şükela:  tümü | bugün
  • atıf yılmaz'ın ah guzel istanbul filmindeki baş karakter.
    sadri alışık döktürmüştür bu rolüyle...

    (bkz: #11172443)
  • kendisi buradan görülebilir.
    http://www.youtube.com/watch?v=ba6epsx_gyi
  • sadri alışık'a cuk oturan ve beni şahsına aşık etmeyi başarabilmiş müthiş karakter...
  • sigarayı bırakmaya yeltendiği (2 saat bırakır sigarayı evet ama...) aynı gün; yol üstündeki bir büfeye gidip, can havliyle "aman bir sipahi ver bey kardeşim" dedikten sonra sigara paketini açarken bir "oh be" der ki... ah guzel haşmet, hep derim sigarayı bu kadar güzel içen bir adam bırakmasın zaten.. ne gerek...
  • `bilmem ama yaşıyoruz, iki kişiyiz ve birbirimizi seviyoruz`,
    `korkma, dünyada her zaman inanılacak sağlam şeyler bulunur`.
  • efendim, haşmet ibriktâroğlu cemiyette merak uyandıran bir zât-ı muhteremdir. beylerbeyi'nde, ‘kulübe-yi ahsân’da meskûndur. saraylıdır. istanbul’un kaynağı kurumuş eski beyefendilerindendir. edeb, erkân tanır, edebiyât bilir, zevk ve sefahât nasıl ihyâ ediliri bizzât amel ederek gösterir. çok paranın haramı, çok sözün yalanı çok olurmuş, geveziliğe burada son verip, haşmet beyefendi’den haşmet ibriktaroğlu’nun kıssasını dinleyelim, hissemizi alalim.

    „bendeniz, haşmet ibriktâroğlu. dedemin dedesi osmanlı sarayı’nda ibrikçibaşıymış. dedem paşa, amcam süferâgat, babam da zengin bir hovarda, hem de tüccâr…

    beylerbeyi’nde bir yalıda dünyaya gelmişim. vâlidem, daha ben bir yaşındayken yakışıklı bir zâbitle kaçmış. peder, içkide iki hanı, bir koca köşkü yemiş bitirmiş. ehh…servetin geri kalan kısmını da, ayıptır söylemesi, biz batırdık…

    tüccârlığın, bir zamâne sanatı olarak inceliklerini kavrayamadığımızdan, birkaç işten anlamazın aklına uyup, birkaç madrabazın eline çevirsinler diye para bıraktık. iflasla beraber yalıyı da sattık. bir çul artmamacasına geriye kalan ne var ne yoksa, hepsini dağıttık. şimdi çok rahatız elhâmdülillâh! mütevazı bir meslekte karar verdik, geçinip gidiyoruz…

    efendim, mesleğim seyyâr fotoğrafçılık. haaa! başka bir iş yapamaz mıydım? yapardım tabii. ama kendi başıma buyruk olmak istedim. yâni, böyle iki üç kuruş için hürriyetimi falan satmak istemedim yâni! (esneyerek) rakı balığı akşam da bir kaçırmışım kî, sormayın!

    paralar suyunu çekince, varlıklı dostlar da arayıp sormaz oldular. bunlar bizim semtin insanları, âilenin nâmı buralarda hâlâ yaşar, eh, bizde insancılız, kalenderiz. bu, iki fakülte bitirmiş lemân hanım, evinde fransızca dersi verir. edebiyât bilgimizi, bize vesikalık çektiren öğrencilerden haber alınca bizimle pek alâkadâr olduydu, ama okumuş kadınla yuva kurmanın zorlukları vardır. haaa, bu da han hamam sahibi belkıs hanım, bizi yakışıklı ve kibar bulurmuş, ama zengin kadınla evlenilmez kî! kasap sâlih de benim için ‘efendi çocuk!' dermiş bitevîye, kızı tombul ayten hep böyle pencerede oturur, isteyen çıkmıyor mu ne, babası bana vermek istermiş ama esnaf kızı, o da zorluk çıkarır evlenince...

    her şeyden vazgeçtik, şu meretten vazgeçemedik! hep sipâhi, hem iki paket günde!

    bu da istanbul hatırası, gerçekte kaldı mı, bilmem ama, benim gönlümde hâlâ bir güzel istanbul yaşar. bu makine âile yadigârı, nûr içinde yatsın, hamdullah amcam sefirliğinde fransa’dan almış, seneler sonra yalının kilerinde rastladım buna, baktım resim çekmiyor mu! paçayı bizim tarihî makine kurtardı anlayacağınız...”
  • yağmurlu günlerde bileğime astığım şemsiye ve dudağımdaki sigarayla bana kendisini hatırlatan, abim olası karakter..

    cemiyetten bütün çektiğinin ne olduğunu ise 'ayşe kız', bir cümlesinde ifade eder: ben senin gibi tokgözlü değilim
  • atıf yılmaz'ın yönettiği ah güzel istanbul filminde sadri alışık'ın hayat verdiği, her karesinde bir oyunculuk dersi gizli olan karakter.

    "...ah güzel istanbul! nasıl da bozulmamış o bin yıllık güzelliğin. ey canım boğaziçi, bir zamanlar dedelerimiz de içlenmiş bu güzelliğinin karşısında. nasıldı o bîmen şen'in eski bestesi: atalarımız da geçmiş bu sulardan mağrur ve akıncı, nerede orta asya nerede viyana kapıları..."
  • beraberce haşmet ibriktaroğlu ve muhsin kanadıkırık ile bir istanbul turu atsaydım. cigara tellendireydik, bir balıkçıda 2 duble atsaydık. haşmet bize 1960'ları, muhsin 1980'leri ben de günümüzü anlatsaydım. yanlarında 35 yaşında çocuk kalırdım, ki hep öyle kalırdım. temiz bir gün olurdu kendi payıma. geceyi haşmet'in malikanesinde bitirdik. ertesi gün erken kalkar, dağılır giderdik kalan hayatlarımıza.