şükela:  tümü | bugün
  • çok uzun süre hak ettiği özeni bulamamış kavramdır. önce özel hastaneler, ardından ağır aksak devlet hastaneleri kavramı fark etti. "vizit" denilen mazeretle dalar bu doktorlar insanların odalarına, destursuz, saygısız. hemi de kibirli.
    başka birinin karşısında çıplaklık insanı ezer, sevdiceğiniz değilse. savunmasız, güçsüz, naçar hissedilir. giyinik olan çıplak karşısında üstün bir konuma yerleşir. polisin işkencede kurbanı çırılçıplak soyması biraz da bu sebeplerledir. işkencedir. hasta, hekim ile arasında a priori var olduğu kabul edilen güven ilişkisine sığınarak bir nebze olsun aşabilir bu duyguları. ancak hasta çıplak iken odaya giren başka bir insan ki bu, hemşire, personel, hekimin arkadaşı, başka bir hasta vs vs olabilir, hastanın mahremiyetini ihlal etmiştir. bu minik olay artık bir cinsel tacizdir. hastanın haklarına saldırıdır. temel bir hakkın ihlalidir.
    trollük bulaşıcı sanırım, kendime engel olamıyorum; türbanlı, hatta çarşaflı bir kadının örtünmesi için fırsat tanımadan odaya girmek dahi tacizdir. sınırı sen-ben değil hasta belirler.

    bu arada (bkz: faşizm konuşma yasağı değil söyleme mecburiyetidir) kuralı gereği zorunlu not: eşi ve kızı türbanlı olmayıp son derece "modern!!!" giyinen bu kulunuz vaktiyle kendisi için kullanılan " modern olmayı bırak insan olsa yeter bu tipler" gibi ifadelere post-modern tarzda sövmektedir.

    modern olmayan ölsüüün, ölsün.
  • diyarbakır devlet hastanesi'nde görevli bir doktor olan burhan birel'in hepimize öğrettiği kavramdır. kendisini tebrik ediyor; böylesi onurlu ve ilkeli insanların çoğalmasını umuyorum. kendisine ceza verilmesi tam anlamıyla sıkandal olarak görüyorum.

    haber şu:

    mahremiyet istedi, iki ay hapis verildi

    diyarbakır e tipi kapalı cezaevi’nde kalan kck tutuklusu mehtap çoban, karın ağrısı nedeniyle diyarbakır devlet hastanesi acil servisi’nde getirildi. görevli doktor burhan birel, güvenlik güçlerinin nezaretinde kelepçeli olarak tutulan hastanın öyküsünü dinledikten sonra, muayene için ‘hastanın kelepçelerinin çözülmesi ve hasta mahremiyetinin sağlanması için güvenlik güçlerinin dışarı çıkmasını’ istedi. ancak, güvenlik görevlileri hastanın ‘terör suçundan tutuklu olduğunu’ belirtip dışarı çıkmayı reddetti. birel, tutuklunun, ‘elleri kelepçeli ve mahremiyet ortamı sağlanamadan’ muayenesinin türkiye ’nin de taraf olduğu istanbul protokolü’ne aykırı olduğunu anımsatarak, jandarmadan tekrar dışarı çıkmasını istedi.
    güvenlik güçlerinin dışarı çıkmayı reddetmesi üzerine birel, acil servisin fiziki koşullarında muayene yapılmasının mümkün olmadığını ifade etti ve hastayı telefonla görüştüğü dicle üniversitesi tıp fakültesi acil servisi’ne sevk etti. çoban’ın muayenesi burada gerçekleştirildi. jandarmanın muayenesi sırasında oda dışında beklemeyi kabul ettiği öğrenildi.

