şükela:  tümü | bugün
  • birine karsi duyulan saygi, sevgi
  • ugruna çiğ tavuk yenen. ne menem bişiymişsin sen yaa. menemen var bir de. ama o konumuzla alakalı değil.
  • durum. gidişat gibi.
    (bkz: hal hatır sormak)
    gönülle bir ilişkisi olmalı, evet.
    (bkz: hatir gonul gulusu)
    (bkz: hatir gonul yikmak)
  • kullaniminda yapilan yaygin hatalardan biri, sesli harf dusmesine ugratmaktir (ornek; hatali kullanim: hatrin icin; dogru kullanim: hatirin icin)
  • tdk kaynaklı anlamları:
    1 . düşünme, akılda tutma, hafıza, zihin, akıl, yâd.
    2 . gönül, kalp: "sakın hatırını kıracak bir şey söyleme."
    3 . birine karşı duyulan saygı, sevgi: "hatırınız için bu işi yaptım."- .
    4 . durum, keyif, hâl: "hatırını sormak."

    1. anlamı ile hatırlamak ve hatıra sözcüklerinin köküdür.
  • "hâtır, insanın derûnuna lâyıh olup cevelân eden şeye denir." mütercim asım böyle tanımlıyor hatırı. yani, hatır, insanın iç dünyasında açığa çıkıyor (lâyıh) ve sonrasında da dolaşmaya (cevelân) başlıyor. sanki iç dünyanın flanörü / flanözü gibi hatır.

    bu açıdan düşünüldüğünde birisinin bende hatırı olması ne demek? o kişiyi, derunuma almışım, daha doğrusu onunla ilişkimin içerisinde, aramızdaki şeyle bağlantılı olarak, o kişi derûnumda açığa çıkmış, aşikar olmuş ve sonrasında bitiverdiği bu derûnda dolaşmaya başlamış. asım'a göre hatırın, rey (görüş), fikir, tedbir, vesvese, his gibi türleri var. bir başka deyişle, bizde hatırı olan kişiler bu formlarda iç dünyamızda dolaşabiliyorlar. dolayısıyla bende hatırı olan kişiye dair görüşlerim, fikirlerim, hislerim var, onun yaşadığını, anlattığını olduğu gibi algılamaya, onu dinlemeye özen gösteriyorum ama aynı zamanda tedbirliyim, yalnızca bana sunulanı değil onun önünü arkasını da düşünüyorum, onun için durum bundan mı ibarettir, bunun ötesi var mıdır diye gönlümü, zihnimi işletiyorum; onunla ilgili vesveselerim de var, ondan ses çıkmadığında acaba başına bir şey mi geldi diye, benim böyle yapıyor oluşumu o da böyle anlar mı diye, böyle yapışının ardındaki neden bu mu diye vesveseleniyorum. görüldüğü gibi birisinde hatırın mı var derdin var. kişi, hatırlısına hayatı zehir edebiliyor. ilgisiyle hatırlısını boğabiliyor. bence ne zamanki bakışımsız, asimetrik bir hatır ilişkisi var, orada bu tehlike doğuyor. iki kişinin birbirinde hatırı olduğunda, o hatır ilişkisi nihayetinde vesveseden çok tevekküle yakın bir ilişkide dengesini buluyor. kişi, diğerini değerlendirirken tek değişkenin kendi vesveseleri olmadığı bir şekilde konumlanabiliyor. hatırlı ilişkiye dünyanın bin bir hâli şenlikle girebliyor. ancak ne zaman ki bakışımsız bir hatır ilişkisi söz konusu; orada endişe, kaderi denetleme arzusuna ve bunun imkânsızlığı karşısında deruni karanlığa dönüşüyor. böylelikle de bakışımsızlığı artırıyor. bu da başlangıçtaki noktadan bizi iyice uzaklaştırıp, kendi yaralanmış hatırımızı öfke, karamsarlık, kayıtsızlık gibi yollarla tedavi etmeye çabalamamıza götürüyor. bu saçma hale gelmemizin nedeni, bence, merkeze eylemlerin hatırını değil kişilerin hatırını koymamız. doğru eylemi, karşımdaki kişinin hatırını ne kadar kazanırım, toplumda ne kadar hatırlı bir kişi olurum diye değil; o eylemin kendi hatırı için, o eylemin doğruluğunun yüzü suyu hürmetine yapmaya başladığımızda insan kayırma anlamına gelen sahte-hatır-gönül işlerinden gerçek işlere, hakiki işlerin kendi hatırı için emek vermeye geçilebilir. bu geçiş, çilekeş bir sanatkarlıktan şen bir zanaatkarlığa geçiş olacaktır aynı zamanda.
  • üzerinize afiyet az biraz inatçıyımdır. birisi "hatırım için" diyerek bir konuda ısrar ederse daha da inatçı oluyorum. hele "aşkolsun, hiç mi hatırım yok?" diye inadını sürdürürse de inadım tavan yapıyor. elbette insan değer verdiği kişler için bir şeyler yapmalı ama saçma sapan şeyler için bu ısrar nedir arkadaşım? mesela adama "çay içmem, sağol" diyorsun, "valla olmaz, hatırım için bi bardak içersin" diyor. e malum ben de inatçıyım "yok içmicem, koyma sakın" diyorum ama bu pezevenk hala "olum hiç mi hatır nedir bilmezsin lan sen? iç işte bir bardak" diyor. madem hatır denen sike bu kadar değer veriyorsun, neden sevmediği bir şeyi içmesi için insanı zorluyorsun lan? hani diyorum ki hatırım için sevmediğim bir şeyi yapmaya beni zorlamasan? hiç mi hatırım yok lan?
  • (bkz: #39931273)
  • andromeda'ya ne kadar yakınsam bu hatır işlerine de o kadar yakınım. ikili ilişkilerde en anlamadığım, en sevmediğim olay bu. istemediğim birtakım zorunluluklara katlanmak falan bana ters.

    ofiste yardımcı bir abla var. geçen avon kataloğu getirdi "bakmak ister misin avon yapıyorum" diye. avon kafamda asla bulaşılmaması gereken, rezalet bir marka olarak kodlu durduğu için otomatik olarak "yok avon kullanmıyorum, sevmiyorum" deyiverdim. o gün bugündür surat çekiyorum. keşke dan diye cevabı yapıştırmadan önce birazcık bunun hatır işi olduğunu düşünebilseydim. hiçbir şeyini kullanamıyorum ama bari bir oje sipariş etseydim. bu saatten sonra tekrardan "neredeydi o katalog hani bakayım" da diyemiyorum. öte yandan, "bana mı güvenip girdi bu işe, her ay bir şey mi almam gerekiyor yani şimdi" diye de düşünüyorum. öyle salak bir durumda kaldım yani.

    ayrıca küçüklüğümden beri ne zaman hatırla bir şey alınsa evde bir halta yaramaz, kullanılmaz öyle durur. bilmem kim satıyordu almasan ayıp, bilmem kim dükkan açtı almasan ayıp diye diye alınıp kullanılmayan bir sürü çirkin şey var evde. hem serbest piyasaya da uygun değil. tasvip etmiyorum.
  • bencilin veya şakacının hal hatır sorması* şöyle olabiliyor:

    nasılsın sen, iyi miyim ben?

    [eskiden yaptıkları da, yapmadıkları da temizlendi, hatırlarından silinip arındı.] feridüddin attar - mantıku't-tayr

    (bkz: hatırlı), hatıra, hatıralar, hatırlamak
    (bkz: muhatara/@ibisile), ihtar, muhtıra