şükela:  tümü | bugün
  • şimdi size bir olay anlatayım karakterler ve yaşları aşağıdadır.

    aliko ; esas oğlan (çünkü benim oğlan). 2 yaşı yeni geçti.
    ılgın : esas kız 2 yaşı yeni geçti oda (arkadaşımın kızı)
    çağan : bu da arkadaşın oğlu ve üç yaşına yaklaşıyor.

    şimdi; çağan, biraz büyük olmasından mütevellit biraz sert, oyuncaklarını çok paylaşmaz özellikle ılgın 'a karşı daha bir sert. biraz da artist. bizim aliko da oyuncak konusunda sıkıntı çıkarabiliyor ama sıkıya gelince verir, başka bir oyuncağa geçer. ben diyeyim efendi siz deyin tırsak. ılgın kızımız ise bu iki erkekten sıra bulursa oynuyor garibim. biraz da sessiz mizaçlı biz kızımız.

    neyse olaya dönersek;

    ılgın ısrarla o anda kimsenin yüzüne bakmadığı bir oyuncağı aldı. ev sahibi olmanın etkisi ile çağan onu elinden aldı ve yere attı. ılgın yine aldı. çağan bu sefer de yere atınca kızımız hali ile ağladı.

    işte o zaman devreye bizim oğlan girdi ve oyuncağı çağan 'ın yanından aldığı gibi ılgın ' a verdi.

    ve o zaman işte o acı gerçekle ilk defa karşılaştı;

    ılgın kızımız oyuncağı eline alır almaz bizimkinin kafasına geçirdi ve çağan 'a gülümsedi.

    aliko, hatunların efendi adam yerine piç tercihi ile ilk defa karşılaştı. bunun son olmayacağını da zamanla öğrenecek heralde.

    üçüne de allah uzun ömür versin bu arada.
  • abim tam da böyle bir adamdı.

    lise önünde kızların önünü kesen, her türlü alkol, uyuşturucu, bela ve her türlü pisliğin içine girip çıkmış biriydi. ailenin yüzkarası idi. yaşadıkça "acaba bugün ne bela getirecek başımıza" derdik. mükremin çıtır'ın komik olamayanı idi maalesef ve nitekim de alkol komasından vefat etti.

    hayatında bu kadar kızlarla ilişkisi olan bir erkek tanımadım ben. her hafta biz kızla çıkar ertesi günü "sevmedim canım sıkıldı yeaa" diyerek ilişkiyi bitirirdi. o kızlar evi ararlar ve yalvar yakar görüşmek isterlerdi. ben telefonda teselli etmek ve arkadaş olmak zorunda kalırdım. "yahu bu adam serseri bir hayır gelmez ne buluyorsunuz bunda aklınız yok mu ya?" derdim.

    beş parasızdı, bir mesleği geleceği yoktu. ne okur ne çalışırdı. üstüne de utanmaz bir şekilde maço idi. kızlar bütün bu halini bildikleri halde peşlerinden bayıla bayıla koşarlar o maçoluğa tutulurlardı.

    yıllarca alkol sigara derken en sonunda klasik türk ailelerinin düşüncesiyle "bir kız bulalım ailesi ve çocuğu olursa evine bağlanır" denilerek zar zor evlendirildi. yalvardım anneme ablama "bakın vesile olmayın, iki gün sonra kadını döver, çocuk yaparlar başımıza bela olur" dedim. dinlemediler, evlendirdiler.

    bir yıl sonra da çocuk çocuk diye bastırdılar. adeta yalvardım anneme "ne olur yapmayın anne bu adamdan baba olmaz yapmayın" dedim.

    ne mi oldu? ikizleri oldu. elde yok avuçta yok karı koca babamın, babam ölünce de annemin eline baktılar. kadını dövdü. çocuklar sefil oldular. derken bir gün içecek alkol bulamayınca kolonya içip alkol komasından öldü.

    iki tane çocuğun yaşadığı dram, annelerinin ilgisizliği derken bir sürü bela ile uğraştık. annem geline velayet davası açtı ve mahkeme geçici olarak annemde tutuyor çocukları çünkü anneleri bakabilecek yetkinlikte bir kadın değil. yaşadığı geçici ilişkilerin peşinden sefâlete sürüklüyordu onları. dava hâlâ devam ediyor.