    bu anlayış bırakılmalı

    olay üzerine başhekimlik güvenlik güçleri hakkında muayeneyi engelledikleri gerekçesiyle cumhuriyet başsavcılığı’na başvuruldu. ancak jandarmanın suç duyurusu üzerine doktor birel hakkında ‘görevi kötüye kullanmak’ suçlamasıyla diyarbakır 5. sulh ceza mahkemesi’nde dava açıldı. birel’in avukatı mustafa güler, savunmasında hastanın belli suçların tutuklusu ya da hükümlüsü olması halinde mahremiyet hakkının ihlal edilebileceğine ilişkin anlayışın artık geride bırakılması gerektiğini belirtti. güler, benzer benzeri olayların ankara , muğla ve mardin / midyat’ta yaşandığını ancak hekimle ilgili ‘soruşturma izni verilmediğini’ ifade ederek, ilgili kararları sundu. güler, birleşmiş milletler’ce kabul edilen ‘işkence ve diğer zalimane insanlık dışı aşağılayıcı muamele veya cezaların etkili biçimde soruşturulması ve belgelendirilmesi için el kılavuzu’nda yer alan “tutukluların tıbbi muayeneleri cezaevi yetkililerinin duyamayacağı ve söz konusu doktor aksini talep etmedikçe, göremeyeceği şekilde yapılmalıdır” maddesi ile türkiye’nin imza koyduğu istanbul protokolü’nün hükümlerini anımsatarak, birel’in buna uygun davrandığını belirtti.

    2 ay 15 gün hapis

    mahkeme ise birel’e 2 ay 15 gün hapis cezası verdi. kararı radikal’e değerlendiren birel, şunları söyledi: “ben orada bir hekim olarak yargılanmaktan onur duydum ancak bir insan olarak yargılanmaktan utanç duydum. istanbul protokolü’nü uyguladığım halde bu cezaya maruz kaldım. dünya ülkelerinin imza koyduğu bu protokolü en çok bizim uygulamamız gerekirdi. görevimi yaptığım için ceza aldım. bunun üzüntüsü içerisindeyim. bundan sonra hekim arkadaşların bu korku ile hareket etmemeleri için farklı bir karar çıkmalıydı.”
  • kağıt üzerinde kutsal olsa da aslında sık sık ırzına geçilen kavramdır.
    hastane asansöründe, kantininde sohbet eden iki doktor bile mahremiyeti yerle bir edebilir. "109'daki aids'li hasta" veya "209'da ki hastanın sonucu çıkmış, kanser gibi duruyor" kolay örnekler. senaryolar çoğaltılabilir.
    pek çok hastane asansöründe personele hitaben uyarı tabelaları olur; konuşmalarınıza dikkat edin minvalinde. ama gene de konuşurlar. yerinse kulağı vardır.
    ve yine örnek geldi aklıma; (yapıyorum sık sık) odada var olan başka bir hasta - yakınları var iken servisten filan arayan hemşire-diğer dr ile telefonda bir hasta hakkında konuşmak-order vermek-yorum yapmak. ouvvv ne büyük ayıp.
  • türkiye'de olmayandır.

    misal, özel bir jinekoloji polikliniğine gittiğinizde, bütün bilgilerinizin "sağlık bakanlığı'na verilmesini kabul ettiğinizi belirten" kalıp cümle zorla el yazınızla yazdırıp imzalatılarak dosyanıza konur. bunu yazmayı reddettiğiniz takdirde ise size herhangi bir sağlık hizmeti sağlanmayacağı "bildirilir."

    o dosyayı, o yazıyı, size konulan tanıları kim bilir kimler görür, hakkınızda ne "işlemler" yapılır.

    hmm evet, hı hı mahremiyet. kişisel haklara saygı. tabii canım.
  • sağlanabilmesi için karşılıklı dikkat ve özen gereken kavramdır. poliklinik muayeneleri esnasında sabırlı davranmak, çağırılmadan girmemek, kapıyı çalmadan girmemek, randevu olmaksızın girmemek ya da poliklinikteki doktoru danışma gibi kullanmamak hasta mahremiyeti konusundaki birçok eksikliği giderir. çalıştığım hastanede hasta mahremiyeti için bulunan dahiyane çözüm de bu engellenemeyen kültürsüzlüğün sonucu zaten; poliklinik kapılarının arkasına bir zincirin ucuna kapıların anahtarları asıılmış, içeride hasta varken kilitlensinmiş. hakikaten dahiyane.

