şükela:  tümü | bugün
  • duyarlilik olcusu..

    (bkz: hassasiyet ile duyarlilik arasindaki fark) (bkz: celiski)
  • alınganlıkla karıştı mı al başına belayı!!!
  • insana kendini bi yaprak gibi hissettiren, ruhunu kotuce titreten duygu.
  • herkese göre değişebilen, belirli sınırları olmayan, başka birinin hiç umursamayacağı bir şeye bile takayı takmak, üzülmek, tartışmaya açmak..sonunda yine üzülmek..anlaşılınca sorun çözümlenir ama anlaşılmak hep kolay değildir..
  • hasse kelimesinden türetilmiş sözcük.
  • zemin mekanigi'nde, fiziki sebebi ne olursa olsun yogrulmanin kilin kivamina etkisini ifade eder.

    hassasiyet derecesi = (orselenmemis numunenin serbest basinc direnci) / (orselenmis, yogrulmus numunenin serbest basinc direnci)

    sembolize edecek olursak: st = qu / qu'
  • sahip olduğunuz sınır tabana ne kadar yakınsa, hayat amınıza o kadar kolay koyar.
  • mikrometreler için binde bir, saatli kumpaslar için yüzde ikidir.
    (bkz: dünyanın en yüzeysel adamı)
  • günümüz insanının bencilliğine maske olarak kullandığı bir mazerettir. kanımca tabii.. dünyada olup biteni takip etmemek için, hiçbir aktivitenin içinde yer almamak için kişinin kendisine bulduğu doğan görünümlü şahin model bir "sebep"tir. burada bahsedilen sıkça rastlanabilen bir tiplemedir. illa ki ortak bir yön bulan herkesi kapsayan bir durum değildir.

    bakalım tiplememize ilham veren bünyeler neler diyorlarmış. bu hassas bünyelere taşıdıkları "hassasiyet" haberleri bile izlemez ettirir. "ay ben çok hassasım" der bünye "bakamıyorum haberlere kötü oluyorum", "ay yok haberim yok gazete de okuyamıyorum her gün ölü insan göremem çok hassasım ondan". peki bu insanlar sinemaya gider mi, gidebilir tabii. en korkuncuna, en kanlı canlısına ellerinde patlamış mısırlar ile eşlik ederler misal seyirci koltuklarında. jim miller kurguda gerçek hayatta izlemeyi reddediklerimizi izleriz demiş. aslolan budur hassaslıktan öteye, reddetmektir, hassasiyet bir maskedir çoğunlukla kanımca. bu "hassas" bünyeler apolitik olma tercihlerini hassas bünyelerine dayandırırken o bahsettikleri hassasiyet ne porno filmi izlerken çıkar ortaya ne vahşet sahnelerinin geçtiği bir filmi izlerken çıkar örneğin. ilginçtir, belki de sadece ilginç. film olduktan sonra, kurgu olduktan sonra insanoğlu etkilenmezdir belki de. ama hassas bünyesinin uğruna kulaklarını ve gözlerini sımsıkı kapatıp "zaten ne yapabilirim ki" diyebilir gerçekten olup bitenler hakkında. gün gelip "bak gerçekten yapabileceğin bir şey var" dediğinizde ise o hassasiyet duvarı çıkar yine karşınıza, "dayanamam ben, yapamam, çok hassasım" . bilmemenin verdiği "dayanılmaz hafiflik" ile hassas bünyesini yaşatmak uğruna gösterilen çaba takdire şayandir belki de, kim bilir..
  • tandoğan vs. çağlayan gibi bir ölçüme sokulmuş, değme mühendizlere taş çıkartacak bir kavram haline gelmiştir.