şükela:  tümü | bugün
  • antik caglardan fransız devrimine kadar herseyden sorumlu olarak hastayi tutan hekimlimlik anlayisi bu devrimin ertesinde uzmanlik alanlarina yoneldi. bu durumda hasta bu kez de denek haline getirildi. hasta kaderci olmalidir, doktoru bir baba gibi gorup ona teslim olmaldir yaklasimi uzun sure surdu.

    ii. dunya savasindan sonra ise modernizmin yansimalari hasta hekim iliskisine yansidi. teknoloji daha ön plana gecti. bu kez de bakim ve hekim ihmali sorunlari yasandi. bu tür davalar arttıkca teknolojinin tiptaki cazibesi yitti. hasta hekim iliskisi hep babaerkil doktor hasta iliskisi hasta haklarina yer verecek sekilde esnedi. ve 1981 yilinda dünya hekimler birligi nin lizbon bildirgesi yayinlandi. bu bildirgenin eksikleri ise 1994 amsterdam ve 1995 balibildirgeleriyle giderildi. böylece kagit uzerinde de olsa dunya hekimleri hastanin haklarini kabul etmis oldu.
  • haklariniz

    insan, sadece insan olmasından dolayı doğuştan bazı hakları kazanarak dünyaya adımını atmaktadır. hak kavramı evrensel bir kavramdır. kısaca hak; ‘hukuk kurallarının kişilere tanıdığı yetki’ olarak tanımlanabilir.

    insan hakları ilk kez 1215 yılında ingiltere’de tanınmıştır. resmi olarak 18. yüzyıl sonlarında amerikan haklar bildirgesi ve 1789 fransız insan ve vatandaş hakları evrensel bildirgesi yayımlanmıştır. birleşmiş milletlerin kurulmasıyla insan hakları evrensel hale geldi. insan hakları evrensel beyannamesi yayınlandı. buna göre; herkesin özgür, onurlu, hakları bakımından eşit oldukları belirtilmektedir.

    insan haklarını kısaca; tüm insanların her açıdan doğuştan eşit ve özgür olması diye tarif etmek mümkündür. söz konusu bu özgürlük, başkalarının haklarına saygılı olmak ve bu hakları çiğnememe zorunluluğu ile dengelenmiştir. çeşitli insan hakları bulunmaktadır. hasta hakları da temel insan haklarından birisidir.

    1) hizmetten genel olarak faydalanma:

    adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde sağlık hizmetlerinden faydalanma. irk, dil, din ve mezhep, cinsiyet, felsefi inanç,ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınmadan hizmet alma hakkı vardır.

    2) bilgilendirme ve bilgi isteme:

    her türlü sağlık hizmetinin ve imkanının neler olduğunu öğrenmeye ve sağlık durumu ile ilgili her türlü bilgiyi sözlü veya yazılı isteme hakkı vardır.

    3) sağlık kuruluşunu ve personelini, seçme ve değiştirme:

    sağlık kuruluşunu seçmeye, değiştirmeye ve seçtiği sağlık tesisinde verilen sağlık hizmetlerinden faydalanmaya, sağlık hizmeti verecek vermekte olan tabiplerin ve diğer sağlık çalışanlarının kimliklerini, görev ve unvanlarını öğrenmeye seçme ve değiştirmeye hakkı vardır.

    4) mahremiyet:

    gizliliğe uygun bir ortamda her türlü sağlık hizmeti almaya hakları vardır.

    5) reddetme, durdurma ve rıza:

    tedaviyi reddetmeye, durdurulmasını istemeye, tıbbi müdahalelerde rızasının alınmasına ve rıza çerçevesinde hizmetten faydalanmaya hakkı vardır.

    6) güvenlik :

    sağlık hizmetini güvenli bir ortamda almaya,

    7) dini vecibeleri yerine getirebilme :

    sağlık tesisinin imkanları ölçüsünde ve idarece alınan tedbirler çerçevesinde, dini vecibelerini yerine getirmeye hakkı vardır.

    8) insani değerlere saygı gösterilmesi, saygınlık görme ve rahatlık:

    saygı, itina ve ihtimam gösterilerek, güler yüzlü, nazik, şefkatli bir ortamda, her türlü hijyenik şartlar sağlanmış gürültülü ve rahatsız edici bütün etkenler giderilmiş bir sağlık hizmeti almaya hakkı vardır.

