*

şükela:  tümü | bugün
  • yok artık, dediğinizi duyar gibiyim.
    ancak konya meram tıp fakültesinde görevli bir profesör (u.y.) ve 7 kişi bu iddia ile göz altına alınmış zamanında.
    2010 yılının son aylarında haber bültenlerine düşmüş olan bu olayı, ensesinden tuttuğum gibi, tarihin tozlu sayfalarından bir hamlede çıkardım. ve siz değerli sözlük ahalisi'nin unutması için buraya yazdım.

    --- spoiler ---

    kol ve bacaklarında kırık olan hastalar için özel malzemeden yapılması gereken platinleri tornacıda yaptırdılar.
    iddiaya göre, dökme demirden yapılan bu platinleri hastalara takmaya kalktılar. konya'da meram tıp fakültesi hastanesi'nde görevli bir profesör ile birlikte 7 kişi bu suçlamayla gözaltına alındı.

    polis önce hastanenin ihalesini alan medikal şirketinin, ortopedi servisinde görevli prof.u.y'ye ait olduğunu tespit etti.
    hastaneye alınan tıbbi cihaz ve malzemelerin, ihale şartnamesindeki şartlara uymadığı belirlenince, operasyon başlatıldı.
    konya, ankara, istanbul ve izmir'de gözaltına alınan 7 kişi sorgulandı.
    zanlılar arasındaki prof. dr. u.y'nin sanayi sitelerinde bulunan bazı tornacılara örneklerini götürdükleri platinleri 10 ile 20 tl arasında değişen fiyatlarla yaptırdıkları ortaya çıktı.
    yapılan platinlerin, bacak ve kollarında kırık olan hastalara takıldığı tahmin ediliyor.

    --- spoiler ---

    hastane ihale yapıyor. ihaleyi profesörün şirketi alıyor. platin yerine sanayide 20 liraya yaptırdıkları dökme demirleri hastalara takıyorlar..

    vicdansızlığa bakın yahu!

    edit: haber linki.
  • platin değil implanttır o. platin de demir gibi bir malzeme** zira. bunun dışında olay skandaldır elbette.

    (bkz: biyouyumluluk)
  • öncelikle biraz bilgi vereyim.

    1) platin aletin adı değildir. hepimizin bildiği gibi sıkıntısız, sağa sola bulaşmayan bir metaldir. kolayca da şekil verilebilir. ama pahalıdır. altın gibi işte. ortopedik ameliyatlarda kemikleri birbirine tutturmak için gereken zımbırık yapımı için idealdir. tekrar söylüyorum pahalıdır.

    2) bu zımbırıklar için hastanelerde ihaleler açılır. bu ihaleler sonucu hastaneler bu malzemelerden alınır. ama çoğu zaman alınamaz. veya anla işte adı üstünde ihale.

    3) bu zımbırıklar yok ise ameliyat yok demektir. çoğu zaman elde olmayan bu zımbırıklar yüzünden ameliyatlar iptal edilir, ertelenir.

    4) malesef ülkemizde performans sistemi denen garabet yüzünden ameliyatlara eğilim artmıştır. yani ne kadar ameliyat o kadar para değil. keşke öyle olsaydı. olan şu, şu kadar ameliyat yoksa nah sana para. bu sebeple ameliyat sayıları artmıştır.

    5) ameliyatın ertelenmesi herkes için sıkıntıdır. hasta, hekim, şu, bu...

    6) bu zımbırık atla deve bir konu değildir. platin olmasının sebebi vücuda vereceği zararın minimumda kalması yüzündendir. yoksa paslanmaz çelik de iş görür. riski daha yüksektir ama iş görür. araba markalarından örnek vermek gerekirse platin mersedestir, paslanmaz çelik murat 131. ama bir eşşek ya da ayakkabı da değildir. ancak aralarında muazzam fiyat farkı vardır.

