şükela:  tümü | bugün
  • insan, hayal gücüyle yalnızca hayal gücünde var olabilecek şeyleri yaratır. (bkz: ibni arabi)

    beynin çalışması hakkında (hatam varsa nörologlar affetsin, gerekirse mesaj atsın), az çok fikir sahibiyim.

    beyin nöronlardan oluşmuş bir yapı. nöronlar birbirlerine sinaps bağları ile bağlı ve bunlar sonsuz yollar gibiler. bir nöron aynı anda "yüzbinlerce" nörona bağlı(bkz: sinaps/@1) ve her nöronun içinde ayrı bir "data" var. yani bir birine en uzak iki nöron arası iletim, nöronları atlaya atlaya mümkün. hepsi birbirine "dolaylı yoldan" bağlı. bir nevi internet, bir nevi network ağı gibi. ama öyle devasa bir yapı ki, hayal etmek bile zor. beyin şu şekilde çalışıyor; örneğin ben eskişehir diye düşündüğüm zaman, eskişehir'in bilgisinin saklı olduğu nöronlar uyarılıyor, aktif hale geliyor. ondan sonra buna bağlı olan diğer nöronlar, örneğin; anadolu üniversitesi, örneğin okuduğum bölüm, örneğin porsuk çayı, örneğin orada kaldığım semt, öğrenci evim vs vs gibi. tabi böyle üç beş madde değil, binlerce, onbinlerce. yani her nöron uyarıldığında kendisi ile ilgili olan diğer nöronlar da uyarılıyor. bu bir çeşit elektriksel iletim sayesinde oluyor. bu elektriksel iletimi sağlayan ve onu hızlandıran maddelere nörotransmiter deniliyor.

    dedik ya, bütün nöronlar bir şekilde birbirine network veya internet gibi bağlı diye, işte "eskişehir" diye düşündüğüm zaman, örneğin neden aklıma sadece yukarıda saydığım bilgiler geliyor da, atıyorum, kanuni sultan süleyman gelmiyor? halbuki kanuni sultan süleyman'ın datasının saklı olduğu nöronlar ile eskişehir datasının saklı olduğu nöronlar arası bir yol var. ama beynim böyle bir bağlantıyı sağlayamıyor. çünkü bunları daha önce hiç birleştirecek bir "yol" açmadım. ama eğer beynimi zorlarsam(zorlamaktan kasıt zamana dayalı egzersizler tabi ki, ıkınmak değil), elektriksel iletim bu noktalara da dağılıyor ve ben kafamda böyle bir bağlantıyı kuruyorum.

    şimdi işin korkutucu tarafı şurada; insan sürekli aynı şeyleri düşündüğü ve hep aynı şekilde kafasını çalıştırdığı vakit, bu iletim yollar bir süre sonra kemikleşmeye başlıyor. yani ben eskişehir diye düşündüğüm vakit, her seferinde aynı şeyler aklıma geldiği ve ben beynimi farklı düşünmeye zorlamadığım için artık kafamı farklı çalıştıramıyorum. elektrik sinyali her seferinde aynı yerlere uğruyor, çünkü herif alışıyor. bir nevi alışmış kudurmuştan beterdir hadisesi. böyle olunca bir süre sonra bu iletimi farklı noktalara yönlendirmek çok ama çok zorlaşıyor. ve hayal gücü bu şekilde kaybediliyor.

    örneğin bir çocuk beyninde bu yollar henüz pırıl pırıl olduğundan, çocuk nöronlar arasında müthiş iletimler sağlıyor. "akla hayale gelmeyecek" bağlantılar buluyor. ama işte koflaşmış bir yetişkin beyni bu tip yolları keşfedemiyor. ve bu giderek azalan grafiksel bir eğri şeklinde devam ediyor.

    işte hayal gücünün sınırı bu iletim yollarının sınırlılığından kaynaklanıyor. çünkü hayal gücü yeni bir bilgi öğrenmekten ziyade var olan bilgilerin çaprazlanması ve farklı "şey"ler yaratılmasıyla ortaya çıkan bir durum. o yüzden bir ofisin çaycısı bir sanat yönetmeninden daha yaratıcı olabiliyor, hayal gücü daha geniş olabiliyor. çünkü; sanat yönetmeni daha fazla data ile daha az çaprazlama yapabilir ama öte taraftan çaycı daha az bilgi ile daha fazla çaprazlama da yapabilir, çünkü beyninin işleyişi sanat yönetmeninden farklı olabilir.

    işin daha da korkuncu, küçüklükten itibaren ezberi eğitim, ahlaki ve dini tabular ve dayatmalar bu iletim yollarını tamamen kapatıyor. böylece insan kendi kısır döngüsünde çabalayıp duruyor. bu işin bir de tümdengelimci ve tümevarımcı düşünce ayağı var ki, bunu da anlatırsam mesele çok uzayacağı için bu konuyu meraklılara bırakıyorum. ama tümevarımcı düşüncenin insan zihnini köleleştirdiği bilgisini vereyim, hatta tasavvufi düşüncenin de tümevarımcı değil tümden gelimci olduğunu söyleyim içim rahat etsin...

    ali demirsoy'un, bilim ve inanç adlı makalesi (bkz: bilim ve inanç/@manzikert) bu konuda söylediklerimi destekleyecek çok güzel bir makale, bu entryden sonra okunmasını dilerim.

