şükela:  tümü | bugün
  • facebook hesabını takibe aldığım, 2 çocuğuyla olan iletişimini, yaptıkları etkinlikleri, oyunları paylaşan ve "bağırmayan anne" olmanın püf noktalarını anlatan, tavsiyelerde bulunan bir anne kişisi..

    takip ettiğim kadarıyla, sempatik, kibar ve hakikaten sayfasında gösterdiği gibi yaşadığını düşündüğüm biri..

    radyo ve tv programlarına da katılıyor, çocuk yetiştirme konusunda annelere bilgiler veriyormuş. "bağırmayan anneler atölyesi" adı altında söyleşilere katılıyormus.

    şahsen beni takibe çeken, "bağırmayan anne" tanimlamasiydi. çocukları anlamaya çalışarak, vakit ayırarak, onun çocuk olduğunu bilip, bir büyük gibi davranmasını beklemenin yanlış olduğunun farkında olan her anne "bağırmayan anne" olmayı başarabilir.

    çocuktur dağıtır, o bi çocuktur ağlar, mizmizlanir, diretir, tutturur, döker saçar..
    bunu bilerek, kabullenerek çocuğumuza yaklaştığımızda aslında bağıracak bi'sey olmadığını anlayabiliriz.
    bu bağlamda hedeflediği ve gostermeye , anlatmaya calistigi anne profilini beğendim.

    kitaplari da varmis. fıtrat pedagojisi olanını aldım fakat henüz okumadım. okuyunca kitap hakkındaki düşüncemi de belirtirim.
  • yeni bir socialmom rezaleti daha kapıdan bakıyor sanki. bu kadın kimdir necidir ? kendine çocuk terapisti titrini nasıl takıyor her önüne gelen. hadi var diyelim bunu nasıl ayetlere bağlayarak çocuk eğitimi verdiğini iddia edebiliyor? kim bunlar? nerden çıktılar ? nasıl bu kadar takipçisi oluyor bunların? bizim toplum neden böyle ? aklımda deli sorular.

    bu ucube paylaşımın mantığı nedir ?

    “çocuğuma karne hediyesi alayım mı, almayım mı? karnesi iyiyse mi alayım, kötüyse de alınır mı? o kadar çalıştı yavrucak bir ödülü hak etmesin mi?” gibi soruları olan annelere 'toplu' açıklama (bakınız 'top' ??)

    bir işi tamamlamak, sorumluluklarını yerine getirmek, başladığın işi bitirmek zaten birer ödüldür. ekstra ödüllendirilmesi gerekmez. dönem boyu çalışıp, gayret etmiş çocuk ‘iyi bir karne’ alır ve ödülünü almış olur. bize düşen çocuğumuza ‘şuan müthiş hissediyor olmalısın, dönemi güzel notlarla tamamlamayı başardın’ diyerek, bunun başlı başına bir ödül olduğunu fark ettirmektir.

    anne-baba çocuğunun bu gayretini ödüllendirmek isterse şunu yapar: yılın başında ‘takdir alırsan sana şunu alırım’ gibi vaatlerde bulunmaz, çocuğuna rüşvet teklif etmez. ama dönem sonunda ona ufak bir hediye alıp ‘bu dönemki gayretin beni çok mutlu etti, sana bir hediye almak istedim’ der. yani ödül değil, hediye verir. karnesi kötü olan çocuk için de hediye alınıp ‘şuan kendini kötü hissediyor olmalısın, bu hediye belki biraz iyi hissetmene yardımcı olur’ denilerek teselli etme yoluna gidilir. çünkü karnesi kötü olan çocuk üzgündür. ailesinin desteğine ihtiyacı vardır.

    son cümlelerimiz asa lind’in meşhur ‘kumkurdu’ kitabından gelsin:
    kumkurdu ile zackarina’nın oynadığı maçta, minik kız 7-0 yenilince çok üzülür ve somurtur. kumkurdu madalyayı ona verir, zackarina şaşırır ‘ama ben kaybettim’ der. kumkurdu daha çok şaşırır: ‘kazananlar zaten mutludur, ödül kaybedenlere verilmeli’
  • eğitimi yok, yetkinliği yok, standart bir ev hanımından hallice ama 370 bin takipçisi var facebook'ta. seminerler, kitap imza günleri, trt'de yayınlar vs...

