şükela:  tümü | bugün
  • kısa bir süre evvel gittiğim bir hastanenin acilinde çok da acil olmayan durumumla ilgilenilmesi için beklerken ve benden çok daha acil ihtiyacı olanlara "buyrun lütfen sizin durumunuz daha acil" şeklinde sıra verirken polis eşliğinde getirilen siyahi bir hanımefendi arkadaşın kapıdan içeriye fırlatılması ile başladı bu utanma duygum. siyahi hanımefendi arakadaş, çığlıklar eşliğinde konuşmakta, kendi dilinde anlattığı bir takım şeylere türkçe ve ingilizce *(hanımefendinin anadilini öğrenememiz türk devletinin ayıbı değildi) kelimeler ile takviye yapmaktaydı. anladığım kadarıyla bir takım kişiler tarafından darp edilmişti. ayrıca inanılmaz bir promil derecesiyle sarhoş olduğunu da fark etmiştim. bağırışlarının etkisi ile tüm hastane inlerken "acilinden" "az aciline" herkes durumlarının aciliyetini unutmuş, siyahi hanımefendinin uygunsuz tavırlarına odaklanmıştı. ben ise utanmaya başlamıştım çünkü hanımefendi soyunmaya başlamış, siyah memelerini acilin ortasına salmıştı. "çok acil" hastalar bile oksijen tüplerinin vanalarını kısarak vaziyeti izlemeye koyulmuştu. bana ise kibarlığımdan sıra gelmiyordu bir türlü. gidemiyordum, uzaklaşamıyordum. utanma katsayım siyahi hanımefendinin boklu donunu indirerek acilin soğuk, beton zeminine şarıl şarıl işemesi ile artmıştı. hastanenin güvenliği bu kara panterle başa çıkamıyor, boklu donunu ait olduğu yere geri çekemiyordu. zeminden seken çiş, güvenliğin ayakkabısına ve paçalarına sıçrarken oradan koşarak uzaklaştım. yabancı bir ülkede bu duruma düşen siyahi hanımefendi arkadaş adına çok utandım. onu geçtim, sağlık hizmetimi de alamadım.