şükela:  tümü | bugün
  • elif bilgin sağlık'ın yeni romanı.
  • marquis de sade'ın yeni romanı.
  • elif şafak'ın doğan kitap'tan çıkacak yeni romanı. bir röportajında japonya'da geçen bir roman yazmak istiyorum demişti yanılmıyorsam. aklımdan lost in translation filmi, murakami romanları filan geçmişti de heyecanlanmıştım. acaba şafak -klişe tabirle- geri mi dönecekti? hani nerede diye sorasım var haliyle şimdi. sanırım bu roman o roman değil. dahası şafak'ın ingiliz edebiyatına katkı sağladığını söylüyordu eleştirmenler. şimdi yanına bir de direkt kadın edebiyatı kategorisini ekleyebiliriz belki. yine de aşk'a kadar yazdığı o güzelim romanlarının, harika med-cezirinin, hatta beşpeşenin ve dahi insanlığının, kişiliğinin hatırına fazla bir şey demek istemiyorum - hele de romanı okumadan. ama okumayacağım sanırım. elim gitmiyor. dolayısıyla fazla da söz hakkım yok sanırım. kendisine başarılar diliyorum sadece.
  • kredi kartı reklamlarının vazgeçilmezi sufi elif teyzenin satışa çıkan yeni ürünü. bir şeyi merak ediyorum acaba kitap iki yıl içinde sararırsa solarsa falan garanti kapsamına giriyor mu?.. servise gönderebiliyor muyuz?

    kitap hakkında ayrıntılı bilgi
  • shafack artık ingiltere'de yaşadığından, ara ara yaptığı türkiye ziyaretlerini "otoriterleşen siyaset boğaz'a nazır oturan kültürlü arkadaşlarımı kaygılandırıyor" temasıyla the guardian'a yazılaştırıyor; artan zamanının bir kısmında da katıldığı toplantılarda "the bhabha figure" diye psikanaliz zorluyordu.

    demek ki bir yandan da roman yazıyormuş. şaşırdım. aynı anda bu kadar işi nasıl yaptığına değil de, mimar sinan'ı konu edindiği ustam ve ben'e mimarlardan gelen o eleştirilerden sonra, en azından bir 5 sene kadar roman çıkarmaz diye düşündüğümden. boşuna umutlanıyormuşum.

    kitabın kapak yazısında şöyle sorulmuş:

    "ben ne annem gibi dindarım, ne babam gibi kâinatın, beş duyumla kavradığım şeylerden ibaret olduğuna kaniyim. öyleyse ben neredeyim? ne mutlak dindarlığa, ne de mutlak akılcılığa dahil olmak isteyenler için bir başka yaklaşım, yeni bir varoluş şekli yok mu acaba?"

    sen bir beyaz yakasın canım. bir küçük burjuva. tanrıya inanmak, dindar olmak sana uncool geliyor. işin ve eğitimin gereği biraz rasyonel olmayı, mesela paranı nereye yatıracağını öğrenmişsen de, bilimsel argümanları da sonuna kadar götürmekle ilgilenmiyorsun.

    katılık, ilkelilik en korktuğun şeyler. biraz da gizem olsun istiyorsun hayatında. sıkıştığında sığınabileceğin, ne bileyim bir cenaze filan olduğunda herkesle birlikte "helal olsun" diyerek ayrıksı durmayacağın kadar bir gizem.

    mesela akp "iyi" bir şey yaptığında dindar gibi görünmeden onu desteklemek, ama "kötü" bir şey yaptığında da sıkıcı bir solcu sanılmadan onu eleştirebilmek istiyorsun. sağduyusun, vicdansın, kar tanesi gibi eşsizsin.

    aşırılıklardan kaçayım ama yine de farklı olayım, üçüncü yoldan gideyim derken aşırı sıkıcı bir insana, sıradan bir yazara dönüşensin.
  • kapak şöyle.
  • daha dün kitapçıdan kule yapmışlar o sayede fark ettim kitabı. aşk'tan sonra hiç elif şafak kitabı okumadım aslında ben. yine de pinhan'ın, mahrem'in anısına saygımdan alıp kapak yazısınabaktım... fiyat etiketini gördüm... sayfaları karıştırıp rastgele cümleler bile okumak gelmedi içimden. "yine 'güneş kremi ve gözlük kutusunun yanında göstermelik bulunsun' niyetiyle tatil alış verişi sırasında satın alan, belki okuyan çokça yarısında bırakanlar için yazılmış anlaşılan" hissine kapıldım.
    bugün de ayşe arman elif şafak'la röportajını yayınlanmış. yine kitabı ingilizce yazıp türkçe'ye çevrilip yeniden yazdığından dem vurmuş sanki yeni bi'şeymiş gibi.

    üzgünüm ama samimi bulmuyorum artık elif şafak'ı ve yazdıklarını. o elde kahve fincanlı fotoğraflar falan... hep pr hep zamanlama işleri.
    ilk defa okumadığım bir kitap hakkında yorum yaptım sanırım, e-kitap versiyonuna denk gelirsem okurum belki ama kitaplığımda yıllarca biriktirdiğim elif şafak rafında artık yer yok maalesef.
  • yeni safak kitabi imis. hatta coktan cikmis. hey gidi. cikacak kitaplarini daha ilk haberi yayildigi andan itibaren nefesimi tutarak bekledigim zamanlardan, ciktiktan sonra bile gazeyete roportaj vermese tesadufen gormesem bilemeyecegim duruma...
    ben hala baba ve pic okudugum zamanlardaki gibi, imza gununde defterime ciziktirdigi notun bendeki degismez yeri gibi bir seylerle geri donmesini diliyorum. zor biraz tabi. cizgiden bu kadar uzaklastiktan sonra eskiden oldugun insana donmek, hele ki bu kadar degisime inanan ve hic bir gun ayni insan olmadigimizi savunan biri icin cok mumkun gorunmuyor. ama siyah sutten beri bir tek ask'i biraz heyecanlanarak okumustum. geri kalanlari ise iste hep bu beklentiyle, bir pinhan, bir mahrem bir baba ve pic daha cikar mi beklentisiyle. ne yazik ki olmadi. bakalim bunu bulup bulusturup dunyanin bu yakasina getirttigimize degecek mi? yine de bir heyecanlanmadim degil...
  • alıp okuyacağım kitap. kim ne derse desin, okumak benim için aynı zamanda keyif de almaktır ve ben bunu istiyorum. zaten çoğu kişi de okumadık diyenler olacak ama benden önce okuyacaklardır kesin.
  • (bkz: overrated)