şükela:  tümü | bugün
  • a.k.a. high tension (usa) & switchblade romance (international)

    uzun zamandır seyrettiğim en keyifli korku filmi.

    “keyifli” demişken, rivayet olunur ki, slasher tarzı filmlerin fanatikleri, bu filmleri seyrederken sadistik bir zevkten daha çok mazoşist bir zevk alırmış. (emre aköz her ne kadar mazohist kelimesi doğru dese de ben bu “$” harfini kullanmayı seviyorum.) yani biraz açarsak, seyirci genelde kendini katilin yerine koyup da “aman ne güzel kesiyor, parçalıyor” demezmiş ve “kurbanın yerinde olsam ne yapardım? eyvah! şimdi kızı öldürecek!” diye hoplaya sıçraya filmi seyreder ve gereken adrenalini salgılayıp, sinema salonundan mutlu mesut ayrılırmış. sizi bilmem ama ben sanırım mazoşist slasher fanatiklerindenim ve bu fransız giallosunun (evet, kulağa güzel geliyor değil mi?) beni oldukça memnun ettiğini söyleyebilirim.

    giallo konusuna gelirsek, film başlı başına giallo sayılmasa da kenarından köşesinden bu stylish italyan janrına göz kırpıyor. yönetmen alexander aja (ki kendisi henüz 26 yaşındaymış) daha en başta, arabanın radyosundan dinlettiği şen şakrak italyan şarkısıyla, başta dario argento olmak üzere italyan ağabeylerine bir selam gönderiyor. filmin ilerleyen bölümlerinde de, tenebre’den bu yana (tabi takeshi miike’yi saymazsak) gördüğümüz en bi fena arteria carotis communis kesme sahnesi var ki, zaten bir giallo klasiği olan ustura ile gerçekleşmesi bile filmi başlı başına bu janra dahil edebilir. (üzgünüm sayın argento, ancak bu sefer katilimiz siyah deri eldiven kullanmıyor.)

    peki sadece italyanlar mı? hayır. yönetmenimiz gore tarzının babası tobe hooper’ı da unutmamış ve filmine iki çorba kaşığı texas chainsaw massacre sosu eklemiş. ama şimdi allah için hiç fena olmamış. scream, i know what you did last summer, bla bla gibi postmodern slasherlardan (hah, bu postmodern slasher lafını ben uydurmadım, sight & sound yazarı mark kermode uydurmuş) alışık olduğumuz gibi, en gerilimli sahnelerde yavşak bir karakter “bööö” diye fırlamıyor ya da dolabın içinden kedi çıkması gibi salaklıklar yok. daha filmin en başında katil gayet cool bir şekilde eve dalıyor. kendileri beyzbol şapkalı, iş tulumu giymiş şişman bir abi ve yönetmen katilin yüzünü de seyircilere çok rahat bir şekilde gösteriyor. ilk kesip biçme operasyonunun ardından da başroldeki marie*(alien 3 ‘teki ripley’in birazcık daha uzun saçlı ve sarışın modeli denebilir) ve katil arasında kedi-fare oyunu başlıyor.

    işte artık bu noktadan sonra tartan video asia extreme fanatiklerine bile oha dedirtecek bir kan banyosu bekliyor bizi. şahsen ben katilin hızarla arabaya daldığı sahnede şaşkınlıktan bir 5 dk kadar ağzımı kapatamadım. midesi kaldırmayanlar zaten hiç seyretmeyi düşünmesin.

    *** spoiler 1 ***

    eh filmi bu kadar övdükten sonra, en büyük hayal kırıklığını sona bıraktım, zaten yönetmen de bu işi sona bırakmayı tercih etmiş. filmin finaline öyle bir “twist” koymuş ki, yani ne gerek vardı buna zaten the sixth sense, the others ve identity senden önce yapmıştı bu işi diye insan cidden bir öfleyip pöflüyor. tabi bir de işin oldukça politically incorrect kısmı var ki, basic instinct çekildiği zaman yaygara koparanlar, sete kadar gidip protesto edenler acaba bu film hakkında ne yorum yapacaklar, çok merak ediyorum…