    bunların hiçbirisi beleş değil tabi, çuvalla para götürüyor bunlardan. bu millet böyle salak olduğu sürece böyle din tüccarları daha çok prim yapar. millet kerkilmeye açık olduğu sürece ne hatice'ler biter ne kübra'lar. müstehak amk size.
  • (bkz: oyuncuanne) nin türbanlısıdır. instagramın şu annelerinden gına geldi
  • sinir olduğum internet annelerinden bir diğeri. nasıl yapmacık nasıl yapış yapış geliyor bu kadın bana... öyle çok beğeneni, seveni, takip edeni var ki, acaba diyorum kıskanıyor muyum? hani o bağırmayan anne ya, hani her şeyi usulüne göre yapan... ben bağıran, kötü, sabırsız, pis anneyim ya... yok arkadaş, gayet de ön yargısız okumaya da çalıştım paylaşımlarını, değil, hayır. samimi değil bu kadın, satıcı... kendini, anneliğini, özel yaşamını satıyor bu kadın daha nice internet annesi gibi... kendinde nerden bulduğu belli olmayan bir öz güven, şöyle yaparsanız böyle olur, böyle yaparsanız mis gibi olur... bi bitin de kurtulalım yahu, hepinizden tiksiniyorum!

    bir diğeri için (bkz: oyuncu anne)
  • imam hatip mezunu, sosyoloji okumuş psikolojide yüksek lisans yapıyor. ohh. anlamadığım şu bunlara terapi eğitimini kim veriyor nasıl bir sistem açığıdır bu kul hakkı diye zırlayanların kul hakkını çatır çatır yediğinin bir başka kanıtı socialmom2.
  • bildiğim kadarıyla psikoloji, psikiyatri veya pedagoji gibi alanlarda herhangi bir sağlam alt yapısı olmadan kitaplar yazan kişi.
    piyasada bunlardan çok var. beni rahatsız eden ben bir anneyim ve bunlar naçizane görüşlerim, önerilerim demeden dikkat çekici kitap isimleriyle piyasa yapmaları. kimisi kendini mış gibi gösteriyor, kimisi de hiçbir eğitim bilgisi vermeden yoluna bakıyor. halbu ki az evvel dedigim gibi iddiasız yapsalar islerini daha samimi bulurum. bu ve benzer görüşlerimi şermin çarkacı ile de paylasmistim. fanlari ve kendisi tarafindan ateşe tutulduydum.
    böyle yazarları veinternet fenomenlerini göklere çıkaran düz insanları da anlamakta güçlük çekiyorum.
    ama kraldan çok kralcılar oldugu sürece bu devran böyle gider bence.

    şunları da şuraya bırakayım:

    #57702434
    #58671089
  • "birgün kabe’yi çok özlemiş bir anne varmış. hemen mutfağa koşup bir tepsi almış. bulgurdan çöl, küçük bir kutudan kabe yapmış. oğluna “hadi gel kabecilik oynayalım” demiş. beraber kabe’yi tavaf etmişler, deve sürmüşler, lebbeyk demişler. sonra annenin gözleri ıslanmış. çünkü kabe’yi görmeyen bir, gören onun hasretinden bin yanarmış...."

    https://www.facebook.com/…1104665489&type=3&theater

    oooo nefis...

    aklıma cahiliye devri öncesindeki helvadan put yapıp tapındıktan sonra yiyenler geldi.
  • kendisinin başlığından eğitim etiketinin kaldırılmasını istiyorum ki sahiden eğitimci olanlara , bu alanda senelerce çalışanlara ,emek verenlere saygısızlık olmasın. hadi anne olarak tecrübelerine dayanarak edindiği fikirleri var ve bunları sosyal medyada paylaşıyor diyelim de neyine güvenip kitap yazmış anlayamadım. acaba bu alanda eğitimi var mı diye kitabın başındaki özgeçmişine bakayım dedim ve bingo !! bilmem ne üniversitesi sosyoloji bölümünden onur (!) derecesiyle mezun olduğunu görünce daha da okumadım. ister formal olsun ister informal : eğitimde bir insana aşılanacak en önemli şeylerden biri kesinlikle haddini bilmek olmalı. umarım bu hasleti çocuklarına da aşılar .kendisi öğrendikten sonra tabii.

    edit : acilmayan kavanoz uyardı . açıköğretim sosyoloji mezunuymuş. ne desem boş.
hesabın var mı? giriş yap