şükela:  tümü | bugün
  • genelde kabusa donusen ruyalardır. en abuk sabuk ruyalar bu aralar gorulur. thompson'lı beyaz kaşkollu mafya babalarının otobus duraklarını taramasından tutun da mor ve dev bir ahtapotun futbol sahasından seyircileri saga sola fırlatmasına kadar geniş bir yelpazeyi içerir.
  • normal rüyalara göre daha kavramsalardır. özellikle ateşiniz çıktığında çok enteresan bir hal alırlar. mesela sabaha kadar turuncu bir fon üzerinde beyaz çizgiyle çizilmiş bir kare görebilirsiniz. bilinçaltının bilinçaltı denilebilir.
  • aynı gece içinde bir çok mevzu görünce, gerçek hayatla karıştırmamak çok güç. birazdan okuyacağınız rüyayı gördükten sonra ben, biraz daha çalışırsam dizi senaristleriyle yarışır hale geleceğimi anladım.

    en yakın arkadaşımın iş görüşmesi amacıyla bir ofise gitmesiyle başlıyor her şey, ben de dışarıda bekliyorum. içeriden bir çığlık kopuyor. meğer içeride iki kişi birbirini vurmuş. ''kaçman gerek yoksa şüpheli sen olursun'' diyorum, o yakın olduğu için evine gidiyor hızla, ben de bisiklete atlayıp kendi evime yol alıyorum. bu sırada yolda bisikletliler için de ehliyet çevirmesi var. ''araba için ehliyet yok daha, bir de bisiklet için mi alıcaz?'' diyorum polislere. öyle böyle, kurtuluyorum ellerinden. sitenin kapısından girdiğimde, aynaların karşısında bekleyen saçları tuhaf şekilli kadınlar görüyorum. meğer kuaför olmuş site girişi. aralarında geçerken biraz önce evine kaçan arkadaşımı görüyorum. ''dur şu saçım yapılsın, bi kahvaltı edelim'' diyor. bekliyorum, izmit'in bütün caddeleri simit saraylarıyla dolmuş, kahve dünyasının yerini almış simit sarayları, 52 ekran güneş gözlüklü insanlar şen kahkahalar atıyor filan..simitlerimizi yiyip kalkıyoruz, o sırada bir diğer yakın arkadaşım arıyor, ''bizim liseye gidin, yeni yasa çıkmış, üniversiteden mezun olanlar lise sonu tekrar okuyacakmış'' diyor. özlemişiz liseyi, seviniyoruz. bir yandan da zor geliyor tabi. gidiyoruz okula, sınıfta her ülkeden insan var. yerli kıyafetleri içinde öğrenciler filan..oturup muhabbet ediyoruz. çıktığımda eylem yapanları görüyorum, bir senemizi yemeyin yazmışlar pankartlarına. kuzenin film dükkanına uğramak istiyorum, ana yoldan gidemiyorum, bisikletleri sokmuyorlar. arkadaşım sen geç ben onları oyalarım deyince, basıyorum pedala, çekiyorum bisikleti dükkanın önüne. çevredeki evlerin kapılarından, camlardan yavru köpekler atlıyor. nerdeyim ben diye çığlık atacakken telefonum çalıyor. rüyamda gördüğüm arkadaşım arıyormuş meğer.
  • alf vardı biz küçükken. işte ondan bisürü olmuş beni bi o yana bi bu yana atıyorlardı. hani olur ya kötü adamlar kızı birbirlerine atarlar öyle biri deri ceket giymişti böle gözlüklü falan o zamanlar alfe bakış açım değişmişti.
  • küçükken her ateşli hastalığımda rüyamda adamin biri sağlam döverdi. eline ne geçerse vururdu bana.
  • bu sabaha karşı gördüğüm abuk rüyada bunlardan biri olabilir.

    roma'da yaşayan eski sevgilim türkiyeye dönmüş, benim yatağımda how i met your mother izliyoruz. robinli bölümlerden birini hem de. sonra bu eski sevgili duş almak istiyor ama banyoya sıcak su gelmiyor.(bir kaç gün evvel bu gerçek hayattada yaşandı basınç düşüklüğünden sıcak su gelmeyebiliyormuş) bende istersen ocakta biraz su ısıtırsın falan gibi bir cümle kuruyorum. sonra bir bakıyorum adam mutfakta kettle in içindeki ısıtma aletini bir tencere (kazan da diyebiliriz, o büyüklükte bir şey benim evde ne arıyor ise) suyun içine atmış. kazana musluktan su akmaya devam ediyor, kablolardan acayip sesler geliyor. ne akla hizmetse mutfağın altı da ahşap parke. parkeler sıcak su altında kaldı bir de yangın çıktı. çok felaket bir rüya idi hem sel hem yangın. hepsinin sorumlusu sensin sudafed.
  • ateşli bir hastalıktan muzdarip olduğumda (şu anda tonsillit+sinüzit)

    -yattıktan hemen sonra başlayan
    -daha net hatırlanan
    -kesinlikle sonuca ulaşamayan
    -insanı çabalatan
    -uzun süren
    -yer yer kabusa çeviren
    -sabahlar olmayan
    -an itibarıyla örnekte görüldüğü üzere insanı yataktan kaldıran

    rüyalar görüyorum. diğer insanlar da benzer şekildeymiş, rahatladım.

    bu gecenin konusu şöyle:
    yatmadan önce "darth bane"in birinci kitabından bir-iki bölüm okudum. (adı şimdi aklıma gelmedi, sabah yazarım) rüyada da tahmin ettiğiniz gibi kitapta kaldığım yerden başlayan, uğraştırıcı, sonuca bir türlü varamayan "pis" bir rüya gördüm.
    daha sonra darth bane olacak olan şahıs içindeki gizemli bir güçle, yumruk savaşı yaptığı birini yener. şirketten birkaç gün çalışmama, dolayısıyla para kazanmama cezası alır. bu arada gezegene bir kargo gemisi inmiştir.
    (rüya burada başlıyor) bane para kazanmak için yeni gücünü gemidekilere denemeye kalkar. başarılı da olur. ancak gemideki gizemli bir kişi kendisinden aynı konuda çok daha güçlüdür. bu kişi de bir sith lordudur. uygun çırağı bulduğunu anlar. bane'i çırak almaya çalışır. (not: buralarını okumadım ama rüyanın cilvesi sonucu böyle şeyler gördüm. kitap nasıl devam edecek acaba?)

    bir parasetamol alıp tekrar yatacağım...

    sabahleyin ek: parasetamolu içip tekrar yatınca o garip rüyaları görmüyormuşuz.
  • ateşlerin tavan yaptığı gecede normalde soyut abuk sabuk sessiz rüyalar görmem gerekirken bee gees özel sunumuyla sesli olarak gördüm. artık kafamın arkasında bakteriler nasıl parti vermişse uyandıracak kadar güçlüydü

    stayin' alive şarkısıyla büyüyüp küçülen dönen objeler şekiller falan. tiz sesi midemi bulandırmaya başlamışken pump up the jam başladı neon renklerle daha hızlandı her şey.
    gözlerimi açıp yarım saat hiç bilmediğim halde şarkıyı söyledim. zaten sonra sese gelenler ateşime baktı, buz torbalarını gördüm uyuyup kalmışım