    görüldüğü üzere kaç tane hayatı mahvetti bu adam. şimdi böyle bir adamın durumu ortada iken göz göre göre ilişki yaşadı bu adamla bu kızlar. emin olun o peşinden salya sümük olanlar da aynı sonla karşılaşacaklardı eğer onunla evli olmuş olsalardı.

    bazen bela göz göre göre geliyor ama kör oluyor kadınların gözleri. o yüzden bana kimse "ama çok sevmiş, ama değer vermiş" demesin kardeşim sinirlerimi bozuyor bu söz benim.

    efendilik hiçbir zaman para etmiyor bu allah'ın belası dünyada. siz böyle erkekleri hayatlarınıza sokuyorsanız sonuçlarına da müstehak olursunuz kardeşim.

    nokta.

    edit: cümle düşüklüğü düzeltme ve ufak bir ekleme.

    edit: teşekkür ederim cok ilgi gösterdiniz. işte başkalarının hayatları bir başkasına nasıl dert oluyor görün. bu daha hikâyemin binde biridir. maalesef her insan şanslı doğmuyor ve dünyaya gelirken seçemiyoruz ailemizi, milletimizi, dilimizi vs.

    yeni yeni sorunlu evlilikler birliktelikler olmaması için eşlerinizi düzgün insanlardan seçin. kararlarınızın sonuçlarını başkalarına yüklemeyin böyle.

    edit: arada soran oluyor söyleyeyim. annelerinden velâyet kaldırıldı ve annem çocuklara vasi olarak atandı. anneleri mahkemeye 1 kez geldi bir daha da gelmedi. eğer o o çocuklar o kadında kalsaydı neler olacağını düşünmek hiç de zor değil.
  • aslında yok öyle bir tercih, hatunlar hayatını sikebildikleri erkeğe efendiliği, hayatlarını siken erkeğe de piçliği yakıştırırlar. birinin piçi bir başkasının efendi erkeğidir yani çoğu zaman. erkek aynı erkek, senin ulaşıp ulaşamaman var sadece.
  • gene aradı. yazıyorum.
    5 sene kadar önce kavga ederek (hem de çok kötü bir şekilde) ayrıldığım eski sevgilim evlendi.
    düğününe gittim. şaşırdı.
    para taktım. hem de ciddi bir para.
    neyse düğünden bir ay sonra aradı.
    "neden geldin düğüne ve neden para taktın?" dedi.
    "o zaman parasını vermemiştim" dedim.
    küfür etti kapattı.
    şimdi gene arıyor. "napıyosuuun" diye?
  • eski sevgilim sayesinde şahit olduğum insan tipi. yeni sevgilisi ile ortak takıldığımız barda kavga ettiler ve çocuk bunu yerden yere sürükledikten sonra kafasını mermere sürtmek suretiyle saçının bir kısmının yerinden kalkmasına, kafa derisinin görünmesine sebep oldu. kıza herkes o çocuğu bırakması için yalvardı ancak bu arkadaş ben onu seviyorum diyip vazgeçmedi. sonunda çocuk bunu 5.000 lira dolandırıp kaçtı. duyduğuma göre belki ulaşır diye hala çocuğun eski hattına sevgi mesajları atıyormuş.
    not: kendisi 3 senedir sözlükte yazar ve kadın hakları, feminizm, türk erkeği konularında öyle yazılar yazıyor ki kendimden şüpheye düşüyorum.
    not 2 : bu entrynin debe'ye girmesinin yanında yüzlerce benzer şeyleri yaşamış erkekten mesaj aldım. nikini ifşa et diyenlere şunu demek isterim ki ifşa doğru bir şey değil. hepimiz biraz iyi biraz kötüyüz bu hayatta. ancak bu durumun kişiye özel bir şey olmaktan öte türk kadınının zihniyetinin bir yansıması olduğu açık. kendisi bana mesaj attı. "neden senin yerine onu tercih ettiğimi anlayamayacaksın çünkü sevgiyi bilmiyorsun" demiş. biraz inceledim. nikinin ifşa olma tehlikesine karşı tüm feminizm, kadın hakları, tacize uğrayan türk kızı soslu entrylerini silmiş. türk erkeği ile ilgili her başlığın altına programlı şekilde "milyonlarca tecavüzcünün yaşadığı ülke" "türk erkeğinin tek bildiği tecavüz etmek" "koyuna tecavüz eden türk erkeği kadına neler yapmaz" konulu entrylerinin hepsini çöpe göndermiş.
  • evet sevgili eksiciler, epey uzun bir yazi olacak ama okumanizi tavsiye ediyorum cunku burada yillardir tartisilan bu konuya tamamen bilimsel bir sekilde son noktayi koydugumu goreceksiniz.

