe bakmadıysa ne olayım..
  • 2.el hıncal uluç.
  • alkış olayını hemen siyasi olarak yorumlayıp baştan vaziyet alıp ak çevreden puanları toplamak istedi ama alkışların gayet insancıl ve güzel bir eylem olduğu herkes tarafından anlaşılıp sağlık bakanının desteği ve son olarakta cumhurbaşkanınında eyleme bizzat katılmasıyla fena ezilip köşesine çekildi.
    he bu tipler utanmazlar.hiç sıkılmadan yorumlarına devam edecek inanın ve bu olayda bir süre sonra unutulacak.
    keşke sadece benim lise zamanıma denk gelen ntv'deki 90 dakika programının yorumcusu olarak kalsaydın.
  • köşesine taşıdığı yazıdan ufak bir alıntı:

    “…medyaya yerleşmiş bu "kötülük" yuvalarından hepimiz sorumluyuz.
    en kolay yollardan tiraj-reyting hedefleyen yayın yönetmenleri ve dedikodu şehvetinin kışkırtılmasına bayılan okurlar da sorumlu bu adamların yükselişinden.
    tamam, nihayetinde sel gider kum kalır.
    fakat olan mizah duygusuna ve estetiğine oluyor.
    beyinlerinde bir gram özgün fikir, kalplerinde azıcık olsun halis duygular taşımayan bu kişiler sürekli mizahın arkasına sığınıyor; sıkışınca "mizah yapıyorum" diyerek sıvışmaya çalışıyorlar ya...
    işte o bitiriyor beni!”

    şayet bu duygularında samimiysen haşmet, gerçekten basının kirlenmesinden muzdaripsen gidersin bu akşam sevgilinin yanına, yüzüne bakıp dersin ki “yazma ayşe artık bir daha. senin köşe yazarı sıfatı almandan, tiraj-reyting kaygısı yayın yönetmenlerini ayartıp senin gibi yeteneksizlik abidelerini baş köşeye taşıtan, dergilere kapak yaptıran bizler sorumluyuz, bir gram özgün fikir taşımayan sen ve senin gibiler bizim yüzümüzden kendine yer buluyor. yazma ayşe, artık yazma…”

    cesaretin var mı?
    hemen bu akşam haşmet…hemen bu akşam..
946 entry daha

hesabın var mı? giriş yap