    eskiden karşıdan karşıya geçmek, fiş almak, vb konularda kamu spotları vardı eğlenceli kısa filmler halinde ( ayyh bu da burda kalmış! ve erol, erol, fişini almayacak mısın oğlum? repliklerini yaşı uygun olanlar hatırlar ). hasta ve yakınlarının ciddi anlamda eğitime ihtiyaçları var. bunu okuyup ahkam keseceklere de söyleyeceğim gerçek hayattaki hastalar ve yakınlarının sözlük ahalisi gibi olmadığı. bugün yapılan kamu spotlarında ise, randevu sistemi geldiği anlatılmaya çalışılırken doktor x beye o gün y kadar randevulu ve z kadar randevusuz hastasının olduğunun söylendiği ve ardından ilk hastasının gelerek han kapısı gibi poliklinik kapısını açıp içeri girdiği görülüyor. ondan sonra da hastanelerde insanüstü bir çabayla randevulu yeterince hasta varken bir de randevusuz hastalarla başedilmeye çalışılıyor ( çünkü doktorlar bu kadar hasta bakmak istemese de başhekimlikler dayatıyor ); kapıların han kapısı gibi açılmaması için de kapı arkalarına zincirle anahtar asmak gibi dahiyane çözümler üretiliyor.

    üzerine basa basa dahiyane diyorum. yakın zamanda ilk kez fiziksel şiddete maruz kaldım. hastanelere gelenlerin üzerinde hiçbir arama yapılmaz. ben kapıyı kilitledikten sonra beni yaralasa tepesi atan bir hasta ya da yakını ( zaten sürekli bir gerginlik oluyor üzerlerinde hem hastalıktan hem de ne yazık ki sinirlerini üzerimizde rahatça boşaltabildiklerinden ), oda kapısının kilidini açar gider de dışarıdaki hasta girene kadar kayıplara karışır. bir de şu var, kapı kilitlersek sekretersiz çalıştırıldığımız için cinsel taciz iddiaları ayyuka çıkar, adımızı temizleyemeyiz.

    zor, merdivendeki adamı kıçından sopayla desteklediğimiz çözümler buldukça bu işler zor...

    edit: imla falan..
  • devlet hastanelerinde, doktor değil de diğer hastalar tarafından kelimenin tam anlamıyla sikip atılan mahremiyettir.

    bir hastanede doktor kalp ultrasonu çekiyor şahsıma, kadının teki lap diye girdi, sorular soruyor. doktor sakin kalmaya çalışarak, bak hasta var, sonra gel diye göndermeye çalışıyor. kadın ısrarla karşımda durup sorunun cevabını almaya çalıştı ya lan. hadi ben erkeğim, sen de teyzesin, çok da siklemedim seni ama orada ya bir kadın olsa ve sen de erkek olsan? çünkü senin kocan da eminim aynı hareketi yapacaktı. veya oğlun da farklı davranmayacaktı. kızın memişlerini izleye izleye sorardın sorunu ne güzel. aslında testislerimi falan açsam o anda iyi olacakmış, sonuçta mahremiyetimi ihlal eden sensin, teyze, sen de bak desem. işte bunlar hep dayak korkusu. yapamıyorsun.
  • ülkemizde olmayandır.

    firmamıza işyeri hekimini gönderen ve sağlık taramalarını yapan firma, yapılan tarama sonuçlarını toplu olarak şirketimizde bu işten sorumlu kişiye (finans bölümü) göndermiştir. bir de özet yapmışlar, isimlerin karşısında normal veya değil yazıyor.

    evet hasta mahremiyeti mühim.

    edit, ekleme:

    içim soğumadı sözlük...

    resmi gazetede şöyle bir şey yayınlamış;

    sağlık bakanlığı şeysi

    şimdi aynı zamanda işyeri sağlık yönetmeliği içerisinde kişisel verilerin belirli bir süre saklanması maddesi var. demek ki bu verilerin şirkete verilmesi devletimizce sorun teşkil etmemekte! devlet bu verilerin şirket yetkilisi tarafından 3. kişilerce paylaşılmayacağını öngörmüş, öngörmüş ki bu verilere erişimi bulunanların "sır" saklama yükümlülüklerinin olduğunu, resmi gazete şeysinden görüleceği üzere, belirtmiş. kanun koyucu, aynı zamanda yine işyeri sağlık yönetmeliğinde belirtildiği üzere; çalışan iş değiştirdiğinde kişisel sağlık dosyasının yeni işyerine gönderilmesini emretmiş. iyi ama kime gönderilecek? patrona mı, muhasebeye mi? e hani sırdı bu?

