1. nüket esen'in, journal of turkish studies - türklük bilgisi araştırmaları, agah sırrı levend hatıra sayısı i'de yayımlanmış olan ve şu adreste (http://www.turkishliterature.boun.edu.tr/esen2.htm) bulunabilecek "bir osmanlı kadın yazarın doğuşu" [bir muharrire-i osmaniyenin neşeti adı ile ahmet mithat efendi'nin fatma aliye hanım'ı anlatan yarı biyografik; yarı mektuplarından bire bir alıntılar içerdiğinden otobiyografik eseridir aynı zamanda] adlı makalesinde, yazın ve eğitim serüvenini ayrıntıları ile anlattığı fatma aliye hanım'ın "bir kadın" imzası ile yayımlanan iki eserinden biridir.
    fatma aliye hanım'ı,manevi kızı yerine koyan ahmet mithat efendi ile birlikte "iki sesli" bir roman olarak kaleme alınmıştır.
  2. // -babalar ve kizlar-

    jale parla, türk romanının doğuşunda belirleyici olan epistemolojik yaklaşımı ortaya koymayı amaçladığı babalar ve oğullar çalışmasında tanzimat romanının doğuşunu babasızlıkla, yetim kalmakla ilişkilendirmişti. osmanlı toplumundaki hakim zihniyetin koruyucusu olan devletin batı’nın yükselişi ile ilişkilendirilebilecek otorite azalması, tanzimat romancılarında hem bir yetimlik duygusu hem de bu yetimliği telafi etme isteği uyandırır. devletin baba otoritesinin azaldığı bir ortamda geleneksel değerlerin batılı bir edebiyat türü olan roman içerisinde sürdürülebilmesi için tanzimat yazarları, “kaybedilmiş bir baba arayışı içinde kendileri vesayet üstlenmek zorunda kalmış otoriter çocuklar” olurlar. dolayısıyla metinlerdeki otoriter ton, öğretici üslup, yargılayıcı yaklaşım, okuru edilgen kılan kapalı metin anlayışı, yazarların bu yetimlikten kurtulma telaşı ile ilgilidir. bu dönem metinlerinde baba oğul çatışmasından çok kuşaklararası süreklilik vardır.

    parla’nın tanzimat romanını, babalar ve oğullar eğretilemesi ile okuması ister istemez akla babalar ve kızlar arasındaki ilişkiyi getirir. acaba ilk kadın romancıların osmanlı’daki hakim zihniyetin simgesi olan baba figürü ile ilişkisi nasıl olmuştur? travmatik bir zihniyet değişikliğinin başladığı bu dönemde kadın yazar, batılı “üvey” baba ile yerli “öz” baba arasında nerede durmaktadır? tanzimat romanını anlamak için bu soruların da cevaplanması gerekir.

    ---

    ilk osmanlı kadın romancılarından fatma aliye’nin kadın yazarlığının meşrulaşmasının ancak etrafındaki baba figürlerinin dolayımıyla mümkün olduğunu biliyoruz. fatma aliye yine üst sınıftan bir aileye doğsaydı; benzer bir eğitimi alsaydı ancak çocuk yaşlarda anne ve babasını kaybederek yetim kalsaydı acaba hayatı nasıl devam ederdi? bu sorunun cevabı babalar ve kızlar eğretilemesinin tanzimat romanındaki tezahürünü anlamak için önemli. fatma aliye ve ahmet midhat’ın ortaklaşa yazdıkları hayal ve hakikat romanı, böyle bir kızın sonunun ne olduğunu gösteriyor.

    eser ilk olarak 13-24 cemaziyelevvel 1309/12-26 aralık 1891 tarihleri arasında tercüman ı hakikat gazetesinde tefrika edilir. 1309/1892 yılında da kitap olarak yayımlanır. roman, “vedâd” ve “vefa” adlarını taşıyan iki bölümden oluşan bir aşk romanıdır. birinci bölümde aşk vedâd’ın –kadın karakterin- gözünden anlatılır. bu bölüm, fatma aliye tarafından yazılmıştır. ikinci bölüm ise önce vefa’nın –erkek karakterin- yazdığı bir mektup ile başlar; sonra da ahmet midhat tarafından yazılmış öğreticilik kaygısı olan bir makale ile sona erer. ikinci bölümün tamamı ahmet midhat tarafından yazılmıştır. romanın adı da bu ikiliği gösterir. vedad’ın hakikat aleminden çok muhayyilesinin uydurduğu iddia edilen hikayesi romanın “hayal” kısmını, vefa’nın olayların “aslında” nasıl geliştiğini anlattığının iddia edildiği bölüm ise “hakikat” kısmını oluşturur. en sondaki makale ile de “hakikat”e bilimsel bir destek verilir.

