şükela:  tümü | bugün
  • 1) sibel can'ın söylediği türkü
    aman havar havar komşular
    garibim vurulmuş havar

    2) doğu da kötü bir şey olduğunda insanların biribirlerini çağırmak haberdar etmek için söyledikleri söz... la havare la havare ana havare
  • türkülerde nağmeyi taşımak için kullanılan sözlerden biridir..nota yazımının olmadığı dönemlerde klasik musikide de benzeri bir görevi "tennenni tennenni tene nen" tekerlemeleri yüklenmiştir.
  • bir bahar gunu dolmabahce lunaparkinda bendeniz cekirdek citlarken birden calmaya baslayan sibel can cigligi.

    böyle bir başıma bırakma beni
    zaten yaralıyam vurmayın beni
    boynu bükük bir gül çiçek misali
    dalımdan koparıp almayın beni

    amman havar havar havar komşular havar
    garibim vurulmuş komşular havar
    yiğidim vurulmuş komşular havar

    yüce dağ başında karben olaydım
    yarin yollarına kurban olaydım
    bırakın son birkez ona bakaydım
    yaylar bana bana vay bana bana
    kurban olam yarim kurbanım sana

    aman havar havar havar komşular havar
    askerim vurulmuş komşular havar
    yiğidim vurulmuş komşular havar
  • "amman havar havar havar komşular havar" sözlerini duyunca çocukluğuma döndüğüm, nostaljik olduğum bir türküdür. şimdilerde sibel can söylüyor ancak sanki daha eski bir türküydü gibi hatırlıyorum.
  • yanılmıyorsam, bestesi ertuğrul polat'a ait olan bir şarkıdır.
    (bkz: gittiğin o gün)
  • hasankeyf'te çekimlerine başlanan bir "mehmet güleryüz" filmidir. senaryosunu feza sınar'ın yazdığı filmin adı daha önce "dayanışma" olarak duyurulmuş. fakat yönetmen, yörede kız ismi olarak kullanılan "hawar"ın filmin konseptine daha uygun olduğunu ve bu nedenle isim değişikliği yaptığını söylemiş. töre, namus cinayetleri ve bölgede artan kadın intiharlarını kaynak alan filmde rol alanların hemen hemen tamamının deneyimsiz oyuncu olduğu hatta çekim yapılan köy halkından seçildiği de duyumlar arasındadır. doksan dakika olması planlanan filmin çekimleri temmuz ayı içinde tamamlanacak ve altı ay içinde vizyonda olacakmış.

    unutmadan bu mehmet güleryüz'ün ressam olanla bir ilgisi, alakası da yoktur. konumuzun muhatabı, uzun yıllardır belgesel yönetmenliği yapan, hani geçen yıl istanbul film festivali'nde de gösterilen "altın çağın senaristi: bülent oran" belgeselinin yönetmeni olan güleryüz'dür.
  • batmanda yaşanan namus cinayetlerine ve artış gösteren genç kız intiharlarına dikkat çekecek, yönetmenliğini mehmet güleryüz'ün yaptığı film.
  • 6 günde 404 kişi tarafından izlenen film.
    yani havar, ha yok demekki
  • amatörden bile daha kötü oyunculuk nasıl oluru merak edenlerin gidip görmesi gerekli film. zaman kaybı.
  • batman'da yaşanan kadın intiharlarını anlatmak, süper bir düşünce.
    doğuda gerçekleşen töre cinayetlerini konu edinmek, mükemmel bi kurgu.
    bu olayları anlatan filmi hasankeyf'de çekmeyi planlamak, gaayet uygun.
    mekan seçimleri, kıyafetler, yerli yerinde.
    senaryo diyaloglara boğmuyor. ama mevcut diyaloglar çok kıymetli. görüntüler leziz.
    müzik olağanüstü. aynur doğan ve kalan müzik olmazsa olmazdı. ayakta alkış gerekiyor buraya.

    ancaaaakk,
    filmde yöre insanını oynatma düşüncesi tehlikeli. güzel bir oyunculuk çıksaydı filmi tüm türkiye izlerdi. oyunculuk malesef ki hiç olmamış, kimse de izlemiyor filmi. haksız mı peki seyirci? değil. çünkü, işlenilen konu gerçek. o insanların, oyuncuların yani çok da bilmedikleri bir konu yok ortada. ama yapay bir duruşla oynuyorlar, kameraya bakmamak için kendilerini kasıyorlar, arada da dayanamayıp bakıyorlar. oyunculuk, başroldeki havar dışında 10 üzerinden 0. havar'da da çok yüksek değil, 3 belki.

    keşke profesyonel bir kadro olsaymış başrollerde. yahut, oyunculara senaryo katı bir şekilde sunulmasaymış. örnek veriyorum, yaşlı teyzeye denmiş ki, "havar çok da güzel kızdır" de, sonra ayağa kalk. sen tam gidecekken arkadaki kadın laf edecek, dön ve kadının yanına git, "dedikoducu karılar sizii" diye vur kafasına. plan güzel. lakin, o teyzeye "sen torununu savun, sonunda kızıp vur" deseydin belki daha iyi bir sonuç elde edecektin kardeşim. resmen diyalog ezberletmişsin kadına. "şurda dur, sonra şöyle dön" demişsin. cinayeti çözen adama "kafayı bilmiş bilmiş salla ki, çözdüğünü anlasınlar" demişsin. gündelik hayatta hangimiz bu kadar katı davranıyoruz ki? bırakaydın keşke kadın senin senaryondaki kelimeleri birebir demeyeydi. sen "kız" deseydin, o nasıl kızıyorsa öyle söyleyeydi lafını. koca teyzeye ezberli oyunculuğu da öğretememişsin işte.

    her şey bir yana, kimsenin kürtçe konuştuğu-yazdığı falan yok bu filmde.
    ama yazık olmuş. olsaymış tam olacakmış, olmayınca hiç olmamış.