şükela:  tümü | bugün soru sor
  • turkiye'de anlayis, hizmet alana sahtekar olarak bakma uzerine kurulu. batiya bakin, otorite, tum beyanlari dogru kabul eder, eger kontrolde sikinti bulursa adamin gotunden kan alir.
    bizde hastada rapor gerekse de aman ben vermeyeyim de kim verirse versin durumu gecerlidir. ulan adam ise gitmese sana giren cikan ne isveren sana plaket mi verecek? saglik egitiminin basindan itibaren, bir sehir efsaneleri doner ki akliniz sasar. bir doktor varmis da rapor vermis, adam aslinda o adam degilmis de doktorun rapor verdigi gitmis atom bombasi patlatmis veya daha sik rastlanan, askere gidecekken o raporla hasta, kacmis da sonra askeri mahkeme karariyla doktoru bir daha askere almislar:) tabi bunlar benim uber abartilarim ama bilin ki buna benzer hikayelerle egitim boyunca her doktor rapor vermeye karsi tirsitilir, her rapor isteyen hastaya sahtekar gozuyle bakar. daha pekissin diye ornegi arttirayim, diyelim ki inanilmaz hastasin ve ben on gun rapor dusundum, daha ben bunu dillendirmeden sen dersen ki hocam bi rapor. direk yok gerek bol su ic, aksamlari da erken yat gecer der raporu vermem gibi.
    evet dusununce sacma ama sebep ayni, hepimizin karsimizdakini sahtekar sanmamiz, bu paranoyayi da sanirim sistem yerlestiriyor bilincaltimiza.
    onerim rapor lafini hic dillendirmeden, ben boyle ise gitmek zorundayim, bensiz o isyeri yurumez, maske mi taksam hocam, siz bi bulasici degil yazisi verseniz demeniz. rapor isteyen her hasta sahtekardir bilincalti yapilanmasi burada tersine isleyeceginden, karambolde kalan hekim on gun cakacaktir raporu.

    aklima geldi editi: bu anlattigim sistemin bir urunu olarak (bkz: noter)
  • maksadını anlamak için önce adam olmanın gerektiği doktordur.

    her hastaya göre hastalığı çok ciddidir ve en iyi şekilde, ülkenin tüm imkanları seferber edilerek tedavi edilmelidir.

    bu düşüncesiyle her hasta haklıdır da.

    fakat ülkemizde verilen her rapor üzerinden 5 yıl geçene kadar rapor veren doktorun her an .öt altına gitme riski vardır. bir şikayete bakar. iyi niyetle verilen raporlardan dolayı hakkında halen devam eden soruşturması olan bir olarak söylüyorum bunları. ülkemizin hukuk sisteminde doktoru koruyan en ufak madde olmadığı için artık kimse kendiliğinden düzelecek bir hastalık olan soğuk algınlığı vs için rapor istemesin doktordan. hiçbir doktor, çocuğunun rızkını art niyetli bir herifin egosunu tatmin etmek için açtığı davada vermek istemez. hele de tıbben endikasyonu olmayan ve doktorun insiyatifinde olan durumlarda. sakınnn!
  • arpası az gelmiş olan doktordur.
  • (bkz: hipokondri)
    (bkz: hipokondriyak)
  • temel gıdası arpa ve saman olan bazı yavşakların kendisi gibi olduğunu zannettiği doktordur.
  • yatarak para kazanmaya çalışan bazı yavşaklara kapak olmuş olan doktordur
  • hastalığa göre haklı sebepleri olabilir.
    ama gribal enfeksiyonlarla karşılaşan doktorlar artık bunun çağımız hastalıklarından birisi olmadığına delalet etmişler sanırım.
    iş yerinde halsiz olmam ve onca bitki çayına(nane limon,ada çayı) rağmen , ayakta duramadığım için ilk defa aile hekimime gittim , baktı.
    evet bademciklerin şişmiş , üşütmüşsün dedi.
    akabinde 3 ilaç ve bir şurup yazdı , bende vardır bir bildiği deyip istirahat falan istemedim.
    aldım ilaçlarımı öğleden sonra işe döndüm.
    o gün boyunca kullandım.
    sabah yataktan bile kalkamadığım için aradım işyerini tekrar doktora gideceğimi söyledim ,
    d:doktor
    b:ben
    b-merhaba , ben dün muayene oldum, falanca ilaçları yazdınız fakat adım atacak halim yok , istirahat yazmanızda bir engel var mı ? dedim
    d-o konuda yardımcı olamıyoruz.
    b-nasıl yani ? ilaçları neden yazdınız o halde ?
    d-biz o konuda yardımcı olamıyoruz .
    b-hangi konuda yardımcı olabiliyorsunuz ? , neyse sizinle konuşmaya bile halim yok .
    gittim sadece 2 gün kalmış olan senelik iznimi kullandım.hala düzelemedim , şimdi hafta sonunu iple çekiyorum , rahat rahat dinlenebilip normale döneyim diye.