    * * *

    son olarak, sözlükte yazılarına sık sık rastladığınız, beyni kemikleşmiş ama kendini özgür düşünceli sanan bazı sol görüşlü(marjinal sol gruplardan bahsediyorum) arkadaşların(aslında hiç birisi sol görüşlü değil, bilakis faşist ama farkında değiller) kafalarının neden çalışmadığını ve neden hep aynı şeyleri söylediğini de daha iyi anlarsınız. bir de diğer yobaz gruplar zaten kafadan anlaşıldığı için, onlara bir şey demeye gerek olmadığını düşünüyorum...
  • kelimeler esasen bir ifade eksikliğinin ürünüdür.
    anlatamadığımız, anlamlandıramadığımız şeyleri yazarak anlatamaz, okuyarak anlayamayız. bize sözcüklerden fazlası gereklidir. bize renkler gerekli, sesler gerekli, hisler gereklidir.

    işte bu da tamamen hayal gücü demektir.
  • gerçek'te mağlup olanlara verilen teselli ödülü veya gerçekliği körelmiş/eksik olan kimsede gelişmiş olan kanal.
  • insanın kendinden dahi korkmasına sebep olabilecek düşünceler bütünü. bazen aklıma öyle şeyler geliyor ki "oha bunu hayal edemezsin" diye kendi kendime hayıflanıyorum. nedense şüphe ettiğim, olmasından korktuğum şeylerin hayalini kurar oldum. ama hepsinin sonunda aslında yapmaya götümün yemeceği tepkiler veriyorum hayallerimde. sanırım bilinçaltım cesaretlendirmek istiyor bedenimi.
  • "ereksiyon halindeki zeka." *
  • benim de bir emile'im olsaydı, emile'in sahip olmaması için çabalayacağım şeylerin başında gelirdi. dönüyorum, dolaşıyorum ve hep o sahneyi hatırlıyorum. doksanların o vitrinli, vitrinleri süsleyen ansiklopedili dönemlerinde bir çocuk, vitrinden bir ansiklopedi almış okuyor. eve gelen işgüzar bir misafir çocuğa yaklaşıyor ve diyor ki " sen neden bunları okuyorsun? masal, hikaye kitapların yok mu senin?"... çocuk utanıyor, bırakıyor elindekileri, bir daha zorunluluk duymadıkça da almıyor eline. önerileni yapıyor, "çocuk" oluyor. okuduğu kitaplar çok şey katıyor ona. bir sürü insan tanıyor, bir sürü macerada heyecanlanıyor... kitaplarla, karakterlerle doluyor hayatı. zihninde yaşatıyor onları, can veriyor hepsine. yaşadığı en ufak olaya kitaplarından bir kahramanın tepkisiyle yaklaşıyor, bir an o oluyor.

    hayal gücü gelişmiş bir çocuk oluveriyor o da artık. salıncakta sallanırken, annesini beklerken hayal kuran; baktığı her şeyi bambaşka yorumlayan bir çocuk. ancak bu hayaller, zihnini dolduran kurgular onu yavaş yavaş yaşıtlarından, hatta ailesinden uzaklaştırıyor. örtüşmüyor çünkü içindekilerle gerçekler. yıllar birbirini kovaladıkça hissettiği yalnızlık, kalabalık içinde tek başına olma hissi onu huzursuz etmeye başlıyor. daha az hayal kurmaya, uyanık kalmaya çalışıyor. gördüklerini yorumlamamaya, onlara diğerleri gibi bakabilmeye, görmemeye çabalıyor. tam anlamıyla başarılı olmayı beceremese de yaşadığı gel-gitlerde bazen kendine karşı zafer kazanmayı, bazen de kendine yenik düşmeyi tadıyor.

    o çocuk hep çocuk olarak kalmaya mahkum ediliyor aslında, basit iki cümleyle. biraz daha karamsar bir ifadeyle, uyumsuz olmaya mahkum ediliyor. gelişmiş hayal gücü en iyi ihtimalle başarılı bir yazar, şair, ressam ya da bestekar yapabilir insanı. budanmış yanlarıyla yaşam süren bir birey, sahip olduğu hayal gücü sebebiyle mutsuzlukla kol kola gezmek zorundadır. işte bu yüzden bir emile yetiştirme şansım olursa, mutlu olabilmesi için ona sunabileceğim imkan olarak gözükecek bir şey var şimdiden: gelişmesi için emek harcanmayan hayal gücü.
  • son zamanlarda yoğunlaşan içe dönüş sürecimde bunun da ayarını bozdum. böyle kafamın sol üst orta tarafında bi bulutlanma bıraktı farkındalığı, orada bir tutulma hissi yarattı aşamamak. neden mi? kısa bir aradan sonra...