    7) ameliyatın ertelenmemesi amacıyla elde ihale sonucu alınan zımbırıklar yok ise genelde sanayiye gidilip bu çelik zımbırıklardan yaptırılır.

    8) ancak burada değişik yolsuzluklar yapılabilir. çelik parası yerine platin parası almak bunlardan bir tanesidir. elinde ihale zımbırığı varken bunu kullanmak da para kazanmak için kullanılabilir. velhasıl yolsuzluğa açık bir durumdur. emme velakin şu kelimeleri yazan yazar ameliyat edilmese zarar görecek olan hastanın paslanmaz çelikten yapılan zımbırık ile iyileşme ihtimalinin farkındadır. risk elbette ki daha fazladır. yolsuzluk had safhadadır.

    9) zaten sorumlu yetkili kişi gerekli ayarlamaları yapıp gerekli malzemeleri ve denetimleri sağlasa böyle bir haber hiç okumayız. hukuğun olduğu yerde mafya olur mu?

    10) son söz olayın ayrıntısı yok. o sebeple hemen asalım keselim diyemem. ama kişisel fikrimce ameliyat edilmezse zarar görecek olan bir hastanın platin protez yokluğunda başka bir metalden yapılmış protez ile tedavi edilmesi evet riskli ama çok da yanlış değil. ancak yolsuzluk, arsızlık veya suç varsa o ayrı konu.

    11) ayrıntıya sahip olan varsa lütfen yeşillendirsin.

