şükela:  tümü | bugün
  • ferrari'me lpg taktirdigim gün ne olaylar olmu$tu, resmen dünyayay rezil olmu$tum, fabrikadan gelmi$ti iki italyan, arabami elimden alip gitmi$lerdi.. zor günlerdi ama atlattim allaha $ükür, $imdi ho$ bir ani olarak kaldi aklimda sadece.
  • gecen gün bagdat caddesinde oturmu$um efendi efendi yazma satiyorum, takim elbiselinin biri geldi salca oldu, "ya teyze siktir git, amcık agazlı teyze seni, orozbu, kurtaricam hepinizi" diye.. git diyorum gitmiyo, gel diyorum gelmiyo.. en sonunda i$emeye camiye gidicem dedimde kurtuldum.. ne gündü o öyle..
  • ilkokul birinci ya da ikinci sınıfta okula gelip, her öğrenciyi yazı yazarken fotoğraflayıp büyük boy baskısını yapan amcalardan birinin bütün sınıftakileri çektikten sonra sıra sana geldiğinde ailenin durumunu idrak etmiş bir bebe olarak binbir yalan söyleyip fotoğrafı çektirmemek.
    daha sonra o fotoğraflardan nerede görsem tuhaf bir gurur duydum. o yaşta bile ailenin ekonomik gerçeklerini anlayabilip insiyatif kullandığım için. şimdi zenginiz ama*.
  • dilencinin önündeki milyonlara bakıp cepteki 75 kuruşu düşünmek..
  • annemin ögrencisinin yıllarca hatırlayacagı olaylardan birisidir. ilkokul üc ya da dördüncü sınıfı okutuyordu annem o zaman. nasıl bir geyikse, babası olmayan var, döven var, ölen var, müfredat geregi her babalar analar gününde, "siz nasıl bir baba-ana olurdunuz" konulu bir kompozisyon yazması isteniyor ögrencilerden. sınıfta hic konusmayan bir cocuk var, öncesinde sınıfın en yaramaz, en cin cocuklarından. sene basından beri konusmuyor, annem her gün gelip aglıyor, tüm ulasma cabalarına ragmen yok tık ortada. velisini cagırtıyor, psikolog ayarlamak icin birlikte, bir yandan kara kara düsünüyor, eh kasımpasa'da bir okul, hangi parayla? son care cebinden verecek zaten. aksam eve geliyor annem, kompozisyonlardan birini okuyunca hüngür hüngür aglamaya baslıyor. konusmayan cocuk şöyle yazmıs.. yüregimi daglıyor velet.

    - ben baba olsaydım, cenneti ogluma tercih etmezdim... hem ben baba olsam, eger cennete gitsem, ektirmem cicek mezarıma... biliyorum kökleri babamın gözlerine batıyor biliyorum. söyleyemiyorum, kimseye söyleyemiyorum. gözüme batar. her gece rüyamda. ben baba olsam, hep cocugumun rüyasına girerdim iste.

    altını da hırsla karalamıs kagıdın. öyle mahalle okullarının sınıfları altmıs kisiliktir. kagıt arada karısıyor.

    annem haftalarca, ilgileniyor cocukla. bize gelip gidiyor, birlikte kek filan yiyoruz, caktırmadan muz, cilek veriyorum önüne, biliyorum yiyemiyor evde. haftalar sonra, okulda anneme, ilk lafını gazete kagıdına sarılmıs bir paket esliginde veriyor...

    -ögretmenim seni cok seviyorum. sen benim her seyimsin.

    bir de b.c.d ablasını prenses kıyafetiyle cizmemis mi?

    eve getiriyor annem pakedi, annesi, baba ölünce dis fırcası, esantiyon dis macunları satar olmus. bir poset doldurmus evden getirmis. sonradan annesi geliyor okula, tesekkür etmeye, "valla haberim yoktu hocam, ben de evdeki paketler kaybolunca hırsızlıga da basladı diye kızartacaktım onu meger size getirmis" diyor.

    burkuyor yüregimizi, burkuluyoruz.
  • (bkz: helva ekmek)
  • okuma askina gidilmis, butun paranin yurda odendigi paris'te midenin gurultusu gecsin diye musluktan su icerek doymak. doydugunu sanmak. gibi aradan yillar gecse de gozlerde islaklik sebebi anilardir.
  • alkol tüketiminin had safhaya geldiği zamanlar bu tür anılar daha fazla hatırlanır, alkol tüketimi artıkça iç burkulması daha fazla artar bu şekilde alkol komasında bir hastanede uyanılır...