    ---

    vedâd’ın içinde bulunduğu simgesel düzen, ona özneleşme imkanını vermemektedir. çünkü zaten bu simgesel alanın kendi içinde bir otorite azalması, güç parçalanması yaşanmaktadır. geleneksel simgesel düzenden batılı simgesel düzene doğru travmatik bir model değişmesi yaşanmaktadır. bu değişimi tanzimat’ın aydın erkekleri, bilimsel alanda batı simgesel düzenini, ahlak alanında da geleneksel simgesel düzeni benimseyerek aşmaya çalışmaktadırlar. ancak bu dönemin üst sınıfa mensup “yeni” kadını, iki simgesel düzende de kendine kolayca yer bulamamaktadır. tanzimat erkekleri, otoriter bir aile eğitimi ile bu kadını evcilleştirmek ister fakat bu ancak toplumun çıkarları için bir çözüm olabilir. kadının sorununu çözmez. bu anlamda “yetim” bir kadının ölümden önceki tek kaçış yolu göstergesel alanın özellikleriyle uyum içinde olan “histeri”dir. kimi zaman histeri de yeterli olmaz; kadın özne kendi girdabında boğulur ve tek çare göstergesel alanın temel dürtüsü olan ölüm olur.

    aslında romanın anlatım tutumu da vedâd’ın toplumsal konumunu açığa vurur. vedad’ın toplumsal alanda olduğu gibi roman alanında da dili yoktur. vefâ, doğrudan kendi kelimeleriyle konuşabilmekteyken, vedâd’ın dili ancak bir kadın yazarın dolayımıyla bize aktarılır; doğrudan konuşmasına kısa bir mektup dışında rastlamayız. kadın yazarın dili de erkeklerinkinden –vefâ ve ahmet midhat’ın dilinden- farklıdır. fatma aliye, doğrudan ismini kullanarak yazamadığı bir romanda öznelliğini ortaya koymayan, daha çok betimleyici bir dil kullanır. olayları kaydeden bir tarihçi gibidir. oysa ki erkek yazarlar bize “hakikat”i gösteren otoritenin diliyle konuşurlar. bu anlamda hayal ve hakikat, toplumsal alanda kendisini temsil edemeyen bir kadının ölüme gidişinin toplumsal alanda yazarlığını doğrudan dile getiremeyen bir kadın yazar tarafından anlatılmasının ve sonra da bu ölümün erkek yazar tarafından simgeselden bir kaçış yolu, bir dile gelme biçimi olarak histerinin evcilleştirilmesi yararına kullanılmasının romanıdır.

    kendisini geleneksel bir simgesel düzene ait hisseden erkek yazarların, batılı simgesel düzenin neden olduğu travmayı batılı bir tür olan roman içinde nasıl ortaya koydukları üzerinde son yıllarda önemli çalışmalar yapıldı. daha da yapılmalı. ancak bu noktada hem geleneksel düzenin hem de modern düzenin içinde kendi farklılığını dile getiremeyen çifte açmaz içindeki kadın yazarın, dilsizlik sorununu nasıl aştığı da incelenmelidir.

    "hayal ve hakikat", ahmet midhat/fatma aliye, (haz. fatih altug), eylül yayınları, istanbul-2002 //

    kaynak:

    http://www.e-mizan.org/
  3. fatma aliye’nin ahmet mithat ile birlikte yazdığı ve 1891’de yayımlanan ilk romanı. kitapta kadın anlatıcının bölümünü fatma aliye, erkek anlatıcının bölümünü ise ahmet mithat yazmış. kitap ilk yayımlandığında kapağında "bir kadın ve ahmed midhat" ifadesi yer alır. fatma aliye, kitabın kapağında yazar olarak kendi adını kullanmaz ancak bu ortak çalışma, eserlerinin çoğunda kadının toplumdaki yerini irdeleyen ve kadının ideal olarak konumlandırılmasını konu edinen ahmet mithat’ın kadınların sosyal yaşam içinde yer almasını desteklemesi açısından önemlidir.
  4. istanbul modern'de açılan ve 16 eylül 2011 – 22 ocak 2012 tarihleri arasında devam edecek olan sergi. serginin tam adı “hayal ve hakikat - türkiye’den modern ve çağdaş kadın sanatçılar”.

