şükela:  tümü | bugün
  • 16 horsepower'in 16 horsepower albumunden bir $arki.
    sozleri:

    don't let your mind do all your walking
    boy you'll stumble every time
    that road i seen the devil stalking
    dealin' only with the dyin'

    go let the door hit em
    where my hound dog shoulda bit em
    leave him open, leave em there
    i don't care

    but baby don't look down
    keep your ... keep your arms around me

    he showed me how he caught ya
    like a fish upon the line
    slow reelin' in he brings you closer
    like a poison he takes his time

    roll over little lady
    back and forth and twice around
    you're gonna bleed to get away
    there ain't no other way round

    but baby don't look down
    keep your ... keep your arms around me

    hey, hey little baby
    there, there little boy
    where, where little angel
    over here my joy

    hey, hey little baby
    there, there little girl
    where, where little angel
    over here my pearl

    but baby don't look down
    keep your ... keep your arms around me
  • (bkz: kemal varol)
  • kemal varol'un iletişim yayınlarından çıkan enfes romanı. son okumayı yapan sunay ünlü yücel 'in, işini bir gözü kapalıyken yaptığını düşündürecek maddi hatalar da olmayaymış, iyiymiş.

    --- spoiler ---

    oysa nereden bilirdim, üzüm yiyen iti pekmez sıçana kadar koşturacaklarını! (s.100)

    --- spoiler ---
  • savaşa, aşka, acıya dair söylenecek sözün bitmediğini gösteren son zamanlarda okuduğum en etkileyici roman.
  • zihinlerde bitmeyecek bir savaşı, olabilecek en düz en yorumsuz haliyle aktaran kemal varol romanıdır, 2 günde bitmiştir.

    bu coğrafyadaki hiçbir canlıya mutluluk inmediğinin yazılı kanıtıdır benim gözümde.

    varol, kemal varol...
  • bir dönem romanı ancak bu kadar gerçekçi, dramatik ve lirik olabilirdi. turkuvaz'ı parçalara ayırarak içimizin yağlarını eritmiştir mikasa, bu da çileği olmuş.
  • kitabı ilk elime aldığım andan itibaren sezgin kaymaz'ın lucky'si ile çok benzetmeye çalıştım fakat varol farkını yavaş yavaş ortaya koymaya başladı. dönem koşulları objektif bir açıdan ele aldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. çok hızlı okunan ve hızlı akan bir kitap. kitapta çoğu yerde boğazı düğümleyen anlar var. melsa'yı bekliyoruz bütün kitap. mikasa'nın hayata karşı direnişini lafo dede'nin kulağımıza bir kaç anı fısıldamasını. kitabın bir diğer güzel yanı ise müthiş bir arabesk dinletisi sağlıyor. ister istemez neşet ertaş'ı da bekledim. fakat müslüm gürses ve burhan çaçan eklentileri gayet iyiydi. bu yanın sıra her bölümün başına eklenmiş alıntılar da ayrı bir lezzet katmış romana. kemal varol ile ilk defa bu kitapla tanıştım. fakat bu son görüşmemiz olmayacak dedirtti bana bu kitap. ha bu sıralar april ile anlaştığını duydum. türkçe edebiyatı sessiz neferlerinden biri daha emin adımlarla ilerliyor. kemal varol okuyun.
  • bir kitap.

    kemal varol yazmış.

    köpek ağzından, hayatın köpekliklerinin anlatılması bir nevi. fakat çok kaçak... sert değil. net değil. eğer bir şeyler yazılacaksa, böyle yazılmamalı.

    ben pek beğenmedim kitabı. kaçak yazılmasının yanında konunun dışında çok fazla metin işlenmiş. bu da sıkıcılığı artırmış. "bitse de yenisine geçsem" diye ha gayret, bir gayret okudum. bir daha okumam.
  • çok hevesle ve hızlı okunurken son bir kaç bölümü ile insanı yoran, sonu ile içleri biraz bayan bir kitap.

    başlarda "güney-kuzey"in hikayesini bir köpeğin anlatması ne kadar enteresan diyor ve bir heyecanla dalıyorsun. bir ara konu köpek romansı/pornosu kategorisine kayarak mideleri bulandırıyor. sonra o dönemin içerisinden bir bakış yakalayarak tekrar bağlıyor seni. fakat birden anlatıla anlatıla suyu çıkmış asker muhabbetlerine vurarak insanı şaşırtıyor. anlıyorsun, hikayenin gelişimi ve karakterlerin derinleşmesi için bir mecra aranmış. ama asker/askerlik klişeleri o mecra olmasaymış keşke diyorsun.
    bir de kötü olmak için kötü, iyi olmak için iyi olan karakterleri benimseyemedim oldum olası. bu kitapta da o karakterlerden mevcut ve hikayeyi benim için yavanlaştırıyor.

    bu nedenlerle okunur okunmaya da, tavsiye olunur mu bilemediğimdir.
  • kuzey-güneyin bu travmatik dönemi okunacaksa mehmet eroğlu'nun rojin'i vardır. rojin kadar değildir belki ama nispeten yakın zamanda yayınlanan romanlar içinde örneğin akif kurtuluş'un mihman'ı da bu başlık altında anılmayı fazlasıyla hak eder.

    benzerleriyle karşılaştırıldığında haw'a bir kuzey-güney romanı demek çok doğru olmaz zaten. bu konuda söyledikleri çok bildik, yukarıda bence çok güzel tanımlandığı şekilde çok kaçak, çok sıradan...
    köpek gözünden anlatmak belki iyi bir fikirmiş ama iyi işlenmeyince anlatıcının köpek taklidi yaptığı izlenimi veren, sorunlu bir dil ve anlatım olmuş. içgüdülerin nedeniyle etrafı kazdığını, salya akıttığını, yarayı yaladığını filan söylemek köpeğin anlattığı hissini vermek için gayet yetersiz, hatta antipatik...
    yan hikayeler -askerlik muhabbeti, turkuaz vs.- yeterli olmadığı gibi çoğunlukla gerekli de değil. hatta bunları edebi anlatmaya çalışıp tekrarlara başvurmak zaten doğru belirlenmemiş temponun iyice düşmesine neden olmuş.

    anlatmak için çok emek isteyen bir konuyu üstünkörü ele almış olmaktan kaynaklanan ciddi sorunlar barındıran, insanın kötü demeye dilinin varmadığı ama eşe dosta tavsiye etmek isteyeceğinden emin olamadığı bir roman şeklinde tanım yapılır mı, yapılır bence...