    arkadaslar bu olay pareto principle dedigimiz doganin 80/20 kuralinin ve female hypergamy'nin bir sonucudur. kadinlarin %80'i en tepedeki %20 erkek icin mucadele eder. bu hem mtdna sayisinin y-dna sayisindan daha fazla olmasindan (tarihte yasamis tum erkeklerin %40'i kadinlarin %80'i cocuk yapabildi), hem kadinlarin erkeklere oranla daha yuksek oranda std'ye sahip olmasından, hem sosyal paylasim/arkadaslik sitelerindeki datalardan, anectodal evidence'den ve diger pek cok bilimsel calismadan anlasilabilir. bazi datalari hemen vereyim:

    std ve partner sayisi icin data: http://ge.tt/3npvi0y/v/0?c
    internet uzerinden toplanan erkeklerin daha adaletli ve kadinlarin %20 tercihini gosteren data: http://cdn.okcimg.com/…e-attractiveness-ratings.png
    http://cdn.okcimg.com/…x/female-messaging-curve.png
    anectodal evidence: http://alphagameplan.blogspot.fr/…es-will-fail.html

    kadinlar asiri derecede hypergamous varlıklardır. (mutlaka okuyun hypergamy, polyamory) hypergamy kendinden daha zengin, yakisikli/guzel, guclu yani daha yuksek statulu (daha iyi genler) biriyle evlenme ve cocuk yapma cabasidir. kadinlarda siddetli hypergamy'nin sebebi muhtemelen kadinlarin ureyebilecekleri donemin kisitli (25-30 yil) zor (9 ay hamilelik) olmasindandir. bir kadin surekli ikiz-ucuz dogurmadigi muddetce en fazla 15-20 cocuk sahibi olabilir. erkekler ise kadinlarin aksine hayatlarinin sonuna kadar spermlerni dagitarak neredeyse sonsuz sayida cocuk sahibi olma sansina sahiptirler.

    bu da kadinlarda cocuk yapabilecekleri erkekte en iyisini aramalarına yol acar. bu noktada pareto principle devreye girer ve en yuksek statudeki %20 erkek (bu %20'nin cogunlugu yakisikli, digerleri zengin/guclu/populer vs. erkeklerdir) kadinlarin %80'i tarafindan tercih edilir. bu su demektir: tepedeki %20'lik erkek grup hemen hemen istedigi anda sex yapabilecegi bir kadin bulabilir. kalan %80 erkek ise kadinlar tarafindan cogunlukla farkedilmeyecektir bile. yukaridaki okcimg datasina baktiysaniz kadinlarin erkeklerin %80'ini ortalamadan cirkin buldugunu gorursunuz. bu durumda en cirkin %10'da veya %70'de olmanizin bir farki olmayacaktir cunku kadinlar %20 disindaki tum erkekleri yetersiz/cirkin olarak tanimlar.

