şükela:  tümü | bugün
  • bir de (bkz: ekvator)
  • insanın yer aldığı makam olarak algılanan ve batın ile zahir arasına çekildiği kabul edilen düşünsel çizgi.
  • zamaninda bir bolgesine osmanli'nin vali atadigi ekvator hatti.

    tarihin arka odasi
  • hatt-ı üstüva osmanlı devleti'nin uganda vilayetine verdiği addır. sait faik'in bir hikayesinde geçer bu kelime aynı zamanda.
  • ekvator manasına gelmesinin haricinde, zahire* sırtını dönerek, batına* yüzünü çevirerek, üzerinde yan yan* yürümesi zevkli çizgi.*
  • tasavvufta insan, ilahi güzelliğin en çok tecelli ettiği varlık olarak görülüyor. insan yüzü ise allah'ın insan bedeninde tecelli ettiği yerlerden biri olduğu için kutsal sayılıyor.

    taha suresinin 5. ayetinde "rahmân arşa istiva etmiştir." diye geçer. buradaki "istiva etmek"in anlamı şu şekillerde yorumlanıyor:
    -arşı kaplamak
    -arşı mekan tutmak
    -arşta egemenlik kurmak

    gelelim hatt-ı istiva konusuna... mutasavvıflar insan bedenini tam ortasından ikiye bölen bir çizginin varlığına inanıyorlar ve bu çizginin insanın iki kaşının tam ortasından geçtiğini düşünüyorlar. işte bu çizgiye deniyor hatt-ı istiva. kaş, tasavvufta allah'a yakınlığın sembolü olarak kabul ediliyor. taha suresinden de hareketle iki kaşın arası allah'ın mekân tuttuğu yerlerden biri olarak görülüyor.

    bu bilgiden sonra aklım hintlilerin iki kaşının ortasına koyduğu "bindi" adı verilen noktaya gitti. hint kültüründe iki kaş arası mühim çünkü ruhun ve üçüncü gözün mekânı. yani hint inancında iki kaşın arası ruhun insan vücudundaki yeri olarak düşünülüyor.
  • hatt-ı istiva yoktur, sath-ı istiva vardır ve bu satıh eğer gregory bateson haklıysa sperm hücresinin yumurta hücresine girdiği yeri yumurtanın karşı çepheriyle birleştiren tüm alandır.

    sanırım modern filogenetik ağaçta kullanılmıyor ancak bilateria yani sağ-sol ekseninde simetrik canlılar özel ilgi konusudur erken dönem filogenetikçilerinin. insan da bu canlılardandır. tüm memeliler ve hatta tüm omurgalılar ve hatta tüm kordalılar böyledir.

    doğa bir noktada ön ve arkayı, alt ve üstü birbirinden iyice ayırt etmiş ve özelleştirmiş. ama sağ-sol ekseninde aynı kalmışız. ufak farklar dışında aynadaki görüntümüz ile aynıyız.

    tabii tamamen de aynı değiliz. oradaki ufak alanda bile özelleşmeler var. sağ ve sol birbirinden ayrılıyor. iç organlar açısından bu çok net. bazıları halen iki tarafta da varken bazıları bir tarafa kaymış, orada tutunmuş. mesela kalp. sola kaymış. ama en solda da değil. kendi yapısına bakınca o da neredeyse simetrik sağ-sol ekseninde.

    davranışa bakınca da sağ-sol el çok farklılaşmış. aynı işi boşuna ikisiyle de yapmayı öğrenmek yerine biri ile yapmakta uzmanlaşıyoruz. iki elimle de yüzde 80 isabetle 70 km hızda taş atmak yerine, sağ elimle yüzde 90 isabetle 90 km hızla atmak türün işine geliyor. iki elimle yazmayı öğrenmem belki 1000 saat alacaktı, sadece sağ ile öğrenmek belki 600 saat aldı. vücut bir sürü tasarruf etti.

    hayvanlarda da bolca var bundan. kedilere zor senaryolar verdiğinizde erkekler sol patilerini dişilerse sağ patilerini kullanıyorlar. inekler bir gözleriyle alanı tararken diğer gözleriyle yaklaşan şeye bakıyorlar. ikisi ayrı özelleşmiş. kargalar alet yaparken (evet kargalar alet yapıyor. new caledonian crow tool making falan yazın aratın, yüzlerce binlerce yapıyorlar hem de.) bir gözlerini daha aktif kullanıyorlar, gagalarını hep o tarafa eğip çalışıyorlar.

    özetle, sağ-sol bile sandığımız kadar basit değil.
  • (bkz: müsavi)