    zorunlu ekleme: protezlerin, implantların ve benzeri ekipmanın platin benzeri soy metallerden yapılması en uygunudur. çünkü hekimliğin ilk şartı "önce zarar verme" dir. ancak elinizde bu materyal yok ise ve ameliyatı yapmadığınız her gün hasta zarar görüyorsa, risk göze alınarak başka bir metalden yapılmış ekipman ile ameliyat yapılabilir. burada önemli olan kar/zarar dengesidir. yoksa bekleyebilecek bir hastaya böyle bir ameliyat doğru değildir. bunu da yazımda anlatabildiğimi düşünüyordum. demek anlatamamışım.
  • madem böyle bir malzeme sıkıntısı var biyomedikal mühendisliği enstitülerine yetki verilsin onlarda üretsin implant en azından literatüre uygun gerekli biyokimyasal fiziksel yüzey işlemesi yapılmış olur hastaya özel modifikasyonlar bile yapabilirler tahminim.(evt muhtemelen bir hırdavatcıdan daha iyi olur). enstitüde 3,5 bir şey kazanır ekipman alır kendine.
  • dökme demirden yapılan platin taktıysa bence resmen asrın buluşunu gerçekleştirmiştir. ne kadar nobel varsa almalı. *
  • resmen sanayideki ustaya bağlamış olan doktordur. çüşşşş!!
  • herifler alşemist olmuş, dökme demiri platine dönüştürmüş; siz daha şikayet ediyorsunuz. platinin altından çok daha pahalı bir metal olduğunu herhalde bilmeyen yoktur...
  • uzerinden yillar gecse de, ulkemizdeki zihniyeti gostermesi acisindan onemli bir haber. namussuz insanlar her ulkede var, ama namussuzlari engellemek icin gerekli yasalar her ulkede yok, ornekte de goruldugu uzere. ulke olarak "idare et abi" mantiginda yasiyoruz. yolunu bulanlar hile hurda pesinde.
    nasil bir cesarettir, platin yerine demir takmak. platin yerine paslanmaz celik de is gorur deyip, mercedes-murat 131 benzetmesi yapan olmus bir de (#66350140), super biliyor (!). demir, celik ve platinin malzeme ozellikleri cok farkli, konu sirf paslanip paslanmamak degil, isin icinde ozgul agirligi, stres/fatik katsayisi, isi iletkenligi gibi tonla ayrinti var (malzemeci ya da muhendis degilim, yanlis kelimeler kullaniyorsam bilenler duzeltsin). insanin parmagina taktigi gumus/altin yuzukle, bijuteri yuzugun arasindaki kalite farki bile deriyi etkiliyor (alerji oluyor bazen, ayni rahatlik hissini vermiyor). deri altinda dokularla temas edecek bir malzemenin kalitesi ne kadar onemli hayal edin. halti yiyen de profesormus, allah bilir ameliyati o yapsin diye bicak parasi da veriyordur insanlar. paslanmaz celikle platini kiyaslayan kisi, sistemi suclamis, performans sistemi denilen olay yuzunden yeterli sayida ameliyat yapmayan doktorlar para kazanamiyormus. hadi ya, cidden mi? "gunde yuzlerce hastaya bakiyoruz azizim, cok yoruluyoruz" diye aglayan doktorlar, ameliyata ihiyaci olan hasta bulamiyorlar da kaba etlerinden ameliyat mi uyduruyorlar?
    hangi iddialari dogru karar versinler lutfen: cok sayida hastaya mi bakmak zorundalar yoksa ameliyata gereksinim duyan hasta sayisi cok mu dusuk? istatistik bilimiyle celisiyorlar.
    bir kac gun once irfan degirmenci'yi tartisiyorduk, onurundan odun vermedi ve isten atildi. gereksiz ameliyat yapan doktorlar sadece onursuz degil, ayni zamanda potansiyel birer katil de. tevekkeli degil, yolu bir sekilde hastaneye dusmus ve ameliyat olmus 60 yas ustu tanidigim 6-7 kisi patir patir vefat etti son bir kac senede. esimin amcasi kanseri yenmis. genizinde ur var deyip, ameliyat ederken yanlislikla nefes borusunu kesmisler. kanseri yenmis adam, tetkik amacli bir operasyonda can verdi. annemin bir komsusu kalp rahatsizligi icin hastahaneye gitmis, su an tam olarak ne oldugunu hatirlamadigim bir operasyon yapilmis, ameliyat esnasinda kalbi durunca yapilan mudahele sirasinda gogus kafesini kirmislar. bu kirigin yol actigi bir sebepten oldu (ayrintilari hatirlamiyorum ama olay asagi yukari buydu). annemin dizleri agriyor (50sine kadar duz ayakkabi giymedi kadin, iyi bile dayandi o dizler), yillardir ameliyat oneren onerene. ustelik onerilen ameliyatlar da 10-15 sene icinde tekrarlanmak zorunda. 90 kusur yasinda babaannemin kolu kirildi, 2 kere maeliyat oldu. ikincisinden sonra sagligi cok bozuldu (civi gibi bir kadindi, yasliyim demez 5. kata asansore binmeden cikardi, usenmez oturur manti acardi, cok degisti ikinci ameliyattan sonra). eger o kadincagiza yapilan ameliyat da para icinse, doktoru omrunce gun yuzu goremez umarim.
    bir insan isinde iyidir kotudur, niyeti iyiyse belki de ustalasmasini beklemek icin zaman tanimaliyiz (hos, kabiliyet olmayan alanlarda israr etmek cok da iyi niyetlilik degil). ama bir insan meslegini onursuzca yapiyorsa, bunun mazereti olamaz. "sistem bizi buna zorluyor eki eki" demek sadece bahane.
    not: her meslekte onursuz adam var, istisnasiz her meslekte. ama kazanilan meblag arttikca yoldan cikanlarin sayisi artiyor. doktorlara, avukatlara olan nefretin bir sebebi de bu (bir dayim ve kardesimin esi doktor, babam da avukat, bu mesleklerdeki herkes onursuz demiyorum ama onursuzluk yapanlarin orani fazla -babam namusuyla calisan bir avukat olarak yeri geldi iflas etti, yeri geldi dolap ceviren meslektasini dava acip bizzat hapse tiktirdi-).