    butun anectodal evidence bunu dogruluyor. ben kendim turkiye'nin en liberal goruslu ilcelerinden birinde iyi bir lisede, 2 tane ozel universitede burslu okudum, dersanelere gittim, konserlerden/kuluplerden cikmadim, baya sosyal bir insan oldugumdan sayisiz arkadasim oldu. girdigim her arkadas grubumda (erkegim bu arada) erkeklerin minimum %50'si kizlar tarafindan umursanmiyordu. ozellikle turkiye'de sex'e ulasmak zor oldugundan en batili/liberal ortamlarda takilmama ragmen erkek arkadaslarimin cogu 20'li yaslarinda bile sadece eskort kizlarla seks yapmisti. bu yaziyi okuyacak her erkek sunu bilir, cogunlugu olusturan bu erkekler ne yapsam etsem bir kiz tavlasam diye dusunur kendini sıkarken az sayidaki bazi erkekler hic cabalamadan mucadele etmeden barlardan, konserlerden, okuldan kiz dusurur ve renkli sex hayatlarini bu erkeklere sohbetlerde anlatirdi. ben turkiye'de erkeklerinin buyuk kisminin 30'lu yaslarina kadar hayat kadinlari veya bir iki kacamak disinda hic sex yapmadan geldigini tahmin ediyorum ama bu durum turkiye kadar agir olmasa da dunyanin cogu yerinde de boyle.

    aslinda bu durum tarih boyunca boyle olsa da ozellikle 20.yy sonrasi cok siddetlendi. gecmis zamanlarda toplum kadinlarin bu %20 yoneliminin bir sekilde farkinda oldugundan bu yonelimi engelleyip toplumsal duzeni saglayabilmek icin kati kurallar koyardi. (gorucu usulu evlilik neden ortaya cikti saniyorsunuz?) ancak 20.yy ile kadinlarin adeta commodity olmaktan cikip ozgurluklerine kavusmasi, kendi secimlerini yapabilir hale gelmesi ve daha self-reliant hale gelmeleri female hypergamy'nin tam anlamiyla bokunu cikardi.

    female hypergamy o kadar gucludur ki kadinlar top %20 disindaki erkeklere kalmak yerine %20'deki erkeklerden birinin bir nevi soft hareminin uyesi olmayi tercih ederler. sosyal paylasim sitelerinden alinan datalar %20'lik erkek grubunun tum sexual intercourse'in %80'ini gerceklestirdigini de gosteriyor. bu durum sadece erkeklerin buyuk kismini seks yapamayan ofkeli bir grup olarak birakmiyor, gelismis/insan haklari konusunda ileri olan ulkelerde nufus artis hizini da cokertiyor cunku kadinlar self-reliant hale geldiklerinden %20'lik gruptan cocuk yapamiyorlarsa gariban %80'e kalmak yerine hic evlenmemeyi tercih edebiliyorlar. surada bati ulkelerinde evlilik disi cocuk oranlarini gorebilirsiniz. oranlarin ne kadar yuksek olduguna dikkat edin. muhtemelen bunlar cogunlukla %20'lik erkek grubunun cocuklari.%20'lik grup o kadar yuksek sayida kadin arasindan secme sansina sahip ki kolaylikla evlenmeden bile cocuk sahibi olabiliyor. feminizm/modern kültür bu mekanizma ile erkeklerin cogunlugunu gen havuzundan ayikliyor.

    peki neden hic kadinlarin ozellikle 16-30 yaslari arasi asiri sekilde bu ''pic'' diye tabir ettigimiz ve aslinda %20'ye dahil olan erkeklerin pesinden kostugunu ve yas 30 civarini bulunca efendi adamlara yoneldigini dusundunuz mu? kadinlarin en az %80'i icgudusel olarak en guzel olduklari donemde %20'lik erkek grubu tarafından begenilmek ve onlaran cocuk yapma cabasina girer. ancak hem %20'lik erkek grubu secenekleri bol oldugundan tek kisiye commitmen pek istemez hem de gunumuzde modern kultur tek esliliğe izin verdiğinden sayisal durum dolayisiyla dogal olarak cogu kadin %20 ile evlenemez. yaslari ilerleyip artik %20 tarafindan sex icin dahi istenmediklerini gorunce ve cocuk yapmalari istekleri de yuksekse kalan %80 erkek (efendi adamlar) icinden birisiyle evlenmeye cabalar.

    gordugunuz gibi 21.yy'nin, butun o modern, teknolojik altyapimizin altinda evrimsel secilim adeta korkunc bir vahsilik ile devam ediyor. bu aslinda hic sasirtici degil cunku insan sadece bir hayvan, en zeki hayvan. bu secilimin acimasizligi erkekler icin gercekten cok zor olsa da kadinlari, modern kulturu, feminizmi vs. suclamanin da kesinlikle bir mantigi yok. herkes kendisine evren tarafindan atanan dna'sinin kolesi ve kimse dna'sinin aksine bir sey yapamaz.