    işyerinde sağlık taraması yapmak yararlı, bu bir gerçek. bu bilgilerin depolanması da hem kişi için hem de halk sağlığı için önemli, bu da bir gerçek. peki bu işi, işinin ehli insanlara bırakmak ve mahremiyete önem vermek bu kadar zor mu?

    değil amk.

    yeni kanuna göre; bir kişi de çalışsa, bin kişi de çalışsa işyeri hekimi bulundurmak zorunlu. e bu taramaların sonucunu sadece bu doktor görse, kurum adına bu kayıtları doktor tutsa, iş değiştirme halinde yeni işyeri doktorunuza bu bilgileri yollasa. böylelikle tıptan anlamayan, ne tehlikeli ne değil bilmeyen kişilerin bu verilere erişimi engellense, fena mı olur? zaten genelde doktoru yollayan da, taramayı yapan da aynı kurum. bu bilgilerin başkasının elinde olması bir sike derman olmamasının yanında, mantıksız da. ha çalışmaya elverişli değil ise, nedenini bilmemiz gerekmiyor. doktor bilse yeter amk.

    "ne olacak yaaaa? hastaysa bilelim zaten, bize bulaşmasın." diyenlere peşin peşin, bedelsiz bir örnek olay hazırlayalım:

    şimdi sen sağlıklısın ve işyerin bu yıl taramalarda hıv antikor testi de yapmaya karar verdi. testi yaptı, sonucunda test kiti reaktivite verdi, yani pozitif çıktı. sen şimdi hıv pozitif misin? bilemeyiz, doğrulama testine girmen gerekir. aslında negatif olabilirsin ama "yalancı pozitif" denilen olguyu yaşayabilirsin. yaşarsan, test sonucunun yanında pozitif yazar ama "western blot testi ile doğrulanması gerekir." diye ibare koyarlar. peki muhasebe görevlisi zeliha, western blot bilir mi? bilmez lan, üstüne "havadan geçer mi bu? ben onla çalışmam yeaaaa." diye cahilliğini kusar. zeliha bilmez ki; yanında oturan ve az önce sıçan, elini yıkamayan osman daha tehlikeli onun için. lan türk insanının 3 lisan bileni, üniversite mezunu hala "aids"'in dokunarak bulaştığını sanıyor. peki doğrulamaya girdin ve gerçekten hıv pozitifsin. zeliha ve osmanla gang bang'e mi giriyorsunuz? onlara ne lan? senin çalışmanın önünde bir engel yok (bazı işler hariç.), işin gücün yok zelihaya laf mı anlatacan?

    deliriceğim lan!

    bu bilgilerin gizli olmasının nedeni var amk, biraz izan ya!

    edit 2: imla hataları sonra düzeltilecek. mesai malum.

    edit 3: ekleme
  • sağlık bakanlığı'nın önem verdiği ancak altını doldurmakta zorluk çektiği kavram.

    sadece, hastanın muayene olurken, sırada bekleyen diğer hastalara dal taşak yakalanmasına indergenmemelidir.

    artık hastaneler laboratuar sonuçlarını internet üzerinden yayınlıyor. bağzı hastaneler, tahlil sonuçlarını yayınladığı sayfaya, sadece hastanın bilebileceği bir şifre koyuyor. mesela örnek kabul no gibi.

    ama bağzı hastanelerde bu yok. misal:

    süreyyapaşa göğüs hastalıkları hastanesi

    tahlil sonucuna sadece doğum tarihi ve tc kimlik no ile bakıyorsunuz. ama bu bilgiler, şirketinizin muhasebesinden köşedeki vodafone bayisine kadar herkesin elinde var.