    9) ziyaret ve refakatçi bulundurma:

    sağlık tesislerince belirlenen usül ve esaslar çerçevesinde ziyaretçi kabul etmeye ve mevzuatın ve sağlık tesisinin imkanları ölçüsünde ve hekimin uygun görmesi halinde refakatçi bulundurmaya hakkı vardır

    10) müracaat, şikayet ve dava hakkı:

    haklarının ihlali halinde, mevzuat çerçevesinde her türlü başvuru, şikayet ve dava hakkını kullanmaya hakkı vardır.

    kaynak: sağlık bakanlığı web sitesi
    http://sbu.saglik.gov.tr/hastahaklari/giris.html
  • bunun 4. kuralı, yani mahremiyet sağlık personeli değil de halk tarafından çokça çiğnenir. mesela hastane koridorlarından bacağı kesilmiş, kolu kesilmiş ya da sağında solunda ağır yara olan biri geçti mi değmeyin halkın merak keyfine. sanki koridordan genelkurmay başkanı geçiyor amına koyiim. herkes ayağ kalkıyor, birbirini çekiştiriyor ''bak bak aaaa kolu mu kesilmiş onun'' diye. ulan şerefsiz, orada yatan da insan. sen ne hakla böyle bişi yaparsın. lanet olsun size ve sizin gibilere.
  • bu hakların arasında doktorları aşağılama, hedef gösterme, onlara hakaret etme ve şiddet uygulamak gibi hakları yoktur.

    http://www.dralihatay.com/hastahaklari.htm
  • bundan yıllar önce çocuklardan biri hastalandı, hastanedeyiz. 6 yataklı bir koğuş/odada yatıyoruz.

    çocuk biraz ferahladı . bende odadan çıktım. geziniyorum. odanın kapısının tam karşısına hasta haklarını asmışlar. geçmiş gün moda mod hatırlayamıyorum ama özetle diyordu ki hasta hastalığı hakkında bilgi edinme , tedaviye izin verme-vermeme hakkına sahiptir.

    odaya girdim. çocuğumun başındayım. aradan bir kaç saat geçti. doktorlar viziteye çıkmış . doktor, bizim çocuğu inceledi. herhangi bir şey söylemedi. karşımızda yatan 10 yaşlarındaki erkek çocuğunu inceledi. bir şey demedi. tam çıkarken, çocuğuna refakat eden annesi doktora:
    -doktor bey bizim çocuğun nesi var,3 gündür yatıyor dedi
    doktor kapıdan geri döndü kadına:
    - yani kadın sanki sana nefrit desem nefritin ne olduğunu anlayacaksın da nesi var diye soruyorsun

    sonra döndü bir hışımla gitti.

    ironi dersen de yada o levhayı oraya oda kapısının tam karşısına asma.

    ama belki de hasta çocuktu hasta değil refakatçi sordu diye cevap vermemiştir. bilemedim şimdi.
  • ülkemizde hakkını arayabiliyorsan hasta değilsin düşüncesini savunabilitesi yüksek olan insan yığını olduğundan bence çok işe yaramıyordur. düşünsene doktora ki hastalığımın tedavi sürecini öğrenmek benim hakkım diyorsun adam reçeteyi yırtıyor. la bi git allasen sana ilaç milaç yok diyor. çünkü çocukluktan biliyorum hastaneye giderken annem tembihlerdi ölü gibi dur diye. hastaysan öleyazcaksın başka çaren yok hakmış neymiş unut onları. yoksa bakmıyolar.
  • her gun hastanelerde bırılerı oluyor. kımısı kurtarılamıyor, kımısı de turlu nedenlerle oluyor: hekım hatası, hastane ortamı, zaman, dırencsızlık vs.

    ulkemızde hekım hatasıyle oldugu ıddıasıyla acılan davaların beste bırınde hekımler hatalı bulunmus ve cezalandırılmıs. oran dusuk gıbı gozuksede, olenlerın bırer ınsan oldugu dusunulurse ve orana ılıskın sayısal verılere bakılırsa cıddıye alınması gerektıgı anlasılacaktır.

    sonuc ıtıbarıyle, hekımler hakkında sadece acılan davalarda beste bırınde hekımler kusurlu bulunmus. halkımızın hakkını aramada yeterlı bılınce sahıp olmadıgı, haklarını arama yollarının sartları zorlayıcı olması ve ıdarenın bu konuda hastalara kolaylık saglamaması da beraberınde dusunulurse, "acaba bu oran buzdagının gorunen kısmı mıdır?" sorusu da akıllara gelıyor.

    hastalar ve yakınları, hekımlere kayıtsız sartsız guvenmek zorundadırlar. baska seceneklerı yok cunku. ta kı, bas agrısı ıcın gıttıgı hastanede olene kadar.(ornegın) ancak boyle bır sey olursa hakkını araması gerektıgını dusunebılır.

    kuskusuz cogu hekım elınden gelenı yapıyor. hıcbır doktorun kasıtlı olarak hata yapması beklenemez. ancak yargılama sonucları bıze bunun aksının de oldugunu soyluyor.

    sonuc olarak, hekımlerımıze saygılı olacak ve guvenecegız ancak dıkkatı ve tedbırı elden bırakmayacagız. hekım de ınsan, hasta da.
  • bir kısım devlet hastahanelerinde nihayet artık hasta hakları kapsamında bazı uygulamalara başlanmış.

    ancak bunu her nedense tersinden anlayan bazı doktorlar tarafından, hastaların durumu daha da zora sokulmuş halde.