    %20'lik erkekler icin durum mukemmel peki kadinlar tarafindan ilgi goremeyen, seks yapamayan, romantik iliski yasayamayan adeta %20'nin stepnesi olarak bekletilen %80 ne yapabilir? bazi basit tavsiyelerim:
    *oncelikle spor yapin testosteronu dagitin
    *mutlaka bir hobi edinin.
    *para kazanin seks ihtiyacinizi saglam bir rus eskortla karsilayin.
    *duygusal iliski aradiginiz kadinlarin sizi oyalamasina asla izin vermeyin. bir kadin sizi 'cok' yakin arkadasi olarak yaninda tutmak istiyor ve ayni anda abusive sevgilisiyle hayatina devam ediyorsa seks ihtiyacini %20'lik sevgilisinden, sevgi ihtiyacini ise sizden karsiliyor demektir. 1 saniye bile kaybetmeyin o hatunu hemen hayatinizdan siktir edin. sizinle seks olmadan iliski dusunen kadina su bile vermeyin.
    *30 yıl daha dayanın, technological singularity geliyor. butun dertler bitecek.

    son olarak butun bu anlattiklarimi daha da kapsamli bir sekilde anlamak istiyorsaniz sunu mutlaka okuyun: http://www.examiner.com/…blems-among-dating-singles

    4 yıl sonra gelen edit: bu entry'e yillardir epey mesaj geliyor, tatilde vakit bulmuşken bir kaç ekleme yapip konuyu farklı bir yere getireyim:

    bu durum sexual revolution'in kadınları özgür bırakmasıyla hypergamy'nin cosmasinin sonucu. yalnız, entry'i yazarken bilmediğim veya çok fazla umursamadıgim bazı ciddi durumlar var. onlar:

    sexual revolution'in etkileri:

    1) yüksek eğitimli kadınların kendileri kadar eğitimli erkek bulamaması sebebiyle (hypergamy) çocuk yapmamasına sebep oluyor, bu da ortalama iq'yu nesil başına 1-2 puan düşüyor.

    2) fertility'i kadın başı 1'e kadar düşürerek nüfusun nesil başına yariya azalmasına sebep oluyor. (olacak)

    3) özellikle tinder'in falan da iyice yaygınlaşmasıyla toplumu polygamous bir yapıya çevirip low status (genelde tipsiz olan) erkeklerin sayısını oldukça arttırarak far-right'a ve şiddete (trump, the red pill, mgtow, incels vs.) yönelmelerine sebep oluyor.

    mesele şu, özellikle 1 ve 2. maddeler insan uygarlığının 3-4 nesilde rahatlikla yok olmasına sebep olabilir. çünkü avrupa ve uzakdoğu'da ortalama iq 6- 7 puan düşerse bu bölge insanı üçüncü dünya ülkesi insanina dönüşür dünyanin tüm scientific output'i sıfırlanır. almanya/japonya ve suriye arasında bir fark kalmaz.

    dolayısıyla bütün dünyanin batı çıkışlı olduğu için cool zannederek adopt etmeye çalıştığı bu kültür aslında uygarlığı içten kemiren bir zehir gibi bir şey. yani benim gibi ultra seküler ve dejenere birinin bunu söylemesi ilginç ama aslinda insanlıgin gelecegi için gerekli olan kultur iskandinav liberalizmi değil, puritan muhafazakâr katolik/islam kültürü.

    ancak kadinlar da high status erkekler de şu an sahip oldukları gucten vazgeçmek istemeyecekleri için gorunen o ki insanlik genetik mühendisliğine bel bağlayacak.
  • kadınlar efendi mi piç mi diye asla bakmazlar. binbir türlü şey söylerler bir ilişkinin başlama sebepleri ya da bitiş nedenleriyle ilgili ama asla gerçeği söylemezler.