    reklamlar
    vay amına koyim manyak bi peynir bu! muratoğlu peynir! türko oooooooooooooğooo türko oooooooğooooo türko. kapağı atmaaa ayşeee teyzeee iki kapaak getireneee ebesinin amı hediyeeeee. hagis minik yüzücülerle bebeğiniz havuza sıçmadan yüzsün hagis dünyada bi numara hagis küçük yüzücü hagis hagis hagis. doktor levin'in manyetik penisini 5 gece kullandım eşim çok memnun. burdan herkese doktor levin'in manyetik penisini tavsiye ederim. bana minnettar kalacaksınız. kredi kartına 12 taksit türkiyenin neresinde olursanız olun kapıya teslim. gece uyurken pediniz kukunuza mı batıyor? yeni kaz tüyünden korteks sayesinde kukunuz gülsuyunda marine edilmiş gibi. korteks, kukunuzun sırdaşı.
    reklamlar

    entry'miz tüm hızıyla kaldığı yerden devam ediyor. bodrum'un gece hayatından çok özel görüntülere geçmeden önce, ünlü playboy radioheadbanger'ın hayal gücüyle ilgili deneyimlerini getiriyoruz ekranlarınıza...

    şimdi bunu okuduktan sonra gözlerinizi kapatıp yapın. kendinizi gözünüzün önüne getirin, elinizde de bir tüy olsun. tüyü hızlıca yere fırlatın ve yerden seksin. olmuyor lan sdfkljsdkfjsklfjsdk. top düşünün şimdi de. yere fırlatın ama yerden sekmesin, yere dokunduğu gibi tepkisiz kalsın. sdlkfjdklfjsdklfsjk olmuyor eet sekiyor. sanırsam deliriciğim.

    eet bence "hava" morfiyıs. öperim gıdından.
  • adıyaman'ın trafik kazasına bağlı hayal beldesi'nin futbol kulübü.
    (bkz: ankaragücü)
  • "fiziksel varlığı kusurlu ve aklı güvenilmez olan insanı, hayal gücü muhteşem yapmıştır." der john masefield..

    "hayal gücü herşeydir. sizi bekleyen güzelliklerin ön izlemesi gibidir. hayal gücü bilgiden daha önemlidir." diye düşünmüştür einstein..

    gidilemeyecek yerlere götüren, üretilmemiş nesneleri üreten, hiç görmediğimiz varlıkları zihinsel imgelere dönüştürebileceğimiz bir yetenek.. evet yaratıcılığın bir boyutu olan bir yetenek..

    hayal kurmak elbette herkes için önemlidir.. yaratıcı hayal kurabilmek ise, bizlere sunulan bu müthiş armağan sayesinde ürün oluşturma potansiyeline sahip olduğumuzun bir göstergesidir aslında.. bu bağlamda bakıldığında hayaller önemlidir ve gerçekçiliği ya da farklı değişkenlerinden sıyrılıp bağımsız olduğumuzu gosterir..

    hayalleri iki temel başlıkta inceleyebiliriz ve belki de bu yolla hayal gücümüzün bizi nasıl etkilediğini de düşünebilirsiniz..

    *********************************************
    1. kontrol edemediğimiz hayaller: yaratıcılığa katkısı olmayan, sıradan hayallerdir..
    rüyalarımız bu tür hayallerden mesela..

    2. kontrol edebildiğimiz hayaller: düşünce gücüyle oluşan, kurulan hayallerdir..
    bunları birkaç alt başlıkta incelemek zorundayız çünkü büyük sır y* belki de burada..
    yaratıcılığınızı burada şekillendirirsiniz..

    kurmaca hayaller: zihinde resim oluşturma hayalleridir..
    kırmızı bir elma desem, hemen canlanır gözünüzde değil mi?

    yeniden üretici hayaller: geçmiş yaşantıların film şeridi gibi gözünüzün önünden geçip gittiği hayallerimizdir..
    yaşadığınız ve tekrar yaşamak istediğiniz bir an gibi..

    vekaleten hayaller: vekil atayarak hayal kurulmaz mı? kurulur ve bu empati hayalleridir..
    çok üzülen bir arkadaşınızı düşünürken, ben onun yerinde olsaydım şöyle yapardım gibi..

    yapısal canlandırma: yaratıcı hayal kurmanın everest'i olan hayallerdir..
    üç boyutlu zihin tasarımlar, bir makinenin son hali ve daha fazlası gibi..
    *********************************************

    hayal gücü, parmak izi yahut retina kadar eşsizdir ve bireye özgüdür..
    zekanızla pozitif yönlü var olur, yaşantı zenginliği ile gelişir, rüyalarınıza kadar ilerler..

    şimdi kalkın, kafanızı sizi geliştirecek bir şeye takın ve hayallerinin peşini asla bırakmayan "o kişi" olun..

    kaynak: uğur sak & üstün yetenekliler eğitim programı
    yine edit: yine imla
  • "gözlerin açıkken hayal et, kapalı iken gör" diye bir cümle okumuştum yakın zamanda.