şükela:  tümü | bugün
  • swahili dilinde dikkat! demekmiş...
  • 62 hawks yapımı.. jeepli çekimlerde zamanına göre üstün iş çıkarmış denildiğ gibi bir afrika westerni olup çıkmıştır erkek-kadın ilşikilerinde her zamanki seviye tutturulup, birbirleriyle dalaştırıp sıkı geyik yaptırmıştır-tarantino nun bu konuda üstadı olarak görüyorum-gergedanı yakaladıkları sahne görüldüğü üzre gerçek mekenlarda gerçekleşmiş, bir heyecan tutturulmuştur..yavru filler fazla sevimli olup seyirciyi gafil avlamıştır..
  • ünlü yönetmenlerin bazı bazı insanı hayal kırıklığına uğratmakta olduğu, hatta adamı can evinden vurduğu bilinir. "ya bu ünlü bi adamdı, otördu, allağalla" dediğimiz pek çok film olmuştur, olacaktır.

    şimdi howard hawks'a sesleniyorum. e güzel abim, 157 dakikayı bize afrika ambiyansında, john wayne'e romans yaşatacam diye mi izlettin? oynatıp cefa çektirdiğin fillerin ahını vebalini niye boş yere üzerine aldın? böyle kötü mizansen yaratılır mı babam? red river'da o sığır sahnelerini sen çekmedi miydin? naaptın sen kendine, niye çektin bu filmi havırd abim? ben bişe demiyorum abi sana.
  • aslinda pek öyle hayalkirikligi bir film degildir bence. yani öyle bir görüs gelmis kasap üzümlerinden, genel kani oymus gibi olmasin. evet john wayne yogurtlasmis haliyle sempatik buldugumuz bir oyuncu degil, cipin üstünde bacak bacak üstüne atmis, kazik sokulmus hallerinin hastasi degiliz, ama gene de güzel filmdir hatari.

    hawks'in basyapitlarindan rio bravo gibi, birkac karakterin kendi aralarinda takilmalarini anlatir ki, rio bravo'da hadi kötü adam var, amac var filan ama hatari'de hicbir sey yoktur. sadece takilir karakterler, arada ava cikarlar, sonra tekrar takilirlar. bu acidan pür howard hawks'dir film, eglencelidir. yasli john wayne'e tahammül edebiliyorsaniz, zevkle izlenir bile.
  • simdi robert mitchum ile howard hawks diyalogu geliyor aklima, hatari denince. neden? el dorado icün hawks ariyor mitchum'u, coraplari giy, firla gel, film cekicez diyor. what's it about, howard? (konusu nedir?) diye soracagi oluyor mitchum'un, hawks sasiriyor, afalliyor. about nothing particular diyip gecistiriyor. yine publicity filan olarak görülecek, vay emprovize film cekiyormus olur mu canim denilecek, amma tüm holivudun sahit olup bildigi bir gercek, howard hawks'un filmlerini sette yazdigi.

    iste hatari'de böyle, ebavt nating in partikülir, konusup eglenen, maceraci adamlarla ilgili bir film. film boyunca pek kayda deger birsey olmamasina ragmen, bastan sona seve eglene izliyor insan, daha iyilerini yapti tabii hawks, ama hatari'nin de eksigi yoktur kanimca hic.
  • aslında, bir yönetmenin takıntılarının, kişisel zaaflarının, sinemasını yaratan unsurların en ön plana çıktığı film, o yönetmenin en kişisel filmidir dersek, hatari herhalde hawks'un en kişisel filmidir. en kişisel filmin en iyi film olduğu iddiasını ise otör teorisi manyaklarına bırakıyoruz.

    evvela bir "do the job!" filmidir. daha evvel pilotların, kasaba şeriflerinin, ne bileyim kovboyların hayatını meslekleri açısından ele alan, profesyonelliği ön plana çıkaran ve yapılan mesleği hayatının merkezi haline getirmiş karakterleri sıklıkla anlatmış olan hawks, bu sefer vahşi hayvan avcılığı gibi diğer bir maço mesleğe el atıyor. bu sefer manzara afrikanın uçsuz bucaksız manzaraları olduğuna, meslek avcılık olduğuna göre, hemen hemingway'e bkz. vermek lazım. neden? hemingway ile hawks dost idi.

    bir yandan amerikanın western dünyasını, diğer yandan bu afrikayı içine alan filmografinin anahtar kelimesi nedir diye soralım? cevap: macera.