    kadınlar yalan söylemeyen değil güvende hissettiren adamları,

    ukala değil hakkını savunabilen adamları,

    yakışıklı değil doğal çekiciliği olan adamları,

    zengin değil parasını kendi kazanan ve belli bir sosyal yaşam standardını kendisi de yaşayan ve vaad eden adamları,

    güldüren değil mizah anlayışı olan, hiç bir şey söylemese bile gülümseten adamları,

    arka arkaya beş defa boşalan değil kadını ruhsal, duygusal, güven, seksüel ve ortamsal açılardan sevişmeye , teslim olmaya şevkatle karışık bir tutkuyla hazırlayan adamları,

    yaşı kendinden küçük ya da büyük değil yaşının adamı olan adamları,

    kariyer sahibi değil mutluluğunu kariyeri olmadan da yaşayabilecekmiş hissini veren adamları,

    piç olanları değil odunluk kıstasının kat ve kat üstünde olan adamları,

    ağzı laf yapan değil bu adam hiç susmasın dedirten adamları,

    maço değil erkek olduğunun farkında olan adamları,

    diploma sahibi değil yaşanmışlıkları belli olan adamı,

    bencil değil empati yapabilme becerisine sahip adamları,

    cinsellikle kafayı bozmuş ya da aşkından cinselliği unutmuş adamları değil olmadık anlarda kadınını arzuladığını belli eden adamları,

    güzel yalayan değil kendisi de zevk aldığı için kadınına kendisini yatakta özel hissettiren adamları,

    pahalı giyinen değil stili olan adamları;

    kendilerini anlayan değil yargılamadan dinleyen adamları;

    tercih ederler. kimler? kadınlar. kadınım diye geçinen bıdı bıdıdan başka bişey bilmeyen kapris ve trip kraliçeleri değil. gerçek kadınlardan bahsediyorum. hani şu asaleti doğuştan olan, dişiliğinden utanmayan ama kişiliğinin de önüne geçirmeyen, güçlüyü oynamayan, herşeyi mantıkla çözmeye kalkışmayan, kalbinin sesini dinlemeyi öğrenmiş, demini almış, aşkın dış özelliklerle değil; kokular, ten uyumu, sözcükler, hissettirilenlerle ilgili olduğunu deneyimlemiş ve deneyimlerinden ders çıkarmış kadınlar..
  • bundan bir hafta önce canlı örneğine rastladığım hazin olay.

    kadim bir dostumla buluşmuş hem ticaret hem ziyaret mahiyetinde içeriğinde büyük rakamların görüşüldüğü küçük çaplı bir toplantıya katılmıştık.

    daha sonra yapılacak işin referansını görmek üzere istanbul'da bir saray tadilat inşaatının olduğu şantiyeye geçtik. olay yeri incelememizi bitirip kapıya doğru yöneldiğimiz sırada şantiyenin girişine kurulan küçük konteynırın içinden bir afet çıktı. kumral saçları omuzlarına dökülen kısa paçalı taytının altından görünen zarif bilekleri bir gram yağ barındırmayan fit vücuduyla kuğu gibi süzülerek yanımıza gelen bir yavru ceylan.

    bilenler bilir şantiyede bu tarz bir kadın görme ihtimaliniz mars'ta yaşam izine rastlama olasılığı kadardır.

    kirli sakallı ustamız; bu da bizim mühendis hanım. dedi.

    tam biz arkadaşla

    "kim sikiyo la bunları" dercesine göz göze geldiğimiz anda şantiyenin naylon brandayla kaplanmış demir parmaklıklı kapısının ardından gök gürültüsünü andıran bir ses duyuldu.

    buroooowwwwwnnn woooonnn woooonnnnn woooooonnnnnn.

    bir an "sahibi geldi lan kaçın" tedirginliğiyle gözlerim kapıya yöneldi. çıkardığı sese bakılırsa kapının arkasında lamborghini gallardo lp 500 balboni olmalıydı.

    işçilerden biri koşarak kapıyı açtı karşımızdaki manzara tam olarak şu idi:

    abarth egzost takılmış, amortisör yayları kesilmiş, çelik jant ve spoiler kombinasyonlu 2000 model tek kapı bir clionun içinde oturup ara gazı veren kirli sakallı üstten üç düğmesi açık çiçek desenli gömlekli jöle marifetiyle dikleştirilmiş saçlı bir apaçi ve ona doğru neşeli adımlarla seke seke giden bizim yavru ceylan mühendis hanım.

    biz içinde oturduğumuz yıldızlı aracın emniyet kemerlerini takmaya çalışırken bu muhteşem çiftin clio'larının 95 oktan benzinini partiküllere ayırarak yanlaya yanlaya gözden kayboluşunu yaşlı gözlerle izledik.

    o günden beri şehri terk edip mağaraya yerleştim. bu entry'i de kil tabletten giriyorum.

    diğer arkadaş da memlekete kaçmış kendine baraka yaptırıyormuş diye duydum. görüşmüyoruz ibneyle.

