şükela:  tümü | bugün
  • valla ben hasta olsam, hastaneye yatmak istemem. yanımda sevdiklerimde kalacaksa benimle hastane odalarını otel gibi kullanacaksak, aşırılık-ses filan serbest olacaksa düşünürümde.
    dünya öyle bir yer değil ne yazık ki, herkesin işi gücü-kirası- bilmem neyin kaçıncı taksidi var. benim için bunu yapmazlar demiyorum, ben istemem yani.

    şimdi ben iyileşmek istiyorum değil mi hastalanınca. neden. yaşamak için. kaldığım yerden devam etsin herşey diye. ya da çok hastaysam acı çekmeyim fazla diye yatarım hastaneye di mi kimyal içip uyuşmaya razı olurum filan. aslında ben ötenazi hakkı da isterim ama devlet elinden şevkat beklememeyi öğrendim öldürülen çocuklardan sonra, kendi işimi kendim yaparım öyle bir durum söz konusu olursa. o ayrı.

    beni görmek için gelenler yukarıdaki her durum söz konusu olsa bile ne der bana, çok iyi gördüm seni- ilaçlar yaramış- geçecek- gibi. lan kardeşim ben mal gibi olmuşum zaten içmişim ilacın dibini görmüşüm. sen gelmişin gelmemişin umrum değil. hissetmiyorum senin varlığını zaten ziyaret kısa sürmeli diye ezberlemişsin ve bana olan insanlık borcundan sonra devam edeceksin yaşamaya. kal bir benimle 5 saat o oda da. sonra bana insanlık de.

    insanlıktan çıkıyor insan hastene odalarında. bunu bir mimar mı yoksa alanı psikanaliz olanlar m dert edinmeli gerçekten bilmiyorum ama bu konu hakkında birşey yapılmalı. özellikle 2 günden fazla maruz kalınıyorsa bu duruma lütfen psikolog devreye girmeli ve hastaya terapiye başlamalı.

    asıl sorunum şu, hastaları görmeyi gelirken insanlar lütfen samimiyetlerini evde bırakmasınlar. samimi insanlarız biz ya, bırakalım ezberleri. ne düşünüyorsak onu söyleyelim. iyi miyim onu de bana. senden bunu istiyorum.

    zaten ben ölünce "allah kurtardı" filan diyeceksin, kusura bakma bunu bekliyorum senden. o kadar papağansın ki kesin dersin, "acıyı yaşamadı fazla" gibilerinden benim delicesine yaşamayı istediğimi bildiğin halde, acıyı da benim çektiğimi gördüğün halde yani sana giren-çıkan yokken sadece aklına geldikçe vicdanını rahatlatmak için yanıma gelmen mi sana dertti de ölmeme sevindin. ben acı çekmek-ağlamak-isyan etmek- bazen sevinmek-gülmek de isterdim yani yaşamak isterdim. benim kızımında ölü bir babası olacağına hasta yatan bir babası olurdu.

    yani hiç yoktan iyi değil miydim ben. yokluğum varlığımdan iyi mi sana göre.

    acıman gereken kimse yok- ben eğleniyorum o hasta diye suçlamak yok kendini- arada bir hastane ziyareti yok, zamanların senin artık. güle güle yaşa. bensiz.

