şükela:  tümü | bugün
  • hayal kuran, lakin kurduğu hayalin gerçeklik payını düşünüp de bunun oldukça düşük bir olasılığa sahip olduğunu gören bireyin yaşadığı hayal kırıklığıdır. ayağı yorganına göre uzatmamaktır.
  • şöyle bir öyküdür:

    "istanbula gittim bu hafta sonu. yaşadığın semte. dün istanbuldaydım. sokaklarında gezdim, sahilinde yürüdüm. çay içtim. yağmur çiseliyordu ben şehrime dönmek için otobüse binerken.
    seni görmek için gittim elbette. sonra düşündüm. seni görsem... sen sahilde yürürken seni görüp yanına gitsem... tepkini hayal etmeye çalıştım. hiç tanımamış, duymamış gibi yapıp geçip gidebilirdin, öfkeyle bir kaç şey söyleyip öyle gidebilirdin, merhaba deyip ayak üstü bir kaç cümle edip gidebilirdin... ama giderdin. bu düşünceleri es geçip bir yere oturup konuştuğumuzu hayal ettim. hiç bu yaşananlar yaşanmamış gibi konuştuğumuzu. kısa bir süre sonra güvensizliğe, söylenenlere, birbirimizle ilgili düşüncelere geliyordu konuşma. hayal kurarken bile.
    biletimi aldım ve döndüm. otobüsü beklerken yağmur çiselemeye başladı. istanbul çok güzeldi, hava çok güzeldi."
  • gercege ara verememektir.
  • hayatın insana öğrettiği durumlardan biridir. o kadar hayal kırıklığı yaşamışsınızdır ki artık hayal kurma lüksü bile yavaş yavaş kayıp gitmektedir elinizden. hayalinizde bile mutlu olamıyorsunuzdur, çünkü gerçek hayatta işler hiçbir zaman istediğiniz gibi gitmemiştir, o kadar ki artık hayalinizin bile istediğiniz gibi gelişmeyeceğini kabullenmişsinizdir.
  • iç sesinin çenesini kapatmayı becerememesindendir;

    "düşle dur bakalım, bilmiyor musun sanki olmayacağını. ancak böyle boş hayallerle avutmaya çalış sen kendini bakalım. aklını toplasana başına, unutmayı öğren artık ve yürü git yoluna..."
  • kişinin kendini sabote etme eğilimi gösterdiğine delalettir. hayatın kafasına kazıdığı sınırlar o kadar keskindir ki, kişi kuracağı hayalleri bile bunlarla kısıtlar. ne kadar ütopik gözükse de, yarının gerçeği olabilecek renkli düşünce taslaklarını kendi eliyle kırar, karalar, sonra üzerine temiz temiz, 'kurallara uygun' hayaller kurar. hevesin kursakta bizzat bırakılması, iç dünyanın renginin bizzat soldurulmasıdır.
  • mantığı tarafından gölge misali takip edilen biçarelerin kaderi.