    (bkz: hayata dair iç burkan detaylar)
  • bildiğiniz her şeyi sıfırlayın. meseleyi işin üstadı bendenizden dinleyin bir kez de. yılların tecrübesi konuşuyor lan burada; başçavuşun beygiri anırmıyor aloo!

    ciddiyete dönelim. insanlar karşılarındaki kişiler hakkında karar vermek için en fazla 30 saniye düşünürler. içgüdüsel bir olaydır aslında bu. 30 saniye içerisinde bir x cinsi y cinsi için beynine "olur" sinyalleri yolladı yolladı; yollamadıysa don juanlık filan hikaye. afedersin bir yerini yırtsan da o saatten sonra boş.

    şimdi konuyu gerçek hayattan vereceğimiz örnekle açıklamaya çalışalım. y bıcır bıcır şirin bir kızdır. x1 ise efendi adam. x2 ise x1 in fiziksel olarak tıpatıp aynısı piç erkektir.

    y, x1 ve x2 ortak bir ortamda bulunurlar. y hanımkızımız 30 saniye içerisinde beynine iki genç için de olur sinyalleri yollar. ortamdan ayrılınır ve insan davranışları incelenir.

    y --> evine gitmiş ve iki erkekten de eşit derecede hoşlanmıştır

    x1 ve x2 --> evlerine gitmişlerdir ve y cinsinden eşit derecede hoşlanmışlardır.

    olayın özü burada başlıyor işte (üçlünün pazartesi buluştuğunu hesap edersek)

    x1 davranışları:

    pazartesi gecesi: acaba sevgilisi var mı? yok canım sevgilisi olsa neden bizimle buluşsun ki? ama böyle güzel kız da boş kalmaz yani...
    salı gecesi: arasam mı acaba? yok yahu ararsam şimdi bulaşık bir tip olduğumu düşünür. en iyisi biraz zaman geçsin.
    çarşamba gecesi: saat geç mi oldu yahu? arasam mı? yok aramayayım en iyisi. yarın arar haftasonuna bir yerlere davet ederim
    perşembe gecesi: geç mi oldu? arasam mı? mesaj çekeyim en iyisi, müsait olduğunda cevaplasın.
    cuma gecesi: neden cevaplamadı ki? ben biliyordum abi kesin sevgilisi vardı o kızın bıdıbıdı...

    halbuki aynı anda x2 nin davranışları şu şekildedir:

    pazartesi gecesi: - aloo y naber? iyi ya n'olsun işte takılıyoruz. yarın işin yoksa gelsene yine takılırız beraber? ok kaçta alayım seni...
    salı gecesi: - yarın gel yine bıdıbıdı yaparız
    çarşamba gecesi: - bana gidelim mi?
    perşembe gecesi: finish her!

    yani anlayacağınız üzere olay tamamen erken müdahale hayat kurtarır mantığı. atalarımız buna akıllı düşününceye kadar deli oğlunu everir demişler. ne güzel bir söz öyle...

    ataturkiye, xyz haber, atina.
  • yorgun parmaklarıyla çay bardağını kavradı; küçük bir yudumdan sonra gözlerime bakıp, hiç değişmemişsin dedi.

    sen de dedim.

    sesimdeki tereddüdü farketti, "hadi canım 22 sene geçti, 3 çocuk doğurdum, kilo aldım, kibar olma" dedi.