    öncelikle doktorlar hastanın durumu, hastalığının aşaması, teşhis, tedavi önerileri vs gibi hususlarda hastayı ve hasta yakınını doğru düzgün bilgilendirmeden şunu söylemekle yetiniyorlar;

    '' hastanın bla blası böyle olmuş. şöyle yapacağız. ama siz isterseniz başka doktorlardan da görüş alıp, başka bir hastaneye gidebilirsiniz.''

    diyelim ki hastanın üç damarı tıkalı, kalp krizi nedeni ile hastaneye yatmış ve yoğun bakımda. ikinci günün sonunda doktor gelip şunu söylüyor. '' üç damar tıkalı. stend takacağız. ama siz isterseniz başka doktorlara gösterin ya da başka bir hastahaneyi de tercih edebilirsiniz.''

    burada yapılan şey bilgilendirme değil. lütfen edilmiş iki kelamdır. hasta yakınına hastanın durumu hakkaında malumat vermeniz gerekir. damarlardaki tıkanıklığın boyutu, damarın ne kadar yıpranmış olduğu, stendin neden çözüm olduğu, stend dışında bir uygulamanın ya da müdahalenin neden tercih edilmediği, ve son olarak stend sonrası risklerin neler olduğunu anlatmakla mükellefsiniz. bazı doktorlar hasta hakları çerçevesinde kendilerine hastanın ve yakınının bilgilendirilmesi hususunu izah ettiğimizde bize '' ama o kadar zamanımız yok'' diyorlar. işlerinin yoğunluğu, tempolarının zorlayıcılığı malumumuz. ancak böyle bir gerekçe makul değil. zira hasta ve yakını için bu bir gereklilik. mazeret yahut gerekçe kaldırmayan bir gereklilik.

    yani nasıl ki hiçbirimiz kişinin yaşam hakkı konusunda mazeret kabul etmiyorsak, bu da işte aynen öyle. kaldı ki zaten doktorun en fazla on dakikasını alacak bir uygulama bu.

    kendisine doğru düzgün bir bilgilendirme yapılmadığı halde başka bir hastane önerisi ile karşılaşan hasta o doktorlara ve hastahaneye güven duyamaz. işlerin yolunda gitmediğini varsayar. ve bu varsayım ve güvensizliğinde de sonuna kadar haklıdır.

    ameliyathane ve yoğun bakıma yakını düşmüş kişiler bilir. bunların önünde hasta yakınları ayakta saatlerce bekler. hasta yoğun bakımda ise bu bekleme bazen bir kaç güne uzar. günde bir kez bir görevli çıkıp elindeki kağıttan içerideki tüm hastalar hakkında bir cümlelik bilgi verir. bu bilgiyi veren kişi çoğu kez sizin hastanızın doktoru değildir. bu bir kelamlık açıklamadan sonra hasta yakınları ayakta dikilip, beklemeye devam ederler.

    öncelikle böyle bir uygulama çok onur kırıcı ve aşağılayıcıdır.

    hasta yakınları en ufak bir bilgi kırıntısı yakalamak için çırpınır, o kapının önünden ayrılamaz, arada bir görevlilerce ''kenara çekilin'' diye uyarılır, kapıdan her çıkan hemşire ya da doktorun peşinden ''pardon'' diye koşuşturulur, çoğu kez terslenir, bir cevap alamadan yerlerine geri dönerler. insanları böyle bir muameleye maruz bırakmak, haysiyetlerini bu biçimde zedelemek ve mecburiyetleri üzerinden (her ne sebeple olursa olsun) bir üstünlük kurmak bana kabul edilemez geliyor.

    şanslı hastalar veya şanslı hasta yakınları başka bir muameleye tabi tutulur. onlar içeri rahatça girer. doktorlarla bekleyen herkesten fazla konuşma şansına sahip olur, hastasının durumunu an be an öğrenir.

    diğerlerine yazık değil mi? mevzubahis olan yaşam hakkı iken, böyle bir çifte standarta nasıl göz yumulabilir?

    çözüm bence çok da zor değil. hastahanede adam bir bekleme salonu yapılır, koltukları, çay kahve makineleri, gazeteleri olur. koyarsın oraya bir ekran ve düzenli olarak hastaların vaziyetleri hususunda bilgi geçersin. şu kişi ameliyata hazırlanıyor, şu alındı, şu çıktı vs diye. insanları da kapı kulu gibi ameliyathane kapısının önüne yığmazsın. kimse de minnet duymak yerine kırgınlık ve öfke ile dolu ayrılmaz.
  • biz anlamayız ki:(
hesabın var mı? giriş yap