    tamam arkadaş biliyorum bu iş suistimale açık bir olay ama mantığını anlayamıyorum hasta olduğunu senin de teyit edip ilaç yazdığın insana istirahat vermemen nedir ?
    kenzül havasa merak salacağım halim olsa .
  • istirahat gerektiren hasta söz konusu ise hayır duası almayan ve görevini yapmayan doktordur. suistimal bahis konusu değil, çünkü 6 yıl( en az) tıp eğitimi almış bir doktor, dikkatli bir muayene ile sapasağlam adamı hastadan ayırabilmelidir. ağzı burnu akan, bademciklerini iltihap kaplamış yutkunamayan adamı tedavi edici olmayan 1-2 ilaç yazıp işe gönderir, o adam iş arkadaşlarının yanına gider, virüslerini son hız saçar , ertesi gün nurtopu gibi yeni hastalar olur, onlar başkalarına bulaştırır, bu "saadet zinciri" sadece işte değil, evde de sürer. evdeki bebekten yaşlıya kadar herkes nasibini alır. bir kişiyi eve gönderip 3 gün dinlendirmediği için belki 10 kişi hasta olur, çaptan düşer işyerinde verim de dibe vurur. üstelik grip nedir , nasıl iyileşir başlığı altındaki tüm yayın ve otoriteler "istirahat" cevabını verirken, uygulamada gribe rapor verilmez. yata yata para kazanmak gibi ifadelerden anlıyoruz ki bazılarının gönlünde yatan meslek köle tacirliğiymiş. 3 gün rapor alan adam o haliyle yorganın altında titrerken "ooh nasıl da çalışmadan para kazanıyorum " diye kıs kıs gülüyor sanki.
  • geçen kış sırtım tutuldu ama öyle böyle değil , 5 dakika ayakta dursam dayanılmaz bi acı duyuyorum , o yüzden genelde oturuyorum yada yatıyorum. 4 gün sonra da iznim bitiyor yolculuk yapıp çalıştığım yere gitmem gerekiyor. gittim fizik doktoruna durumu anlattım . baş parmağıyla muayene etti .. ulan 1950 lerde de böyle muayene ediliyodu şimdi de böyle ! insan bir röntgen bilmem ne çektirir. neyse baba teşhisi koydu yazdı kas gevşeticileri ağrı kesicileri.. tamam da hocam dedim ben yola çıkacam bu sırt 3 günde iyileşecek gibi durmuyor ayakta duramıyorum , kaldı ki valiz taşımam gerekecek . tamam dedi 3 gün yazayım. hocam temizinden yedi gün yaz da strese girmeden adam gibi iyileşip öyle çıkalım yola . nuh dedi peygamber demedi. ben de sinirlendim hiç yazma o zaman dedim . sonra bi arkadaşa dedim onun tanıdığı varmış hastanede doktor . rica et rapor lazım dedim . yalan da değil hastayım yani.. neyse söylemiş doktora tamam gelsin yazayım demiş. hangi hastane hangi doktor dedim . benim gittiğim doktor çıkmaz mı :) yok dedim arkadaşa , ben onu bugün ziyaret ettim bidaha gitmem onun yanına .. yani diyeceğim odur ki ulan sana insan gibi durumu anlatıyoruz 3 gün vereyim 7 gün vermem diyosun.. sonra hiç hasta olmayan birine sırf torpil yaptırdı diye şak yapıştırosun raporu.. illa birinin tanıdığı olmak birinin selamıyla mı gitmek lazım.. tamam hasta olmayan birine rapor verme onu anladık . hastaya niye vermiyosun hipokrat yemin mi ettirdi
  • fenne aykırı istirahat raporu verdiği anlaşıldığında tüm cezai sorumluluğu, soruşturmaları ve adli süreci tek başına üstlenmek durumunda kalan doktordur.

    ben daha "hocam bu iş benim yüzümden oldu kusura bakma, ne gerekiyorsa ne yapabilirsek yanındayız" diyen hasta-hasta yakını ne gördüm ne duydum. "vermeseymiş" deyip geçmeyi iyi bilir doktorların ahlakını beğenmeyen yüksek ahlak timsali vatandaşlarımız..

    hal böyleyken özel durumlar hariç, salgın olasılığı bulunmayan, komplikasyon beklenmeyen ve ayaktan tedavisi mümkün sık görülen rahatsızlıklarda rapor verilmemesi normaldir. verilse dahi birkaç günlük istirahat raporundan daha uzun süreleri verecek olan "iyi bir doktor" artık bulmanız güç, mevcut risklerle bulamamalısınız da zaten.

    (bkz: iyi bir doktorda olması gereken özellikler/@eternel)

    gerçekten çalışamayacak durumda olduğunuzu düşünüyorsanız da ilgili branş hekimine giderek yeniden muayene olun. "ben çok kötüyüm ölüyorum bitiyorum çalışamam" demeyin hastalığın branşı olmayan hekime. diğer branşlardan alınan uzun istirahat raporlarında fenne aykırılık kanaati daha sık oluyor. örneğin bir dahiliye uzmanının bel ağrısı şikayetli hastaya 10 gün istirahat raporu vermesi sonucu, hakkında dava açıldı ve ceza aldı. aynı raporu beyin cerrahi, ortopedi, fizik tedavi branşlarından almış olsaydı sen neye dayanarak bu kadar uzun rapor verdin denmezdi o hekimlere, ancak dahiliyeciye dendi.

    konuya meslek içinden bakan şöyle bir yazı da mevcuttur.