şükela:  tümü | bugün
  • doktor açısından da zor bir deneyim. kişisel görüşüm kitle, lezyon, leke, yara gibi dolambaçlı safsataları bırakıp hastaya doğruyu söylemek yönünde. yalnız eğitim seviyesi düştükçe kişiler bu hastalığı daha kolay kabulleniyor ve kaderci yaklaşıyor. bu hastalara bu haberi vermek daha kolay. eğitim seviyesi ve bilinç arttıkça iş doktor için daha da zorlaşıyor çünkü bu hastaların tepkileri daha belirsiz oluyor. ben sakin ve kararlı bir ses tonuyla tanıya nasıl ulaştığımızı anlattıktan sonra kanser olduğunu söylüyorum ve herhangi bir boşluk bırakmadan yapmamız gerekeni ve tedavisini anlatıyorum. sonrasında bu kanser türünün tedavisi zor veya kolay olsun, tedaviye yanıtı iyi veya kötü olsun, beklenen ömür uzun veya kısa olsun bu hastalığın tedavi edilebilir rahatsızlık olduğunu söylüyorum ki hasta, hastaneye umutla geri dönebilsin. yine de bu kadar sistematik ve mekanik olmuyor, pekçok bağımsız değişken durumu kestirilemez bir hale sokuyor. kanser haberi vermenin ölüm haberi vermekten daha zor olduğunu düşünüyorum.

    (bkz: ölüm haberi vermek)
  • bir şekilde herkese doktor olduğunu söylemek kadar sorun değildir.
  • ekşisözlük yazar ve okuyanlarına 'ben doktorum haberiniz olsun' demekten daha zordur.
  • burada onemli hemde cok onemli bir nokta var. basimdan gecti. 2000 senesinde annemi apar topar ameliyata aldilar. bir allahin kuluda cikip teshis kanserdir bakin gidisati boyle boyledir, bu surecte su tedaviler uygulanacak, tedaviden beklenen falandir demedi. gel dediler gittik. kemoterapi dediler, radyoterapi dediler, sunu bunu ye dediler vs. vs. ne dendiyse yaptik.

    sorun su ki her birini yaparken kanseri yenilebilir bir sey zannettik. ıste ameliyat olduk, tedavimiz yapiliyor hersey tamam bu is bitecek dedik.

    size kimseyi uzmeden gercekleri anlatayim. tabi kanserin turune gore degisiyor ama geneli sudur. ekstrem kanser turleri haric (akciger, pankreas vb. ) ortalama yasam suresi diye bilimsel bir olgu var. teshis evresine gore adamlar istatistik yapmislar. ornegin erken teshis bir yumurtalik kanseri hastasinin tum tibbi tedavilerini olmasi kaydiyla 5 yil ve uzeri yasama sansi %5.

    bunu hastaya belki soylemeyebilirsin ama yakinlarina soylenmesi gerektigine inaniyorum. zira insan 2. ameliyat, 3. ameliyat, 4. kemoterapi seansi ( her biri 6 adet kur ) 5. radyoterapi derken bi sure sonra neyle savastigini ve isin nereye gittigini tabi muhtemel sonunu da dusunemiyor. hep 1 sabah kalktiginda herseyin gececegini bitecegini zannediyorsun.

    hic saka yapmiyorum. gece acile gittik. acildeki doktor kan alirken annemin (40 kilo kalmis olumune o an 2 ay kalmis insanin) kolunu acitti. annemde kardesim ustte damar yolu var zaten lutfen oradan alin deyince adam ben senin nereden kardesin oluyorum demez mi. doktorlar hic kusuruma bakmasin ama bileydim sonumuzu bu herifin agzina bi sicardim bak 12 sene oldu unutamadim.

    bu da ayri bi konu. doktorluk hassas ve kiymetli bir meslek. bence once bilimsel bir orospu cocuklugu testi gelistirip bu fakultelere ogrenci alimini duzenlemek lazim. dedim ama ben inandim mi. tabi ki hayir. adamlar parali tip fakultesi kurdu. parasi olanin okkuz bebesi doktor olacak hepten surunecez..
  • doktor için zordur. her hastaya ve vakaya göre farklı bir anlatımı vardır mutlaka.

    "1,5 mm lezyona rastladık pet ct'de. parça alacağız, tahlile göndereceğiz."

    bunu duyduktan sonra size uzak gelen ölümün dibinizde olduğunu bilmek hasta için daha zordur. ağrılı bir sürece yaşamak denirse kanserin kaçıncı evre olduğu önemlidir.

    doktorlar genelde umut verici bir şekilde şunu yapacağız bunu yapacağız falan filan anlatırlar. "tedavi neticesi uzun yıllar yaşayabilir hasta."

    hasta yakınları da yıkılır. yakıştıramazlar. öyle ya hep başkaları kanser olur... araştırırlar, sorarlar, ederler... kendilerini kaybetmeye hazırlarlar içten içe...

    aslında kanseri yenmek diye bir şey yoktur. kanser sizi yenene kadar direniştir geri kalanı ömrün.
  • bir yakınım için geçtiğimiz pazartesi kanser teşhisi gayri resmi olarak kondu. çıkacak patoloji raporunu beklemekteyiz ailece. hepimizde bir telaş, bir bilinmezlik korkusu aldı başını gidiyor. kanser olduğu belli de ne kadar ilerlemiş, nasıl bir tedavi uygulanabilir gibi konuları doktorumuzun ağzının içine bakarak bekliyoruz işte.

    ne kadar süre yaşar sorusunu bir yakınınız için kurdunuz mu ey suserlar? maç başlığından buraya atlayınca dengeniz bozuluyor farkındayım ama lütfen çevrenizde düzgün bir doktora ihtiyacı olan binlerce insan olduğunu unutmayın.

    arabanın yağ kaçıran freni için bir başlıkta o meslek sahibi yorum yapsa bu bakınızları, bu yorumları yapabilir misiniz? lütfen kendi ezikliklerinizi buralara bulaştırmayın.

    ben şahsen hastaya olmasa bile hasta yakınına en gerçekçi senaryoyu, en iyi ve en kötü ihtimalleri ile verilmesi tarafatarıyım. hasta yakını olarak en doğal isteğimin bu olduğuna inanıyorum.
  • hastaya kanser olduğunun mutlaka söylenmesi taraftarıyım. ameliyatlar, kemoradyoterapilerle geçecek olan bu tedavi sürecinde hasta zaten anlayacaktır kanser olduğunu.

    kimse ölümsüz değil. herkes bir gün öleceğini bilerek yaşıyor. bu acı gerçeğe katlanılabilmesinin tek nedeni ölüm zamanının bilinmemesi.

    doktorun kanser olduğunu söylemesi aslında yaklaşık ölüm zamanının bildirilmesidir ve acı olanda budur.

    ey zaman! sen sahip olduğumuz en değerli ama en kolay harcadığımız şeysin. tıp insanın zamana karşı mücadelesidir aslında teorik olarak. doktorlarda bir çeşit biyolojik saatçilerdir.

    kalan zamanı söylemenin hastanın hakkı ve etik bir sorun olduğu kanısındayım.