    sergi, adını fatma aliye’nin ahmet midhat ile birlikte kaleme aldığı hayal ve hakikat adlı romanından alıyor.

    dün açılışında gezdim sergiyi. gerçekten de güzel bir sergi olmuş. hem modern türk kadın sanatçılardan hem de çağdaş kadın sanatçılardan çok güzel bir seçki hazırlamış kuratörler. ancak yine tekrar tekrar gidilmesi ve incelenmesi gereken bir sergi yapmışlar. dün açılış kalabalığının için 2 saatte ancak üçte birini filan ciddi şekilde gezebildim. tenha zamanlarda bir kaç kere daha gidip iyice incelemek gerekli.
  5. istanbul modern'deki serginin adı. her sergide olduğu gibi zorlama eserler olsa da, çoğu eserin fazlasıyla güzel olduğu ve anlama sahip olduğu bir sergidir efendim. beğendiklerim arasında; düşüş, sikimden aşağı kasımpaşa ve ibretnuma isimli çalışmalar mevcut. gidin, gezin, beğenin biraz da sorgulayın!
  6. yaşadığınız anı sorgulatan iki kavram. bu yaşadığım bir rüya mı? yoksa bu benim gerçeğim mi?
    bazen düşünüyorum. sonra birbirlerine karışıp durduklarını bilerek devam ediyorum. daha kolay ve daha acısız oluyor böyle.
  7. istanbul modern'de türk kadın sanatçıların eserlerinden oluşan, 22 ocak 2012'ye kadar gezme şansınızın olacağı ve bienali fazlasıyla katlayan gezilesi sergi ....

    istanbul modern'de daha önceden sergilenen ve modern'de kalan guerrilla girls'un çalışmasından minik bir alıntı;

    “boğaz’ın ötesindeki kadınlara dikkat edin. istanbul galerilerinde yapıtları sergilenen sanatçıların %40’tan fazlası kadın. bu, avrupa ve abd’dekinden çok daha yüksek bir yüzde. pek yakında çok sayıda yabancı kadın sanatçı kariyerini geliştirmek için türkiye’ye göç edecek. buradaki erkek sanatçılar ise daha fazla beğenilmek için yer değiştirecek ve yurtdışına gidecekler. müzelere güvenmeyin. onun yerine bankalara güvenin. istanbul resim ve heykel müzesi’nin kalıcı koleksiyonunda sadece 17 kadın sanatçının eseri var. istanbul modern’in durumu da daha iyi değil. pera müzesi içinde yalnızca iki kadın sanatçının yer aldığı bir “türk resminde kadın imgesi” sergisi düzenlendi. sanatsal kaderiniz bir bankanın ellerinde olabilir. bazı bankaların galerilerinin sicilleri çok daha temiz. bir türk küratör sonsuza dek yaşayacak. diğerleri ülkeden sürülecek. kadın sanatçıları destekleme konusunda en başarılı küratör klonlanacak, kopyaları tüm dünyaya dağıtılacak. müze sergileri ve bienal düzenlerken kadınları unutan küratörler bu tür geri kafalı düşüncelerin ait olduğu yere, abd’ye ve ab’ye gönderilmek üzere sınır dışı edilecek. şansınızı donanmada deneyin. bir müzede serginizin açılması konusunda ısrarlıysanız, donanmayı deneyebilirsiniz. deniz müzesi sanat galerisi’nde sergilenen yapıtların %75’i kadın sanatçılara ait. “

    --- üzücü ayrıntı ---
    eserleri sergilenen bir çok kadın sanatçımız ne tuhaftır ki yurtdışında ikamet etmektedirler. tuhaf değil hakikat .... neyi hayal ediyorsa hayalperest aklım ....
    --- üzücü ayrıntı ---

hayal ve hakikat hakkında bilgi verin