    - 3 çocuk mu, 1 tane demiştin telefonda?
    - üniversiteye hazırlanandan bahsetmiştim, bir de ikizler var. ya sende?
    - 1 tane, kız.
    - ne güzel, benimkiler de 2 kız 1 oğlan. ama oğlan çok üzüyor beni.
    - niye?
    - işte, boşandıktan sonra başedemiyorum, çok huysuz.
    - o çocukla mı evlendiydiniz?

    suratını ekşiterek hııı dedikten sonra, garsona baktı, bi çay daha verir misin.
    gözlerini masadaki boş bardağa dikti. ne aptalmışım dedi.

    - bilemezdin ki.
    - annem söylemişti. ondan koca olmaz dediydi. ama seni çok severdi. çok efendi çocuk, kibar çocuk derdi.

    sıkıldım bir an; konuyu değiştirmek istedim. annen nasıl? öldü, geçen sene . ne diyeceğimi bilemedim; başın sağolsun.

    gözleri buğulandı ama gülümsemeye çalıştı; sağol seninkiler? - aynı, emekliler işte.

    yumuşacık kahverengi gözlerine baktım..gülümsediği zaman düzgün dişleri yine ışıl ışıldı.

    - niye boşandınız?
    - çok kabaydı, sürekli hakaret, sürekli kavga, aşağılama..niye çekeyim dedim.
    - o kadar seneden sonra, 3 çocuk?
    - çekilmezdi, cehennem gibiydi hayat onunla. dayanamadım.
    - seviyordun.
    - aptalmışım dedim ya.

    22 yıl önce en son görüştüğümüz günü hatırladım; kusura bakma demişti, ben onu seviyorum, ne yaparsa yapsın. evet!
    peki demiştim. nasıl istersen.. şaşırmıştım, gururum kırılmıştı, ölecek gibiydim, çok seviyordum. hoşçakal o zaman deyip yürüyüp gitmiştim. o gencecik halimde kendime gelmem 2 yıl sürmüştü. içine kapanık, kırılgan birisiydim zaten. o yaz tanışmıştık. 2 yıldır beraber olduğu o çocuktan kavga edip ayrıldığı bir dönem olduğunu bilmiyordum tabi. ortak o kadar çok zevkimiz vardı ki..kitaplar, müzik, sinema.. o da benden etkilenmişti ama ben deli gibi aşık olmuştum.

    1 yıl sonra geldiği gibi o çocuğa dönmüştü. bir anda, kusura bakma ben onu seviyorum diyerek. kusura bakma? ne kadar kolay bir özür. klasik cümleleri de sıralamayı ihmal etmemişti: sen çok iyisin, daha iyilerine layıksın vs. eve gidip hüngür hüngür ağladığımı hatırlıyorum. sevgilimi kaybettiğim için mi? yoksa bir başkası için terk edildiğim için mi? ikisi için de..20 yaşında bir erkek için ağırdı be.

    - acıktım, bir şeyler yiyelim mi?
    tabi dedim garsona işaret ettim. tatlı isterim dedi. sütlaç.
    eskiden de çok severdi, tunalı'da el ele gezerken flamingo pastanesinde hep sütlaç yerdik. burnumun direği sızladı.

    - bana kızgınsın di mi?
    - yooo, nereden çıkarıyorsun. çocuktuk. nereden bilebilirdik ki? çok üzdün beni diyemedim, gülümsedim.
    - çok yorgunum, çok yalnızım; nafaka da vermiyor.

    gözleri yine doldu; ağlamaya başladı. neredeyse boş pastanedeki bir kaç kişi bize baktı. garsonlar bizim masaya kaçamak bakışlar atıp birşeyler fısıldaştılar.

    seni çok üzdüm di mi dedi. biliyorum hata ettim şimdi olsa..sustu. neyse dedim en azından çocukların var.

    - doğru. gözünün önüne düşen kumral telleri parmağıyla kenara attı. bu hareketini çok severdim, kumral saçlarını da.

    işe dönmem lazım dedim. telaşlandı, tabi dedi. evine bırakayım deyince gözleri parladı. gerçekten mi? elbette dedim; bu yağmurda yürü git mi diycem sandın? halâ çok kibarsın dedi.

    arabaya bindik. uzaktı evi; tarif etti. evin önünde durdum. el sıkıştık. arıycam dedi. ara dedim.

    -------

    edit : soran arkadaşlar için-bir daha görüşmedim..