şükela:  tümü | bugün
  • hastalıktan ölüyorsundur ama iş senden o kadar daha önemlidir ve yöneticin gelmen için öyle bir psikolojik baskı yapar ki sıkıyorsa gitme bakalım işe. bare işte öleyim de anam babam tazminat alsın.
    ben böyle köle hayatın ta alnından öpeyim.

    edit:nerede lan benim viskim!
  • öğretmensen olmayan zorunluluktur. zaten de gitmemek gerekir şimdi bulasacak öğrencilere falan. al rapor, yat yerine. birinin çorba yapmasını bekle.
  • bir yönetici asistanı bu konuyu ele almış

    hastayken işe gitmek zararlı mı?

    evet. öncelikle iş yeri açısından zararlı.

    bir anket şirketi tarafından yapılan araştırmalar, hastalıklarının bulaşıcı olduğunu bilmesine rağmen çalışanların %90’ının izin almayıp işe gittiğini göstermiş. bu durum hem hastalığın iş arkadaşlarına da bulaşmasına sebep oluyor; hem de çalışanın performansının düşmesi sebebiyle verimli bir iş günü geçirilemiyor.

    yani, çalışanını hasta hasta işe gelmeye zorlayan çakal yönetici, aslında zannettiğinin aksine duble zararda. aklınca yaptığı hinlik yüzünden, bir çalışanının %20 verimle çalışmasını sağlarken 10 çalışanının %80'lik iş veriminden oluyor.

    10 yıl boyunca, 10 bin ingiliz hastanın verilerini inceleyen university college uzmanları, hastayken çalışmanın kalbi fazlasıyla zorladığını ifade etmiş. yani basit bir nezle esnasında çalışırken bile kalp krizi riskiniz iki katına çıkıyor.

    hastayken nasıl daha verimli çalışabilirim?

    hastalık türlerinin ve bünye çeşitliliğinin sonsuz varyasyona sahip olması nedeniyle bu soruya verilebilecek tek bir cevap yok. ama genel-geçer doğru diyebileceğimiz bazı ortak yöntemler var.

    1) bir program oluştur ve ona bağlı kal.

    hastayken insanın canı hiçbir şey yapmak istemez. normalde, sınırları kesin olarak çizilmiş programa bağlı olmadan, tıkır tıkır çalışabilen insanlar bile hastayken doğru dürüst iş yapamazlar. bu durumun belli ölçüde önüne geçebilmek için; sabah işe gelir gelmez bir program oluşturup ona bağlı kalın. işe yarıyor.

    2) önceki geceden iyi uyku al.

    istisnaları olmakla birlikte, hastalık öyle birden bire gelmez. önce kendini yavaş yavaş belli eder. baş ağrır, boğaz karıncalanır, burun tıkanır, bir halsizlik hissedilir. hasta olacağınızı tahmin ediyorsanız, önceki gece erken yatıp, iyi uyumak ertesi günün verimliliği açısından çok önemlidir. mutlaka ama mutlaka iyi uyuyun.

    3) iyi beslen.

    sabah kahvaltısını atlamayın. öyle kuru kuru bir simit, bir çay ile de geçiştirmeyin. peynir, bal, yeşillik, süt, yumurta gibi çeşitlerle birlikte, hazır ve işlenmiş gıdalardan uzak kalabileceğiniz bir kahvaltı yapın.

    ben kahvaltı için "light & yağ oranı azaltılmış" ürünlerin pek sağlıklı olmadığını düşünüyorum. inek sütü yerine de bulabilirsem keçi sütü, bulamazsam soya sütünü tercih ediyorum. (bunun sebeplerini daha sonra yazarım.) zamanım olmadığı için cornflakes ile tek yönlü bir kahvaltı yapmak zorunda kaldığım için çok mutsuzum. fakat işe yetişmek için, çok erken evden çıktığımdan ne yazık ki sağlıklı kahvaltılar sadece hafta sonlarına kısmet olabiliyor.

    öğle yemeğinde besin dengesi yüksek gıdaları tercih edin, ara öğünlerle de beslenmenizi takviye edin. ne yazık ki hasta olduğumuz zaman genellikle tat alamadığımız için iştahımız kesilir. ya da boğaz ağrısı sebebiyle yutkunmak işkence halini alır ve düzgün beslenemeyiz. bu durumlarda aç kalmak, hastalığın daha da şiddetli seyretmesine sebep olur. o yüzden ara ara, küçük porsiyonlarla meyve, kuru yemiş, bitki çayı vb. şeyler tüketmeye gayret gösterin.

    zaten bol bol sıvı tüketmek, işin püf noktası. yalnız bu çayların falan aşırı sıcak olup, boğazınızı tahriş ederek daha fazla çileye sebep olmamasına dikkat edin. ılık iyidir ılık.

    4) dikkat dağıtabilecek her şeyi ortadan kaldır.

    çek o dakika başı cazır cuzur öten yazıcının fişini! bırak, iş arkadaşın 5 adım yürüyüp yan odadan alsın o çıktıyı! hem üç gram verir. hastasın sen, anlayış gösterecektir. facebook'u, ınstagram'ı, youtube'u, twitter'ı kapat. bırak, whatsapp'ta mavi tiki görmeyiversin bugün muhattabın. çünkü, hastayken düşünceler uçuşur. insan önündeki şeye odaklanmakta zorlanır. hatta işten kaçmak için, işle ilgili olmayan ne varsa onun kadim varlığı arkasına saklanır.

    sözün özü; dikkatinizi dağıtan ve sizin için bahane oluşturabilecek her şeyi elinizin altından kaldırın. böylece hastayken işe gelmiş talihsiz bir birey olarak, en azından verimli bir iş günü geçirebilecek ve bu işkenceyi boşu boşuna çekmemiş olacaksınız. sonuçta öyle ya da böyle, o işi yapacak olan sizsiniz.

    5) mola ver ve rahatla.

    hasta olduğunuz için, işin kakasını çıkarmadığınız sürece, mola verip, rahatlamaya çalışabilirsiniz. zaten yorgun ve halsiz olan bünyeyi aşırı derece zorlamanın bir manası yok. pozitif olmak, hastalık süresince yerlerde sürünmemenin altın kuralıdır. eğer, gizli gizli sürünmekten zevk almıyorsanız kendinizi toparlayıp, şöyle bir silkinip, olumlu bir moda girin. vallahi bak, etrafınıza pozitif enerji vermek sizi gerçekten daha çabuk iyileştirecek.
  • mutsuzken işe gitmek zorunda olmakla denktir, hem mutsuzlukta bulaşıcı. niye bozalım ki milletin psikolojisini di mi yani , hıh .. :/ (bkz: keşke 'zorunda' olmasak)