    macera aksiyon veya gerilimle bir değil. macera, bir insan kendini maceraya atınca macera oluyor. aksiyon sizi bulursa macera yaşamazsınız, siz aksiyona giderseniz, bu bir macera olur. buna bir çeşit hayat felsefesi diyelim: hawks böyle yaşamayı seven, bunu bir hayat biçimi haline getirmiş karakterleri seviyor. risk almayı seven adamlar. risk almayı hayat felsefesi haline getirmişseniz, yaptığınız işi en iyi şekilde yapmalısınız ki kazanabilmelisiniz. hawks'un karakterlerinin mesleklerine olan işkolik yaklaşımı bundan.

    hatari bir "do the job!" filmi olduğu kadar, bir bastırılmış eşcinsellik filmi. gözden kaçırmak zor. john wayne ile red buttons'ın, italyan kadın gazeteci ile bölünen dostluğu, aynı meslekte çalışan ve birbirini seven iki adamdan birinin bir kadın yüzünden mesleğine ve arkadaşına konstantre olamamasının hikayesi var. john wayne'in durmadan kadından rahatsız olmasına, kadınla her yakınlaşmalarında ise adamın romantik anı bölmesine dikkat. hawks'da çok rastlıyoruz, özellikle only angels have wings'de. bu üstü kapalı garip ilişkinin hawks bile farkında değil büyük ihtimalle, bu kadar bariz bir hale gelmiş olması ise ancak "kişisel film" tanımlamasıyla biraz açıklık kazanıyor. karakterlerin psikolojileri açısından karman çorman, ne dediğinin pek farkında olmayan bir film.

    sonra bir kötü adamın olmaması. yine tipik hawks, öyle ki en azından diğer filmlerde zayıf bile varolan kötü adam, burada hiç yok. tam anlamıyla harmonik, aylak, gündüz iş akşam alkol ve eğlence, ailevi, sıcak bir dünya bu. ebavt nating partikulırdan kasıt bu. hani çatışma? çatışma hesapta john wayne ile italyan kadının romantik ilişkisinde, ama hawks ondan ziyade bu maceralı yaşam biçiminin binbir güzelliğine, işini iyi yapan insanların hayatın tadını nasıl çıkardıklarına bakıyor. şarkılar söyleniyor, içki içiliyor, günün her saati başka bir tad veriyor. bir çeşit tekdüzelik içinde en ufak olaylar bir maceraya dönüşüyor. bilemiyorum belki kulağa "boş" bir film gibi geliyordur böyle anlatınca. ama hatari'nin, aynen rio bravo gibi izlenmeye doyulmaz bir yanı var. tüm saydığım özellikleriyle filmi övmeye çalışıyorum aslında ama hawks'un tarzına sempati duymuyorsanız saydıklarım negatif de gelebilir insana sanırım.

    şöyle anlatmaya çalışayım, hawks'ın belli bir yaşam stilinin, daha isabetlisi hayata belli bir şekilde yaklaşan insanların birlikte yaşayıp gitmelerini anlatıyor. fassbinder'de beraber yaşama kavramının önüne bencillik ve sömürü geçiyordu, lukas moodyson'un "tilsammen"inde aşırı kuralcılık. hawks'un dünyasında ise yapılan işe profesyonel yaklaşım ve hayatın bir macera olduğu duygusuyla, beraber yaşamın sorunları 2 saatlik ve hepsi de çözülebilir bir eğlenceye dönüşüyor ve bir nebze inandırıcı olmayı bile beceriyor. sanat hep eleştirmek, "irdelemek" zorunda değil ya...
  • izlanda'nin potansiyel 2019 eurovision şarkı yarışması temsilcisi. kendileri yaptiklari muzigi bondage pop, techno punk ve industrial gotholarak tanimliyor.
  • 2019 eurovision şarkı yarışması'na damgasını vuracak gruptur. izlanda'yı temsil hakkını daha kazanmadan israil'e yönelik sert eleştirilerini esirgememiş ve diskalifiye olma pahasına bu tutumlarını sürdüreceklerini beyan etmişlerdi. bakalım neler olacak?

    https://grapevine.is/…tanyahu-to-a-wrestling-match/
  • hatrid mun sigra şarkısıyla izlanda'yı eurovision'da temsil edecek ekip. eğer yapmacık mesaj kaygılı gıygıy eurovision şarkılarından sıkıldıysanız mutlaka kulak verin.

    şarkının orjinal klibi için tık
  • türkçesi "ucuz" isimli şu şarkıyı yapan izlandalı grup. "yıllar akıp gittiğinde geçmişe bakıp düşüneceksin; niçin? niçin kendimi bu kadar ucuza sattım?". altyazılarının açılarak dinlenmesini öneririm. https://www.youtube.com/watch?v=dstl6k7vcse