    (bir tanıdığım öldü evet, allah rahmet eylesin.
    bu hastane odasını nejat işler başlığına yazacaktım ama ne bilim içinde ölüm filan var ya yakışıramadım işte. çok yaşayalım hep beraber)
  • sadece hastalik savasi degil psikolojik savastir da ayni zamanda... aklini mukayet olmaya, kontrolu kaybetmemeye ve sabirli olmaya calisirsin. bir zaman sonra sanki kendini klonlayip asil seni korumaya alip digeriyle yola devam edersin. bulundugun ortama ayak uydurup normallestirisin.
    ziyarete gelenler, gelmeyenler, senden daha kotu durumdaki hastalar senden daha iyi durumdaki hastalar, ailenin sansurlenmis endiseleri, hepsi beyninin irzina gecmeye calisir sanki de sen ne yapacagini bilmeden kalakalirsin oyle...
    gece gunduze karisir anlamsizlasir, uyuyamazsin, uyanamazsin ama herseyde oldugu gibi beklersin.
    gelmesini ozlemle beklersin hem de gelme ihtimali olmadigini bile bile... kapninin aralandigini kafasini kapidan uzattigini hayal edersin... ama sonra yok gelmesin dersin...
    iyilesecek miyim? burdan cikacak miyim? bir daha gelir miyim? bu hale dusmene sebep olan hatalarini dusunursun...
    doktor ne kadar uzulme, psikolojini saglam tut desede ne bogazindaki dugumu cozer ne gozundeki yasi kurutursun...
    ozetle iyilesmeyi mi burdan cikmayi mi daha cok istersin bilinmez karisirlar birbirlerine...
    ah antibiyotik saati ben kacar...
  • ufacık bir beden yattığında,çaresizce küçücük kollarına takılan serumları gördüğünüzde çoğu kez burnunuuzn direğinin sızladığı ve zaman zaman ağlamak istediğiniz durumdur. o an anlarsınız sizi sevenleri ve gerçekten yanınızda olmak isteyenleri,o an daha da güçlü olmayı arzularsınız, hastane dönüşü sizi kim toparlar orasını bilemem
  • kaldıkça asabileşmenize vesile olabilen psikolojidir.her yerden sesler gelir.yorgunluktan minik kızınızla uyuyup kalırken üstünüzü örtmemişsinizdir.komşunuz hemen elinde bir çarşafla sizi örtmeye çalışır.gözlerinizi açar ne oluyor diye bakarken hissetmiş olduğunuz anne şefkati ile mışıl mışıl uyumaya devam edersiniz.içinizdeki asabiyetten geriye birşey kalmaz.
  • her geçen saniye insanı sinir eden tüm seslere duyarlı kılan psikolojidir
  • saat 00.34 gecenin bi yarısı yine uyanıp bir şeylere dikkatim celb edilir yine uykuya dalmaya çalışırım. böyle zaten insan sürekli uyukluyor. ha bi de arada kalkıp yürütülüyor. en çok üç gece üst üste kaldığımdan gediklisi değilim bu ortamların. lakin bir yılda 4. kez yatıya kalıyorum bu yıl, o biraz üzüyor insanı.

    hastanelerden nefret eden bir insandım ben, kim sever ki zaten. yine de adımımı atmak istemez yolumu değiştirirdim. üniversite sınavında dahi doktorluktan uçarak kaçarak uzak durmaya çalıştım. sevgili karma ellerimden tutarak hasta yatağına uzan bakayım yavrum dedi bana usulca döndük dolaştık yine geldik. eyvallah karma. youreabitch.

    şımarıklık addedilebilir seviyesinde bir hastalığım var eğer çokça şikayet edersem. minör vaka dedikleri. sonu gelmez minör vakalar hocam, söylesenize major değildir de nedir allaseniz? yine de bu günler de geçer herhalde, ömrümüz bunla yoğrulmamıştır umarım.

    bu ziyaretimde sağolsun karma yine işbaşına geçerek oda arkadaşı olarak bir alzheimerlı amca koydu yanıma. aman ne eğlence ne eğlence. amca hastanede olduğunu mu unutmuyor serum takmaları için hemşirelere paralar mı teklif etmiyor, ne ararsanız var. en son takriben 30 dk önce sevgili eşi bizlere bırakarak amcayı kaçtı gitti. dövüyor beni dedi. bilemiyorum ama amca yürüyemiyor bile nası dövsün. aileiçi meseleler uzak dur yavrum. e sen gittin de biz napcaz be teyze? on dakika önce parasız takılan serumunu söktü. ve evet son 3 saattir serum diye bağırıyordu koridorlarda. uyku getirici iğne de kar etmiyormuş hemşire söyledi. deli gücü mü var nedir.

    psikolojisi biraz değişik buraların. çok uyku kokulu, well biraz da değişik türde kokular ihsan etti amcam sağolsun, mayışık biraz da ayışık, iğneli serumlu gecelerin gündüzden tek farkının koridor seslerindeki azalmayla anlaşıldığı, çünkü hemşire her gelişinde ışığı açık bırakarak gidiyor ama niye niye abla niye gece gece niye bırak dinlenelim, ne bileyim yoksa dinlenmeyelim mi, ışığı aç gelince giderken de kapat, her seferinden arkandan söyletiyorsun haz mı alıyorsun? :( hayır bi de 3 farklı hastanede de böyleydi. ben bir şeyleri kaçırıyorum belki de.

    neyse bi sonraki gelişine kadar uyuyayım bari.
    esen kalın.