    *** spoiler 2 ***

    en önemli spoilerı da sona sakladım ama bunu spoil etmekten çok zevk aldığımı belirtmekten çekinmiyorum. bizi senelerce alafranga tuvalet diye kandıranlara yazıklar olsun. meğerse fransızların benzinliklerindeki tuvaletler de alaturkaymış.
  • gecenin bir koru onceden bir fikriniz olmadan acaba nasil filmmis bu aman da aman diye seyredildigi vakit bir insani perisan edebilecek cinsten bir film imis bu ben bunu gordum. zaten bunu filmin henuz 15. dakikasinda verdigim ilk sigara molasinda acaba kulakliktan vazgecip laptop speakerlari ile devam etsem korkutma katsayisinda azalma olurmu diye dusunurken anlamaliydim. yonetmen size halk arasinda kafa kacmasi tabiri ile bilinen olayi film boyunca her sahnede en az 2-3 defa yasatiyor .. ve tamaminin bunlardan olustugunuda goz onunde bulundurursak ortaya cikan caciktan bir kasikta bizim almamiz isten bile degil... nitekim bir insanin ayni anda hem gozlerinin dolmasini saglayip hemde midesini harekete gecirebilen film heralde takdir edilebilir cinstendir derim..
    ancak ruh sagligi acisindan da size pek bir yardimi olacagini garanti edemem..
  • son zamanlarda izlediğim en sağlam korku filmi. diğerlerinden ayrılan yanı, seyirciyi hoplatmaktan çok yerine çivilemesi. yani klasik salak slasher hileleri yok. amcam içeri girer ve direk kesme biçme işlemine başlar. kafa koparma, kesme, biçme herşey ustalıkla ve gerçekçi anlatılmış. özellikle katili oynayan (panik yapmayın spoiler değil) amcamın karizması mükemmel.

    --- spoiler ---
    evet biz o sonu defalarca izledik. ama yine de güzeldi. ters köşeye yatırdı. tabii akla hemen fight club geldi. tabii her zaman orijinaller bir adım öndedir.
    --- spoiler ---
  • oyle bir opusme sahnesi icerir ki, tuyleriniz mi dikilir, kaniniz mi donar ,gotunuz mu duser, tahrik mi olursunuz belli degil. yine de bir , invasion of the body snatchers * opucugu ayarinda degil tabi.
  • adı gibi tansiyon içeren ammavelakin zestoretric ilen tedavisi namümkün bir gore filmi.

    --- spoiler ---
    yalnız senaryosunda havada kalan kısımları avrupa filmlerinin buzlu camdan mütevellit objektifli kameralarına* mı yoksa ben yaptım filmi senaryosu cereyan yapsın banane fikriyatına mı dayandırmalı bilemiyorum.

    ilk baştaki kesik kafa ilen yapılan blow job sahnesi tamamen sikip atmak deyimini vücuda getirmekteyse de bu mevzuu senaryo ile bağdaşmıyor, köpeğin kızı daha önce tanıyıp koklayıp daha sonradan bar bar bağırmasına da anlam veremiyorum.*
    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---
    çok dokunaklı bir aşk filmi.
    --- spoiler ---
  • 2003 yapımı bir korku filmi. korku alt türü ise "slasher film" olarak geçiyor. slasher'ın kelime anlamı ise kesici silah(kılıç gibi). alt türünden de anlaşılacağı üzere pek iştah açıcı bir film sayılmaz ve alt türünün başarılı bir örneği olduğunu söylersek bu tezimizi desteklemiş oluruz. kahramanımız! işini yaparken çok alavare dalavere çevirmeden, seyirciyi çokta germeden! işini tak tak yapıyor. yönetmen alexandre aja 78 li ve film 2003 te çekildiğine göre yönetmen filmi 25 yaşında çekmiş. filmin bütün efektleri giannetto de rossi adında korku efektleri yapan birisi tarafından hazırlanmış. herhangi bilgisayar efekti kullanılmamış. filmin orjinal adı haute tension, uluslararsı ingilizce adı switchblade romance, amerika'da high tension olarak gösterime giriyor, bizde ise yüksek tansiyon. marie'yi oynayan cécile de france'ın oldukça çekici olduğunu yazmalıyım :).
  • biraz klişe ögeler barındırsa da, başarılı ve izlenesi alexander aja filmi. müzikler ve görüntüler oldukça tatmin edici. konusu alışıldık ve sonu tahmin edilebilir, ama yine de heyecanınızdan birşey kaybettirmiyor.
  • bu kadar kötü-kli$e bir sonu haketmeyen cok güzel bir film. aslında dean koontz'un bir romanından uyarlama. her ne kadar yapımcılar bunu reddetse de.

    son yillarda hiç bir filmde bu kadar gerilmemistim. ilk 1 saati o kadar mükemmel ki ekrana çivileniyorsunuz. ingilizce high tension olarak cevrilen yapim son yillarda seyrettigim en basarili ve en kendini izlettiren korku-gerilim filmi. amerika'da elestirmenleri ikiye bölen film 3 milyon dolar gibi düsük bir gise basarisi elde etti ama bunun bir fransiz filmi oldugunu unutmayalim. hollywood versiyonu yapilirsa mutlaka jodie foster olmali. bir de sonu o kadar kötü olmasaydi keske.